OECD araştırmasına göre OECD içinde ekonomik sıkıntılar açısından dünya 1.’siyiz!
İlk olarak iki araştırma sonucunu göstermek istiyorum. Türkiye ekonomik ve kültürel olarak bir çöküş yaşıyor. Bunlar sadece biz muhalefet milletvekillerinin sözleri değil. Objektif araştırma sonuçları bunlar. Elimde iki tane rapor var, birisi OECD araştırması ve diğeri de TÜİK 2022 halkın sosyal faaliyetleri ve sosyal dışlanma ile ilgili ölçütler üzerine olan raporları. İkisine de genel olarak baktığımız zaman ekonomik sıkıntılar açısından dünya 1.’si olduğumuzu görüyor ve kültürel fakirleşme, sosyal alanlara ilgi konusunda yetersizlik ve ekonomik sıkıntılardan dolayı kültürel faaliyetlere katılamamayı görüyoruz.
Bizim ülkemizde yaşayan ailelerin %70’i önemli ekonomik sıkıntı çekiyor. OECD ortalaması %47!
İlk olarak OECD’nin 38 üye ülkesi arasında geçim sıkıntısı üzerine yaptığı bir araştırmada bakın ne çıkmış? Yüksek enflasyon ortamlarında temel ihtiyaçları karşılama endişeleri raporuna göre Türkiye’de ailelerin %70’inden fazlası söz konusu ihtiyaçları karşılamakta güçlük çekiyor. 38 ülke arasında geçim sıkıntısını en çok yaşayan ülke Türkiye. Gerçekler acı, iktidar toz pembe bir tablo oluşturmaya çalışıyor fakat OECD raporlarına yansıyan ve bizim de çok iyi bildiğimiz ülkenin ekonomik gerçekliği işte bu! OECD ortalaması %47 bizim ülkemizde yaşayan ailelerin %70’i önemli ekonomik sıkıntı çekiyor.
Başta gençler olmak üzere önemli bir kültürel fakirleşme ve sosyal dışlanma halinin milyonlarca kişinin yaşadığı bir toplum haline gelmiş durumda!
Devlet kurumu olan TÜİK’in yaşam kalitesi modülü diyor ki; 15 yaş ve üzeri fertler son 12 ay üzerinde sosyal, kültürel hangi faaliyetler yapmış! Araştırmanın nedeni son yıllarda yoksulluğun yanı sıra sosyal dışlanma kavramının da önemli hale geldiği belirtilmiş. Yoksulluk veya sosyal dışlanma göstergesi “AROPE” üretilmeye başlanmış. Yoksul veya sosyal dışlanmış olarak tanımlanmak; göreli yoksulluk veya maddi ve sosyal yoksunluk içinde olan veya çok düşük çalışma yoğunluğu olan hanelerde yaşayan fertlerin durumu olarak nitelenmiş ve görüntü şu ki; zaman geçirdikleri aile, arkadaş, komşu, iş arkadaşı gibi tanıdığı insanlarla olan kişisel ilişkilerinden hoşlandığı faaliyetler için ayırabildiği zamandan memnuniyet yüzdesi belirlenirken bu tür kriterler belirlenmiş ve bir hesaplama yapılmış. Burada oldukça üzücü bir tablo çıkıyor ortaya. 15 yaş ve üzeri halkımızın son 1 yıl içinde %69’unun hiç kitap okumadığı tespit edilmiş. %31’i en az 1 kitap okumuş. %85’i sinemaya gidememiş. %93.7’si canlı gösteriye gidememiş. %92’si kültürel alanlara gidememiş. %94.9’u canlı spor etkinliğine gitmemiş. Araştırmanın ayrıntılarına baktığımı zaman gençlerde hem bir kültürel fakirleşme ilgisizlik hem de ekonomik sıkıntıların buna eklenmesi ile kültürel faaliyetlerden dolayısıyla sosyal faaliyetlerden uzaklaşma ve sosyal dışlanma yaşandığını görüyoruz. Yani Türkiye ciddi raporlara da yansıyan bir oranda ekonomik sefaleti yaşıyor, Türkiye Devleti’nin kendi raporlarına da yansıdığı gibi artık başta gençler olmak üzere önemli bir kültürel fakirleşme ve sosyal dışlanma halinin milyonlarca kişinin yaşadığı bir toplum haline gelmiş durumda, bunlar son derece vahim gelişmeler çünkü insan sadece maddi ihtiyaçlarını karşılayarak ayakta duran bir varlık değildir, kültürel açıdan kendisini geliştirmesi gerekir. Sinemaya gitmesi, film izlemesi, kitap okuması gerekir ama önemli bir ilgisizlik olduğunu görüyoruz. Bunda çok çeşitli faktörler var, iktidarın oluşturduğu faktörler var. Yine sosyal medya konusundaki bazı yanlış uygulamalardan dolayı kitaptan uzaklaşma hadisesi var. Bütün bunlar ayrıntılı sosyolojik bir şekilde incelenmeli ve toplumun fakirleşmesinin önüne geçmeliyiz!
