15 Ağustos 2026


79 thoughts on “Din’in Menfaat İçin Kullanılması ALLAH/TANRI’nın mı, Bizim mi Sorunumuz ve Bu Sorunu TANRI mı, Biz mi Çözeceğiz?!

  1. HAK kavramı ve KUR’AN!?

    TANRI-ALLAH, Kitabı KUR’AN’da sistemini HAK ile, HAK temelli kurduğunu (ayetlerle sabit) söylemiş, bildirmiştir.

    (Tegabün,3)”Allah gökleri ve yeri hak ile oluşturdu.”
    (Nahl,3)”Allah, gökleri ve yeryüzünü hak ile yaratmıştır.”
    (Zümer,5)”Allah, gökleri ve yeri hak olarak yaratmıştır.”
    (Ankebut,44)”Allah gökleri de yeri de hak ile oluşturdu.”
    (Câsiye,22)”Allah, gökleri ve yeri hak olarak yarattı.”
    (Ahkaf,3)”Gökleri ve yeri ve ikisi arasındakileri ancak ‘hak’ ile ve belirlenmiş bir süre için yarattık.”
    (İbrahim,19)”Allah’ın, gökleri ve yeri, mükemmel bir sistem hâlinde, hak ile yarattığını görmüyor musunuz?”

    ALLAH-TANRI’nın Kendisinin de üzerinde olduğu bu dosdoğru HAK yolunda, HAK çizgisinin mutlak korunması; HAK yemeden, HAK’kını da yedirmeden yaşam mücadelesinin bu temel üzerine inşa edilmesi gerektiği bilgisi KUR’AN’dadır.

    Ama maalesef ki,
    ülkemizde artık haklara tecavüzler, haksız, hukuksuz, yasa-kanun tanımazlıkla başkalarının hakkına sorumsuz, bilinçsiz, zorbalıkla el koymalar, siyasilerin ülkenin tüm kaynaklarını talan etmeleri, insafsızca yağmalaması sonucu sistem yerinden oynamıştır.

    Ne acı, ne yaman çelişki ki;
    Hak sistemini bozanlar genelde de din, iman gösterisi yapanlar, ALLAH-TANRI adına iş yaptıklarını iddia edenler, inanç sömürüsü ile din-kutsal(?!) arkasına sığınıp kendilerini eleştiril(e)mez, ayrıcalıklı-dokunul(a)maz kılanlardır.
    KUR’AN’ın uyarılarına rağmen!? !

    HAK sistemini bozanların başında,
    halkın parasal hakkının çok büyük oranda aktarımı yapılan,
    bir türlü doymayan, durmayan, uyarıları duymayan diyanet gelmektedir.
    Camilerine, imamlarına, vakfına, derneklerine, devletin kamu HAK’larından aktarılanların tümü;
    halkın vergileri ile oluşturulmuş,
    tüm halka eşit harcanması gereken kamu kaynaklarıdır.
    Haksızca yedikleri halkın hakları içinde; diyanete, dine inanmayanların, türlü inanç sahiplerinin ve diyanetin hizmetlerinden yararlanmayanların ve en önemlisi yetim, dul ve kimsesiz halkın HAK’ları da vardır.

    (Nisa,10)”Yetimlerin mallarını haksız yere yiyenler, karınlarına sadece ateş doldururlar ve alevli bir ateşe atılırlar.”

    (Nisa,29)”Birbirinizin mallarını haksız yollarla yemeyin.”

    (Bakara,279)”Ne haksızlık yapın, ne de haksızlığa göz yumun-haksızlık etmezseniz, haksızlığa da uğramazsınız.”

    Diyanete inananlar ve verdiği hizmeti kullananlar diyanetin finansmanını kendi kazançlarından yapmak ZORUNDADIRLAR.
    Eğer gerçekten HAK’ka inanıyor, HAK sınırlarını korumak istiyorlarsa!
    HAK duygusunu, HAK sevgisini, HAK’ka riayeti önemsiyorlarsa!

    *Prof.Dr.Doğan Göçmen’den alıntı:
    “Hak; hakikate, bilgeliğe uyumlu yasallığa uygun davranma yetkisi. Özgürlük, eşitlik ve adalet kavramlarının, ‘doğruluk’, ‘dürüstlük’ ve ‘hakkaniyet’ gibi anlamları da hak kavramının ahlâk ile ilgili boyutudur.”
    İnternetten alıntı:
    *HAK; Arapça hukuk kelimesinin tekil hâli. Aramice ve İbranice yasa, ferman, kural, belge, kanun.
    *Kişilerin hukuk düzenince korunan, bir özgürlüğün sağlanmasında anayasa, kanunlarla tanınmış yetki.
    *Allah’ın sıfatlarından biri.

    HAK’KIN kaynağı TANRI-ALLAH’ın HAK bilgisini tüm ayrıntıları ile verdiği Kitabı KUR’AN;
    Kur’an sömürücü-satıcılar tarafından, içeriği bilinmesin ki, satışı, pazarlaması, sömürüsü
    kolay olsun diye;
    saten kılıflar içinde yukarılarda tutulan, abdestsiz(?!), başörtüsüz dokun(u)lamayan, Arapça makamlı şarkı gibi okunup-okutturularak
    ALLAH-TANRI SÖZLERİ kuru-kupkuru bir kitap haline getirilerek YOK sayılmakta!
    KUR’AN’ın işlerine gelen Ayetlerini kullanarak; Muhammed peygamber üzerinden şirk dini kurmuşlar. Peygamberin sünneti-hadisi(?!), Kur’an tefsirleri(?!)ile ki, -ALLAH-TANRI istese KUR’AN’ı tefsirli indirirdi(?!)- yalan-yanlış hikaye ve rivayetlerle dolu kişilerin kitaplarını okutarak KUR’AN’ın etkisini YOK etmeye çalışıyorlar.
    KUR’AN BİLGİsinin YOK olmaya doğru hızlıca yol alışında;
    din tüccarlarına kızgınlıkla,
    din? alanını kapkara yobaz cahillerin tekellerine terk ederek,
    dinin TEK kaynağı KUR’AN’ı (inanmasalar da) lütfedip de incelemeyen, araştırmayan,
    bilgisini topluma sunmayan,
    KUR’AN’a önyargılı,
    KUR’AN’ı küçümseyen,
    tebliğ ile görevli peygambere takılıp kalmış inanmayanların da payı büyük!

    İnsanlık HAK ettiği değeri, önemi vermediği, gereken SAYGIyı göstermediği için, HAK KUR’AN yeryüzünden çekiliyor gibi geliyor.!?
    Hem içimi çok acıtıyor,
    hem de çok üzüyor, çok ürpertiyor.

    (Hac,6)”Allah haktır.”

    (Hac,62)”Allah, Hakk’ın Kendisi’dir.”

    (Bakara,147)”Hak, Rabbinden gelen Kur’an’dır.”

    (Bakara,176)”Allah, Kitap’ı-Kur’an’ı hak olarak indirmiştir.”

    (İsra,105)”Kur’an’ı, hakça bir düzeni gerçekleştirmek-hak olarak indirdik; hakkın tâ kendisidir inen.”

    (Kehf,29)”Hak, Rabbinizdendir.”

    (Mü’min,20)”Allah hak ile hükmeder-Allah, hakkı gerçekleştirir-Allah, hakça yargılar.”

    (Enfal,51)”Allah kullarına asla haksızlık yapmaz.”

    (Mü’minun,62)”Hiç kimseye yaratılış kapasitesinin üstünde sorumluluk yüklemeyiz; elimizde hakkı söylemekte olan bir kitap vardır. Hiç kimse haksızlığa uğratılmayacaktır.”

    TANRI-ALLAH’ın HAK Sistemi,
    hak yiyenin, yediği hakları bir şekilde zaman içinde ya elinden alıyor
    ya da hakkı yenenin hakkı,
    bir gün, bir şekilde ödeniyor.

    Ya da son güne kalıyor!
    İşte ayeti:
    (İbrahim,42)”Sakın Allah’ı, haksızlık edenlerin yaptıklarından habersiz sanma! O sadece, onlarla hesaplaşmayı, korkudan gözlerin dışarı fırlayacağı bir güne erteliyor-zaman-süre tanıyor.”

    Sonunda;

    (Zuhruf,78)”Ant olsun ki vaktiyle size hakkı ulaştırmıştık. Fakat çoğunuz haktan Kur’an’dan hiç hoşlanmamıştınız.”

    (A’raf,8)”O gün-İzin Günü(Ayrıştırma, hesap sorma günü) tartı haktır-iyi ve kötüyü ayıran ölçü haktır.”

    (Zilzal,6-8)”İzin Günü, insanlar dünyada yapmış oldukları-amelleri kendilerine gösterilsin diye gruplar halinde ve tek tek ortaya çıkacaklar. Artık kim zerre ağırlığınca iyilik yapmışsa onun karşılığını görür. Ve kim zerre ağırlığınca kötülük yapmışsa onun karşılığını görür.”

    (Hakka,51)”Kur’an, kesin ve mutlak-şüphe götürmez haktır.”

  2. ‘Şeriat isteriz(!?)’ diye bağıran
    kapkara yobazların tekelinden;
    KUR’AN’ı kurtarmak ŞART!!!

    (Nahl,33,34)”Neyi bekliyorlar? Kendilerine meleklerin-
    doğal güçlerin gelmesini mi,
    yoksa Allah’ın emrini-
    ilahî bir felaket mi bekliyorlar?!
    Öncekiler de böyle yapmışlardı.
    Ve Allah onlara haksızlık etmedi,
    fakat onlar şirk koşarak
    kendilerine haksızlık etmişlerdi.
    Ve sonunda, yapmış olduklarının kötü sonuçları dönüp kendilerini buldu ve alay ettikleri şeylerin
    hücumuna uğradılar!”

    (Ahzab,62)”Allah’ın sünnetinde-yasasında
    bir değişme asla bulamazsın.”

    KUR’AN’a göre;
    İSLAM Anayasası-Hukuku şeriat;
    TANRI’nın dosdoğru insanlık yolu; evrensel ahlâkî ilkeleri;
    öğütleri, uyarıları!

    Kravat takmış, prof.ünvanlı
    SADECE KUR’AN yerine,
    peygamber sünneti-hadisi anlatan
    ilahiyatçılarla başlayan
    dincilik akımında;
    şeriatı kara çarşaftan ve namazdan
    ibaret zannedenlerin,
    bir adım ötesi allahüekber diyerek
    insan kafası kesen
    vahşi, ilkel dinci teröristler!

    ‘Din, kuran’ diyorlar AMA
    KUR’AN’ın dinini
    bilmiyorlar, anlatmıyorlar!!!
    KUR’AN’da TANRI’nın
    İNSAN olmaya dâir;
    ahlâkî öğütlerinden bilgileri yok,
    hiç ama hiç ilgileri de YOK!

    Diyanet ve vakfı,
    dinci vakıf, dernekler, tarikatlar ve
    ‘Şeriat’ isteriz diye bağıranlar;
    çıkarlarına, uymadığından
    dinci saltanatlarının
    kazanç kapısı olduğundan;
    Allah’a ortaklık-aracılık-şirk ayetlerinden
    (Nisa,48,116) ve (Zümer,65)
    hiç ama hiç bahsetmiyorlar!
    Ve toplumu da
    gittikçe artan oranda
    peygamber ortaklı tanrı inancına,
    şirk bataklığına sürüklüyorlar!

    (Şûra,21)”Yoksa Allah’ın dininde- olmadığı halde, onlar için
    şeriat-dini kurallar ve yasalar
    ortaya koyan-din olarak kabul eden-
    meşru kılan ortakları mı var?
    Allah kullarına böyle bir hak vermemiştir.”

    Ben, “şirksiz-ortaksız,
    TEK TANRI inancına çağırdıkça; KUR’AN tek kaynaktır,
    elçi Muhammed insandır, kuldur,
    TANRI’nın verdiği; KUR’AN’ı
    yazıyla kayıt GÖREVİ bitince,
    binbeşyüzyıl önce ölmüştür!
    TANRI’nın ortağı yoktur;
    uydurulan yalan hikaye, rivayetler,
    iftira sünnet-hadislerle peygamberi,
    TANRI ortağı yapmak şirktir ve şirkin, KUR’AN’a göre affı yoktur” dedikçe,
    kara yobazlar, dinciler;
    ‘sen git önce kafanı kapat’ diyor.
    Tek dertleri kadının saçı;
    başındaki örtüsü,
    yetmedi kara çarşafı,
    yetmedi burkası!?
    Bakın bana bile,
    sırf başım açık,
    iki tel ak saçım görünüyor diye;
    KUR’AN dediğim halde,
    ALLAH dememe rağmen;
    bana bile söz hakkı vermiyor,
    kendine göre oluşturduğu
    DİN alanına hiç kimseyi sokmuyor,
    cehennem ateşi ile korkutuyor!

    Kendini tanrı sanıyor;
    inancım hakkında bilgisi var,
    ateşe atacak yetkisi, gücü var,
    zannediyor?!

    KUR’AN’a göre;
    kimsenin, kimseyi kâfir veya inanan,
    cennetlik veya cehennemlik,
    ilan etme hakkı yok, haddi değil!

    Benim de,
    onların ve başkalarının
    inançlarına karışma hakkım yok,
    haddim de değil;
    istedikleri gibi inansınlar!
    Kim neye, nasıl istiyorsa
    öyle inanır ya da inanmaz;
    hiç kimseyi, beni de ilgilendirmez.

    YETER ki,
    Cumhuriyet’i ve Laik sistemini yıkma amacı taşımasınlar,
    kendi inandıkları
    dinci saltanatları için çalışmasınlar,
    kendi inandıkları sünnilik mezhebini,
    (Bakara,256).ayete rağmen
    DİN diye dayatmasınlar!

    Ne yazık ki ve maalesef ki;
    4-6 yaş kuran kursu,
    dinci dernekler, vakıflar ve yurtları,
    özel ya da devletin okullarında, müfredat ile,
    üniversitelerinde genelgelerle,
    buldukları her yerde;
    çocukları, gençleri
    cennet, hûri vaatli,
    yasak, haram, ateş tehditli
    şirk dinine itaat-biat eder
    halde yetiştirmeye
    küçücük yaşlarda başlıyorlar.

    Çocuklarımızı, gençlerimizi
    karanlığa sürükleyenlerle;
    Türkiye aydınlık yüzünü;
    bilimsel çalışmalarla, sanatla dolu
    aydınlık yönünü kaybetmek üzere!

    Bu yüzden, bütün mücadelem
    ‘KUR’AN neler söylüyor’,
    TANRI, KUR’AN’da neler istiyor
    Ayetler ile bilinsin, insanlar
    KUR’AN Ayetleri ile buluşsun!

    Bakın, bir KİTAPLA,
    TANRI’nın son Kitabı ile,
    KUR’AN’ın uyandıran bilgileri ile,
    hayata, inanca bakış açınız değişir.

    Bir tek Kitap; KUR’AN.

    Halifelik dahil,
    tüm dinci yapılanmaları yıkan,
    Laik Cumhuriyeti kuran,
    Atamız-Atatürk’ün yaptığı gibi;
    KUR’AN’ın Türkçe
    anlamak üzere okunmasını,
    TANRI Sözleri Ayetlerin anlaşılmasını sağlarsak
    İNANÇLAR tertemiz kalır!

    Laikliğin de temeli olan
    inanç özgürlüğü;
    ALLAH-TANRI’nın Sözleri olan
    KUR’AN’da kayıt altındadır!
    (Kehf,29-İsra,107)
    “Dileyen inansın, dileyen reddetsin.”

    DİN’in TEK kaynağı KUR’AN’dır!
    Yanına eklediğiniz her ne olursa olsun, peygambere de ait olsa
    iki tane kaynak yapar, ikileştirir; TEVHİD’i, TEK’liği bozar!

    (En’am,38)”Kur’an’da hiçbir şeyi eksik bırakmadık-insanlara gerekli olacak her şeyi açıkladık!”

    “Kur’an onlara yetmiyor mu?”
    (Ankebut,51)

    (En’am,90)”Kur’an bütün insanlığa öğütten, uyarıdan ibarettir!”

    (En’am,114)”Allah size Kur’an’ı detaylarıyla açıklamış olarak indirmişken, Allah’tan başkasının hakemliğine-sözlerine mi uyayım?”

    (En’am,164)”Allah her şeyin
    Rabbi-Eğiteni iken, Allah’tan başka
    Rab-Eğiten mi arayayım?”

    Tüm kul peşinde koşmalara karşı,
    herkes şunu söylese YETER;
    ‘Özgür kalmak istiyorsan,
    TANRI Kitabı KUR’AN’ı
    Türkçe anlayarak oku;
    tüm bilgiyi KUR’AN’dan al,
    aracı kullardan, aracılardan kurtul!’

