Türkler Anadolu’ya at üstünde çulsuz, medeniyetsiz ve hırpani bir şekilde göçebe olarak gelmemişlerdir…
TÜRKLER ANADOLU’YA;
Sanatıyla,
Medeniyetiyle,
İnsaniyet
Ve asaletiyle, ilâhi bir göreve memur edilerek, Allah’ın murat etmesiyle gelmişlerdir ki zaten vardılar!
Gelirken beraberlerinde SEYHUN ve CEYHUN IRMAKLARIYLA, ANKİA ŞEHRİNİ DE getirerek; Seyhun’u Seyhan, Ceyhunu Ceyhan Nehri, Ankia’yı ise Ankara yaparak, daha sonra kendilerine başkent seçmişlerdir.
NE GARİP VE UTANÇ VERİCİ BİR AYMAZLIKTIR Kİ
Türk’e baş olmuş gocca gocca adamlar, Ankara’nın isminin ANKİA’dan geldiğinden habersizler de zerre kadar sıkılmadan ANGORA’dan geldiğini iddia etmekteler!
Türklerin Anadolu’ya gelişleri, ilâhi bir muradın muazzam bir tecellisidir ki bu münasebetle Türkleri Anadolu’dan ancak kendisini gönderen ilâhi güç çıkartır!
Türk’ü Anadolu’da yok sayanların ise; EŞEKLİKLERİ BÂKİ KALIR!
ZİYA GÖKALP DERKİ
‘’Türkler, at üstündeyken attığı oku yüzük deliğinden geçirecek kadar nişancıyken, diğer milletler çapulculuk ve yağmacılıkla yetiniyordu.
Heredot’un yazdığı tarihte; Yunanlılara medeniyeti öğretenler Turanlılardır.
Asırlar önce yazdığı Divan-ı Lügatit Türk’te, Türklerin bin yıl önce de ceplerinde mendil taşıdığı, kızgın suyla demir ısıtıp “ütüg” (ütü) yaptığı, bunun Rusçaya “Ütüyüg” olarak geçtiği bilgisini veren Kaşgarlı Mahmut’un eserinin önsözü: “Tengri, onlara Türk adını verdi; onları yeryüzüne hâkim kıldı. Cihan imparatorları Türk ırkından çıktı. Dünya milletlerinin yuları Türklerin eline verildi. Türkler, Tengri tarafından bütün kavimlere üstün kılındı’’
Kanuni devrinde Osmanlı’da dünya da ilk çizgi film tekniğinin temeli atılırken, Fransa kralı ülkesini oturaktan (lazımlık) yönetmekteydi.
Türkler, keşfettikleri gezegenlere Türkçe adlar verirken, Avrupalılar “Dünya tepsidir- tepsi değildir” savaşı veriyordu.
Türkler, akıl hastaları için dünyanın en iyi hastanelerini inşa ederken, Avrupalılar “Şeytan” diyerek yakmaktaydılar.
Şimdi masallarla uyutulup, milli his ve heyecanları uyuşturulmuş bu millete türlü gizli oyunlar ile Türklüğünden utandırmaya, geçmişini unutturmaya çalışılıyor.
Başka uluslar, çağdaş uygarlığa girmek için, geçmişlerinden uzaklaşmak zorundadır. Oysa Türklerin çağdaş uygarlığa girmeleri için, yalnız eski geçmişlerine dönüp bakmaları yeterlidir’’
