TÜRKİYE CUMHURİYETİ HZ. ÖMER’DEN BU YANA DÜNYADAKİ EN İSLAMİ DEVLETTİR

haber1Kocaeli Aydınlar Ocağı yine ülkemizin çok seçkin bilim ve din adamlarından birini Prof. Dr. Mustafa Yıldırım’ı Kocaelililerle buluşturdu.
Prof. Dr. Mustafa Yıldırım, ilimizin Müftüsü Yusuf Doğan, önceki dönem müftüsü Mehmet Sönmezoğlu, Kocaeli Üniversitesi öğretim üyeleri, önemli STK’ların Başkan ve temsilcileri, Kocaeli iz bırakmış siyasetçiler ve idareciler, Aydınlar Ocağı’nın üyesi ve gönül dostlarından oluşan entelektüel birikimi yüksek bir topluluğa hitap etti.
Açış konuşmasını Kocaeli Aydınlar Ocağı Başkanı Av. Ruhittin Sönmez’in, sunuculuğunu Başkan Yardımcısı Cemal Barış’ın yaptığı toplantıda Bayır Bucak Türkmenleri de anıldı. Bu soydaşlarımıza Kızılay’ın yardımları hakkında Kızılay Şube Başkanı Muzaffer Şişmanoğlu, STK’ların yardımlarını İzmit Türk Ocağı Başkanı Yücel Alpay Demir bilgi verdi.
Prof. Dr. Mustafa Yıldırım yoğun bir katılımın olduğu toplantıda az sayıda din bilgininden duyabileceğimiz çok farklı ve önemli tespitlerini paylaştı.
İşte “Din ve Kültür İlişkisi” başlıklı konferanstan ilgi çekici bazı başlıklar:
Allah’ın ilk emri Oku, sadece Kur’an-ı tilavet etmek yani manasını, mesajını anlamadan okumak için değildir. Kıraat etmek yani Kur’anı anlamak içindir. Bunu yapabilmek için İnsan kitabını, kâinat kitabını ve Vakıatı (olayları, tarihi, müspet ilimleri) okumak gerekir.
Ecdadımız, halkı farklı dini terimlerle boğmadan Yesevi ahlak yaşantısı doğrultusunda, kendi örfü ve hayat tarzıyla örtüşen bir din yorumu geliştirmiş ve asırlarca Kur’an ve sünnete en uygun ve en sade bir dini yaşama modelini ortaya koymuştur.
1104 sene önce vefat eden İmam Maturidi Kur’anı nasıl anlamamız gerektiği hakkında çok sağlam ölçüler koymuştur.
Bu anlayışının neredeyse tamamı bir irfan sahibi hocanın, “günde kıl beşini, helalinden ye aşını, karıştırma el âlemin işini” şeklindeki veciz ifadesiyle özetlenmiştir.
Bu anlayışla yetişen halk Maturidi gibi yaşamış, fakat yanlış eğitim alan okumuş kesimde sapmalar olmuştur.
Türkiye’de dini camia hoşgörüsüz, farklı fikirlere tahammülsüz, tekfir edicidir. (Müslümanlıktan çıktın diye suçlayıcıdır.) Oysaki milletimizin ehl-i sünnet anlayışına göre “ehl-i kıbleyi tekfir, küfürdür.”
Kültür elbisesine bürünmeyen din anlayışı sağlıklı olmaz. Bu bakımdan asırlardır İslam’la yaşayan ecdadımız dinin hukuk boyutunu büyük ölçüde örfi hukukla, duygusal boyutunu musiki, mimari, edebi pek çok kültürel değerle ifade edip uygulamıştır. Toplumun en ücra katmanlarına kadar inen mevlid geleneği, kandiller, türbeler, türküler, ilahiler, şarkılar, imeceler ve sayamayacağımız daha nice güzelliklerle bezenmiş bir din algısı ve yaşantısıyla İslam dünyasına model olmuştur.
Kültürel değerleri “bid’at” ithamıyla hayatın dışına itmek, selefi söylemler üreten değirmene su taşımaktan öte bir şey değildir.
İmam Hatip Okulları milletimizin tahsilleşme oranının artmasında çok faydalı olmuştur. Ancak bu okullarda çok önemli bir hata yapıldı: Arabın kültürü ile oluşan “fıkıh” bu okullarda “din” diye okutuldu.
Siyaset ne zaman din ile içiçe girdi başımız belaya girdi.
Bazı din adamı geçinen, TVlerde dini şovlar yapan bazı kişiler, dine tecavüz eden programlar yapıyor, dinsiz bir din anlatıyorlar. Din büyüklerini dua edince her isteği yerine gelen insanlarmış gibi anlatıyor.
Hazreti Peygamber dünyalı bir peygamberdi. Hicret ederken, savaşırken, devleti yönetirken hep dünyevi tedbirleri aldı. Sonuna kadar beşeri sebepleri tüketmeye çalıştı. Cebrail nasıl olsa bana bilgi verir, yardım eder diye sadece duaya başvurmadı. “İnsan için sadece çalıştığının karşılığı vardır.”
Türkiye Cumhuriyeti “dar’ül harptir” diyenler yalan söylüyor. Ben iddia ediyorum ki Hz. Ebubekir ve Haz. Ömer’den sonra bugüne kadar gelmiş geçmiş bütün devletler içinde en İslami olan devlet Türkiye Cumhuriyetidir. Daha iyisini yapabilir miyiz? Evet, ancak yine biz daha iyisini yapıncaya kadar en iyisi budur.
Cübbeli Ahmet Hoca’nın her fikrine katılmasam da geçen akşam “Teke Tek” programında “ben heykellere inanç olarak karşıyım. Ancak Atatürk ülkeyi bölmek isteyen dış güçlere karşı bir sembol oldu. Heykeli kırarak ‘Türkiye Cumhuriyeti’nin reddediyorum’ mesajı olduğu için endişelenmeye başladık” dediği için alkışlıyorum. Ülkenin ortak değerlerine sahip çıkmak dini bir vecibedir.