    Düşünceler, sözler beni,
    AYETLER tüm okuyanları bağlar.
    Ayetlerden herkes
    istediğini anlamakta özgürdür.

    (Zâriyat,55)”Sen yalnızca Kur’an’dan bilgi ver!”

    (A’raf,52)”Yemin olsun ki! Biz,
    inanmaya gönüllü bir toplum için
    doğru yol rehberi ve
    bilgiye dayalı-bilimsel bir biçimde-
    BİLGİ ile en ince ayrıntısına kadar açıkladığımız rahmet-sevgi kaynağı bir Kitap gönderdik-
    bu Kitap, bir BİLGİ ürünüdür.”

    (Yunus,57)”Ey İNSANLAR!
    Rabbinizden size bir öğüt,
    gönüller derdine şifa,
    inananlara doğru yol kılavuzu ve
    sevgi ve şefkat(pınarı)-
    Kur’an gelmiştir.”

    Kaynaklar:
    KUR’AN Türkçe çevirileri;
    Mustafa Sağ-Evrensel Çağrı KUR’AN
    İhsan Eliaçık – Yaşayan KUR’AN
    Salih Akdemir – Son Çağrı KUR’AN
    Yaşar Nuri Öztürk – KUR’AN Meali
    Hüseyin Atay – KUR’AN Türkçe çeviri
    Edip Yüksel – Mesaj KUR’AN çevirisi
    Hakkı Yılmaz – istekuran.net
    kuranmeali.com
    acikkuran.com
    temizfikir.com
    etimolojiturkce.com

  3. Uzun, gösterişli kaftanlı
    din adamları(!?) – İncil, KUR’AN?

    Tüm dünyada
    inancı özgürleştirecek
    TANRI Kitabıdır KUR’AN.

    Peygamberleri
    kutsallaştırıp yarıştıran,
    Tanrı oğlu, Tanrı ortağı yapan,
    DİN’i kendi iktidarına
    malzeme konusu yapan
    tüm din adamlarına(?!) karşı
    her çağa ışık tutan, aydınlatan TANRI uyarıları ile doludur KUR’AN.

    (Âli İmran,19)”Allah’ın
    tüm peygamberler
    aracılığı ile gönderdiği
    tek din İslam’dır.”

    (Şûra,13)”Dini dosdoğru uygulayın ve rivayetler uydurarak
    onda bölünüp parçalanmayın ayrılığa düşmeyin.”

    (Âli İmran,105)”Kur’an gelmesine- son derece açık belgelere rağmen
    parçalanıp
    ayrılığa düşenler gibi olmayın!
    Ayetler geldikten sonra
    inandık dedikleri halde
    mezheplere bölünüp
    ayrılığa düşenler ve
    parçalanıp birbirine düşman olanlara büyük azap vardır.”

    (Âli İmran,78)”Kitap ehlinden bir grup var ki, kitaptan olmadığı halde kitaptan zannetmeniz için
    coşkulu bir dille anlatarak,
    ‘Bu Allah katındandır!’ derler.
    Allah’ın Sözü olmadığı halde-
    kendi sözlerini ayetmiş gibi algılatmaya çalışırlar.
    Bile bile Allah adına yalan söylerler.”

    (Tevbe,9)”Allah’ın ayetlerini
    değersiz kazanç-menfaat-maddesel çıkarlarına değiştirdiler-sattılar. Allah’ın ayetlerini değiştirerek,
    hem kendileri İslam’dan yüz çevirdiler, hem de başkalarını
    O’nun yolundan alıkoydular-saptırdılar.
    Yaptıkları ne kadar da kötüdür.”

    KUR’AN’ı tanımayan,
    KUR’AN’a inanmayan
    kurumsal aforozcu
    Hıristiyan din adamlarına karşı
    İncil’den
    korunmuş, bozulmamış
    TANRI uyarı ayeti!

    İNCİL-Markos-(12/38)
    “Uzun kaftanlar içinde dolaşmaktan, meydanlarda selamlanmaktan, havralarda en seçkin yerlere ve şölenlerde başköşelere kurulmaktan hoşlanan
    din bilginlerinden sakının.”

    Ekümeniklik iddia eden
    Hıristiyan din adamlarına
    dikkatle bakın ve
    İncil ayetini tekrar tekrar okuyun!

    Günümüze, ülkemizdeki
    din adamlarına da çok uygun
    değil mi bu uyarı AYETİ?!

    Rahip, papaz, haham, imam,…..
    tanımları değişse, farklı olsa da;
    tüm dünyada yaptıkları
    inanç sömürüsü aynı değil mi?!

    İşte bu yüzden
    Türkiye Cumhuriyeti’nin
    bölünmez bütünlüğü ve
    TÜM inançların özgürlüğü için;
    KUR’AN’ın içeriğinin,
    Ayetlerin, Ayetlerin anlamının
    başta ülkemize ve
    tüm dünyaya açık, apaçık
    bildirilmesi, anlatılması, öğretilmesi ŞARTTIR!

    Ülkemiz insanları
    HAK, adalet, geçim derdine düş(ürül)müşken;
    küresel sömürgeci,
    emperyal zihniyetin kuklaları;
    radikali, ılımlısı dinciler,
    Saidi Nursi tapıcı-tarikatçı
    etnik bölücüler ve
    ‘ekümeniklik’ iddia edenler
    hain işbirlikçileriyle,
    T.C.bölünmez bütünlüğünü
    tehdit etmektedirler!

    Bu arada da
    Peygamber sünneti-hadisi(?!), kutsalları(!?) ile sömüren, satan
    başta diyanet,
    tarikat, dernek, vakıf, dergahlara
    HAKsız, hukuksuz aktarılan
    kamu kaynaklarını;
    emeklinin, emekçinin, işçinin, öğrencinin yetimlerin HAKlarını
    hiç zerre umursamadan
    talan ediyor!
    Türkiye tüm HAK gaspları yüzünden
    ADALET yoksunu ülke olarak;
    ahlâkî değerleri çökmüş ve ekonomik olarak yoksullaşmıştır!

    TANRI’ya inançta ortak YOK!!!

    KUR’AN’ı anlamak için
    aracı anlatıcı YOK!!!

    KUR’AN ile
    inançta özgürleşerek,
    KUR’AN’ın
    insanî, ahlakî ilkeleri rehberliğinde,
    TANRI ile,
    TANRI Sözleri ile eğitilerek
    özgürlüğe, hayata, insana
    hizmet=ibadet VAR!

    KUR’AN’da bilgisi verilen,
    KUR’AN’ın örneklendirdiği,
    KUR’AN’ın anlattığı,
    KUR’AN’ın dışına çıkarmadan
    KUR’AN’ın tanıttığı
    TANRI’nın KUR’AN ile eğittiği,
    TEK öğreticinin TANRI olduğu
    SADECE KUR’AN ile
    KUR’AN’ın dışına
    çıkmadan tanıdığımız
    TANRI elçisi Peygamber gibi,
    KUR’AN için, KUR’AN’ın
    insanlık ilkeleri, ahlâkî değerleri için;
    TANRI’nın lütfu
    büyük deha Atatürk gibi
    karşılık beklemeden
    insanlığa hizmet,
    insanlığın tekamülü,
    özgürlüğü için
    cihad-çok zorlu mücadele var!

  4. Hayatın GERÇEĞİ-Realite;
    Pesimist Schopenhauer,
    nihilist Nietzsche,… filozoflarda mı, yoksa KUR’AN’da mı?

    Gerçeklerden yana doğruyu,
    hakkı, hakikati bulmak isteyenler, yaşamın anlamı,
    gerçekliği üzerine arayışta olanlar;
    filozofların felsefi akımlarında,
    anlaşılması zor mesnevilerde, anlaşılmaz risalei nurlarda,
    metafizik, spiritüel alanlarda,
    mistik, ezoterik, efsane, mitolojik
    hikayelerde,
    psikoloji, enerji, gelişim kitaplarında,
    sayısı sınırsız kişilerin
    sözlerinde, anlatılarında
    yaşamın gerçekliğini,
    mutluluğu, huzuru arıyorlar!

    KUR’AN;
    GERÇEK-Realiteye dâir
    tüm sorulara,
    gerçekleri arayanlara,
    gerçek arayışlara
    TEK bir Kitap olarak cevap veriyor!

    (Hakka,1,2,51)”Gerçek! Gerçek nedir?
    Kur’an, kesin ve mutlak-şüphe götürmez bir gerçektir.”

    (Lokman,30)”Tek gerçek Allah’tır.”

    (Yunus,35)”Allah gerçeğe iletir-
    Gerçeğe ancak Allah iletir.”

    (Bakara,147)”Gerçek,
    Rabbinden gelen Kur’an’dır-
    Gerçek Rabbinden gelir-
    Hak, hakikat, gerçekler ancak Rabbin tarafından
    bildirilen ayetlerdedir!
    O halde sakın kuşkuya-şüpheye düşenlerden olma!”

    (En’am,73)”Allah’ın Sözü gerçektir-
    Sözü mutlak doğrudur.”

    (Zümer,23)”Kitap-Kur’an, Allah’ın hidayeti-rehberi-yol göstermesidir.
    Allah her isteyeni ona ulaştırır.”

    Aradığını, aradığı gerçekliği,
    mutluluğu, huzuru;
    kendi gibi yaratılmış
    kul-insan kitaplarında,
    sözlerinde bulamayanlar;
    karamsarlığa, kötümserliğe düşüyor, umudunu,
    yaşam enerjisini kaybediyor!

    TEK bir Kitap;
    TANRI Kitabı KUR’AN,
    tüm sorulara cevap vermeye,
    tüm sorunları çözmeye hazır,
    UMUT kaynağı, yaşam rehberi olarak insanlığın yanıbaşında, BEKLİYOR!!!?

    (Zümer,53)”Ey nefislerine karşı gerçeği bütünüyle
    ortaya koymayan-
    öz benlikleri aleyhine
    sınırı-haddi aşan-
    kendilerine haksızlık eden kullar!
    Allah’ın sevgisinden-rahmetinden umut kesmeyin!”

    (Yusuf,87)”Allah’ın yardımından-sevgi ve merhametinden-vereceği ferahlıktan-rahmetinden
    asla umudunuzu kesmeyin;
    bilin ki, gerçeği yalanlayan
    nankör bir halktan başkası
    Allah’ın hayat bahşedici rahmetinden umudunu kesmez.”

    (İsra,82)”Kur’an’ı, inananlara-güvenenlere
    ortak koşma hastalığına düşmemeleri için sağaltıcı ilaç-şifa
    ve sevgi-rahmet olarak indirdik.
    İnananlar ayetlerimize uyarak
    her türlü gerçek dışı bilgilerin, düşüncelerin, inançların, yaşamların hastalıklarından kurtulur.”

    (İsra,9)”Hiç şüphe yok ki bu Kur’an, en sağlam, en doğru yola ulaştırır.”

    (Fussilet,53)”Kur’an’ın hak-gerçek olduğu apaçık ortaya çıkıncaya kadar ayetlerimizi-delillerimizi onlara hem uçsuz bucaksız ufuklarda-dış dünyada,
    hem de kendi içlerinde,
    öz benliklerinde göstereceğiz.”

    (Bakara,2)”Doğruluğundan asla kuşku olmayan bu Kur’an,
    arınmak isteyenler için
    bir kılavuzdur-yol göstericidir.”

    (Câsiye,20)”Bu Kur’an, insanlık için bir basiret, gönülden inananlar için de kılavuz-bir rehber ve rahmettir.”

    (Fussilet,44)”Bu Kur’an, inanmak isteyenler-inanıp güvenenler için bir kılavuz-bir rehber ve bir şifadır.”

    (Câsiye,11)”İşte bu kitap-Kur’an bir doğru yol kılavuzudur-rehberdir.”

    (Araf,52)”Bu Kitap, inanıp güvenen bir toplum için, gerçekleri bilimsel olarak-bilgi ile açıkladığımız dosdoğru bir yol gösterici-
    doğru yol rehberi ve
    sevgi kaynağı-rahmettir.”

    (Ra’d,28)”Dikkat edin! Akleden kalpler ancak Allah’ın indirdiği Kur’an’ı anlamakla tatmin olur-
    rahata kavuşur-huzur bulur.”

  5. KUR’AN’da; kandil de yok,
    kutlaması da yok!

    Mevlid, regaib, miraç, berat;
    farklı isimlerle, sürekli
    camilerde mevlütlü,
    televizyonlarda, sosyal medyada
    bir kandil kutlamasıdır gidiyor!
    Üstelik hepsine sayfalar dolusu dinin sahibi ya da ortağı peygambermiş gibi
    rivayetler hikayeler uydurulmuş.

    DİN’in tek sahibi TANRI’nın Kitabı,
    DİN’in tüm kurallarının-hukukunun tek kaynağı KUR’AN’da
    bunların hiçbiri yok!

    Üstelik bütün bunlar
    KUR’AN’da var mı diye
    KUR’AN’a bakan,
    bu konuda
    açık, net hüküm içeren AYET,
    TANRI SÖZÜ arayan, soran, araştıran da yok! Yok!!!

    Kutsal geceler-kandiller hakkında uydurmaların sınırsızlığına
    en kötü örnek olan miraç kandili;
    TANRI elçisi-Peygamberimizi
    ata bindirip(?) göklere uçurup
    astrofizik yasalarına, akla aykırı,
    TANRI ile namaz(?) pazarlığı(!) yaptıracak kadar,
    insanın TANRI karşısında
    had-sınır bilmezliğini, saygısızlığını ortaya koyan korkunç,
    ürpertici uydurma bir rivayet!

    KUR’AN’da önemle anılan
    tek gece var; o da Kadr gecesi ve
    geceye önemini veren,
    geceyi anlamlı kılan;
    TANRI Sözü olması nedeniyle
    asıl KUR’AN’ın önemi, değeri!
    Yani kutsal olan gece değil KUR’AN.

    KUR’AN;
    TANRI Vahyinin
    ışık-nûr-aydınlatıcı bilgi olarak;
    insanlığa barış, güvenlik, selamet, kurtuluş, esenlik getirmek için
    bir GECE
    insanlık aleminine ilk inişini
    (Kadr sûresi,1-5)Ayetlerde anlatır.

    TANRI’nın Vahyini,
    elçisine aracısız, direkt indirdiği
    bu GECEde,
    TANRI’nın Vahyi nasıl bildirdiği,
    olayın nasıl gerçekleştiği de;
    (Necm,4-10)Ayetlerde anlatılır.

    (Necm,4-10)”O parça parça gelen
    Kur’an ayetlerini Muhammed uydurmadı. Onlar, Allah tarafından bildirilen Vahiydir. O Kur’an ayetlerini elçisine, en büyük güç sahibi olan Allah şöyle öğretti.
    Üstün güç ve otoritenin sahibi, en yüksek ufukta dikildi-görkemi her yanı kapladı. Sonra inip iyice yaklaştı. Araları iki yay aralığı kadar, belki de daha yakın oldu.
    O anda, Allah vahyedeceğini
    kuluna vahyetti-bildirdi.”

    İşte hepsi bu;
    sayfalar dolusu, kutsallaştırılmış(!) sayısız hikaye, rivayet, iftira yerine;
    açık, net TANRI SÖZÜ,
    KUR’AN BİLGİSİ.

    Tam,
    KUR’AN’a aykırı kandilleri yazarken;
    yine hiçbir açıdan
    KUR’AN’sal dayanağı olmayan
    yeni bir tartışma gördüm;
    cenazeye, kutsal camiye(!), başörtüsüz gelinmez tartışması!
    Üstelik tartışmayı başlatanlar akademik eğitimli ünlüler!

    Gelenek haline gelmiş,
    bu bitmez tükenmez
    sapmalardan, tartışmalardan
    tek bir Kitapla, KUR’AN’la
    kurtulmak mümkün!

    Geleneğini yaşamak isteyen yaşasın ama başkasına bunu,
    KUR’AN – TANRI isteğiymiş gibi
    dayatmasın, zorlamasın,
    baskı uygulamasın!

    DİN’de,
    dinin tek kaynağı KUR’AN’da olmayan bir kuralı
    varmış gibi dayatıp
    TANRI’nın koymadığı
    hükmü koyarak
    TANRI’ya hüküm ortaklığı yapmasın!

    (Yusuf,40)”Hüküm, ancak-yalnızca Allah’ındır(hüküm koyma yetkisi sadece O’nundur).”

