YUSUF  AKÇURA  SURİYE’DEN  BİLDİRİYOR

YUSUF  AKÇURA  SURİYE’DEN  BİLDİRİYOR

 

“Önceden beri Suriye halkının ahlâkının kötü olduğunu işitiyordum. Bunlara aldatıcı, dolandırıcı, hilleci diyorlar. Seyahat Rehberi’nde bu konuda şöyle yazıyor: Kalabalık yerlerde cüzdanınıza sahip olunuz, bir şey satın alırken pazarlık yapın, geri verilen paranın doğru olduğuna, sahte olmadığına dikkat edin. Ve başka şeyler yazmakta..

Vak’a bu gibi aldatıcılar Suriye’ye has değil, İstanbul’da insanı az aldatmıyorlar, yolcuların cebine az girmiyorlar, para üstü verirken mutlaka beş-on kuruş eksik veriyorlar.”

“Ulema ve münevver sınıf kendi halkının talim ve terbiyesine hiç ehemmiyet vermiyor. Onlar, bilinmeyen büyük siyasî hayaller yada temelsiz tasavvurların arkasından gidiyorlar. Geldiğim gün elime artık tedavülde olmayan sahte para verdiler. Sadece burada değil, bütün Türk memleketinde hangi akçenin geçmediğini, hangisinin geçtiğini anlamak mümkün değil.”

“Para ve ticaret tarafları şöyle: Parayı çok seviyorlar, hem çok iyi tüccarlar, eski Fenikelilerin kanları hâlâ damarlarından çıkmamış. Lâkin ticareti hâlâ Finikeliler zamanındaki şekilde yapmaya çalışıyorlar. Aradan geçen birkaç bin yılı hesaba alıp üzülmüyorlar.”

Amerikalılar Avrupalılarla konuşurken bizim, Şarklıların en büyük eksikliklerini ahlâk ve terbiye olarak gösteriyorlar; öyle ki aldatıcılığı, hırsızlığı, hilekârlığı, müfsidliği hatıra getiriyorlar; hem bazıları gülerek: ‘Sizin dininizde ahlâk meselesinden çok bahsediliyor, neden halkınız bu dinî esasları tamamen unutmuş?’ diye soruyorlar.”

“Onlar memleketlerinden binlerce kilometre uzaktaki bir yerde bu nevi hayır işleri yapıp uğraşırken bu yerin kendi halkı, bu yerin resmî sahipleri parmaklarını kımıldatmaya üşenip yatsalar, onların acı söz söylemeye de, gülmeye de elbette hakları olur.”

Böyle aktarıyor Üstad, 28 Nisan 1913 tarihli ve o zamanki Vakit Gazetesinin 1187. sayısında yayınlanan “SURİYE’DEN III” başlıklı mektubunda; İslâm Dünyasının hâl-i pür melâlini. 100 yılı 7 geçiyor; değişen nedir?

Müslüman dünyası ve bu dünya içinde yer alan Türkler, kısa zamanda âdettekinden fazla çalışıp Hristiyan dünyası ile aralarında kalan uzun arayı azaltamazlarsa sadece siyasî istiklâlleri değil, medenî istiklâlleri de tehlikeye girecek.”

Öngörüleri fazlasıyla çıktı. Demek ki o derin aymazlığı net bir vuzuhla ve uzak görüşlülükle gören, bir iç çekişle de ifade eden aydın dimağlar varmış; Akçura gibi. Çözüm ve çıkış yollarını bile söylemiş:

“Medenî ve millî varlıklarını korumak için ise; milliyetlerini kuvvetlendirmeye, Garp medeniyetini temsil etmeye, dinlerini ıslah etmeye, yani safvet ve hakikat-ı asliyesine döndürmeye, bid’atlardan kurtarmaya mecburdurlar.”

  “Garp medeniyetinin maddî ve manevî silahlarını eline alan kişi; tarih, edebiyat ve iktisadiyat sahalarında bu silahları istimâl edip milliyetini kuvvetlendirir. Dinî ıslahatın, kuvvetlenen milliyet ile birleşmesinden din-i millî çıkar.

Muharririmiz Suriye’den bildirdi sayın seyirciler..

 

(Kaynak: Yusuf AKÇURA, Suriye ve Filistin Mektupları, (Hazırlayan: İsmail Türkoğlu),

               Ötüken Neşriyat, İstanbul 2016, sayfa 28 ilâ 36.)

Related Posts

Mehmet Avcı’dan İzmit’te Çarpıcı Açıklamalar “Yazıcıoğlu Dosyası Bilinçli Bir Şekilde Uzatılıyor!”

  Kocaeli Milli Kuruluşlar Birliği, Kocaeli Sivaslılar Kültür ve Dayanışma Derneği, Kocaeli Şairler ve Yazarlar Derneği ile Yesevi Ocağı’nın ortak organizasyonuyla düzenlenen “Sivas Bizim Ocaklı Günler” kitabının imza ve tanıtım…

TROYA’NIN 5 BİN YILLIK HİKÂYESİ HOLLANDA’DA BÜYÜK İLGİ GÖRDÜ

TÜRKİYE, KÜLTÜR DİPLOMASİSİNDE TARİHÎ MİRASINI AVRUPA’YA TAŞIMAYA DEVAM EDİYOR TRUVA ATI’NI HERKES BİLİYOR… AMA TROYA’NIN GERÇEK HİKÂYESİNİ KAÇ KİŞİ BİLİYOR? Anadolu’nun 5 bin yıllık mirası Troya, Hollanda’da üç gün boyunca…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir