Çevre düzenlemeleri yapılarak yeni imar planları uygulayarak sanayileşme adına bir şehre bir kente sahip çıkıldığını ispatlamaz, şehrini çok sevmek ona sahip çıkmak demek, tarihsel bütünlüğünü koruyarak geçmişi ve geleceği arasında bağ oluşturmaktan geçer. Daha sonra geleceğe dair planlamalar da alt yapısından tutunda üst yapısına kadar emek vermek değer katmak gereklidir, dahası ekonomik ve kültürel anlamda sosyal bağları kuvvetlendirecek alanlar açılmalı ve şehir yaşayanları ile feraha ulaştırılmalı şehir içi ulaşımından tutun da otopark sorununa kadar çözümler bulunmalı ve planlanıp uygulanmalı. Bunları yaparken ya da yapabilmek için şehrin insanlarından ve bu şehrin tüm gücünü sömürenlerden destek almak gerekir ki gerçek anlamda hakkını ödeyebilsinler. Sömürü güçleri evet sömürü güçleri diyorum zira burada tabela vergilerini bile vermeyen devasa şirketler bu şirketler fabrikalarında yer altı su kaynaklarını dahi sömürürken nasıl oluyor da halen merkezlerini bu kente almadılar neden bu şehrin insanları bu konuda bilgilendirilip gerekirse boykot çağrısı yapılmaz… Kent konseyinde tartışılmalı. 
Bu konular sahi kent konseyi var mı ya İzmit’de var tabi olmaz mı var da neredeler ne yaparlar ne işe yaralar bilinmez çünkü öylesine yok demesinler diye kurulmuş bir oluşum. Kentin sosyal hayatından, ekonomik hayatına kadar sorumlu olan bu konseyi bir an evvel gerçekten görev yapmaya davet ediyorum…
 
Elbette hiç bir şey yapılmadı yapılmıyor değil şehrimizde son on yılda tepeden tırnağa değişti gelişti, harika işler yapıldı, yapılmaya devam eden yatırımlar var bu yatırımlara siyasi yozlaşmaların bulaşmadan devam etmelerini temenni ediyorum ki ileride adlarınız hayır ile anılsın. 
 
Birde son olarak konusunu açmak istediğim bir şey var ki Türkiye’nin ileride ki tüm yapılanmasını kökünden etkileyecek bir konu bu, eğer doğru anlanır ve doğru yapılandırılırsa gerçekten mükemmel olacak İl Özel idareleri kapatıldı, malum artık belediye meclis üyelerinin görev ve sorumlulukları artacak ve belediyeler doğrudan yatırım yapabilecekler Kent konseylerinin belediye meclis üyelerinin daha bilinçli bir şekilde seçilmeleri gerekecek artık eskiden olduğu gibi el kaldır indir işine yaramayacaklar sadece ve nam olsun diye yapılmayacak bu iş. İl daimi meclisinin ne işe yaradığını bilmeden oy veren insanlar halen var fakat artık meclis üyelerinin neler yapabileceğini halka anlatarak seçimlere gidilmeli aksi takdirde siyasi yozlaşmaların yaşanabileceği yerler olacaktır. Daha güçlü daha güzel bir kent için bu kenti çok sevecek sahiplenecek liderler ve kadroları için daha bilinçli seçimler görelim istiyorum ben. Kentim adına bu kent doğal olarak cennetten bir parça gibi bize, sadece onu sevmek ve sahip çıkmak kalıyor hiç değilse bunu yapalım.
 
Aşağıda ki şiir bana ait olup bu kentin tarihini de anlattığından sizlerle 
Paylaşmak istedim 
 
Saygılarımla….
 
Nicomedia; 
Kurucusu olduğu şehir ülkesine adını veren kral
Nicomedia; Tarihi boyunca dünyanın en büyük ticari kenti
En büyük ikinci liman kenti ve dünyanın ilk metropol şehri 
Olmayı başarmış kent.
 
Nicomedia; Kurucusundan başka seveni ve sahipleneni olmamış kent
Yedi kez depremlerde yerle yeksan olan 
Halen, inadına ulan inadına dercesine ayakta kalan kent 
Tüm bu özelliklerine rağmen asla gerçek bir sahibi olmamış yalnız kent.
 
Bizans imparatorluğunun orta doğu sevdası uğruna kullandığı 
Kudüs bizim olmalı diye, doğu roma imparatorluğuna başkent yapılan kent.
Osmanlı devletinin İstanbul’a olan sevdası için fetih edilen 
Nicomedia; İçinden geçerken büyüyenlerin yalnızlığına terk ettiği kent.
 
Tarihi boyunca her din dil ve ırkta insanlara vatan olmuş kent 
Sonrasında faklı biçimlerde yazılsa’da adı şimdilerde İzmit adını alan kent
Doğduğum büyüdüğüm yaşadığım ve öleceğim kent Nicomedia. 
Bizans’ın Kudüs’e Osmanlının İstanbul’a olan sevdasından 
Yalnızlığına sahipsizliğine terk ettiği kent.
 
Ya sen ya sen sevgili 
Söylesene bu kenti Nicomedia kadar
Seni ben kadar kim sever kim sahiplenirdi de, 
Beni yalnızlığıma sahipsizliğime terk ettin.
 
Daha dün gibi hafızam da her şey mesela 
İçinden trenler geçerdi bu kentin, dün gibi daha 
Çan çanlar kapanırdı, yanında karşında, sağında, solunda 
Tanıdık dost simalar Kimisi vagonları sayar 
Kimi yolculara el sallar kimisi küfr ederdi
 
Daha dün gibi bu kentin içinden asla onun olmayan
Ama onu asla terk etmeyen trenler geçerdi
Tıpkı asla benim olmadan, 
İçimden içimde ne varsa kopartıp geçtiğin gibi

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir