Toplumun 4. gücü olan basın medya kurumları, kendi ilkelerine yaptıkları ihanetin cezasını çekmeye kendi hal ve davranışlarıyla kendilerini mahkum etmişlerdir. Bu durumu esefle izlemek sadece üzücü değil, aynı zamanda ülkemizin geleceği için bir o kadar da tehlikelidir.
Ülkemizde köşe yazarlığı diye bir meslek dalı oluşturan gazetecilik mesleği, karşılıklı düello arenasına döndürülerek, basitleştirilmesinin yanında, halkı bölecek kadar fanatikleşmiş tir.
Gazeteciliği çoktan bırakmış olan medyamız, holding olmak için tüm para getirecek meslek dallarına el atmaktadırlar. En çok hevesli oldukları icraat alanları ise; emlak ve inşaat sektörünün yanında reklamcılık olarak tanımlanabilir.
Toplumun “gözü kulağı” olması gereken basın, topluma hizmet vermekten uzaklaşarak, patron ve siyasi partilerin hizmetine girmiş; basın özgürlüğünün aldığı darbenin ön ayaklarının temelini oluşturmuşlardır.
Parti borazanlığını asıl görev olarak algılayan gazetecilerimiz, basın kurallarını çiğnemeyi de bir şövalyelik olarak benliklerine yerleştirmiş olmaları asla kabul edilemez bir durumdur.
Dünyanın sayılır gazeteleri arasında hiç bir gazetede köşe yazarlığı diye bir rubrık mevcut değildir. Gazetelerin ana ilkelerinin sıralamasında, politika ve spor ağırlıklı olarak ama; haber bazında yayım yapmaktadırlar. Eğer bir mesele hakkında yorum gerekli ise, bu yorumu da bir yazar yaparak gazetede yayımlanır. Yani; “bir köşe yazarları köşesi mevcut değildir.”
Bizde ise bu durum amacını çoktan aşmış olup; “köşe”yazarlarının kalemine yakışmayacak kadar etik yoksunu yazılarla karşılıklı olarak düello yaparken, en ağır ve aşağılayıcı ithamlardan da kaçınmayan bazı köşe yazarları, ne yazık ki; okuyucusundan da alkış alarak cepheleşmektedir.
Oysa ülkemizde yasal dayanağı olmasa da bir basın ahlak bildirgesi vardır. Bu bildirge 1952 yılında uluslar arası alınan basın ahlak bildirgesi olarak ülkemiz tarafından da kabul edilmiştir. Bu metin, 24 Temmuz 1960 tarihinde Türkiye Gazeteciler Cemiyeti ile Türkiye Gazeteciler Sendikasının ortak girişim sonucu düzenlenen törenle, gazeteciler ve yayın kuruluşları temsilcileri tarafından imzalanmıştır.
Basın ahlak bildirgesinin ana hatlarını tanzim eden bildirgenin maddeleri rafa kaldırılmadıysa, bu rezaleti bizlere kimler anlatacak?
Bildirgenin maddeleri şöyledir:
1) Ahlaka aykırı ve müstehcen yayın yapılamaz.
2) Şeref ve haysiyetlere karşı haksız yayın yapılamaz, kişi ve kurumlar aleyhinde iftirada bulunulamaz.
3) Din istismar edilemez.
4) Haberler doğruluğuna emin olunmadan yazılamaz.
5) Taraf tutan fikirler haber metninde verilemez.
6) Yayımlanmamak kaydıyla verilen bilgiler yayınlanamaz.
7) Yanlış yayınlar dolayısıyla gönderilen tekzipler en kısa zamanda yayınlanır.
Ne yazık ki; bu basın etik kurallarını tekme ile iten, yalan, iftira, adam kayırma, haberleri tersine çevirme, suçlama, parti yalakalığı yapma, olmayan yada normal olan başarıları dünya birinciliğine yükselterek, gazetecilik mesleğine asla yakışmayacak olan davranışlarıyla kendi ayaklarına zincirleri kendileri takarak, toplumdaki saygınlıklarını da kaybetmişlerdir.