    (Bakara,170)”Ortak koşanlara: ‘Allah’ın indirdiği Kur’an’a uyun!’ denilince: ‘Hayır, biz, atalarımızı neyin üzerinde bulduysak ona-
    geleneğe uyarız.’ derler.
    Peki, ya ataları akıllarını kullanmayan ve
    kılavuzlandıkları doğru yolu bulamamış kimseler olsalar da mı?”

    Kutsal gecelerle(!?)
    uğraşan insanlık;
    gecelerini, karanlığını aydınlatacak tek bir ışık, tek bir Kitap,
    hayatın GERÇEĞİ KUR’AN ile; TANRI-ALLAH Sözleri ile
    aydınlığa, doğruya,
    dosdoğru yola gideceğine;
    kul sözleri ile şirk bataklığına,
    zifiri karanlığa doğru yol alıyor!

    (A’raf,174)”Doğruya-doğru yola-hakka-gerçeğe dönmeleri için ayetleri-ilkeleri ayrıntılı-uzun uzun anlatıyoruz-işte ayetlerimizi ayrıntılı olarak açıklıyoruz ki aklınızı başınıza toplayıp, Allah’a ortak koşmadan-şirkten dönebilesiniz.”

  6. ALLAH-TANRI’ya iftirada
    sınır tanımayanlarla mücadele!?

    Deprem mağduru avukat,
    depremde kaybettiği
    ailesinin hakkını, adaleti
    aradığı mahkemede;
    suçlular,
    ‘Allah’tan geldi, kaderleri bu,
    Allah’ı mı yargılıyorsunuz? ‘diyerek kendilerinin olan tüm suçu
    hiç korkmadan, utanmadan
    Allah’a yüklemişler!

    Tanrı korkusu yayıyorlar ama
    kendileri
    TANRI’dan zerre korkmuyorlar.

    Bütün olumsuzlukları
    TANRI’nın suçu olarak gösterip, kader, fıtrat, alın yazısı diyerek;
    kendi kötülüklerini, zalimliklerini,
    ihmallerini, kopkoyu cehaletlerini
    TANRI’nın üzerine atanlarla,
    Allah adıyla aldatarak
    başkaların haklarını yiyenlerle
    mücadele şart.

    Bu TANRI’ya iftirada
    sınır tanımayanlarla
    mücadele de ancak,
    KUR’AN bilgisi ile ve
    KUR’AN bilgisinin verdiği
    cesaretle mümkün!

    (Yunus,44)”Allah, hiçbir zaman insanlara zulmetmez-
    zerre miktarı haksızlık etmez.”

    Allah’a iftirada arşı aşmış
    cin çıkaran, büyü yapan,
    muska hazırlayan,
    kuran kursunda
    çocuklara tecavüz eden,
    saymakla bitmez zulmü
    Allah adına yapanlara karşı
    kravatlı ilahiyatçılar,
    imam hatipli olmakla övünenler neden sessizler?!

    Belli ki,
    peygamber sünneti-hadisi
    eğitimi aldıklarından,
    peygambere duydukları sevgi kadar
    ALLAH’a hiç saygı duymuyorlar;
    TANRI’nın sözlerine itibarları yok
    KUR’AN bilgileri hiç yok!

    İslam’ın 5 şartı var yalanı üzerine kurdukları ve sünnilik mezhebi kurallarına göre yürüttükleri inanılmaz büyüklükte,
    devasa bir sömürü düzenleri var.
    Hac, namaz, oruç, kurban, zekat;
    üzerinden yalan, yanlış anlatımlarla, Allah’ın Rızası?, Allah’ın Emri?denilerek inanılmaz büyüklükte parasal kaynak yaratan
    ticari bir sektör oluşturmuşlar!

    KUR’AN’ın istediği,
    Tevhid-tek TANRI eğitimi Hac’cı; kutsal topraklar(!) diyerek
    duygusal, kutsal anlatımlarla,
    taşa, toprağa taptırdıkları,
    üzerinden çok para kazandıkları
    bir seyahate döndürmüşler!

    İnsanlığın ayağa kalkmasını sağlayacak, açlığı, yoksulluğu, cehaleti ortadan kaldıracak
    KUR’AN’ın Salâtını;
    ‘namaz kıl cennete git’
    saptırması, yalanı ile
    namaz üzerinden inanılmaz
    bir sömürü düzeni kurmuşlar.

    Allah’ın evi? yaptıkları camilerde,
    imamlar ordusu;
    TANRI ortağı yaptıkları
    o aziz peygambere iftira ede ede hadisi, sünneti-hikaye-rivayetleri ile
    insanları ateşe götürüyorlar!

    (Lokman,21)”Allah’ın indirdiği bilgi ve hikmet dolu kitaba-Kuran’a uyun, denilince, ‘Hayır, biz,
    atalarımızdan gördüğümüz
    geleneklere uyarız!’ derler.
    Peki, ya saptırıcı onları
    yakıcı ateşin azabına çağırmışsa?”

    Aslı KUR’AN bilgisi ile donanıp,
    iradeyi güçlendirme eğitimi olan oruç için;
    beşyıldızlı sofralarda, peygamber ‘açlıktan karnına taş bağlardı’ duygu sömürüsü ile şükür duaları yapıyorlar ama o sofralarda
    gerçek açlar, yoksullar hiç olmuyor.
    Üstelik iftarlıklar, fidyeler, fitreler adıyla nereye gittiği bilinmeyen
    çok yüklü miktar paralar toplanıyor!

    Küçücük çocukların gözü önünde kan gölü halinde, vahşice hayvan katlediyorlar ve bunun adına
    Allah için kurban diyorlar ama
    ya, o hayvanların derileri ile
    ticaret yapıyorlar ya da
    buzluklarına et yığıyorlar.

    (Hac,37)”Kestiğiniz kurbanların ne etleri ne de kanları Allah’a ulaşmaz.”

    KUR’AN’ın şirkten arınma kavramı, çok önemli zekâtı da;
    (aç, yoksul olanı bir yıl bekleterek!),
    yılda bir kere, zenginin
    1/40 oranında yoksula
    yardım etmesi demişler,
    aslı ‘infak’ olan
    artı değer paylaşımını yok etmişler!

    (Şems,9)”Bilincini, ortak koşucu şeylerden temizleyip arındıran -zekka eden-şirkten arınan kurtulur.”

    (Bakara,219)”Sana neyi infak edeceklerini soruyorlar.
    De ki, meşru kazandığınızın
    ihtiyaç fazlasını-artanı.”

    (Bakara,267)”Kazandıklarınızdan ve sizin için yerden çıkardıklarımızdan temiz ve iyi olanlarından infak edin. Size verilse, hoşlanmayacağınız almayacağınız, uygun görmediğiniz kötü şeyleri infak etmeyin.”

    Allah rızası? için,
    Allah’ın Emri? diye diye
    yapmadıkları zulüm,
    Allah’a iftirada da
    aşmayacakları sınır kalmamış.

    (Hud,18)”Yalan düzerek
    Allah’a iftira edenden-
    kendi uydurduğu yalanları
    Allah’a isnat edenden
    daha zalim kim vardır?”

    (A’raf,37)”Allah adına yalan üreten-
    kendi uydurduğunu
    Allah’a isnat ederek iftira eden
    veya Allah’ın ayetlerini yalanlayandan daha yanlış;
    kendi zararına
    iş yapan kim olabilir?”

    Din satışından elde ettikleri zenginlik içinde dünyada
    kendilerine cenneti kurmuşlar ama ‘doyduk, yeter, artık bir duralım’ demiyorlar;
    tarikat, cemaat, dergah,
    dinci dernek, vakıf,
    sakallı, cüppeli, takkeli
    hacı, hoca olarak
    ürpertici, korkunç oranda
    artmaya, üremeye devam ediyorlar.
    Karşılarında yer alanlara,
    kendilerine karşı çıkanlara da
    hiç yaşam hakkı vermiyor;
    bu muhteşem
    TANRI armağanı hayatı; kendilerinden olmayanlar için cehenneme çeviriyorlar!

    Diğer tarafta;
    modernite adı altında,
    yine müthiş kârlı satış alanlarında;
    tasavvuf, metafizik,
    spiritüel, ezoterik,
    kişisel gelişim, kuantum,
    bilinçaltı temizliği, pozitif enerji gibi
    anlam arayışlarında,
    hayatın gerçeğini arıyor insanlar!

    İnsan onaylanmak, beğenilmek, kabul görmek gibi
    sosyal ihtiyaçları olan bir varlık;
    bu ihtiyaçları gidermek için
    sürekli bir arayış içinde olan
    insanın en kolay aldatıldığı alan;
    işte bu İNANÇ alanı!

    En kârlı satış alanı olan İNANÇ;
    insanları aldatmanın ve
    üzerinden para, menfaat elde etmenin en kolay yolu ve
    kontrolünün en zor sağlandığı alan!

    (Fâtır,5)”Basit dünya yaşamı sizi aldatmasın. Ve sakın o çok aldatıcı sizi Allah ile aldatmasın.
    Sakın kandırıcıların, sizi Allah adına aldatmalarına kanmayın
    -Allah hakkındaki [kendi] çarpık düşüncelerinizin sizi
    saptırmasına izin vermeyin!”

    Bu yüzden tertemiz kalması gereken inanç
    bilgi ile tamamlanmalıdır;
    bilerek inanmak gerekir.

    Nasıl inanılacağının, inancın ne olduğunun bilgisinin temelini veren,
    inanca dâir en sağlam, en güvenilir, bir yaşam BİLGİ Kitabıdır KUR’AN.

    Hep insanlar ne der,
    çevrem ne der düşüncesi ve mahalle, toplum baskısı ile yetenekleri, özgür iradesi yok edilen
    insan kendi benliğini oluşturamıyor.
    Düşünce ve davranışlarına
    insanlar ne der diye yön veriyor.

    KUR’AN’ın Rehberliğinde
    yol alan insan,
    TANRI eğitimi ile
    tüm dayatılmış yalan yanlış bilgilerden, özgür düşünceyi baskılayan korkulardan kurtulur;
    yanlışlardan arınan benliği yetenekleri ile buluşur.

    Özgürleşen benlik insanlardan onay beklemez, beğeniyi, onayı eğer TANRI’ya inanmayı seçmişse sadece TANRI’dan bekler.

    KUR’AN, esas
    TANRI’ya inanmayı seçen için
    TANRI inancını, TANRI bilgisi ile
    buluşturan tek kaynaktır!

    (Câsiye,23)”Arzusunu-egosunu hayatın biricik gayesi hâline getirerek ihtirâslarını tanrı edineni- kendisini vazgeçilmez sanan kimseyi gördün mü-dikkat ettin mi?

    Demek ki insan kendini,
    isteklerini, elde ettiklerini vazgeçilmezi kabul edip, tapınıp, kendi kendini, ilahı edinebiliyor!!!

    (Câsiye,23)”Böyle bir kimseyi
    Allah’tan başka kim
    doğru yola iletebilir? Hiç düşünüp ders çıkarmaz mısınız?”

    (Ankebut,45)”Salâtı ikâme etmek- Vahyi-Kur’an’ı anlayarak sürekli okumak insanı çirkin fiillerden ve akla ve sağduyuya aykırı olan
    her türlü kötülükten alıkoyar ve Allah ile bağlantıyı ve
    O’nu hiç hatırdan çıkarmamayı sağlamış olur.”

    (Şûra,13)”Allah dileyeni,
    Kendine seçer ve hakka yönelenleri-kalpten yöneleni Kendisine iletir-o davet edilene kılavuzlar-doğruya ulaştırır.”

    (Âli İmran,101)”Kim Allah’ın Kitabına sarılırsa dosdoğru yola iletilmiştir.”

    (İsra,9)”Hiç şüphe yok ki bu Kur’an,
    en sağlam, en doğru yola ulaştırır.”

    (Zümer,23)”Kitap-Kur’an, Allah’ın hidayeti-rehberi-yol göstermesidir.
    Allah her isteyeni ona ulaştırır.”

    (A’raf,3)”Rabbinizden size indirilen Kur’an’a uyun. Allah’ı bırakıp da kutsallık payesi verdiğiniz
    kişilerin peşinden gitmeyin.
    Ne kadar az öğüt alıyorsunuz!”

  7. KUR’AN’da ALLAH rızası!?

    KUR’AN içinden araştırması yapılmamış, anlamı,
    derinliği bilinmeyen ve
    aslında çok çok önemli olan
    ‘Allah’ın rızası’;
    maalesef ki
    dillere pelesenk olmuş
    ‘Allah razı olsun’ duasına,
    bir duaya hapsedilip kilitlenmiş!?

    VE,
    Allah’ın rızası-onayı üzerinden de
    müthiş bir inanç,
    din sömürü düzeni;
    şirk, kula kulluk-köleleştirme
    sistemi kurulmuş.

    Bir tarafta;
    Afrika’ya su kuyusu,
    Somali’ye kurban,
    Filistin-Gazze’ye insanî yardım,
    kuran kursları, hafızlık, fitre, iftar,
    ölmüşlere hatim duası,
    câmi yapımı, ………… gibi
    Allah rızası için YARDIM adı altında,
    inanç, duygu sömürüsü ile
    tarikatlar, dinci dernek, vakıflar ve diyanet tarafından
    halktan müthiş paralar toplanıyor.

    Pekiî, bu yardım paraları
    nereye gidiyor;
    gerçekten ihtiyacı olanlara mı, yoksa
    inançları, duyguları sömürenlerin
    lüks harcamalarına mı?!

    Öbür tarafta
    tarikatların, diyanetin,
    dinci vakıf, derneklerin
    açtıkları kuran kurslarında,
    yatılı okullarında, yurtlarında;
    parasız, bedava diye
    kendi çocuklarının geleceğini yakan, sorgulamayan,
    hep yardımla başkalarının sırtından geçinen kocaman bir kitle;
    lütfedilip bahşedilen yardımları
    ‘Allah sizlerden razı olsun’
    diye sevinerek kabul ediyor!?
    Lütufmuş gibi sunulan yardımın aslında kendi parası,
    kendi HAK’kı olduğunu bilmiyor.

    Ayrıca, Allah’ın rızasını arayan
    bu kocaman kitleye;
    ‘KUR’AN’ı Arapça okuyarak
    hatim in ve ölülerine yolla,
    namaz kıl, başını ört,
    kendini değil orucu tut,
    borçlanarak da olsa
    mutlaka kurban kes, hacca git;
    sevapları kazanır, cennete gidersin’
    denilerek; sünnilik mezhebine göre
    inanç dayatması yapılıyor.

    Sonunda da
    KUR’AN Bilgisine,
    TANRI SÖZLERİ-AYETLERE
    ilgisizlik ve bilgisizlikten
    korkunç cehalet iktidarları oluşuyor!

    Cehalet iktidarlarının
    sürmesi için de
    TANRI’nın KUR’AN’dan uyarıları
    hiç duyulmamalı, bilinmemeli ki,
    CEHALET artarak devam etsin!

    (Fâtır,5-Lokman,33)”Sakın kandırıcıların, sizi Allah adına aldatmalarına kanmayın-
    sakın o çok aldatıcı
    sizi Allah ile aldatmasın!”

    Bu yüzden,
    DİN alanında üreyen, türeyen
    cehalet iktidarlarını yıkmanın
    tek yolu da, tek bilgi kaynağı;
    Evrenin Yaratıcısı,
    İSLAM sisteminin kurucu ve
    sistem yasasının yöneticisi
    DİN’in tek sahibi ALLAH-TANRI
    Kitabı KUR’AN,
    SADECE KUR’AN BİLGİSİ.

    Allah’ın rızasının
    gerçeğini, doğrusunu da
    sadece KUR’AN Ayetleri içinde,
    sadece KUR’AN bilgisinde aramak!!!

    (Mâide,16)”Allah RIZASINI kazanmak isteyenleri
    bu kitap-Kur’an sayesinde,
    bilgisi ve iradesiyle
    (dalalet ve cehalet)karanlıklarından (kurtarıp) aydınlığa-
    dosdoğru olan yola-
    barış, esenlik ve kurtuluş
    yollarına ulaştıracaktır.”

    (Tevbe,109)”Düşünün! Yapısını Allah’a saygı duyarak-Allah’a karşı sağlam bir sorumluluk bilinci ile ve Allah’ın RIZASINI-
    onayını-hoşnutluğunu kazanmak çabası-temeli üzerine
    kuran kimse mi, yoksa
    yapısını bir uçurumun kenarında kaygan bir zemine yapıp,
    onunla birlikte felakete
    yuvarlanan mı daha iyidir?
    Allah, şirk koşarak,
    küfrederek yanlış davrananlar;
    kendi zararlarına iş yapanlar toplumuna kılavuz olmaz.”

