Din-ilahiyat alanında
çıkar, güç, menfaat peşinde olanlar;
Allah korkusu yayarak,
sapkın düşüncelerine göre oluşturdukları yasaklar ile
kendi vasatlıklarının, cehaletlerinin iktidarlarını kuruyorlar!

Hem de ne korku;
insan doğasına aykırı düşünceleriyle ahlakî sistemi çökerterek kurdukları bu korku imparatorlukları;
TANRI’nın insana yüklediği
muhteşem doğasını bozuyor,
sanatsal yetenekleri yok ediyor,
özgür yaşam HAK’kını
elinden alıyor!

Diyanet, tarikatlar,
tasavvuf dergahları
TANRI elçisi Muhammed’i,
hadisi, sünneti diyerek
TANRI’ya hüküm ortağı yaptıkları; KUR’AN’a göre şirk olan;
sünnilik mezhebi-
peygamber dinini anlatmayı
gelenek haline getirmişler.
Bu geleneksel anlayışa göre yapılan,
KUR’AN’ın Türkçe çevirilerinde de;
‘takva’ ve ‘haşyet’ kavramlarına
‘Allah korkusu(?)’
anlamı yüklenmiş!

Dinci yapılanmaların anlatıcıları da;
bu yanlış çevirileri kullanarak ve
ateş, cehennem gibi
soyut kavramlarla destekleyerek
‘Başını örtmezsen, saçının bir telini gösterirsen kırk yıl yanarsın ve
namaz kılmazsan
cehenneme gidersin’;
yalanları ile ve
KUR’AN dışından
sınırsız yasak, haramlarla
‘Allah korkusunu(?)
bir yaşam kültürü haline getirmişler.

Dinci vakıf, dernekler, tarikatlar,
okuryazarlığı şüpheli hocalar
bu korku temelli yaşam kültürü ile;
kendilerine itaat-biat edenlere
lüks yaşamlarını finanse ettiriyor,
para, güç kaynağı
ordularını(!) yaratıyorlar.

Sonuçta,
bilimle, sanatla eğitim yerine,
dinci eğitimle;
hakla, hukukla, adaletle
yönetim yerine, dinci-yasakcı-baskıcı yönetimle
özgür iradeleri baskıladıkça;
uyuşturucu, fuhuş,
sanal kumarın her çeşidi,
tehdit, dolandırıcılık,
kadın, erkek, çocuk, genç, yaşlı
vahşice insan katletmeler
ülkeyi ateş çemberinde yakıyor.

VE, bu dinci zihniyet
korkunç, ürpertici oranda artıyor;
Atatürk Cumhuriyetinin
akıl, mantık temelli
bilimsel eğitimi yerine;
duyguları esas alan dinci eğitimle;
aklın, bilimin
kontrolünden çıkıyor ülke!

Atatürk gibi
dini kullananları durduran; durdurabilecek donanıma, bilgiye sahip özgürlükçü bir lider yok;
Laiklik gibi durduracak
bir sistem de kalmadı artık!

Korku kültürü ile anlatılan
Evrenin-Kâinatın Sahibi,
Yaratıcı, Yöneticisi TANRI’nın yüceliğini, azâmetini,
güzelliklerini tahayyül etmek,
akıl ile bilmek, görmek ve
İSLAM adını verdiği
yaşam sistemini anlamak için
çooook bilimsel çalışma gerek!

(En’am,143)”Bana, bilimsel-
bir bilgiye dayanarak cevap verin.”

(Yunus 5)”Allah, bilmek isteyen (bilimsel çalışma yapan ve bilim ışığında düşünen) bir toplum için varlık ayetlerini ayrıntılı olarak
bir bir açıklamaktadır.”

İnsanoğlu
yaptığı bilimsel çalışmalarla, evrenin %5 madde alemini çözebilmiş; %95’ini bilmiyor.

Evrenin sırları,
bilimsel araştırmalar ile çözüldükçe,
TANRI bilgisi arttıkça,
insan hayatının anlamını kavrayıp TANRI’yı anlamaya başlayınca;
TANRI korkusu yerine,
TANRI’ya hayranlık,
saygı, sevgi, ilgi, minneti
artmaz mı, çoğalmaz mı,
yüceliği, azameti
karşısında ürpermez mi?!

TEK TANRI inancına sahip olanlar;
en başta şirke bulaşmaktan,
TANRI’ya saygıda kusurlu olmaktan,
TANRI’nın ilgisini, sevgisini
kaybetmekten,
insanlığa faydalı olamamaktan korkar ve bu dolaylı bir korkudur!

Bu korku, TANRI’nın azameti, yüceliği ve adaleti karşısında
eğer insana, insanlığa zarar verilirse, kötülük, HAKsızlık yapılırsa,
bu zararın, haksızlığın, kötülüğün de
karşılıksız kalmayacağı,
karşılığın tecellisinin de
insanı çok zorlayacağı
bilincinin korkusudur!

Ayrıca bu dolaylı korku,
nefsine, isteklerine uyarak, başkalarının HAKlarını gasbetmekten korur,
başkalarının ve kendisinin
HAK sınırlarını bilerek, sınırları aşmadan yaşamasını sağlar!

KUR’AN’da belirtilen
HAK sınırlarını korurken,
KUR’AN’ın öğütlerini, kurallarını, ilkelerini yerine getirirken de
bunu basit korkudan değil;
ödül, karşılık beklediğinden değil,
TANRI’nın İslam adını verdiği
Barış, adalet, eşitlik, HAK
sistemine inandığından, hayranlığından, minnetinden,
TANRI’ya saygıda kusursuz
olmak istediğinden,
bilerek, isteyerek, bilinçle yapar.

*”Takva; Vahye içtenlikle uyarak, kötü, zararlı şeylere, tehlikeye karşı korunma-sakınma.”

(Âli İmran,102)”Allah için nasıl TAKVALI olmanız gerekiyorsa
öyle TAKVALI olun ve
O’nun gönderdiği gerçeğe
gereğince uyun!”

(Mâide,8)”Adaletli olun, adaletli olmak, Allah’ın koruması altına girmeye daha yakındır.
Allah’a karşı TAKVAlı olun-
Allah’a karşı sorumluluğunuzun bilincinde olun-Allah’ı dinleyin.”

(Bakara,189)”Evlerinize arka taraflarından girmeniz/dinde Allah’ın ilkelerinden başka ilkeler benimsemeniz, ‘iyi adamlık’ değildir. Ama ‘iyi adamlık’, Allah’ın koruması altına girmektir. Öyleyse,
evlerinize kapılarından girin;
dini, din sahibi Allah’ın çizdiği çerçevede yaşayın.
Ve kurtulanlardan olmanız için Allah’a karşı TAKVAlı olun-
Allah’ın koruması altına girin-
Allah bilincini içinizde canlı tutun!”

**” ‘Haşyet’; basit korku-havf gibi yaradılıştan gelen bir duygu değildir.
Haşyet duygusu sonradan oluşur. Bilgi ve idrake dayanır.”

(Enbiya,49)”O sakınanlar,
Rabblerini göremedikleri halde-
algı ve tasavvurlarının ötesinde
olsa da, Rablerine HAŞYET-
içten, derin bir saygı duyarlar.”

(Yâsin,11)”Ancak, Zikre-Kur’an’a uyan-öğüdü dinleyen ve görmediği halde-insan kavrayışının
ötesinde bulunmasına rağmen-
algılayamadığı Rahman-
Çok Seven Allah’a HAŞYET-
saygı duyan kişiyi uyarabilirsin.”

(Fatır,28)”Dikkat edin;
Allah’ın kulları arasından,
ancak Kur’an’ın dile getirdiği gerçekleri bilenler
O’na yürekten-hakkıyla
saygı duyarlar-
Allah’ın kullarından yalnız
ilim sahibi olanlar HAŞYET ederler-
kulları içinde Allah’tan ancak BİLGİNLER ürperir.”

*kuranmeali.com – Erhan Aktaş
**istekuran.net – Hakkı Yılmaz
SON ÇAĞRI KUR’AN – Salih Akdemir
Evrensel Çağrı KUR’AN-Mustafa Sağ
Yaşayan KUR’AN – İhsan Eliaçık
Yaşar Nuri Öztürk
kuranmeali.com
acikkuran.com
etimolojiturkce.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir