
İYİ Parti 24 Haziran seçimlerinde %10 oranında oy almıştır. İlk defa seçime giren bir siyasi partinin bu kadar oy alması, başarı mıdır, değil midir, tartışılır. Belli ki parti mensupları, bunu başarısız bulmuş ve faturayı Genel Başkan Meral Akşener’e kesmiştir. O da karakterine uygun davranmış ve olağan üstü kongre ile birlikte yeniden genel başkanı olmama kararı almıştır. Şimdi, parti mensupları belli ki bir telaşa düşmüş ve Sayın Meral Akşener’i bütün delegelerin imzası ile genel başkan adayı göstereceklerini açıklamışlardır.
Atalarımız ne kadar güzel söylemiş: “İğneyi kendine, çuvaldızını başkasına batır.” Parti eğer başarısızsa yalnızca genel başkan mı başarısızdır? Bu köşede, seçimden önce Meral Akşener’i ve partisini takdir edici bir yazı kaleme alınmış, İYİ Partililerden hiçbir tepki gelmemiştir. Bu yüzden de bir daha herhangi bir yazı kaleme alınmamıştır. Herhalde, nasıl olsa genel başkan çalışıyor diye düşünülmüş olmalı. Her parti, seçmenden bir, bir oy alır. Alt kademe yöneticileri o bir oyun peşine düşmezlerse oy birikimi sağlayamazlar. İYİ Partinin başına gelen de tam budur.
CHP ile ittifak yapması, sağ parti olan İYİ Partinin muhtemel oylarını aşağı çekmiştir ama partililerin gözden kaçırdıkları bir şey var: CHP olmasaydı İYİ Parti SIFIR oy alacaktı. Çünkü seçime giremeyecekti. Sayın Kılıçdaroğlu, bu partiye %10 oy kazandırmıştır.
Bir genel başkanın istifası, o partiye mevzi ve zaman kaybettirir. Sayın Akşener’in yeniden seçilmesi, kaybedilen mevziyi geri kazandırmaz. Başka birinin genel başkan olması da kaybedilen zamanı geri getirmez. İYİ Partililer kaş yapayım derken kendi bacaklarına sıkmışlardır. Çözümsüz eleştiri ile hiç kimse bir yere varamamıştır. O malum çalıştayda partililer eleştirmek yerine başarısızlığı başarıya çevirmenin çözüm yolları tartışılmalıydı. Sağın ihtiyacı olan İYİ Partiye, partililer yazık etmiştir.
İYİ Partiye oy verecek miyim? Hiç sanmıyorum.




