Bende yıllardır siyasetin içindeyim. Köylü, işçi, emekçi bir kardeşiniz olarak, halkın yanında sol’da siyaset yaptım. 2010 Yılından buyana da medya yayıncılı işleri ile haşır neşir oluyorum. Yaşadıklarımı ileride daha uzun uzun anlatma fırsatı bulursam anlatırım. Soran olacağını da sanmıyorum ancak, kadim doatlarımla mutlaka paylaşıp, solcu görünen solcuları nasıl tespit edeceklerini dilimin döndüğünce anlatacağım.
Her neyse gelelim konumuza. Malum yarın mahalli idareler seçimi var. Hepimizi siyasi tercihimize göre oyumuzu kullanıp, beş yıllığına kaldıırm, su, çöp işlerimizi yapacak ( yapmak için can atan) ekibe emaneti vereceğiz ( şehri emin) Bu süre içerisinde pankart krizi ve ufak çaplı tartışmalar dışında neredeyse sorunsuz, bir o kdarda sitresli bir seçim dönemi yaşadık. Süreç uzatıldı. Adaylar geç açıklandı. Yanlış ve tepki çeken adaylarla ortaya çıkıldı vesaire….
Amerika’nın da desteği ile ittifaklar ile sağ sol meselesi nihayet ülkemizde de bitti. Bana göre bundan sonra fakirler ve zenginler olması gereken gruplaşmanın, yeni dönemde adı ne olur bilemem Amerika da demokratlar ve cumhuriyetçiler olarak geçiyor. Bizde de olsa olsa Muhafazakarlar ve Sosyalistler olur gibi duruyor. Başkanlık sistemi kalıcı olursa gidişat bu yönde. 31 Mart gecesi saatler 22:00’ı gösterdiğinde CHP Genel Başkanı istifasını verecek ve CHP’de Oğuz Kaan Salıcı dönemi başlamış olacak. Erdoğan’ın ise görev süresi 2023 yılında bitiyor. Beledilerde ki başarısını muhtemelen byük oranda koryacak. Çünkü MHP’den aldığı gücü pekiştirecek. Kısmende olsa FETÖ ile mücadele de başarılı olmaya çalışıyor. Eksiklerinin fazlalığı, yapılan yanlışlıklar millet tarafından amanb declet sağ olsunda biz bedel ödemeye hazırız diyenlerin samimi sabırları ile sessiz sedasız yürüyor.
Ekonomik kriz ve gıda sorunları ile hükümet yıpratılmaya çalışılsa da, projenin başarılı olması mümkün gözükmüyor. CHP’li veya sol siasetçilere zaman zaman söylerim; Halk’a inemiyou! Pardon da siz kimsiniz? Siz halk’a inemediğiniz için zaten buluşma gerçekleşemiyor. Halk’a çıkılır kardeşim, çıkılır. Sen, ondan alacağın vekaletle siyasetini yaparsın. Beğenirse çalışmanı bir dönem daha sana yetki verir. Beğenmezse seni orada iki dakika turmaz. Sözü fazla uzatmadan, Erdoğan’a kızıp memleketi yakmadan, Deniz Baykal döneminde yaşanmış bir hikaye ile sizi sandığa, vicdanınızın senine bırakıyor, hepnizi Allah’a emanet ediyorum.
Trabzonlu teyzenin abdest suyu
Karadeniz’de CHP’lilerin yaşadığı bir abdest olayı var. Bizzat Baykal’dan alıntıdır; yani gerçek, hikâye değil. Yıllarca önce Trabzon’da yaşanmış. Milletvekili adayları, il ve ilçe yöneticileri ile şehrin en ücra köşelerini dolaşırken yolları bir köye düşer. Köyün hemen girişinde elinde taşıdığı su kaplarıyla ağır ağır yürüyen yaşlıca bir kadına rastlarlar. Araçlarından inerler, selam ve hal hatır konuşmalarından sonra sırf yardım olsun diye taşımak için kadının sularını alırlar. Bir süre yürüdükten sonra kadın ‘Siz kimsiniz?’ diye sorar.
Parti yöneticisi, milletvekili adayını göstererek, ‘Oy verip seçerseniz şu arkadaş Ankara’da sizin sesiniz olacak, milletvekiliniz olacak.’ der. Kadın sesini yükselterek merakla sorar: ‘Hangi partiden?’ ‘ Halk Partisi’nden…’
Kadın partinin ismini duyunca tepki gösterir, hışımla milletvekili adayının taşıdığı su kabını elinden kaparken, ‘Eyvah, o benim abdest suyumdu, şimdi ne yapacağım?’ diye söylenir. Trabzonlu köylü kadının, abdest suyunu bir CHP’linin taşımasından ne tür sonuçlar çıkardığını bilmem söylemeye gerek var mı?”
Memleketimin CHP’ye bakışı budur. Devletimizin kurucu partisi olması sebebiyle önemli, stratejisi ile önemsiz bir partidir halk gözünde CHP