    (Hadid,27)”Kendileri bir ruhbanlık ortaya çıkardılar.
    Uydurdukları ruhbanlığa gelince,
    biz böyle bir ruhbanlık yazmamıştık.
    Sadece Allah’ın RIZASINI kazanmak için bunu kendileri icad ettiler;
    ne var ki ona da hakkıyla uymadılar.”

    (Bakara,265)”Allah’ın RIZASINA kavuşmak için, içten gelerek malını harcayan kimsenin durumu;
    kuvvetli yağmur yağdığında kat kat ürün veren, kuvvetli yağmur olmasa da çisentisinin yeteceği yüksek bir yerdeki bahçeye benzer.”

    (Bakara,207)”Kimi insanlar kendisini Allah’ın RIZASINI kazanmaya adar- İnsanlardan öyleleri vardır ki
    Allah’ın RIZASINI kazanmak için kendini (dünyalık hevâsını, malını, canını, tüm varlığını) feda eder.”

    (Ra’d,22)”Ve yine Onlar, sadece Rab’lerinin onayını-
    RIZASINI kazanmak için
    güçlüklere karşı göğüs gererler,
    Salâtı ikâme ederler-
    Allah için çok çalışırlar ve kendilerine verdiğimiz rızıklardan gizli, açık yoksullara yardım ederler,
    kötülüğü iyilik ile savarlar.”

    (Beyyine,8)”İnanıp iyi ve güzel işler üretenlerin, Rableri katındaki ödülleri, içinden ırmaklar akan
    Adn cennetleri-
    temiz-bereketli bahçelerdir.
    Sürekli kalacaklardır orada.
    Allah onlardan RAZI olmuştur.
    Onlar da Allah’tan RAZI olmuşlardır.”

    (Mâide,119)”O gün
    Allah şöyle diyecek;
    ‘Bugün, özü sözü doğru olanların doğruluklarının yarar sağladığı gündür. Onlar için altlarından ırmaklar akan, içinde ebediyen kalacakları cennetler vardır.’
    Allah, onlardan RAZI olmuştur,
    onlar da Allah’tan RAZI olmuşlardır.
    İşte büyük kurtuluş [fevz] budur.”

    (Tevbe,72)”Allah’ın RAZI olması
    hepsinden DAHA büyüktür.”

    ‘Her şeyden,
    hepsinden daha büyük
    ALLAH-TANRI rızası’???!

    (Fecr,28)”Ey zihnindeki
    tüm soru işaretlerini gidererek rahata kavuşmuş kişi-
    sükuna kavuşmuş benlik-
    içsel güvene ulaşmış olan nefis! Dön Rabbine-Rabb’ine dön;
    O’ndan RAZI olmuş ve
    O’nun RIZASINI kazanmış olarak!”

    (İbrahim,1)”Kur’an;
    Rabbinin bilgisiyle insanları cehaletin karanlığından, gerçeklerin-bilimin aydınlığına çıkaran, dosdoğru yola ileten, yüceler yücesi-güçlü ve bütün övgülere layık Allah tarafından gönderilmiştir. İnsanların yalanlarını ortaya çıkarır, gerçeğe davet eder.”

    (Hakka,51)”Ve şüphesiz Kur’an, kesin bilginin tâ kendisidir-
    açık ve kesin bir gerçektir!”

  8. İnsanoğlu,
    insanların doğru, iyi, güzel, hak, adalet, eşitlik, özgürlük,…..
    adına ne varsa
    tüm bildirdiklerinin de kaynağı
    TANRI’yı ve Kitabı KUR’AN’ı,
    KUR’AN BİLGİsini,
    SADECE BİLGİyi,
    GERÇEK BİLGİyi;
    yaşamla ilgili tüm bilgilerin
    Gerçek BİLGİnin TEK kaynağı KUR’AN ile özgürlüğü seçmek,
    benliğini, kişiliğini korumak,
    özgür olmak, özgür kalmak yerine;
    nedense?!
    kutsallaştırdığı,
    somut olanı, somutlaştırdığı,
    hayatının merkezine koyduğu, vazgeçemediği,
    ‘onsuz asla olmaz’, dediği ne varsa, canlı, cansız, ölmüş ya da diri insanlara, hayvanlara tapınmayı,
    kula, maddeye, paraya, güce, …
    kul, köle olmayı seçiyor!???

    İnsanlığın en zorlu mücadelesini veren peygamberi, kutsallaştırıp;
    hadisi, sünneti diyerek,
    Yaratıcısı ALLAH-TANRI’ya
    ortak etmek elçiye, verdiği mücadeleye, aziz hatırasına İFTİRA!

    (A’raf,3)”Rabbinizden size indirilen Kur’an’a uyun. Allah’ı bırakıp da kutsallık payesi verdiğiniz kişilerin peşinden gitmeyin. Ne kadar az öğüt alıyorsunuz!”

    (En’am,104)”Rabbinizden, apaçık delil-aydınlatıcı bilgi-bilinç kaynağı olan Kur’an gelmiştir.”

    (Nisa,174)”Ey insanlar! Rabbinizden apaçık ve güçlü bir kanıt-delil geldi. Her şeyi açık seçik gösteren, aydınlatıcı-çok parlak bir ışık (Kur’an’ı) indirdik.”

    (Âli İmran,60)”Bu-Kur’an
    Rabbinden gelen gerçektir!”

    (Zümer,23)”Kitap-Kur’an, Allah’ın hidayeti-rehberi-yol göstermesidir.”

  9. KUR’AN’da takva kavramı;
    Allah korkusu mu?!

    Din-ilahiyat alanında
    çıkar, güç, menfaat peşinde olanlar;
    Allah korkusu yayarak,
    sapkın düşüncelerine göre oluşturdukları yasaklar ile
    kendi vasatlıklarının, cehaletlerinin iktidarlarını kuruyorlar!

    Hem de ne korku;
    insan doğasına aykırı düşünceleriyle ahlakî sistemi çökerterek kurdukları bu korku imparatorlukları;
    TANRI’nın insana yüklediği
    muhteşem doğasını bozuyor,
    sanatsal yetenekleri yok ediyor,
    özgür yaşam HAK’kını
    elinden alıyor!

    Diyanet, tarikatlar,
    tasavvuf dergahları
    TANRI elçisi Muhammed’i,
    hadisi, sünneti diyerek
    TANRI’ya hüküm ortağı yaptıkları; KUR’AN’a göre şirk olan;
    sünnilik mezhebi-
    peygamber dinini anlatmayı
    gelenek haline getirmişler.
    Bu geleneksel anlayışa göre yapılan,
    KUR’AN’ın Türkçe çevirilerinde de;
    ‘takva’ ve ‘haşyet’ kavramlarına
    ‘Allah korkusu(?)’
    anlamı yüklenmiş!

    Dinci yapılanmaların anlatıcıları da;
    bu yanlış çevirileri kullanarak ve
    ateş, cehennem gibi
    soyut kavramlarla destekleyerek
    ‘Başını örtmezsen, saçının bir telini gösterirsen kırk yıl yanarsın ve
    namaz kılmazsan
    cehenneme gidersin’;
    yalanları ile ve
    KUR’AN dışından
    sınırsız yasak, haramlarla
    ‘Allah korkusunu(?)
    bir yaşam kültürü haline getirmişler.

    Dinci vakıf, dernekler, tarikatlar,
    okuryazarlığı şüpheli hocalar
    bu korku temelli yaşam kültürü ile;
    kendilerine itaat-biat edenlere
    lüks yaşamlarını finanse ettiriyor,
    para, güç kaynağı
    ordularını(!) yaratıyorlar.

    Sonuçta,
    bilimle, sanatla eğitim yerine,
    dinci eğitimle;
    hakla, hukukla, adaletle
    yönetim yerine, dinci-yasakcı-baskıcı yönetimle
    özgür iradeleri baskıladıkça;
    uyuşturucu, fuhuş,
    sanal kumarın her çeşidi,
    tehdit, dolandırıcılık,
    kadın, erkek, çocuk, genç, yaşlı
    vahşice insan katletmeler
    ülkeyi ateş çemberinde yakıyor.

    VE, bu dinci zihniyet
    korkunç, ürpertici oranda artıyor;
    Atatürk Cumhuriyetinin
    akıl, mantık temelli
    bilimsel eğitimi yerine;
    duyguları esas alan dinci eğitimle;
    aklın, bilimin
    kontrolünden çıkıyor ülke!

    Atatürk gibi
    dini kullananları durduran; durdurabilecek donanıma, bilgiye sahip özgürlükçü bir lider yok;
    Laiklik gibi durduracak
    bir sistem de kalmadı artık!

    Korku kültürü ile anlatılan
    Evrenin-Kâinatın Sahibi,
    Yaratıcı, Yöneticisi TANRI’nın yüceliğini, azâmetini,
    güzelliklerini tahayyül etmek,
    akıl ile bilmek, görmek ve
    İSLAM adını verdiği
    yaşam sistemini anlamak için
    çooook bilimsel çalışma gerek!

    (En’am,143)”Bana, bilimsel-
    bir bilgiye dayanarak cevap verin.”

    (Yunus 5)”Allah, bilmek isteyen (bilimsel çalışma yapan ve bilim ışığında düşünen) bir toplum için varlık ayetlerini ayrıntılı olarak
    bir bir açıklamaktadır.”

    İnsanoğlu
    yaptığı bilimsel çalışmalarla, evrenin %5 madde alemini çözebilmiş; %95’ini bilmiyor.

    Evrenin sırları,
    bilimsel araştırmalar ile çözüldükçe,
    TANRI bilgisi arttıkça,
    insan hayatının anlamını kavrayıp TANRI’yı anlamaya başlayınca;
    TANRI korkusu yerine,
    TANRI’ya hayranlık,
    saygı, sevgi, ilgi, minneti
    artmaz mı, çoğalmaz mı,
    yüceliği, azameti
    karşısında ürpermez mi?!

    TEK TANRI inancına sahip olanlar;
    en başta şirke bulaşmaktan,
    TANRI’ya saygıda kusurlu olmaktan,
    TANRI’nın ilgisini, sevgisini
    kaybetmekten,
    insanlığa faydalı olamamaktan korkar ve bu dolaylı bir korkudur!

    Bu korku, TANRI’nın azameti, yüceliği ve adaleti karşısında
    eğer insana, insanlığa zarar verilirse, kötülük, HAKsızlık yapılırsa,
    bu zararın, haksızlığın, kötülüğün de
    karşılıksız kalmayacağı,
    karşılığın tecellisinin de
    insanı çok zorlayacağı
    bilincinin korkusudur!

    Ayrıca bu dolaylı korku,
    nefsine, isteklerine uyarak, başkalarının HAKlarını gasbetmekten korur,
    başkalarının ve kendisinin
    HAK sınırlarını bilerek, sınırları aşmadan yaşamasını sağlar!

    KUR’AN’da belirtilen
    HAK sınırlarını korurken,
    KUR’AN’ın öğütlerini, kurallarını, ilkelerini yerine getirirken de
    bunu basit korkudan değil;
    ödül, karşılık beklediğinden değil,
    TANRI’nın İslam adını verdiği
    Barış, adalet, eşitlik, HAK
    sistemine inandığından, hayranlığından, minnetinden,
    TANRI’ya saygıda kusursuz
    olmak istediğinden,
    bilerek, isteyerek, bilinçle yapar.

    *”Takva; Vahye içtenlikle uyarak, kötü, zararlı şeylere, tehlikeye karşı korunma-sakınma.”

    (Âli İmran,102)”Allah için nasıl TAKVALI olmanız gerekiyorsa
    öyle TAKVALI olun ve
    O’nun gönderdiği gerçeğe
    gereğince uyun!”

    (Mâide,8)”Adaletli olun, adaletli olmak, Allah’ın koruması altına girmeye daha yakındır.
    Allah’a karşı TAKVAlı olun-
    Allah’a karşı sorumluluğunuzun bilincinde olun-Allah’ı dinleyin.”

    (Bakara,189)”Evlerinize arka taraflarından girmeniz/dinde Allah’ın ilkelerinden başka ilkeler benimsemeniz, ‘iyi adamlık’ değildir. Ama ‘iyi adamlık’, Allah’ın koruması altına girmektir. Öyleyse,
    evlerinize kapılarından girin;
    dini, din sahibi Allah’ın çizdiği çerçevede yaşayın.
    Ve kurtulanlardan olmanız için Allah’a karşı TAKVAlı olun-
    Allah’ın koruması altına girin-
    Allah bilincini içinizde canlı tutun!”

    **” ‘Haşyet’; basit korku-havf gibi yaradılıştan gelen bir duygu değildir.
    Haşyet duygusu sonradan oluşur. Bilgi ve idrake dayanır.”

    (Enbiya,49)”O sakınanlar,
    Rabblerini göremedikleri halde-
    algı ve tasavvurlarının ötesinde
    olsa da, Rablerine HAŞYET-
    içten, derin bir saygı duyarlar.”

    (Yâsin,11)”Ancak, Zikre-Kur’an’a uyan-öğüdü dinleyen ve görmediği halde-insan kavrayışının
    ötesinde bulunmasına rağmen-
    algılayamadığı Rahman-
    Çok Seven Allah’a HAŞYET-
    saygı duyan kişiyi uyarabilirsin.”

    (Fatır,28)”Dikkat edin;
    Allah’ın kulları arasından,
    ancak Kur’an’ın dile getirdiği gerçekleri bilenler
    O’na yürekten-hakkıyla
    saygı duyarlar-
    Allah’ın kullarından yalnız
    ilim sahibi olanlar HAŞYET ederler-
    kulları içinde Allah’tan ancak BİLGİNLER ürperir.”

    *kuranmeali.com – Erhan Aktaş
    **istekuran.net – Hakkı Yılmaz
    SON ÇAĞRI KUR’AN – Salih Akdemir
    Evrensel Çağrı KUR’AN-Mustafa Sağ
    Yaşayan KUR’AN – İhsan Eliaçık
    Yaşar Nuri Öztürk
    kuranmeali.com
    acikkuran.com
    etimolojiturkce.com

  10. Radikal dinci selefiler
    Tevhid der ama şirke çağırır!?

    İki büyük bela;
    türlü, çeşit dinciler ve etnikçiler ki;
    feodal zihniyetli, töre, terörist tapıcı,
    tarikatçı, ırkçı bölücüler,
    birlik olup
    atam Atatürk’ün kurduğu
    laik sistemi bozdular.
    Artık radikal dinci selefiler
    Cumhuriyetin okullarında
    selefi andı okutuyormuş!

    Şirke çağıran selefi dinciler;
    tevhid dergisi çıkarıyor,
    ‘Allah tekdir, birdir’ diyor,
    tevhid ve sünnet diyor
    şirk, düşmandır diyor
    ama
    uydurulmuş
    peygamber sünneti-hadisi ile
    peygamberi,
    TANRI ortağı yapıyor;
    peygamberi,
    Allah’ın yanına
    ya da yerine oturtarak
    ikilik, iki ilahlık,
    ya da yedek ilahlık yaratıyor!

    AYET ve hadis
    TEVHİD ve sünnet
    KUR’AN ve sünnet diyenler;
    aslında hep ikiliğe,
    hep şirke çağırıyor!
    İkilik yaratıyor,
    şirk; ALLAH-TANRI’ya ortaklık kuruyor!

    Tüm dinci rejimler,
    şirk toplumu yaratır;
    mezheplere bölünmüşlük yetmez, radikal dincilik de kesmez;
    sonunda radikal dinci
    terörist örgütler oluşur!

    Tüm şirke çağıranları tanımak,
    söylediklerinin, anlattıklarının, uygulattıklarının
    şirk olduğunu anlamak
    ancak TANRI Sözleri KUR’AN bilgisi,
    KUR’AN Ayetleri ile
    tek KUR’AN ile mümkün!

    (Nahl,35,36)”Elçilerin Vahyi
    apaçık bir şekilde tebliğ etmekten başka ne görevi var?
    Yemin olsun biz, her topluma ‘Yalnızca Allah’a ibadet edin ve Allah’a ortak koşmaktan sakının’
    diyen bir elçi gönderdik.”

    Peygamber sünneti-hadisleri,
    insanlar tarafından uydurulmuştur,
    bütün bu uydurulan yalanlarla,
    Allah’ın yanında ortaklıkla; peygamberimizin azîz hatırasına
    İFTİRA ve İHANET edilmektedir.

    ”Peygamberin tek görevi-
    sadece, Kur’an’ı apaçık tebliğdir.”
    (Ra’d,40-Nahl,82-Nur,54-Âli İmran,20)

    Peygamberin kendine ait bir sünneti ol(a)maz. Bütün peygamberler
    Allah’ın sünnetini uygulamışlardır!

    (Fetih,23)”Allah’ın sünnetinde
    hiçbir değişiklik bulamazsın.”

