70’li yılların, adaletiyle ünlü, bu nedenle dünya çapında büyük bir hürmet, saygınlık, refah ve şöhrete ulaşan Ferruh Bozbeyli.; Hak, adalet, özgürlük ve bağımsızlık uğruna Meclis Başkanlığı tahtını terk ile Demokratik Parti Genel Başkanı sıfatıyla sine-i millete döndüğünde bir itirafta bulundu:, “Siyasette hâkim olanlar, halkın içinden değil, bir takım güç odakları ve mahfillerin içinden geliyor. Geldikleri gibi, yukarılara çıkıp, halka dayalı merdivenleri çekip alıyorlar. Yani millete, siyasetin idare mevkiine tırmanacak merdiven kalmıyor!..” demişti.
Zannımca burada bahse konu odak, grup ve mahfiller ABD (+kraliçe) ve AB oluyor.
Çünkü her seçim öncesi Amerika ve malum menfur memleketlerde icazet turlarına çıkıldığını nefretle görüyoruz. İşte şu hale nazaran, Kabrindeki bir adam daha ne yapabilir.
80 yıl geriden geliyor bu nida; Siyasetin kanı, olmazsa olmazı “ezici güç; satvet” hayatı ise servettir. Demek ezici güç ve servet Avrupalı da birleşmiş; kahpelikler ve mazlum kavimlerin (bu da genelde Müslüman, Rumeli ve Anadolu halkıdır) ezilmesi Avrupa’dan tehcir edilmesi, Balkan’da mezalimin korkunç ıstırapları yaşadığımız, unutmaya çalıştığımız acılarımız, zorla bize hatırlatıyorlar Ermeni soykırımı diyorlar, soyunuza kibrit suyumu döktük.
Bugün hala İstanbul’da Ermeni varsa sayemizdedir. Hani Justinyen onları İstanbul’a sokmamıştı. Sayemizde girdiler yurt edindiler. İş, Aş, Ev, Bark edindiler. Kilise ve Okulları, Hastahaneleri var. Şimdiki Ermenistan dâhil olmak üzere, Dünyada bu kadar mukim, oturaklı oldukları bir ikinci yer daha var mı acaba? Hali hazır ülkemizde 100 bin’e yakın Ermeni işçi ekmeğini kazanıyor, Ermenistan’da ki ailesine buradan maişet, erzak ve rızık gönderiyor.
Avrupalıyla, Batıyla, oryantalist ile mücadelenin yegâne yolunu da yazmış rahmetli, onların anladığı dil tektir o da kuvvettir diyor. Ey Kemalistler, ey Atatürkçü geçinen kardeşler “Ya Elli sene sabır edeceğiz, ya da 70 Milyon olana kadar bekleyeceğiz” diyen Gazi Mustafa Kemal’in Bursa Nutkunu yok sayarsınız? 50 yıl geçti aradan. En büyük gardrop Atatürkçüsü, İsmet paşa siyasal vasiyeti sayılan el yazmalarını okudu,‘daha millet buna hazır değil’ diyerek 25 yıl daha konuyu bir yana itti, kapattırdı. Nerededir bu yazıtlar, bilinmez. Ama ne yazdığını üç aşağı, beş yukarı tahmin edebiliyoruz. Bu konunun önderliğini bizce CHP yapmalı ve bu manevi mirasın peşine düşmeli. Doğru ya da eğri, zaten Cumhuriyette, meşrutiyette halkın talebiyle değil, misilleme, zorbalık ve dayatmalarla gelmemiş miydi? Meselâ Demokrasi de Yalta yadigârı değil mi? Yalta’yı çalışmış kaç Doktora tezimiz var hiç! ADD’lere harcanan zaman, emek ve parayı matematik derneklerine harcasak, fizik kulüpleri, kimya, biyoloji köy ve mahalleri kursak, bilim çocukları yetiştirsek ne olurduk, bir düşünün lütfen. Okumayan, bilime de sırtını dönmüş Türkler olduk. Başarı boyumuz kısaldı. Bu eğitim sistemi ve modeli boynumuzdaki, boyunduruğu, ayağımızdaki prangaları, kafamızdaki at siperlerini görmeye mani oluyor. Milli eğitim önüne milli yazmakla milli olmuyor. Tıpkı milli savunma gibi.
Ne zaman harbiye vekâletimizi tekrar ihdas ederiz.(Bu bağımsızlık nişanesidir)
Ne zaman Zebun-kuş Avrupalı ile anladığı dilden, kuvvet, adalet iklimi ve mukabele-i bil misil üzerinden konuşmaya başlarız; Dil uzatanların dili, el uzatanların eli tereddütsüz bir biçimde kesersek, yıllar sonra yeniden ilmek, ilmek istikbal ve istiklâlimizi dokuyabiliriz!..