Türk Ocakları Kocaeli şubesinin kitap fuarında düzenlediği söyleşiler devam ediyor. Ev sahipliğini Türk Ocakları Kocaeli şube başkanı Yücel Alpay Demir’in yaptığı cumartesi söyleşisinin konuğu eğitimci yazar Gazi Karabulut oldu. Eğitimci Yazar Gazi Karabulut, KIZIL ELMA ve BAŞBUĞLARI konulu sohbette; Kızıl Elma ile ilgili Türk tarihinde birbirine yakın çeşitli, efsane, hikaye, ülkü ve tanımlamalara rastlarız, Ziya Gökalp’in 1914 yılında yayınladığı Kızıl Elma adlı şiir kitabına baktığımızda hep yaklaştıkça uzaklaşan hedeflerden bahseder, “Turan”, “Ötüken Ülkesi”, “Altın Yurt”, “Ergenekon”, “Balkanlar Destanı” ve “Kızıl Destan” gibi şiirlere bakıldığında bunların Kızılelma mefküresiyle örtüşen şiirler oldukları görülür.
Kızılelma, Türklerin yaşadıkları bölgeye göre batı yönünde ulaşılması gereken bazen bir belde, bazen de bir ülkedeki taht veya mabet üzerinde parıldayan veya cihan hâkimiyetini temsil eden som altından yapılmış kızıl renkli altın bir yuvarlak yahut top olarak tahayyül edilmiştir. Bu altıntop bazen zaferin işareti, bazen hâkimiyetin sembolü, bazen de fethedilmek üzere hedef seçilen yerin sembolü olarak ifade olunmuştur. Türkler, inandıkları Tek Tanrı’nın dünya hâkimiyetini kendilerine ihsan ettiğine iman etmişlerdi. Bunu Bilge Kağan’ın; “Tanrı irade ettiği için tahta oturdum; dört yandaki milletleri nizama soktum” sözlerinden de anlamaktayız. Yine Bilge Kağan’ın ağzından Türk imanı şöyle ifade edilmekteydi; Türk Tanrısı, milleti yok olmasın diye babam İlteriş Kağan’ı ve anam İl Bilge Hatun’u gökten tutup yükseltmiştir. Oğuz Han’dan, Alparslan’a, Osman Gazi’den Fatih’e, Atatürk’ten Alparslan Türkeş’e kadar Kızılelma ülküsü Türk milletinin var olma ve idare etme idealinin en üst seviyede olmasına işaret sayılır. Oğuz Kağan, hâkimiyetin sembolü olarak altın evini kurar, altın evin kurulmasından sonra sefere çıkar. Bunlardan ilki Hint seferidir. Hint ve Çin ülkelerini topraklarına katan Oğuz Han’ın elde etmek istediği Pekin, Kızılelma’sıdır. Tarihçiler Çin’in (Pekin) Kızılelma olarak telâkki edildiği konusunda ittifak etmişlerdir. Özellikle İslamiyet ile birlikte Fatih Sultan Mehmet’e kadar bütün Türk hükümdarların Kızılelma’sı, İstanbul’un fethi olmuştur. Kızılelma konusunda netice olarak şu söylenebilir; “Türkler için Kızılelma, üzerinde düşünüldükçe uzaklaşan ancak uzaklaştığı oranda cazibesi artan idealler ülküler veya hayallerdir Yine Ömer Seyfettin’in 1917 yılında yazdığı Kızıl Elma Neresi? Adlı hikayesinde milli ve ortak hedefleri ifade etmesi açısından Kızıl Elmayı anlatan örnekler vardır.
Kızılelma, Türklerin yaşadıkları bölgeye göre batı yönünde ulaşılması gereken bazen bir belde, bazen de bir ülkedeki taht veya mabet üzerinde parıldayan veya cihan hâkimiyetini temsil eden som altından yapılmış kızıl renkli altın bir yuvarlak yahut top olarak tahayyül edilmiştir. Bu altıntop bazen zaferin işareti, bazen hâkimiyetin sembolü, bazen de fethedilmek üzere hedef seçilen yerin sembolü olarak ifade olunmuştur. Türkler, inandıkları Tek Tanrı’nın dünya hâkimiyetini kendilerine ihsan ettiğine iman etmişlerdi. Bunu Bilge Kağan’ın; “Tanrı irade ettiği için tahta oturdum; dört yandaki milletleri nizama soktum” sözlerinden de anlamaktayız. Yine Bilge Kağan’ın ağzından Türk imanı şöyle ifade edilmekteydi; Türk Tanrısı, milleti yok olmasın diye babam İlteriş Kağan’ı ve anam İl Bilge Hatun’u gökten tutup yükseltmiştir. Oğuz Han’dan, Alparslan’a, Osman Gazi’den Fatih’e, Atatürk’ten Alparslan Türkeş’e kadar Kızılelma ülküsü Türk milletinin var olma ve idare etme idealinin en üst seviyede olmasına işaret sayılır. Oğuz Kağan, hâkimiyetin sembolü olarak altın evini kurar, altın evin kurulmasından sonra sefere çıkar. Bunlardan ilki Hint seferidir. Hint ve Çin ülkelerini topraklarına katan Oğuz Han’ın elde etmek istediği Pekin, Kızılelma’sıdır. Tarihçiler Çin’in (Pekin) Kızılelma olarak telâkki edildiği konusunda ittifak etmişlerdir. Özellikle İslamiyet ile birlikte Fatih Sultan Mehmet’e kadar bütün Türk hükümdarların Kızılelma’sı, İstanbul’un fethi olmuştur. Kızılelma konusunda netice olarak şu söylenebilir; “Türkler için Kızılelma, üzerinde düşünüldükçe uzaklaşan ancak uzaklaştığı oranda cazibesi artan idealler ülküler veya hayallerdir Yine Ömer Seyfettin’in 1917 yılında yazdığı Kızıl Elma Neresi? Adlı hikayesinde milli ve ortak hedefleri ifade etmesi açısından Kızıl Elmayı anlatan örnekler vardır. Destan Şairi Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu’da Kızılelma’dan şöyle bahseder diyerek dinleyicilere Malazgirt Marşı adlı şiirini okuyarak sözlerini tamamladı. Yiğitler kan döker bayrak solmaya Anadolu başlar vatan olmaya Kızılelma’ya hey, Kızılelma’ya En güzel marşını vurmada mehter Ya Allah, Bismillah, Allah’u Ekber
Konuşma Sonu