Prof. Dr. Mustafa Yıldırım’ın ÖZGEÇMİŞİ
1957’de Eskişehir’de doğdu. İlkokuldan sonra hafızlığını tamamladı. 1974 yılında Kütahya İmam-Hatip Lisesinden, 1979’da İstanbul Yüksek İslâm Enstitüsü’nden mezun oldu. 1986 yılında Diyânet İşleri Başkanlığı Haseki Eğitim Merkezi Arapça ihtisas kursunu bitirdi. 1978-1992 yılları arasında Hafız Abdurrahman Gürses Hoca’dan kıraat dersi okudu ve icâzet aldı. 11 yıl imam-hatiplik, 9 yıl hizmet içi eğitim merkezi öğretmenliği olmak üzere toplam 20 yıl Diyânet İşleri Başkanlığı bünyesinde görev yaptı.
İslâm Hukuku anabilim dalında 1995 yılında doktor, 2000 yılında doçent, 2006 yılında profesör unvanını aldı. Halen DEÜ İlâhiyat Fakültesi’nde İslâm Hukuku anabilim dalında öğretim üyeliği görevini sürdürmektedir.
Onu aşkın telif ve tercüme kitabı, çok sayıda makale ve bildirisi bulunmaktadır. Prof. Dr. Abdülkadir Şener ve Prof. Dr. Cemal Sofuoğlu ile birlikte hazırladıkları “Yüce Kur’ân ve Açıklamalı-Yorumlu Meali” adlı eseri Türk okuyucusunun takdirlerini kazanmıştır.haber

Related Posts

Ünal Ateş: Kahramanmaraş İstiklalspor’un Yanındayız

CHP Kahramanmaraş İl Başkanı Ünal Ateş, play-off mücadelesinde Mardinspor ile karşılaşan Kahramanmaraş İstiklalspor’a tribünden destek verdi; “Pazartesi günü gülen taraf biz olacağız” mesajı verdi. KRİTİK MAÇTA TAM DESTEK Cumhuriyet Halk…

İl Emniyet Müdürlüğü ve İl Jandarma Komutanlığı Asayiş Uygulamaları Basın Duyurusu

İl Emniyet Müdürlüğü ve İl Jandarma Komutanlığı Asayiş Uygulamaları Basın Duyurusu Halkımızın huzur ve güvenliğinin sağlanması için İl Emniyet Müdürlüğü ve İl Jandarma Komutanlığınca 30.04.2026 tarihinde İlimiz genelinde yapılan çalışmalarda;…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir