Tarihte birçok diktatörler demokrasiyi, özellikle demokrasinin seçim mekanizmalarını kullanarak iktidara gelmişlerdir, fakat bir daha demokratik yoldan iktidarı bırakmamıştır. Çünkü diktatörler, iktidarı dönemlerinde öyle önlemler alır, öyle mekanizmalar inşa ederler ki bir daha seçimlerde asla kendileri kaybetmezler. Görüldüğü gibi tarihte hiçbir diktatör seçimle iktidarı kaybetmiyor. Çoğunun akıbet ise korkunç bitiyor. Diktatörlerin söylemleri görünüşte,demokratik olsa da, uygulamada diktatörce davranırlar. Hiçbir diktatör açıkça diktatörlüğü kabullenmez!
AKP 11 yıllık iktidarında devletin bütün kurumlarını ve kuruluşları ele geçirmiştir. Bugün bütün bürokratlar devletin değilde AKP’nin bürokratları gibi çalışmaktadırlar. Bazı kurumlarımızda RTÜK ,YÖK, MİT ve buna benzer bir çok kuruluşlar AKP’nin alt birimleri gibi çalışmakta. Halkın siyasi tercihlerini etkileyen, medya araçları olan TV kanallarına baskı ve şantaj uygulayarak AKP’nin yalakası ve yandaşı haline gelmiştir. TSK’nın subayları sanık teröristlerinin tanık olduğu bir yargılama ile yargıçlar eliyle yargı katledildi.Böyle bir ortam demokratik bir ortam mıdır?
Erdoğan’ın 11 yıllık eylem ve söylemleriyle ve iktidardaki uygulamalarıyla diktatör eğilimli biri olduğu, artık bütün dünya tarafından görülmekte. Diktatörler,iktidara geldikten sonra demokrasiyi hiç sevmezler , onu sadece kullanırlar. Erdoğan’da bir zamanlar demokrasiyi tramvaya benzetmiştir.Bugün Demokrasimiz, emperyalizme bağımlı olduğu için yozlaşmıştır, AKP Emperyalist işbirlikçisi gayri milli bir partidir ,Erdoğan ise emperyalizmin desteğinde dikta heveslisi bir politikacıdır.Ülkemizin selameti ancak, her ikisinden de kurtulmasına bağlıdır.İnsanlık tarihi, iktidara seçimle gelip de artık seçimle iktidardan bir daha gitmeyen bir dizi diktatör örnekleri ile doludur .
Yaşasın “Tam Bağımsız” ve “Gerçekten Demokratik” Türkiye!