Türkiye Kominist Partisi Gebze İlçe Örgütü Basın Açıklaması yaptı. Gebze İlçe binasında basın mensupları ile biraraya gelen Kominist Parti İlçe Başlanlığı, aday tanıtımı öncesi bir basın açıklaması yaptı. Yapılan açıklamalrda şu ifadeler dikkat çekti:
Kocaeli Şehir Hastanesi şantiyesinde çalışan inşaat işçileri üç aydır ücret alamadıkları için eylem yaptı. Zor bela karşılarına çıkan şirket yetkilisinden aldıkları yanıt “kriz var, iki ay daha bekleyeceksiniz” oldu.
Memlekette işçiler vinç tepesinde iskele üstünde günde on saat çalışıp ücretini beş ay sonra alıyor. Üstelik bunun normal bir durum olduğuna inanmamız isteniyor.
Neden?
Çünkü kriz var!
Kriz var elbette fakat bu kriz işçilere yıkım, patronlara daha fazla kazanç getiriyor.
Bir tarafta ücret almadan aylarca çalışan işçiler, diğer tarafta devlet garantili ihalelerle büyüyen müteahhitler var.
Bir tarafta üretim azaldı diye işinden olup uzun süreli işsizlikle yüz yüze kalan işçiler, diğer tarafta yeni yatırımlar için milyonlarca dolar kaynak kullanan patronlar var.
Kriz olsun olmasın örgütlendikleri için, haklarını aradıkları için, çalıştıkları fabrikalarda, ofislerde söz söylemek istedikleri için işçileri atan patronlar da var!
Adapazarı’ndan Tuzla’ya kadar sanayi havzası burası. Sanayinin getirmiş olduğu kirliliğin tamamını biz çekiyoruz. Kanser vakalarında diğer ilçeler neredeyse Dilovası’nı yakaladı. Taşeronlaşma her yerde, birkaç ay çalıştırıp çıkışı veriyorlar. Gençlerin çoğu işsiz evde, kahvede oturuyor. En çok işçi ölümleri bu bölgede yaşanıyor. Biz bölgeye baktığımızda işte bunları görüyoruz.
Evet sadece fakirleşmiyoruz. Sadece işsiz kalmıyoruz, ölüyoruz. Her gün, tek tek. Belediyeden emekli olup emekli maaşıyla geçinemeyince çalışmaya devam eden ve iş kazasında ölen Muzaffer Kalafat. Fabrikasında ölen Türkmen Damar. Viyadük çökünce altında kalan; Mustafa Canpolat, Mehmet Canpolat, Bayram Kılıç. Kocaeli Üniversitesinin Kampüsündeki inşaatta ölen, Ali Çalışkan ve Musa Altun.
Kocaelili işçilerin emekçilerin 31 Mart’ta yapacağı tercih çok basit. Seçimlere tek parti giriyor!
Şimdiye kadar bulunduğu tarafı açıkça ilan eden, ilkelerini pazara çıkarmayan, çıkarları için değil işçi işçiler, emekçiler için mücadele eden ve “ben” değil “biz” diyen tek parti Türkiye Komünist Partisidir. Düzen siyaseti ise artık tek parçadır. Dün kendi yaptıklarına bugün ihanet diyenlerden, dün hırsızlıkla suçladıklarını bugün baş tacı edenlerden, ittifak adı altında ilkesizlik yarıştıranlardan geçilmiyor. Aralarında ayrım yoktur, ayrım yoksa partide yoktur.
Halk ya kendi çıkarından başka bir şey düşünmeyen patron adaylara, müteahhitlere ve onların “işlerini” taşerere edecekleri meclis listelerine oy verecekler ya da halkın çıkarlarını savunacak, birlikte örgütlenecekleri, birlikte yürüyecekleri komünistlere…
Ya hırsızlığı, cinayeti dinle örtene, milliyetçilikle örtene oy verecekler ya da emekten, eşitlik ve özgürlükten yana olan işçi kardeşlerine oy verecekler yani kollarını sıvayıp, kendi kendilerini yönetecekler.
AKP’li bir Bakan bir kente gösterdikleri adayı tanıtırken “biz şehre bir CEO seçiyoruz, başkan adayımız hem çok iyi bir iş adamı, hem parayı yönetmeyi biliyor” demişti.
Oysa komünistler için kentler bambaşka bir şeyi ifade eder.
Kentler şirketlerin kâr oranlarının yükseltilmesinin yönetileceği yerler değil, aksine şirketlerin açgözlülüğüne, kâr hırsına karşı emekçilerin mücadele edeceği mekanlardır.
Belediyeler ise emekçi halkın refahını ve daha iyi yaşamasını sağlamak için vardır. Bu ancak şirketlerin çıkarlarını emekçilerin çıkarları için gerileterek yapılabilir.
Barınma hakkı, ulaşım hakkı, parasız eğitim ve parasız sağlık mümkün. Bunu göstereceğiz. Komünistlerin yerel yönetim anlayışı halkı yönetmek değil, halkla birlikte yönetmektir. Ben 40 senelik işçiyim. Metal İşçisiyim. Gebze belediye Başkan Adayı Nihat Baş arkadaşım da metal işçisidir. Belediye Meclis Adaylarımız da işçidir, öğrencidir. İşçilerin kentini artık rantçılar, patronlar değil, işçiler yönetmelidir.
Yaşadığımız yer hakkında söz sahibi değiliz, fikrimizi soran yok. Elektrik, su, ulaşım gibi başlıklarda yaşadığımız sorunlara dair belediyeye gittiğimizde muhatap bulamıyoruz. Çünkü belediyelerde, meclislerde bunlar değil hangi arazinin, hangi ihalenin kime peşkeş çekileceğinin hesabı yapılıyor. Hal böyle olunca halkın ihtiyaçlarına sıra gelmiyor!
Her seferinde “yüksek vergi veren patronları” ile övünen Kocaeli’nde, üreten, emek veren işçileri adı yok. Onlar sadece çeşitli zorluklara karşı mücadele verdiklerinde ayakta kalmayı başarırlarsa “hatırlanıyorlar”. Flormar gibi, metal grevleri gibi… Bölgesinde yaşanan olaylara gözünü kapatan belediyeler, seçim dönemleri denk gelirse buralara sadece “poz vermek” için uğruyorlar. Komünistlerin gireceği her belediyede, işçilerin mücadelesi duyurulacak, bu mücadelelere destek için tüm koşullar zorlanacak. Satanlar, rantçılar değil, beledilerin esas sahiplerinin sesi yankılanacak.
Ovacık deneyiminin de gösterdiği gibi halkı karar sürecine dahil eden, toplu taşımadan suya kadar belediye hizmetlerini ücretsiz veya yasalar engelliyorsa en cüzi miktarda halka ulaştırıp kasada açık vermeden hizmeti üretmek mümkün. Mümkün oluşunun ötesinde zorunluluk. Halkın emeğiyle, parasıyla, canıyla zenginleşenlerle aynı gemide değiliz.
Belediye meclis adaylarımızla da Kocaeli’nin her ilçesinde olacağız, ihalelerine çomak sokacağız, ipliklerini pazara çıkaracağız. İş cinayetlerinin hesabını soracağız. Alacakları her kirli kararda enselerinde olacağız.
Biz patronlarla aynı gemide değiliz. Halkımızı bir kez daha 31 Mart yerel seçimlerinde TKP’yi desteklemeye davet ediyoruz. Paranın saltanatı varsa halkın TKP’si var!






