Toplumlar birbirinden farklı bireylerden oluşur. Her insan arasında 1 mm fark olsa, dünya nüfusunu da yedi milyar kabul etsek iki uçtaki insan arasında 7.000 km fark olur. Farklı bireyler arasında başkalarının duygularını ve menfaatlerini inciten insanlar “kötü” olarak adlandırılır. Bu yüzden de huzurlu ve mutlu bir toplum için “kötü”lerin toplumdan uzaklaştırılması gerektiğine inanılır. Peki ya toplumların bunlara da ihtiyacı varsa…
Örnek olarak hırsızları ele alalım. Hırsızlık olduğu için kapı, kilit ve anahtar sektörü gelişmiştir. Hırsızlar olmasa ne kapıya ne kilide ne de anahtara ihtiyacımız olur. Bu sektörlerde çalışan insanlar nasıl insanlardır, hiç düşündük mü? Kapı, kilit ve anahtar sektörlerinde çalışanlar da bir topluluk oluşturur ve onlar da birbirinden farklı bireylerden oluşur. Her toplumda olduğu gibi bu toplumlardaki insanların da çoğunluğu “iyi” kabul edilen kişilerden oluşur. O halde bir “kötülük” sayesinde yüzbinlerce insan başkalarına zarar vermeden geçimlerini temin etmektedirler. Başka bir deyişle çoluk çocuğuna “helal” rızık götürmektedirler. Hırsızlık kökten kaldırılırsa hepsi işsiz kalacak ve geçimlerini temin edebilmek için başka iş sahalarına kayacaklardır. Başka iş sahalarında helal rızık peşinde koşan insanlar işsiz kalmak tehdidi altında huzursuz olacaklar ve muhtemelen bazıları hırsızlığa yöneleceklerdir.
Huzurlu ve mutlu bir toplum için “hırsızlık sektörü” varlığını korumalı ama bu sektörde faaliyet gösterenlerin sayısı artmamalı ve hatta mümkün olduğunca azaltılmalıdır; ancak hepimizce bilinen bir ülkede olduğu gibi de kilit, hırsıza teslim edilmemelidir.