    (Hakka,44-45-46)”Eğer
    Peygamber kendi sözlerini,
    Allah’ın Kuran’ı ile eş tutmuş olsaydı, Biz, Peygamberi kıskıvrak yakalar, sonra onun can damarını-
    Vahyi keserdik.”

    (Câsiye,6-Mürselat,50-A’raf,185)
    “Kur’an’dan başka
    hangi hadise inanıyorlar?”

    (Lokman,6)”Bilgisiz insanları,
    Allah yolundan saptırmak-ayetleri geçersiz kılmak için,
    çelişkili hadisleri, hikmet dolu Kur’an’ın ayetleriyle bir tutarlar-
    Kur’an’dan uzaklaştırmak için
    hiçbir bilimsel dayanağı olmayan hadisleri öne sürerler.”

    (Âli İmran,78)”Belli bir grup,
    Kitap’ta olmadığı hâlde
    Kitap’tan sanasınız diye, uydurdukları sözleri
    ayetler arasına karıştırır-
    coşkulu bir dille anlatarak çarpıtırlar ve ‘Allah böyle buyuruyor’ derler.
    Oysa o Kitap’tan değildir.
    Allah adına bile bile yalan söylerler.”

    (En’am,93)”Allah’a karşı yalan uydurandan yahut kendisine hiçbir şey vahyedilmemişken ‘Bana da vahyolundu’ ve ‘Ben de Allah’ın indirdiğinin benzerini indireceğim’ diyenden daha zalim kim olabilir? Görevli güçler ellerini uzatmış, ‘canlarınızı teslim edin, Allah’a gerçek dışı-yalan yanlış, doğru olmayanları izafe ettiğiniz ve
    ayetlerine karşı büyüklük tasladığınızdan alçaltıcı azabı tadın’, dediklerinde, şirk koşarak yanlış yapan o zalimleri, ölümün can çekişmesi anında bir görsen!”

    (Ra’d,2)”Allah, ayetleri hiçbir şüpheye meydan vermeyecek biçimde ayrıntılarıyla açıklar ki günün birinde hesap vermek üzere Rabbinizin huzuruna çıkacağınıza yürekten inanasınız!…”

    (En’am,70)”Kur’an’la hatırlat-uyar ki, kişi yaptığı yanlışların-haksızlıkların felaketli sonucunu çekmesin.”

    TANRI’nın Sözleri KUR’AN
    TEVHİD’in TEK kaynağıdır.
    TANRI’nın öğrettiği, uygulattığı,
    Muhammed peygamberin
    TANRI’dan öğrendiği, uyguladığı
    tüm ilke, kural, davranışlar
    sadece KUR’AN’da kayıt altındadır.

    TANRI-ALLAH tarafından
    KUR’AN’ı anlatma ve yazmakla görevli elçi, azîz Muhammed;
    KUR’AN’ı yazıyla kayıt altına alma, görevi bitince ölmüş,
    ALLAH onu öldürmüş!
    O azîz peygamber Muhammed
    ölümlüdür, ölmüştür.

    Ölümsüz olan yalnızca ALLAH’tır.

    (Kehf,26)”Allah, hükmüne
    hiç kimseyi ortak etmez.”

    (Nisa,48)”Kim Allah’a şirk koşarsa- Allah’a ortak koşan
    çok büyük bir günah işlemiş olarak Allah’a iftira atmış olur.”

    (Nisa,116)”Kim Allah’a ortak-
    şirk koşarsa, elbette o derin-
    apaçık bir sapıklığa düşmüştür-
    Allah’ın yanısıra başkasına ilahlık yakıştıranlar şiddetli bir sapıklığa düşmüş kimselerdir.”

    (Fâtır,3)”Nasıl oluyor da Allah adına aracılık yapanlara aldanıyorsunuz!”

    (Nisa,36)”[YALNIZCA] Allah için ibadet edin(çalışın) ve
    Allah’tan başka hiçbir şeye asla ilahlık yakıştırmayın-
    hiçbir şeyi Allah’a şirk-
    ortak koşmayın.”

    İnsanın onurunu, özgürlüğünü
    kaybettiren şirkin;
    dini liderlere(?)-(İran),
    din alimlerine(!)-(Afganistan)
    hacılara, hocalara, imamlara,
    şeyhlere, şıhlara inanmakla, tapınmakla
    kula kulluk olduğu,
    KUR’AN’la,
    yalnızca KUR’AN Ayetleri ile anlatılabilir!

    (En’am,55)”Nelerin suç, kimin suçlu olduğu iyice belli olsun-günaha sapmışların yolu açık-seçik ortaya çıksın diye, ayetlerimizle gerçekleri ayrıntılı şekilde açıklıyoruz.”

    (İsra,46)”Rabbini yalnız Kur’an’da andığın zaman-
    Rabbinin hiçbir ortağı olmadığını, Kur’an’dan anlattıkça,
    ortak koşucular
    nefretle geriye dönüp kaçarlar.”

    KUR’AN’da
    her şeyi bulamazsınız,
    anlayamazsınız diyenler
    yalan söylüyor,
    KUR’AN’a iftira ediyorlar!

    (En’am,38)”Kur’an’da
    hiçbir şeyi eksik bırakmadık!”

    (Kehf,54)”Yemin olsun! Kur’an’da insanlar için, her çeşit örneği ayrıntılı-her şeyi ayrı ayrı örnek vererek-değişik ifadelerle açıkladık.”

    (Âli İmran,7)”Kur’an’ın bir kısmı
    yasa-hüküm içeren âyetlerdir;
    anlamı son derece açık-
    kesin anlamlı-açık seçik
    kolaylıkla anlaşılır ki bunlar,
    Kitabın aslı-esası-özü-anası-temeli olan muhkem ayetlerdir.”

    (Sad,67)”Kur’an, çok önemli
    büyük bir bilgi kaynağıdır.”
    (Sad,69-En üstün şeylerin doldurulduğu depo; Kur’an)

    (Hicr,9)”Zikri-Kur’an’ı
    Biz indirdik ve kesinlikle onun
    koruyucusu da Biziz.”

    Zikir, KUR’AN’ın isimlerinden!
    Yani KUR’AN’ın kendisi…!

    (A’raf,3)”Rabbinizden size indirilen Kur’an’ın bildirdiklerine uyun!”

    TEK bir Kitap ile,
    KUR’AN ile
    tüm yalan, yanlış, iftira bilgilerden kurtulmak varken;
    insanlar neden
    KUR’AN’dan
    bu kadar korkuyor, kaçıyor
    anlamak mümkün değil! !?

    (Müddessir,50, 51)”Aslandan korkup kaçan ürkmüş yaban eşekleri gibi niye bu Kur’an’dan kaçıyorlar?”

    ”Kur’an, Rabbinizden gelen gerçekler-bir bilinç kaynağı-
    bir kavrama yöntemi-
    gönüllere açılan gözlerdir,
    bir yol gösterici ve
    inanacak olan kimseler için sevgi-şefkat-merhamet kaynağıdır.
    Kur’an’ı anlayarak okuyun ve düşünün ki bilinciniz
    şirk-ortak koşucu düşüncelerden temizlensin, yolunuz aydınlansın.”
    (A’raf,203,204)

    ”Allah, bilmek-bilinçlenmek isteyen bir topluluk için ayetleri-ilkeleri ayrıntılı olarak açıklamaktadır.”
    (Yunus,5)

    İnanan, inanmayan fark etmeksizin insanoğlu
    tüm duyduklarını, anlatılanları
    KUR’AN’da
    açık, ayrıntılı, örnekli, net hüküm
    TANRI Sözü Ayet
    olarak var mı diye baksa;
    KUR’AN içinde biraz araştırsa,
    TANRI’yı yargılamadan önce
    ‘TANRI ne demiş, ne demek istiyor’ diyerek
    TANRI’yı, KUR’AN’ı
    anlamaya çalışsa,
    KUR’AN içinde
    birazcık inceleme yapsa
    TANRI’nın yardımıyla aradığı bilgiye tek doğru kaynak KUR’AN’la ulaşır.

    (Zümer,27)”Andolsun ki, düşünüp akıllarını başlarına alsınlar diye
    Kur’an’da insanlar için
    temsil ve kıssalar yoluyla
    her türlü dolaylı anlatım tarzını kullanarak deliller sunduk-
    yemin olsun, Kur’an’da
    insanlara her türden örnekler
    verdik ki düşünüp öğüt alabilsinler.”

    (A’raf,174)”Belki öğüt alıp doğruya-hakka dönersiniz diye ayetleri-ilkeleri etraflıca açıklıyoruz-
    uzun uzun anlatıyoruz-
    ayetlerimizi ayrıntılı kılıyoruz ki,
    aklınızı başınıza toplayıp,
    Allah’a ortak koşmadan-
    şirkten dönebilesiniz.”

    (A’lâ,18)”Hiç kuşkusuz bu Kur’an, gönderdiğim Kitaplarda-
    geçmiş Vahiylerde de vardı-
    bu hatırlatmalar ilk çağların sayfalarından beri yapılıyor-
    dünya hayatının başlangıcından itibaren Rabbiniz insanlara
    hep gerçeği açıkladı;
    bundan hiç şüpheniz olmasın.”

    Kaynaklar:
    KUR’AN Türkçe çevirileri;
    Mustafa Sağ-Evrensel Çağrı KUR’AN
    İhsan Eliaçık – Yaşayan KUR’AN
    Salih Akdemir – Son Çağrı KUR’AN
    Yaşar Nuri Öztürk – KUR’AN Meali
    Hüseyin Atay – KUR’AN Türkçe çeviri
    Edip Yüksel – Mesaj KUR’AN çevirisi
    Hakkı Yılmaz – istekuran.net
    kuranmeali.com
    acikkuran.com
    temizfikir.com
    etimolojiturkce.com

  11. Hıristiyan Evanjelikler de
    Yahudi Chabadlar da
    selefiler gibi tarikatçı, radikal dinci!?

    Yahudi+Hıristiyan tarikatları ittifakı;
    sünni, şii mezhep savaşları yorgunu Ortadoğu ülkelerini
    birer birer kan gölüne çeviriyor!

    Modern kıyafetleri ile
    farklı görünseler de;
    Hıristiyanlığın protestan mezhebinin bir tarikatı olan evanjelikler de
    Yahudilerin chabat tarikatı da
    radikal dinci selefiler gibi;
    insanları peygamber ortaklı dine,
    şirk dinine çağırıyor!

    (Mâide,17)”Şüphe yok ki,
    ‘Meryem oğlu Mesih Allah’tır!’ diyenler (şirke girip) kâfir olmuşlardır!”

    (Fâtır,23,24)”Ey Muhammed!
    Sen sadece bir uyarıcısın.
    Kuşkusuz biz seni
    Kur’an ile müjdeci ve
    uyarıcı olarak gönderdik. Kendilerine uyarıcı gelmemiş
    hiç bir toplum yoktur.”

    Muhammed, İsa;
    peygamberlerin isimleri farklı olsa da mezheplerin, tarikatların
    şirke çağırdıkları sistem aynı; TANRI-ALLAH’a
    peygamber ortaklı, şirk dinleri!?

    (Nahl,35)”Elçilerin Vahyi
    apaçık bir şekilde tebliğ etmekten başka ne görevi var?”

    Önce farklı dinlere
    Yahudi, Hıristiyan, Müslüman;
    sonra o dinler içinde mezheplere,
    haredi, ortodoks, katolik,
    şii, alevi, sünni,
    sonra sayısız
    tarikatlara, cemaatlere,
    dernek, vakıf, dergahlara
    en sonunda da kişisel anlayışlara
    indirgenmiş, paramparça
    şirk, kul, kişi dinleri anlayışı hâkim,
    tüm dünyada!

    (Rum,32)”Ortak-şirk koşanlar
    dinlerini parçaladılar ve
    mezhep mezhep oldular.
    Her mezhep kendi bağlandıklarıyla sevinip övünmektedir!”

    (Nisa,36)”Allah’a hiçbirşeyi ve
    hiç kimseyi ortak-şirk koşmayın.”

    (Lokman,13)”Allah’a ortak koşma, Allah’a ortak koşmak-şirk, kuşkusuz çok korkunç bir zulümdür.”

    (Zümer,65)”Eğer Allah’a ortak koşarsan-şirke saparsan
    tüm yaptıkların boşa gider ve kaybedenlerden olursun.”

    (Şura,13)”Allah’ın Tevhit dinini dosdoğru uygulayın, grup grup ayrılmayın. Ortak koşanlara-
    müşriklere çok ağır gelen,
    bu Tevhit inancıdır.”

    TANRI’ya ait tek DİN,
    KUR’AN’ın bildirdiği
    TANRI’nın TEVHİD dini,
    KUR’AN İSLAM’ı BİLGİSİ
    tüm insanlıkta oluşmayınca,
    nokta atışı KUR’AN’ın Ayetleri
    dikkate alınmayınca;
    çeşitli dinler, türlü mezhepler arasındaki savaş
    dünyada cehennemi yaşatıyor!

    (Âli İmran,103)”Topluca Allah’ın ipi Kur’an’a sımsıkı bağlanın ve gruplara bölünüp parçalanmayın! Allah Kitabı Kur’an ile doğruyu göstermiştir. Allah size ayetlerini böyle apaçık bildiriyor ki doğruyu bulasınız.”

    ***Bölünüp ayrılığa düşenler için büyük azap haberi, uyarısı;
    Âli İmran,105. Ayette çok açık!

    (Yusuf,111)”Kur’an, kendinden önceki vahiyleri-
    Tevrat, İncil, Zebur ve diğerlerini,
    doğru ve gerçek adına ne kalmışsa onaylayan-sağlamasını yapan ve inanmak isteyen insanlara her şeyi açık seçik bir biçimde dile getiren ve yol gösteren sevgi ve merhamet-
    güç kaynağı ilahî bir metindir.”

    KUR’AN; Tevrat ve İncil’de,
    din adamlarının(?!) çıkarları doğrultusunda yaptıkları tahribatları ayet, ayet düzeltir!
    Bu yüzden diğer kutsal kabul edilen metinlerin doğruluğunu test etmek,
    ancak KUR’AN ile mümkündür!

    (Âli İmran,187)” Allah, kendilerine kitap verilenlerden,
    ‘Kitaptakileri insanlara açıklayacaksınız ve ondan hiçbir şeyi gizlemeyeceksiniz!’
    diye sağlam bir söz almıştı.
    Ama onlar (antlaşmayı hiçe sayarak) kitaptakileri gizlediler, kendi sözlerini kitaptan diye açıkladılar-onu küçük bir kazanç karşılığı değiştirdiler.”

    (Hadid,27)”Uydurdukları ruhbanlığa gelince, biz böyle bir ruhbanlık yazmamıştık. Allah’ın rızâsını kazanmak için kendileri icad etti; ne var ki ona da hakkıyla uymadılar.”

    (Tevbe,37)”Kötü işleri, kendilerine (kendi nefisleri tarafından) güzel görünüyor.
    Allah, Hakk’ı tanımaktan kaçınan insanları doğru yola yöneltmez.”

    (Bakara,41,42)”Elinizdeki Tevrat’ın aslını doğrulayıcı nitelikte indirdiğim Kur’an’a inanın.
    Kur’an’a karşı çıkanların ilki-
    inanmayanların öncüleri olmayın! Ayetlerimi de küçük çıkarlarınız karşılığında(dünyalık menfaat için) değiştirmeyin-
    az bir bedelle satmayın!
    Ey Kitap verilenler!
    ‘Hakk’ı Batıl’la’-doğruyu yanlış ile karıştırmayın, bile bile gerçeği-
    ‘Hakk’ı’ bildiğiniz halde gizlemeyin.”

    KUR’AN,
    Hıristiyan din adamlarının(!)
    tüm sapma noktalarını
    nokta atışı Ayetler ile
    tek tek deşifre eder!

    ‘İsa peygamber, tanrı oğlu’ yalanı!?

    (Meryem,88)” ‘Rahman-çok Seven, bir çocuk edindi’ dediler.
    Andolsun ki siz çok çirkin bir iftirada bulundunuz.”

    (Mü’minun,91)”Allah asla çocuk edinmemiştir ve Allah ile beraber bir başka ilah-tanrı da yoktur.”

    (Zuhruf,59)”Hayır! Meryem oğlu Îsa, sadece, kendisine elçilik verdiğimiz ve İsrailoğullarına örnek kıldığımız bir kuldur.”

    (Bakara,116)”Ortak koşucular
    ‘Allah, çocuk edindi.’ dediler. Asla! Allah yaratılmışlara özgü böylesi vasıflardan kesinlikle uzaktır.”

    (Meryem,90,91)”Esirgeyen ve bağışlayan Rahman’a çocuk yakıştırdılar diye, neredeyse gökler parçalanacak, yer çatlayıp-yarılacak ve dağlar yıkılıp çökecek.”

    (Yunus,68)” ‘Allah bunları çocuk edindi’ dedikleriniz konusunda elinizde hiçbir deliliniz-kanıt yoktur.”

    (Kehf,5)” ‘Allah çocuk edindi’ diyenlerin bu konuda ne kendilerinin bilgisi-bilimsel dayanakları vardır ne de atalarının. Bu ağızlarından çıkan ne büyük bir iftiradır!.”

    (Mâide,75)”Meryem oğlu Mesih (Îsa), sadece bir resuldür-elçidir. Şüphesiz ki ondan önce de resuller gelip geçmiştir. İsa’nın annesi de çok doğru-sözü namus bilen bir kadındı. Her ikisi de insan olarak yemek yerlerdi!”

    (Furkan,20)”Ey Muhammed! Senden önce gönderdiğimiz tüm elçiler de yiyip içer, çarşılarda dolaşırlardı.”

    (Furkan,2)”Göklerin ve yerin egemenliği Allah’a aittir.
    Allah ne bir çocuk edinmiştir,
    ne de egemenliğinde
    herhangi bir ortağı vardır.”

    ‘Teslis-tanrı üçlemesi’ yalanı!?

    (Nisa171,172)” ‘Allah-Tanrı üçtür-üçlüdür’ demeyin ve kendi iyiliğiniz için buna son verin.
    Allah, ancak tek bir ilahtır-tanrıdır.”

    (Tevbe,31)”Yahudiler hahamları,
    Hıristiyanlar, Meryem oğlu Mesih İsa’yı, rahiplerini Allah dışında rabler edindiler. Hâlbuki onlara yalnız bir tek ilah olan Allah’a ibadet etmeleri söylenmişti.”

    ‘İsa peygamber çarmıha gerilerek öldürüldü-haç sembolü’ yalanı!

    (Nisa,157)”Aslında onu ne öldürdüler ne de çarmıha gerdiler. Kesin olan şu ki onu öldürmediler.”

    (Âli İmran,54)“İsrailoğullarının ileri gelenleri Îsa’yı öldürmek için tuzak kurdular. Allah da onların tuzaklarını bozdu.”

    İsa peygamberin yeryüzüne geri döneceği yalanı?

    (Mü’minun,100)”Dünyadan ayrılanların, (kıyamette)yeniden diriltilecekleri güne kadar, dünyaya dönmelerine izin vermeyen perde-
    berzah-(geri gelmelerine mani)- [aşılması imkansız] engel vardır.”

    (En’am,55)”Mücrimlerin;
    suçlu, gerçeği yalanlayan nankör, müşrik, sapkınların yolu
    iyice belli olsun, açık-seçik ortaya çıksın diye, ayetlerimizle gerçekleri
    ayrıntılı şekilde açıklıyoruz.”

    (Yunus,34,35)”Hiçbir ortağı olmayan Allah yaratmayı başlatır, öldürür ve diriltir.
    Sadece hiçbir ortağı olmayan Allah gerçeğe ulaştırır.”

    (Zümer,6)”Allah, sizi bir tek nefisten yarattı, sonra da eşini var etti.
    İşte bu Rabbiniz Allah’tır.
    Allah’tan başka ilah yoktur.
    Öyleyse nasıl oluyor da
    ayetlerdeki gerçekleri inkâr ederek yaratılan varlıkları ilahlaştırıyorsunuz-
    nasıl Hakk’tan Kur’an’dan uzaklaşıyorsunuz?”

    (En’am,26)”Kendileri Kur’an’dan yüz çevirdikleri yetmiyormuş gibi, başkalarını da Kur’an’dan
    vazgeçirmeye çalışırlar.”

    (Furkan,52)”Evrensel-tüm halklara elçilik görevini sana verdik.
    Öyleyse bu sorumluluğun farkında ol ve sakın gerçeği örtbas eden-
    ortak koşuculara uyayım deme ve
    onlara karşı Kur’an’la
    büyük bir gayretle mücadele et-
    Kur’an’ı, onlara rağmen,
    var gücünle insanlara duyurmak için çaba sarfet!”

    Kaynaklar;
    Evrensel Çağrı KUR’AN-Mustafa Sağ
    Son Çağrı KUR’AN-Salih Akdemir
    Yaşayan KUR’AN-İhsan Eliaçık
    Yaşar Nuri Öztürk
    Hüseyin Atay
    İstekuran.net-Hakkı Yılmaz
    kuranmeali.com

  12. Kişisel vicdan,
    TANRI’nın dinine alternatif mi?!

    Felsefeleri, düşünceleri ile
    insanlar arasında karşılık bulmuş Schopenhauer, Nietzsche, Kant,
    Mevlana, Said Nursi, Gazali,….gibi
    filozoflar, mezhep savunucusu tasavvufçular
    vicdana çok vurgu yapmışlar,
    kendi duygu, düşünce,
    deneyimlerini anlatmışlar.
    Din ile vicdanı aynı kategori içinde değerlendirip karşılaştırmışlar.

    Bazıları ‘Din, kişinin vicdanı ve
    ahlakın temeli de din değil vicdan’
    demişler, diyebilmişler…

    DİN, sadece KUR’AN bilgisi ile
    tek TANRI’ya izafe ol(a)mayınca;
    kişisel, kişiye ait vicdan,
    TANRI’ya ait dine alternatif olmuş
    Din=vicdan olmuş.

    Vicdan Arapça bir kelime ama
    KUR’AN’da kavram, kelime olarak
    yer almıyor!

    (Enbiya,64-,Neml,14) ayetlerinde
    çeviri hatası ile vicdan kullanılmış.
    Hâlbuki ayetlerde vicdan değil,
    nefs kavramı kullanılıyor ve
    Nefsin ne olduğunu net açıklayan apaçık KUR’AN Ayetleri var?!

    (Şems,7-10)”Nefsi-benliğini düşün ve onun nasıl (yaratılış) amacına uygun şekillendirildiğini ve doğru ile yanlışı birbirinden ayırt etme-iyiliği ve kötülüğü-bozukluğunu ve takvasını-ahlakî zaaflarla olduğu kadar Allah’a karşı sorumluluk bilinciyle de donatıldığını!
    Nefsini-bilincini-benliğini, şirkten-ortak koşucu şeylerden temizleyip arındıranlar kurtulmuştur, zihni şirkle-ortak koşucu şeylerle kirli olan-kötülüğe boğan da kaybeder-içini arıtan kurtulmuş-kirleten kaybetmiştir…”

    (Kaf,16)”Andolsun, insanı biz yarattık ve nefsinin ona ne fısıldadığını-kendi kendine neler kurduğunu yine biz biliriz.
    Çünkü biz ona şah damarından daha yakınız-içinden geçeni biliriz.”

    Vicdan objektif değil,
    subjektif bir olgu,
    bundan dolayı vicdan ile verilen
    her karar tam anlamıyla
    adil olmayabilir.
    Bireysel olan vicdan yanılabilir, kendi isteği doğrultusunda
    kararı ile sonunda
    vicdan azabı da yaşatabilir!

    Vicdani kararlar kişiseldir.
    Vicdan, insanın kendi
    kişisel mahkemesi ve
    her davada kendi lehine
    çıkarı yönünde karar verebilir,
    hem aşırı duyarlı
    hem de yetersiz olabilir.

    Aradığı adaleti mahkemelerde, kanunlarda bulamayanlar,
    artık vicdanlara sesleniyor!
    HAK, ADALET konusu
    başkasının vicdanına,
    vicdan azabına, vicdan sızlamasına bırakılacak basit bir durum değildir.
    Subjektif vicdanlara seslenerek
    hak, adalet aranmaz.

    Vicdan subjektiftir ama
    adalet objektiftir.
    Adalet, hakları teslim eder,
    haksızlıklara çözüm üretir.
    Adaletin değişmez ilkeleri,
    değiştirilemez kuralları
    vardır ve bu kurallar, ilkeler
    adaletin objektif olmasını,
    herkese eşit oranda
    uygulanmasını ister ve de sağlar.

    KUR’AN’ın dininin
    mahkemesinin temeli de
    adalettir, haktır,
    somuttur, objektiftir,
    yanılmaz, yanıltmaz.

    (Nisa,174)”Ey insanlar!
    Rabbinizden apaçık ve güçlü
    bir kanıt-delil geldi.
    Her şeyi açık seçik gösteren, aydınlatıcı-apaçık bir ışık-
    hakikatin belgesi olan
    Kur’an’ı indirdik.”

    İşte KUR’AN somut delil olarak;
    KUR’AN’ın dininin temeli ahlaktır önermesini sağlam delilli,
    Ayet kanıtlı olarak sunar.
    Çünkü adaletle ilgili,
    HAK temelli
    evrensel ahlâkî ilkeler
    nokta atışı Ayetler ile
    KUR’AN’da kayıt altındadır.

    (Hadid,25)”Kitapla insanlar arasında adaleti ve hukukun üstünlüğünü tesis edecek değer ölçüleri-
    doğruyla yanlışı, yalanla gerçeği, hakla haksızlığı, adaletle zulmü ayıran ölçüleri-yasayı gönderdik ki; insanlar adaleti yerine getirsin.”

    (En’am,38)”Kur’an’da hiçbir şeyi eksik bırakmadık.”

    (Yunus,82)”Allah Gerçeği-Hakikati-Hakkı, Kendi Kelimeleriyle-(Vahiy)-Sözleriyle ortaya koyup gerçekleştirir,
    suçlular hoşlanmasalar da-istemeseler de
    Allah Sözlerinin Gerçek olduğunu ortaya koyacaktır-kanıtlayacaktır!”

    KUR’AN’ın dini;
    Adaletin,
    Sevginin,
    İyinin, iyiliğin
    tüm güzelliklerin kaynağı, yaratıcısı
    TANRI’nın dinidir,
    KUR’AN, TANRI’nın Kitabıdır!

    KUR’AN’ın istediği;
    iyi, doğru, güzel, adaletli olan,
    insanlığa faydalı ne varsa
    hepsini kapsayan güzellikleri
    ortaya çıkarmak;
    insanlık alemine hizmet için
    doğruluk, hak, adalet, eşitlik, özgürlük mücadelesi vermek!

    (Zümer,10)”Bu dünya hayatında güzel düşünüp güzel davrananlara güzellik vardır.”
    (Nahl,30)”Bu dünyada iyi davrananlar için güzellik vardır.”
    (Nisa,32)”Allah’tan size güzellikler vermesini isteyin.”
    (Nahl,127)”Güçlüklere göğüs ger; sana güçlüklere göğüs germe-mücadele gücünü veren Allah’tan başkası değildir.”
    (Mâide,105)”Ey inananlar!
    Siz kendinizi düzeltmeye bakın-
    Allah’ın gösterdiği yolda yürümeye devam edin. Siz doğru yolda oldukça, sapmış olan size
    hiçbir zarar veremez.”

    (Nisa,1)”Ey İnsanlar! Sizi bir tek nefisten yaratan, ondan da eşini var eden, ikisinden de pek çok erkek ve kadın üreten Rabbinize karşı sorumluluğunuzun bilincinde-
    saygılı olun-Rabbinizi dinleyin.”

    (Saffat,12-14)Sen Allah’ın gücüne ve kudretine hayranlık duyarken; ortak koşucular ise alay ediyorlar.
    Kur’an’la öğüt verildiğinde,
    öğüdü dikkate almıyorlar hatırlatıldığında ilgilenmiyorlar.
    Ve ayetle yüz yüze geldiklerinde küçümseme-aşağılama-
    alay-eğlence konusu yapıyorlar.”

    (En’am,10)”Ne var ki, alay edenleri eğlendikleri gerçek kuşatıverdi-
    alay edenler, alay ettikleri gerçekle kuşatılıp yok edildiler-
    alaya alınan şeyler, hep alaycıların başında patlamıştır-
    küçümseyip alay edenler, alay ettikleri-eğlence konusu yaptıkları şey tarafından kuşatılıp mahvedildiler.”

  13. KUR’AN BİLGİSİ ile buluşan Vicdan?!

    Bir önceki yazıda
    vicdan subjektif,
    adalet objektiftir derken;
    KUR’AN Bilgisine,
    KUR’AN’ın adaletinin
    objektif olduğuna vurgu yapmıştım.

    Yaşamda kullanılan
    bütün soyut kavramlar;
    KUR’AN’ın somut bilgileri ile,
    TANRI’nın son ilahî Kitabı
    KUR’AN’ın nokta atışı Ayetleri ile
    buluşursa, buluşturulursa
    gerçek, doğru bilgiye ulaşılmış olur.

    (Tekvir,27,28)”Kur’an âlemler için
    bir hatırlatma-bilgi-uyarı-çağrı- öğütten başka bir şey değildir; gerçeklerden yana
    doğruyu bulmak isteyenler için.”

    (İnsan,29)”Kur’an, bir hatırlatmadır.”

    Vicdan, vecd; bulma yeriyse,
    o zaman bulunacak olan da
    hatırlatıcı KUR’AN BİLGİSİ !

    Vicdan ancak;
    TANRI Sözleri KUR’AN ile
    KUR’AN’ın HAK, ADALET Ayetleri ile buluşur, uyanırsa,
    gerçekten vicdan haline gelirse;
    işte o zaman vicdan,
    kişinin dini olur.
    İşte o zaman vicdan=din olur.

    (Şûra,17)”Allah gerçeğe ilişkin Kur’an’ı indirmiş böylece insana, doğru ile eğriyi tartacağı adaletin değer ölçülerini göstermiştir.”

    (Mâide,42)”Hüküm-karar verecek olursan, ADALETLE-
    hakkaniyetle karar ver.
    Allah ADALETLİ davrananları sever.”

    (En’am,152)”ADALET gereği,
    ölçüyü ve tartıyı tam olarak gerçekleştirin-hakkaniyetle yapın-
    ölçü ve tartıya tam olarak, ADALETLE uyun.
    Yakın akrabanız da olsa konuştuğunuz zaman ADALETİ gözetin-adil olun-doğruyu konuşun.”

    (Hud,85)”Ölçüyü ve tartıyı ADALETLE tam uygulayın-
    tam bir dürüstlükle-doğru yapın,
    adil bir biçimde yerine getirin-hakka-hukuka uyun,
    insanları kendi hakları olan şeylerden yoksun bırakmayın-
    malını-haklarını eksik vermeyin.”

    (Mâide,8)”Allah için
    ADALETİ yerine getirmede,
    ADALETİN tanıkları olarak,
    ADALETİ gerçekleştirenlerden olun.
    Bir topluluğa düşmanlığınız-kininiz
    sizi ADALETLİ davranmaktan alıkoymasın.”

    (Nisa,135)”Kendiniz, anneniz, babanız ve yakınlarınız
    aleyhinde bile olsa,
    ADALETTEN şaşmayın.
    Varlıklı-zengin, yoksul-fakir
    ayrımı yapmadan;
    ADALETİ gerçek anlamıyla
    yerine getirin.
    Kişisel çıkar ve duygularınıza, nefsinizin arzusuna uyarak ADALETTEN sapmayın.”

    (Sad,26)”İnsanlar arasında
    ADALETLE karar ver,
    duygularınla taraf tutma.”

    (Nisa,58)”Allah, sorumluluklarınızı yürütürken insanlara
    ADALETLE davranmanızı öğütler.”

    (Rahman,9)” Dengeyi titizlikle ve ADALETLE koruyun.”

    Candır, cana can katan,
    canlandıran, can veren KUR’AN!
    Nasıl İsa peygamber
    İncil ile sosyal ölüleri
    diriltti, canlandırdıysa,
    İncil tahrif edildiğinden;
    artık,
    TANRI tarafından korunan,
    TANRI’nın son Kitabı KUR’AN
    mecazen ölmüşleri
    canlandırmakta, diriltmektedir.

    Vicdan;
    KUR’AN ile canlanırsa
    Vicdan = KUR’AN olur!

    Vicdan, KUR’AN ile,
    KUR’AN’ın evrensel ahlâkî ilkeleri ve
    KUR’AN’ın HAK, ADALET Ayetleri ile
    buluşur;
    uyanır, uyandırılırsa
    vicdanın kararları da
    objektif, adil, adaletli, haklı
    hale gelir!

    “Rabbinizden, apaçık delil-aydınlatıcı bilgi-bilinç kaynağı olan Kur’an gelmiştir.”
    (En’am,104)

    KUR’AN,
    TANRI’nın insan olabilme sanatı BİLGİsini veren açık mektubu!
    İNSAN, KUR’AN ile
    kendi sanat eserini yaratır!