Akbelen Ormanlarında çekildi bu fotoğraf! Bir jandarma, gösterici olmayan, gazeteci olan bir kişiye biber gazı sıkıyor!
Bakın bir fotoğraf; böyle fotoğraflar unutulmaz! Akbelen Ormanlarında çekildi bu fotoğraf! Bir jandarma, gösterici olmayan, gazeteci olan bir kişiye biber gazı sıkıyor! Ya bu kişi gösterici değil sadece fotoğraf çekiyor. Hangi kesimden gazeteci olursanız olun, bu muameleye uğramayı hak etmiyorsunuz! Gazeteci işini yapar, gerçeklere ayna tutar. Şu muameleyi hak ediyor mu arkadaşlar? Bakın Akbelen Ormanlarındaki direniş konusu ayrı bir konu gazetecilerin uyduruk nedenlerden yargılandığı, hapse atıldığı, gözaltına alındığı, ters kelepçe takıldığı, aşağılandığı bir ortamda bir gazeteci ağaçları, ormanları korumaya çalışan insanlara yapılanların fotoğrafını çekmek isterken gözüne direkt hedef alınarak gözüne biber gazı sıkılıyor. Elindeki de fotoğraf makinesi ve fotoğraf çekiyor, olacak bir iş değil bu ve gerçekten son derece çok vahim bir görüntü, kabul edilecek bir hal değil bunun da altını çizelim. Gazeteciler buna layık değil, herkes kendi işini yapıyor, gazeteci de kendi işini yapıyor ve yaşadığı tarihi bir an olarak çok üzücü bir an olarak tablo olarak maalesef kayıtlara geçmiş durumda.
AK Parti MHP Cumhur Zulüm İttifakı’nın bu 5’li çetelere ülkenin ormanlarını, servetlerini peşkeş çekmek için nasıl yasa çıkardığın çok iyi biliyoruz.
Akbelen Ormanları derken, güya yasa var biz yasaya uyduk mahkeme kararları bize haklı çıkardı diyor Limak şirketi ve bölgeden elektrik santrali için daha fazla kömür temin etmek için, ormanlara dalıyor ve oralardan kömür çıkartmaya çalışmak için ağaçları kesmeye başladı. Baktığınız zaman kağıt üstünde mahkeme kararları onun yanında duruyor fakat halkın vicdanı bunu kabul etmiyor. 4 yıldır oradaki köylüler çevre savunucuları ağaçların kesilmemesi için önemli bir gayret sarf ediyor. Biz bu yasaların nasıl bu Meclis’te çıktığını çok iyi biliyoruz! Tüm direnişlerimize rağmen, AK Parti MHP Cumhur Zulüm İttifakı’nın bu 5’li çetelere ülkenin ormanlarını, servetlerini peşkeş çekmek için nasıl yasa çıkardığın çok iyi biliyoruz. “Yasa var kardeşim o yüzden yapıyoruz.” Demeyin biz bu yasaların hukuka anayasaya nasıl aykırı çıktığını biliyoruz. Buna dayanarak alınan mahkeme kararlarında da iktidarın yargıyı nasıl etkilediğini de çok iyi biliyoruz ve “Mahkeme kararı var kardeşim ben burada kömür ararım ağaçları keserim talan ederim kimse de bana karışamaz.” Diyen sırtı kalın bir şirket Limak var karşısında da halk var, direnişçiler var ve çevreyi korumaya çalışıyorlar. Birçok siyasi ve sivil toplum temsilcisi, insan hakları savunucuları, doğa hakları savunucuları bu direnişteydi ve maalesef kesim devam ediyor. Biz bu kesimin bir an evvel durması tekrar bu konunun değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Her taraf madene çevrilmiş durumda, bu son çıkan yasalar ile de belirlendi. Ülkenin her tarafı yağmalanıyor ve bu madenler çevreye aşırı bir şekilde zarar veriyor. Bunun bir şekilde durması gerekiyor. Vatandaşlar her yerde bu direnişi gerçekleştirdi ve gerçekleştirecek.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir