mehmet-nuri

 

 

 

On binlerce yılların evrimiyle olgunlaşmış saf tohumlarımızın ekildiği tarlalarımızda; rüzgarların esintisiyle dalgalanan altın sarısı buğday tarlalarımızın Anadolu’da her gün biraz daha azaldığını görmek içler acısı bir durumdur!

İster beğenin ister beğenmeyin; ülkemizde çiftçimize verilen tarım destek parasının veriliş şekli hatalı bir uygulamanın sonucunda üretim düşüklüğüne sebep olurken; haksız para alarak geçinmenin yolunu da açmıştır.


On binlerce yılların evrimiyle saf tohumlarımızın ekildiği tarlalarımızda; rüzgarların esintisiyle dalgalanan altın sarısı buğday tarlalarımızın her gün biraz daha azaldığını görmek içler acısı bir durumdur!
Yıllardan beri çiftçiye yapılan tarım destek yardımı yanlış uygulanmaktadır.
Hükumetin; sonu düşünülmeden yapılan bu yardımın dağılım şeklini bir an önce düzeltmesi zorunludur!
Yapılan bu tarım destek yardımıyla üretimin düşmesinin yanında, vatandaşın bir çoğu da tembelliğe teşvik edilmektedir. Binlerce dönüm tarla sahibi olan toprak ağaları, tarım destek fonundan aldıkları paralarla ülkemizin en güzel yerlerinde yaşarken, varlığı için para aldıkları tarlaların yüzünü dahi görmek istemiyorlar.

Çiftçiye verilen tarım destek yardımında baz alınan arazı yüz ölçümü miktarından vaz geçilerek, bir an önce üretilen ürünün kilo, ya da hacmine göre hesaplanmalıdır.

Bu günkü uygulamayla, tarım destek yardımından faydalanan çiftçi, ürün üretmek zorunda olmadığı için; almış olduğu yardım parasının üretimde kullanıldığını da ispat etmek zorunda değildir.
Durum böyle olunca, çiftçi; tarım destek fonundan aldığı parayı hak etmeden ve çalışmadan alarak, ülkemizin üretimine hiç bir katkıda bulunmamaktadır.
Ekin ekmeyen çiftçilerimiz her gün daha da artmakta, ya da çok yerine az üretmekle yetinmektedirler.
Rüzgarların esintisiyle dalgalanan altın sarısı Buğday tarlalarımızın her gün biraz daha azaldığını görmek içler acısı bir durumdur!
Bir zamanlar; gıda ürünü ithal etmeden kendisine yeterli gıda ürünlerini üreten dünyanın 7 ülkesinden birisi olmakla övünürken, şimdilerde neredeyse tüm gıda ihtiyacımızı ithal yoluyla karşılamak zorunda kalan ülke haline geldik.
Tüketici bir toplum olduğumuzu gıda sektörüne de taşıdığımız içler acısıdır.

Emeğinin karşılığını alamayan çiftçinin derdi ise, daha da isyankardır. Buğdayını, Arpasını, Pancarını, Tütününü, Pamuğunu, Fındığını vb. satarak geçimini sağlayamayan çiftçi zor durumda bırakılırken, ithal firmaları, liberal ekonomi maskesi altında her şeyi dışarıdan ithal ederek halkımıza pazarlamaktadırlar.
Ovalarımız yeterince ekilmediğinden, hayvanlarımızın saman ihtiyacını dahi ithal etmek zorunda kalmanın yanında, dünyada en pahalı enerjiyi de biz tüketmekteyiz.

Yaşamın her dalında önemli bir faktör olan enerji; pahalı olması nedeniyle tüm piyasa kanunlarını da önemli ve negatif olarak etkilemektedir.
Enerjinin dünya standartları üzerinden hesaplandığının karşılığında, işçi ücretleri Afrika standartlarında seyir etmektedir. Gelişmiş ülkelerde bir gün çalışan işçi, deposuna 40 litre mazot koyabilirken, bizdeki işçi 10 litre ile yetinmektedir. Demektir ki; biz sadece görünürde pahalı enerji kullanmıyoruz; aynı zamanda emeğin karşılığını alamadığımız için; gelişmiş ülkelerle karşılaştırdığımızda 4 katı daha pahalı olarak kullanmaktayız.

Çözüm ne olabilir?
1) Her şeyden önce, çiftçiye yapılan tarım destek yardımı; arazı yüz ölçümü üzerinden değil; üreterek sattığı ürün kilo miktarı üzerinden sübvansiyon edilmelidir. Böylece çiftçi daha fazla üretmeye heveslen-dirilerek teşvik edilmelidir.
2) Çiftçinin ürettiği ürünün fiyatı yeniden düşünülmelidir. Özel sektöre teslim edilen bu pazarda dahi, hükumetin tespit ettiği bir taban fiyat birimi oluşturulmalıdır. …ki; çiftçi ürettiği ürünün karşılığında aldığı para ile geçimini sağlayabilsin.

3) 10 dönüm tarlasını 100 dönüm yazdıran çiftçiler kontrol edilerek aldıkları yanlış destek parası, resmi faiziyle geri alınarak haklarında da soruşturma açılmalıdır.

4) Ayrıca; bu kişileri toplum olarak da alkışlamaktan vaz geçilmelidir.

Ekin tarlalarımızın altın sarısı buğdaylarını özleyen rüzgarların, estirdiği sevgiyle kalın!…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir