“Adam olacak çocuk, şeyinden belli olur” demiş atalarımız. Adam olacaklar farklı şey yapıyormuş demek ki.
Bizim mahallemizde de farklı çocuklar yetişti. Farklılıklarından dolayı itip kakaladığımız, dalga geçtiğimiz bu çocuklar, bir gün geldi, adam oldular. O zaman da “falanca var ya, işte o benim çocukluk arkadaşımdı, yediğimiz içtiğimiz ayrı gitmezdi” diye hava attık. Nasıl olsa yalancıya bir şey yapmıyorlar.
N’eylersiniz ki “bizim mahallenin çocukları”nın kaderi bu. Belki böyle böyle pişiyorlardır.
Deniz İnan, o da bizim mahallenin çocuğu. Daha dün sümüklerini silemiyordu, bugün şair olmuş, 3. kitabını yayımlamış: Mor Mahzen. Ya bu çocuklar nasıl da bu kadar çabuk büyüyorlar?
Deniz İnan, yarına iz bırakacak şairlerimizden. Şöhret basamaklarını birer birer tırmanıyor. Haydi bizim mahallenin diğer çocukları! Biraz da biz omuz verelim! Nasıl olsa bir gün “şu Deniz İnan var ya…” diye hava atacağımız cümleler kuracağız. Bari yüzümüz olsun.
Biz mahzenlerin loş veya karanlık olduğunu bilirdik, meğer “Mor”luğu da varmış. Nasıl diye merak mı ediyorsunuz? Doğrusunu isterseniz ben de merak ediyorum. Öyle ise hepimiz “Mor Mahzen” kitabını alıp raflarımızı süsleyelim. Bütün İnternet kitapçılarında bulabilirsiniz.






