Üç Beş İki
Her milli eğitim bakanı değiştiğinde milli eğitim sistemi sil baştan yapılır. Kerli, ferli adamlar derhal tartışmaya başlarlar: Sistem 3+5+2 mi olmalı, 4+4+2 mi olmalı? Topa vuracak topçu yoksa sisteminiz nasıl olursa olsun, falancadan 8 yemeye mahkumsunuzdur. Eğitimden söz ediyorduk, futbola nasıl geçtik ki?.. Başarısızlık, başarısızlıktır; ha bu, ha o; ne fark eder?
4 yıl ortaokulda, 4 yıl lisede ve 2 yıl da üniversitede olmak üzere tam 10 yıl çocuklarımıza İngilizce öğretiriz(!) ama İngilizce konuşup yazamazlar. Son 50 yılda kitaplardan başka değişen bir şey yok. Bunları konuşmazlar.
Eskiden mini mini birlere okuma öğretirken önce harfleri, sonra heceleri ve sonra da kelimeleri öğretirdik. Bu yöntem geç okumalarını sağlıyor diye şimdilerde önce kelimeleri ezberletiyoruz. Hiç sorulmadı, ben sorayım: Eski yöntem mi çocuklarımızın beyin fonksiyonlarını daha iyi geliştiriyordu, yeni yöntem mi daha çok beyin fonksiyonunu çalıştırıyor?
Bunlar küçük şeylerdir. Kerli, ferli adamlar bunlarla uğraşacak değiller ya… Bunları konuşmak, Kenan Aydın gibi “ayak takımı”nın işidir.
Belli ki ülkemizde eğitimci yok. Acaba diyorum, acaba yabancı takımlardan eğitimci mi tıransfer etsek milli eğitim bakanı mı? Galiba en iyisi Lucasku’yu milli eğitim bakanı yapmak.








