GAZZE VİCDANIN ŞAH DAMARIDIR
Ömer Faruk DEMİREŞİK
Muhterem Okuyucularımız;
Sözün, konuşmanın, kelimelerin ağırlaştığı zamanlar vardır. Söz, aslında başlı başına büyük bir değer iken bir anda mânâsını ve derinliğini yitirir. Gereksiz hâle geliverir. Çünkü ne söylense “boştur” ve neticeye “hiçbir şekilde tesir etmeyeceği” düşünülür. O zaman sözün bittiği, artık icraatın, hak üzere sebat ve kararlılığın vaktinin geldiği demdir.
Bu satırları yazdığımız sıralarda, 7 Ekim 2023 tarihinin üzerinden iki aydan fazla bir zaman geçti. Bu tarih ile birlikte Siyonizm’in maskesi düştü ve bütün dünyanın, görmek isteyen herkesin rahatça seyredebileceği vahşî yüzü ayan beyan göründü. Bu yüz, içinde zerre kadar merhamet ve vicdan kırıntısı bulunmayan, kendi “idealleri” (!) ve “inançları” (!) uğruna her şeyi yapabilecek, elindeki bütün imkânlarla dünyanın gözünün içine baka baka “doğruyu yanlış, yanlışı doğru” gösterebilecek bir varlığın yüzüydü. “Varlık” diyorum, çünkü bu bir insan yüzü olamaz! Hiçbir hayvan ile ortak bir noktası yok; zira hiçbir hayvan bu derece vahşî, gaddar ve merhametsiz olamaz!..
Kadınlara, çocuklara, yaşlılara varıncaya kadar bütün Filistinlileri öldürmeyi “normal” ve “gerekli” gören, bu gözü dönmüşlükle önüne çıkan her şeyi dümdüz eden, hiçbir ahlâkî, insânî, siyâsî, askerî kural ve hukuk tanımayan bir güruh var; insanlığın karşısında…
Böyle bir topluluğun varlığı bile insanlık için başlı başına çok büyük bir tehlike… Zira bu şekilde inanan; dünyaya, hayata ve insanlara böyle bakan bir topluluk; kim bilir insanlığa daha önce neler yapmıştır, şimdi neler yapmaktadır ve elinde güç/imkân olduğu takdirde yarın daha başka neler yapacaktır?
O yüzden Gazze’nin öğrettiği en büyük ders, tanıttığı en büyük doğru budur! Bundan sonra Dünya, hiçbir zaman eskisi gibi olmamalıdır.
Bugüne kadar “gafleten” böyle bir varlığa yardım eden, destek olan, sempati duyan herkes, bir kere daha kendisine ne yaptığını sormalıdır!
Şayet bu “varlığa” yakınlığı gafleti aşmış, gönül ve ruh beraberliğine varmış; onun insanlığa ihanetine “severek” katkıda bulunmaya sevdalanmış insan müsveddeleri de varsa aramızda -ki, maalesef onların da var olduğuna şâhit olduk bu acı günlerde- onlara da en hafifinden yazıklar olsun diyoruz!.. İnsanlığınızdan utanın!.. Kâtilleri alkışlayan, onlara yiyecek-içecek veren, onları palazlandıran, onlara maddî imkânlar, cephane ve bombalar veren suç ortakları… Sizlere de yazıklar olsun!..
Bugün Gazze, dostu düşmanı tanıtan bir turnusol kağıdıdır. Bugün Gazze, insanlığın vicdanının hayat bulduğu şah damarıdır.
Belki Gazze’de Filistinliler toprağa düşebilirler tek tek… Ama onlar, nefes alıp verdikleri müddetçe, mü’min bir insanın ruh asâletini gösterdiler dünyaya… Düşmanını esir almışken onunla nasıl “azıcık olan” lokmasını bile bölüştüğünü… Filistinli kadınlara gözü dönmüş bir şekilde saldırmak için “tecavüz fetvası” çıkartan azgınlara mukabil; esir alınmış kadınlara, çocuklara ve yaşlılara art niyetle elini bile sürmeyen, onları şefkatle ağırlayıp merhametle uğurlayan bir insanlık destanıdır Gazze… Açlığa, susuzluğa, yağan bombalara, her türlü insanî duygunun yok edildiği savaş şartlarına rağmen sabırla, şükürle, tahammül ve fedakârlıkla “insanca” vatanını müdâfaa edenlerin yurdudur Gazze…
Eğer insanlık Gazze’ye sahip çıkamamışsa, eğer Gazze’de her gün onlarca, yüzlerce insan ölmeye devam ediyorsa… Dünya zaten bitmiş demektir!..
Allâh’ım; Senin göndereceğin her türlü hayra, nusret ve fethe muhtâcız. Bizi mahrum etme!.. Yâ Rabbi! Ümmet-i Muhammed’in yüzyıllardır devam eden mazlûmiyetini, mağduriyetini artık dindir. Bizi, ümmet şuuruyla tekrar dirilt! Yalnız Sana kul olmanın şeref ve izzetini bize tekrar yaşat! Âmîn.
Kaynak: altınoluk Dergisi Ocak-2024, sayı:455, sayfa:63