    “Kur’an’ı, inanmak isteyen kullarımızı karanlıklardan kurtarıp
    doğru yola ulaştıran nûr-ışık yaptık.”
    (Şûra,52)

    “Ey inananlar! Eğer Allah’a karşı yürekten bir saygı ile bağlanarak-sorumluluk bilincinde olursanız-Allah’ı dinlerseniz;
    Allah, size iyiyi kötüden ayırt edecek bir kavrayış-zihin açıklığı, sağlıklı düşünme yeteneği verir-
    ufkunuzu açar,
    cehaletin karanlığından
    bilginin aydınlığına ulaştırır.”
    (Enfal,29)

  14. Vicdan yanılabilir ama
    KUR’AN yanılmaz da,
    yanıltmaz da!

    Hukuk devleti olduğu iddiasıyla hüküm etmekte olanlar,
    HAK, ADALET sağlayıcılar;
    ADALET konusunda
    vicdana vurgu yapıyor,
    vicdan rahatlığını
    ADALET için yeterli görüyorsa;
    vicdan kavramının
    oturulup etraflıca düşünülmesi
    şart hale gelmiştir!

    Demokrasilerde
    HAK, ADALET;
    hukukla sağlanır.
    Hukuk devletinde
    HAK’ları teslim etmek,
    ADALET’i gerçekleştirmek, ADALET’i sağlamak
    hukukun temel amacıdır!

    HAK ve ADALET;
    vicdanlara bırakıl(a)mayacak kadar önemlidir.

    Ahlaki bir değer olarak
    ADALET kavramı HAK temelli;
    ‘HAK edene HAK’kını verme’dir.
    Evrensel ahlâkî ilkelerin Kitabı
    KUR’AN’ın yaklaşık binbeşyüzyıl önce ‘HAKK’ dediği,
    KUR’AN’ın isimlerinden ve
    bugün hukuk dediğimiz kavram!

    *Arapça ḥḳḳ kökünden gelen ḤAḲḲ; yasaya, hakikate, bilgeliğe uygun; doğruluk, hakikat, yasallık.
    Arapça ḥuḳūḳ, ‘haklar’ sözcüğünden alıntı, ḥaḳḳ sözcüğünün çoğuludur.
    İbranice, “taşa veya metale oyulmuş şey, yasa, ferman, kural”

    ALLAH-TANRI;
    ‘Hakk’ın kaynağı ve
    ‘Adalet’in yaratıcısı!

    (Tegabün,3)”Allah, gökleri ve yeri Hakk olarak yarattı.”

    (Câsiye 22)”Allah, gökleri ve yeri hak, hukuk ve adâlet esaslarına göre, bir sistem olarak yaratmıştır.”

    (Bakara,147)”Hakk, Rabbinden gelendir-Hakk Rabbinizden gelen Kur’an’dır.”

    KUR’AN’da kayıtlı,
    TANRI’nın HAK temelli
    İSLAM yaşam sistemi;
    barış, mutlak eşitlik, güvenlik,
    adalet, inanç özgürlüğü de dahil insanlığa dâir bütün iyi, güzel, doğru tüm olumlu kavramları içerir.

    (En’am,126)”İslâm dini,
    Rabbinin dosdoğru yoludur.”

    (Yunus,108)”Ey insanlar! Size Rabbinizden Hakk-Kur’an gelmiştir.

    (Zümer,23)”Kitap-Kur’an, Allah’ın rehberi-yol göstermesidir.”

    (İsra,9)”Hiç kuşkusuz bu Kur’an, en sağlam, en doğru yola ulaştırır.”

    TANRI’nın adına
    İSLAM(Mâide,3) dediği DİN’ini; insanlığa ait tüm değerlerini, insanlık bilgisini içeren
    altıbin küsur Ayetlik KUR’AN’ını;
    küçücük, kişisel bir vicdana
    eşitliyor insanoğlu;
    ‘vicdanım yeter’ diyor, diyebiliyor!?

    (Alâk,6,7)”İnsan, kendini yeterli gördüğünden/kimseye muhtaç olmadığına kanaat getirir, öğrendiklerini Rabbinden soyutlarsa, aşırı derecede azabilir/kendini tanrılaştırır. Çünkü insan bildikleriyle kendisini her türlü ayrıcalığın üstünde görür.”

    (Rum,29)”Bilgiden yoksun ortak koşucular, bilgisiz-ilimsiz-hiçbir bilgiye dayanmaksızın boş-iğreti kendi arzularına uymaktadırlar.”

    (İsra,46)”Rabbini
    yalnız Kur’an’da andığın zaman-
    Rabbinin hiçbir ortağı olmadığını, Kur’an’dan anlattıkça,
    ortak koşucular
    nefretle geriye dönüp kaçarlar.”

    (Cuma,1)”Kuddûs-Allah’tan başka kutsanacak varlık yoktur.”
    KUR’AN, tek kutsal ALLAH derken;
    makyevalizm;
    ‘amaca giden her yol mübah’,
    sapkınlığında olanlar;
    tüm kötülüklerini,
    kutsal(?) bir amaç uğruna yaptıklarını savunarak
    adaletsizliği, haksızlığı, zulmü
    meşrulaştırıp, sonra da
    vicdanım rahat diyebiliyor!

    (Kehf,104)”Onlar; iyi işler yaptıklarını sandıkları halde, dünyadaki tüm çabaları boşa çıkanlardır.”

    (Tevbe,37)”Kötü işleri, kendilerine (kendi nefisleri tarafından) güzel görünüyor.”

    Subjektif vicdanlarla,
    doğruya ulaşılmaz,
    vicdan rahatlığı ile
    hak, adalet sağlanmaz.

    Hukuk devletinde
    mahkemeler vicdanlara göre karar veriyorsa büyük bir sorun var demektir!?

    Adalet sağlayıcıların,
    ilk önce makam helalliğini-meşruluğunu sağlaması,
    HAK etme-liyakat şartını(Nisa,58)
    yerine getirmesi gerekir!
    Sınavlarda kopya, sahte diploma, çalınmış sınav soruları, tezlerde intihal, torpil, rüşvet;
    parayla alınan-satılan
    hukuki hileler
    ADALET’i ticarileştirir!

    Kişiye özel vicdan,
    çıkarı yönünde ve
    duygusal kararları ile
    adaletten sapabilir,
    hak konusunda yanılabilir.

    (Sad,26)”İnsanlar arasında
    Hakk ile-adaletle hüküm ver-
    adalet ve hakkaniyetle yönet!
    Duygularının esiri olma!-
    Nefsin arzularına uyma!”

    (Yunus,35)”Ortak tuttuklarınızdan kim var Hakk’a götüren?
    Hiçbir ortağı olmayan
    Allah götürür Hakk’a.
    Hakk’a götürebilen mi uyulmaya daha-en layıktır yoksa
    kendisine yol gösterilmedikçe
    bir başına doğru yolu bulamayacak durumda aciz olan mı?
    Size ne oluyor?
    Nasıl hüküm veriyorsunuz?”

    (Mü’min,56)”Allah’ın Ayetleri hakkında tartışan ortak koşucuların-
    Kur’an aleyhinde atıp tutanların, kendilerine gelmiş bir delil-
    bilimsel bir dayanakları yoktur. Hepsinin içinde asla ulaşamayacakları bir kibir-
    büyüklük hastalığı vardır.”

    (Tekasür,5)”İş, sizin bildiğiniz gibi değil! Ne olurdu, şaşmaz ve aldatmaz bir bilgiyle-
    İlmel yakîn bilseydiniz!”

    TANRI’nın somut delili KUR’AN;
    HAK yemeyen,
    HAK’kını da yedirmeyen,
    insan olabilmeyi sağlayacak
    bütün evrensel ahlâkî ilkeleri,
    sure adında, ayet numarasında kayıtlı, nokta atışı Ayetleri ile insanoğluna
    öğüt, uyarı, öneri ve isteğe bağlı özgür seçim olarak sunar!

    (Bakara,256)”Dinde zorlama yoktur.”

    (Kehf,29)”Kur’an Rabbindendir;
    dileyen inanır, dileyen reddeder.”

    (Zümer,22)”Rabbinden gelen bir nûr Kur’an üzere olan böylece kalbini Allah’ın dini İslam’a açan kimse ile kalbi Allah’ın Zikri Kur’an’a karşı kaskatı olan kimse bir olur mu?”

    KUR’AN yazılı belge olarak
    kayıtlı, delillidir,
    HAK, ADALET konusunda
    tüm bilgileri içeren yazılı kaynaktır!
    Vicdanın kararları ile ilgili hiçbir
    kayıt, delil yoktur,
    kişiseldir subjektiftir.

    (Saffat,156)”Apaçık bir deliliniz mi var?”

    (Mü’min,35)”Ki onlar, Allah’ın ayetleri konusunda kendilerine gelmiş bir delil bulunmaksızın mücadele edip dururlar.”

    TANRI’nın Sözleri-Ayetleri delillidir,
    KUR’AN ile kayıt altındadır.

    (En’am,149)”En ‘üstün ve apaçık’-
    en güçlü delil Allah’ındır.”

    (Rum,9)”Elçiler, onlara açık delillerle gelmişti.”

    (İbrahim,9)”Elçileri-resulleri toplumlara apaçık deliller-
    Açık Belgeler ile geldi.”

    (Nahl,44)”Peygamberleri apaçık deliller ve kitaplarla gönderdik.
    Sana da Zikri-Kur’an’ı indirdik ki, insanlığa açıkça bildiresin.
    Umulur ki düşünürler.”

    HAK’kın ADALET’in
    kaynağı, yaratıcısı TANRI’nın;
    KUR’AN’da yer alan
    HAK, ADALET Ayetlerini bilmeden vicdan yeterli olur mu?!
    KUR’AN’ın HAK, ADALET Ayetleri bilgisini edinmeden, uygulamadan;
    HAK’kı, ADALET’i lâyıkıyla
    yerine getirmeden
    vicdanlar tam anlamıyla
    rahat olabilir mi,
    rahat edebilir mi?!

    Eğer vicdan KUR’AN ile,
    KUR’AN’ın
    HAK, ADALET Ayetleri ile bilgilenir,
    KUR’AN’ın evrensel ahlâkî ilkeleri ile donanırsa
    vicdan=KUR’AN olursa;
    işte o zaman yanılmaz, yanıltmaz!!!!

    Çünkü KUR’AN’daki
    İSLAM sistemi DİN’i;
    adaletli, ahlaklı, hak, hukuk bilen insan olmayı sağlayacak
    TANRI’nın ahlâkî öğütleri, ilkeleri
    yanılmaz, yanıltmaz.

    (Sebe,6)”Bilimsel düşünceye sahip olanlar-kendilerine gelen hakikati anlayıp kavrayanlar,
    Rabbinden peygambere indirilen, Hakk-Kur’an’ın
    mutlak üstün, bütün övgülere layık Allah’ın yolunu gösterdiğini-
    Allah’ın yoluna ilettiğini bilirler.”

    (Ra’d,19)”Hiç Rabbinden sana indirilen Kur’an’ın hakk olduğunu kavrayan kimse ile bu hakikate karşı kör kesilen bir olur mu?
    Bunu ancak derin kavrayış sahipleri-aklını işletenler anlar.”

    KUR’AN’da, evrensel ahlâkî ilkeler, hak, adalet Ayetleri
    objektif, yazılı, kayıtlı,
    kanıtlı, delillidir;
    HAK’ları teslim eder,
    haksızlıklara çözüm üretir.
    HAK, ADALET Ayetlerinin
    değişmez ilkeleri,
    değiştirilemez kuralları vardır.

    (Nahl,90)”Allah, adaleti-adil olmayı, iyilik yapmayı ve akrabaya yardım etmeyi önerir. Her türlü ahlâksızlık-
    kötülükten, çirkin işlerden-fenalıktan ve haddi aşmaktan-aşırılıktan kaçınmanızı ister. Öğüt almanız için sizi böyle aydınlatır.”

    (Abese,11,12)”Dikkat et!
    Bu Kur’an, herkes için bir öğüt ve uyarıdır. Dileyen herkes-kim istekliyse bu Kur’an’dan öğüt alır.”

    (Secde,22)”Rabb’inin ayetleri ile öğütlendiği halde-Allah kelâmı hatırlatılınca onlardan mesafeli duran kimseden daha yanlış;
    kendi zararına iş yapan kimdir?”

    (Sad,67,68)”O;
    Kur’an, çok büyük, çok önemli bir bilgi kaynağıdır-büyük bir haberdir.
    Siz ondan uzaklaşıp duruyorsunuz.”

    (Müddessir,50, 51)”Aslandan korkup kaçan ürkmüş yaban eşekleri gibi
    niye bu Kur’an’dan kaçıyorlar?”

    (Mü’minun,70)”Ortak koşucuların çoğu Hakk-Kur’an’dan hoşlanmamaktadır.”

    (Zuhruf,78)”Yemin olsun,
    size Hakkı getirdik ancak
    çoğunuz Hakk’tan-Kur’an’dan
    hoşlanmadınız.”

    (Hac,55)”Gerçeği yalanlayan-
    Allah’ın ilahlığını ve rabliğini bilerek reddedenler, kıyamet-Sâ’at kendilerini ansızın yakalayıncaya veya kısır bir günün azabı kendilerine gelinceye kadar Kur’an’dan kuşku-tereddüt-
    hep şüphe içindedirler.”

    (Hud,17)”Kur’an’dan asla bir şüphen olmasın-hiç kuşkuya düşme-sakın Kur’an’dan tereddüt içinde olma! Muhakkak o, Rabbinden gelen
    Hakk’ın tâ kendisidir.
    İnsanların çoğu ona inanmasa da…”

    (Şura,17)”Allah, Hakk-Kur’an’ı ve
    adalet ölçüsünü indirdi.
    Nereden bileceksin belki de
    o Sa’at çok yakındır!”

    (Enbiya,47)”Biz kıyamet gününde ADALET divanları kuracağız.
    Kimseye hiçbir
    HAKsızlık edilmeyecek.”

    Kaynaklar;
    Evrensel Çağrı KUR’AN-Mustafa Sağ
    Son Çağrı KUR’AN-Salih Akdemir
    Yaşayan KUR’AN-İhsan Eliaçık
    Mesaj-Türkçe çeviri-Edip Yüksel
    Kur’an’ı Kerim-Yaşar Nuri Öztürk
    KUR’AN Türkçe çeviri-Hüseyin Atay
    İstekuran.net-Hakkı Yılmaz
    kuranmeali.com
    acikkuran.com
    *etimolojiturkce.com

    **ADALET kavramına hizmet edecek, KUR’AN’da geçen
    farklı Arapça kelimeler;
    mizan, kıst, keyl, vezn, vasat, seva,..
    Türkçe’ye çevirileri nedense,
    maalesef ve de ne yazık ki
    hiç tam anlamıyla yapılmamış!?

  15. KUR’AN’a göre İNSAN?!!!

    İnsan,
    TANRI’nın verdiği özgür iradeyle,
    tercih hakkını kullanarak;
    iyiyi, doğruyu ya da
    kötüyü, yanlışı seçmesiyle
    dünya hayatını inşa etmektedir.

    KUR’AN,
    bu İNSAN inşa sürecinde,
    Yaratıcı TANRI’nın
    kullanım kılavuzudur.

    TANRI, KUR’AN’da
    insanın zaaflarının bilgisini vererek, kendisini daha iyi tanımasına; farkındalık yaratıp
    yaratılışındaki zaafları ve zayıflıklarıyla başa çıkmasına,
    olgunlaşmasına,
    ailenin, toplumun dayattığı
    duygu ve düşünce kalıplarından kurtularak özgürleşmesine
    rehberlik etmektedir.

    (Neml,77)”Muhakkak ki Kur’an, inanıp güvenenler için
    mutlak doğruyu gösteren rehber ve rahmet-sevgi (pınarı)dır.”

    (Bakara,118)”Gerçekler konusunda kesin bilgiye ulaşmak isteyenlere-
    yürekten inanacak olanlara ayetleri,
    açık-apaçık ve anlaşılır kıldık.”

    KUR’AN,
    insanlığın tarihsel olayları ile
    azgınlıklarını, doymazlıklarını, hadsizliğini, zulümlerini anlatırken;
    insanın azma, sapma noktalarında
    çözüm, çare, çıkış yollarını da;
    kurallarını, yasa-hukuk olarak;
    evrensel insanî, ahlâkî ilkeler
    olarak vermiştir.
    TANRI öğütleri, uyarıları olan
    bu kurallar, ilkeler;
    KUR’AN’ın nokta atışı
    sure adı, ayet numarasında kayıtlıdır.

    Sonuçta,
    insanoğlu zayıf, eksik ve aciz olduğunun bilinciyle,
    değerli, faydalı ve anlamlı olabileceğinin farkındalığıyla;
    tercihleriyle, yaptığı seçimlerle ve
    zaaflarından arınmak için
    verdiği mücadele azmi, kararlılığıyla
    İNSAN olma, olabilme ve
    insan kalabilme sanatını
    icra ederken,
    kendini, insanî değerini yaratır.

    (Beled,4)”Kuşkusuz Biz insanı
    acılar, sıkıntılar ve zorluklar arasında mücâdele ederek
    çetin bir sınava dayanacak-
    zorlukların üstesinden gelecek
    şekilde yarattık.”

    (Beled,10,11)”Biz ona
    [kötülük ve iyilik] iki seçenek-
    (yanlış ve doğru) iki yol önerdik.
    Fakat insan,
    zoru aşmayı göze alamadı.”

    (Beled,12-17)”Zor nedir
    biliyor musun?
    Köleleştirilmiş olanı özgürlüğe kavuşturmaktır. Güçlülerin kurduğu kölelik düzenini yıkmaktır.
    Açlık çekenleri doyurmaktır. İnsanları aç bırakan düzeni yıkıp hakkı adaleti hâkim kılmaktır. Akrabası olan bir yetime,
    haklarını vererek en güzel şekilde yetiştirmektir. Hiçbir şeyi olmayan yoksullara sahip çıkıp onları koruyup kollamaktır. Toplumdaki ekonomik sınıf farkını ortadan kaldıran düzeni kurmaktır.
    Zor: inananlar arasına karışarak sabır-güçlüklerin üstesinden gelmeyi tavsiye etmek,
    sevgi ve şefkat göstermektir.”

    (Nisa,28)”Allah size hafiflik getirmek-yükümlülüklerinizi hafifletmek ister,
    insan, zayıf bir varlık olarak yaratılmıştır.”

    (Enbiya,37)”İnsan çok aceleci- tezcanlı yaratılmıştır.
    Yakında üzerinde tartıştığınız gerçekleri size göstereceğim!
    Acele etmeyin!
    Benden acele istemeyin!”

    (Nahl,4)”Allah insanı bir spermden yarattı. Bir de bakmışsın insan, büyüyüp gelişince,
    her şeyi kendine mâl edip, açıkça
    Allah’ı devre dışı bırakıverir.”

    (İsra,11)”İnsan, düşünmeden
    ya da inatla, çok iyi şeylere
    öncülük ettiğini sanırken, aslında çoğu kere, çok kötü şeylere çağırdığının farkına varmaz.
    Çünkü insan, çok acelecidir.”

    (Ahzab,72)”Düşünsenize;
    bunca nîmetlerle donatıldığı hâlde, yüklendiği emânetin
    hakkını veremeyen insan
    ne kadar zâlim, ne kadar câhildir!”

    (Nisa,128)”Kıskançlık ve bencillik insanın doğasında vardır-kişi bencil ve kıskanç davranmağa eğilimlidir.”

    (Adiyat,6,7,8)”İnsan
    Rabbine karşı çok nankördür. Üstelik insanın kendisi de
    buna şahittir.
    Onun, mal-servet sevgisi-
    hırsı çok şiddetlidir.”

    (Mearic,20,21)”İnsan, başına bir kötülük geldiği zaman, ümidini keserek sızlanır durur.
    Bir nîmetle karşılaşınca da, açgözlülük ederek hepsine kendisi sahiplenmek ister, cimrileşir. Kendine verilenlerden ihtiyaç sahiplerine vermez-başkalarının yararlanmasına engel olur.”

    (İsra,100)”Rabbimin rahmet hazineleri sizin elinizde olsaydı,
    bu hazineler tükenir kaygısı ile kesinlikle cimrilik eder-kimseyle paylaşmazdınız.
    İnsan son derece cimridir.”

    (Mearic,19)”Doğrusu insan,
    hırslı ve endişeli bir yapıda-
    bir doğada yaratılmıştır.”

    (Kaf,16)”Andolsun, insanı biz yarattık ve nefsinin ona ne fısıldadığını-kendi kendine neler kurduğunu yine biz biliriz.
    Çünkü biz ona şah damarından daha yakınız-içinden geçeni biliriz.”

    (Fecr,15-20)”İnsan ilginçtir.
    Rabbi, sınamak için bolca verip
    sevindirdiği zaman,
    ‘Rabbim bana cömert davrandı’ der.
    Ama Rabbi onu sıkıntıya uğratıp rızkını ölçüye bağlarsa,
    ‘Rabbim bana ihanet etti’ der.
    Hayır! Öyle değil!
    Doğrusu siz, yetime karşı
    cömert davranmıyorsunuz.
    Yoksulu yedirip giydirme konusunda (gayret göstermiyor ve)
    birbirinizi teşvik etmiyorsunuz.
    Hak ve adâlet ilkelerini çiğneyerek, yetimlerin hakkı olan mirası
    haksız şekilde yiyorsunuz!
    Ve malı (parayı, makamı ve çıkarı aşırı oranda) bir yığma tutkusu ve hırsıyla (çok) seviyorsunuz.”

    (Hümeze,1-4)”Vay haline iftira atan, ayıp-kusur arayan-
    insanların haysiyetiyle
    oynayanlara yazıklar olsun! Mallarını yığdıkça yığar,
    hayır yolunda harcamaz.
    Malı mülkü, kendisini
    sonsuza dek yaşatacak sanır.
    Hayır, iş, sandığı gibi değil!”

    (Beled,5-7)Yoksa insan,
    hiç kimsenin kendisine
    güç yetiremeyeceğini mi sanıyor?
    ‘İyilik için yığınla mal-servet harcadım!’ diye böbürlenip duruyor.
    Peki, kimsenin kendisini görmediğini mi sanıyor?”

    (Kıyamet,20,21)”Hayır aslında siz
    bu dünyaya pek düşkünsünüz
    ama öteki dünyayı [ve Hesap Günü’nü] hiç düşünmüyorsunuz!”

    (Câsiye,23)”Arzusunu-egosunu hayatın biricik gayesi hâline getirerek ihtirâslarını
    tanrı edineni gördün mü?
    Böyle bir kimseyi
    Allah’tan başka kim
    doğru yola iletebilir?”

    (Nisa,26)”Allah size, (hükümlerini) apaçık bildirerek yolunuzu aydınlatmak, sizi daha önce yaşamış insanların yollarına iletmek, affına ve rahmetine yöneltmek istiyor.”

    (Ahkaf,15)”Biz insana, anne, babasına iyi davranmasını emrettik. Annesi onu karnında zahmetle taşır, zahmetle doğurur. Hamileliği ve sütten kesilmesi de otuz ay sürer. Nihayet kırk yaşına varıp da olgunlaştığında, ‘Ey Rabbim beni öyle yönlendir ki bana ve anne-babama lütfettiğin nimetlerin şükrünü yerine getireyim ve Seni hoşnut kılacak yararlı, iyi, güzel, doğru işler yapayım; soyumda da güzellikleri devam ettir-soyum içinde barışı gerçekleştir.
    Ben tevbe ettim-Sana yöneldim ve ben Müslümanlardanım’.”

    (Tahrim,8)”Ey inananlar! Allah’a içtenlikle (bir daha yapmamaya karar vererek) tevbe edin! Umulur ki, Rabbiniz sizin kötülüklerinizi örter.”

    *Tevbe; bilinçlenerek
    hatadan, kötülükten ‘dönmek’…

    (Nisa,17,18)”Allah’ın kabul edeceği tevbe, ancak bilmeden bir kötülük işleyen ve hemen farkına vardıktan sonra o günahtan çarçabuk vazgeçenlerin tevbesidir.
    İşte Allah, böylelerinin
    tevbesini kabul buyurur.
    Yoksa hayatı boyunca-sürekli
    kötülük-günah işleyen ve
    sonra tam ölmek üzereyken
    ‘Ben şimdi tevbe ediyorum’ diyenlerin tevbesi geçersizdir.
    Kâfir olarak ölenlerin
    tevbeleri kabul edilmeyecektir.”

    (Nisa,110)”Kim bir kötülük yapar veya nefsine zulmeder-kendisine haksızlık eder de, sonra Allah’tan bağışlanma dilerse,
    şüphesiz Allah’ı çok bağışlayıcı ve çok müşfik-merhametli bulur.”

    (Nasr,3)”Rabbini överek yücelt ve O’ndan af-bağışlanma dile!
    Çünkü O, Tevvâb’dır, günahları affeder sınırsız bir şekilde.”

    *Af kapısı;
    yapılan hatadan duyulan pişmanlıktan dolayı
    hayattan kopmayı engelleyen TANRI’nın sevgi kapısıdır;
    yapılan kötülüklerden, hatalardan temizlenme, kurtuluş umududur.

    (Âli İmran,135)”O erdemliler
    hata yaptıkları veya kendilerine haksızlık ettiklerinde,
    Allah’ı hatırlayarak hataları için Allah’tan özür dilerler.
    Zaten, günahları Allah’tan başka kim affedebilir ki?
    Ve onlar hatalarda bile bile
    ısrar da etmezler.”

    (Ra’d,22)”Ve onlar ki sadece Rab’lerinin onayını kazanmak için
    zorluklara karşı göğüs gererler,
    Salâtı ikâme ederler-
    Allah için çok çalışırlar.
    Kendilerine verdiğimiz rızıklardan gizli ve açık yoksullara yardım ederler ve kötülüğe iyilikle karşılık verirler. İşte bunlar, mutlu sonu
    hak etmişlerdir.”

    (Rahman,29)”Allah her an bir eylemde-yeni bir iş ve oluşta-her gün kesintisiz yaratma halindedir.”

    (İnşirah,7)”Bir işi sonuçlandırınca, hemen bir başka işe giriş-
    her fırsatta kararlılıkla
    yeni şeyler yapmaya giriş.”

    TANRI’nın sürekli yaratış haline;
    insan da katılmalı;
    insan da iyi, doğru ve güzel olanı yapmak üzere,
    insanlık için çalışarak iş ve değer üretmeli, durmadan çalışmalıdır!

    (Bakara,186)”Ey Peygamber! Kullarım, Beni sana sorarlarsa, gerçekten ben yakınım.
    Bana dua edince
    dua edenin duasına cevap veririm.
    Dosdoğru yolu bulmaları için,
    onlar da Bana karşılık vermeli ve
    Bana inanmalı.”

    (Zâriyat,56)”Ben,
    görünen ve görünmeyen,
    bilinen ve bilinmeyen
    tüm iradeli varlıkları-
    cinleri ve insanları sadece
    (Beni tanıyıp bilsinler ve)
    Bana ibadet etmeleri-
    benim için iş yapıp değer üretmeleri dışında bir şey için yaratmadım-
    ancak (üflediğim ruhum vasıtasıyla içlerine yerleştirdiğim)
    Tanrısal modelimi oluşturmaları için yaratmış bulunuyorum.”

    (En’am,91)”Allah’ın azamet ve kudretini-gücünü
    kadrine-şanına yaraşır şekilde-
    hakkıyla takdir edemediler..”

    (İnfitar,6-8)”Ey insan!
    O sonsuz cömertliğin sahibi
    Kerîm Rabbine karşı
    seni aldatıp gururlu kılan nedir?!
    Rabbin ki seni yarattı ve varlık amacına uygun olarak şekillendirdi.
    Ve nihâyet seni dilediği şekilde, birçok unsurun muhteşem bir uyum ve düzen içinde bir araya geldiği bir varlık hâlinde meydana getirdi.”

    (En’am,1-3)”Hamd-Bütün övgüler,
    gökleri ve yeri yaratan,
    derin karanlığı ve (parlak) aydınlığı var eden Allah’a özgürdür-
    Allah içindir.
    Allah’tan gelen gerçekleri örtenler;
    hâlâ putlar ediniyorlar ve onları-başka güçleri sahte ilâhları, efendileri, önderleri Rablerine
    denk-eş tutuyorlar-
    yarattıklarını ortak koşuyorlar!
    Halbuki sizi balçıktan yaratan ve sonra size bir ömür tayin eden,
    işte o övgüye lâyık olan Allah’tır.
    Sizin için belirlenmiş bu yaşam süresini de, ancak O bilir.
    Siz ise, hâlâ şüphe edip,
    kuşkulanıp duruyorsunuz.
    Göklerin ve yerin sahibi olan Allah, göklerin ve yerin tek Allah’ıdır.
    Sizin içinizi dışınızı-gizlediklerinizi, açığa vurduklarınızı ve
    ne kazandığınızı-yaptıklarınızı-
    hak ettiklerinizi bilir.”

    (Kehf,1)”Hamd-Bütün övgüler,
    kuluna Kur’an’ı indiren ve bunda
    hiçbir tutarsızlığa yer vermeyen
    Allah’a aittir.”

    (Nahl,81)”Umulur ki ALLAH’ın hakkını teslim edersiniz!”

    Evrensel ÇAĞRI KUR’AN –
    Mustafa Sağ
    Son Çağrı KUR’AN – Salih Akdemir
    Yaşayan KUR’AN – İhsan Eliaçık
    istekuran.net – Hakkı Yılmaz
    kuranmeali.com

  16. KUR’AN’a göre,
    İlk Vahiy, Hira mağarasında inmedi!?

    KUR’AN’ın
    orjinal Arapça metni
    TANRI tarafından
    korunduğundan(Hicr,9);
    AYET ekleyemediklerinden,
    KUR’AN’ın içeriğine
    (Âli İmran,7)ayete göre;
    çok anlamlı Müteşabih Ayetlerin
    anlamını saptırarak,
    iftiralarla, yalanlarla,
    uydurdukları hikaye, rivayetlerle;
    KUR’AN’ı
    kötü amaçları için, çıkarları için, para için kullanıyorlar!!!

    (Âli İmran,7)”Kötü niyetli kişiler, insanları şüpheye düşürerek kargaşa çıkarmak ve
    keyiflerince yorumlayıp,
    bâtıl iddialarını onaylatmak- çıkarlarına bir yol bulmak için benzer anlamlı-müteşâbih âyetlerin peşine düşerler.”

    İlk olarak insanlık tarihini;
    Ademin karısı yaptıkları
    Havva’ya yedirdikleri
    yasak meyve elma ile başlatıyorlar.
    KUR’AN’da Ademin eşinin adı yok, yaklaşılmayacak olan elma değil, ağaç ve bu ağaç-şecer-girift, çekişmenin kaynağı;
    ‘altın, mal, mülk tutkusu’.

    TANRI’nın ‘yaklaşmayın’ uyarısı insanlığın en büyük zaafına uyarı; insanlığa, İLK UYARI!

    (A’raf,19) “Ey Âdem-
    bilgilenmiş, Vahiy almış insan!
    Sen ve eşin cennete-bahçeye yerleşin, dilediğiniz yerden de yiyin ve şecer-girift, çekişmenin kaynağı olan şu şeye yaklaşmayın;
    malın-mülkün, paranın-pulun tutkunu olmayın, yoksa yanlış; kendine zararlı iş yapanlardan olursunuz”

    UYARI muhteşem değil mi?
    Günümüze nasıl da uyuyor;
    dünyanın jandarması olduğunu zannedenin;
    başkalarına ait nimetlere, HAKlara
    sudan bahanelerle el koyması,
    hepsi benim demesi,
    belki de insanlığın
    sonunu getirecek!?
    Bu ilk uyarı bugün
    ÇOK daha ANLAMLI değil mi?!

    İbrahim peygamberin
    oğlunu kesmek(?!) üzereyken
    gökten koç inmesi,
    Musa peygamberin denizi yarması,
    İsa peygamberin
    beşikte konuşması, ölüleri diriltmesi,
    Muhammed peygamberin okuma-yazma bilmediği,
    mescidi aksadan(?!) ata binerek göklere uçup,
    TANRI ile namaz pazarlığı yapması,
    Vahyi, Cebrail adlı melek(!?) aracılığı ile aldığı, KUR’AN’ın değiştirildiği,
    sonradan yazıldığı,………..(!!?)
    Hiçbiri KUR’AN’dan onay almaz.
    Yalan, yanlış, uydurma, iftira
    sayısız-sınırsız KUR’AN bilgisi
    dünyada dolaşıyor;
    KUR’AN’a bu kadar
    büyük saygısızlığı,
    bu kadar büyük organize kötülüğü
    kim, neden yapar, yapıyor sizce?!!!

    Bu uzun girişten sonra
    gelelim esas konumuza;
    KUR’AN’a göre
    İlk Vahiy Hira mağarasında inmedi.

    KUR’AN ‘Hira mağarasında indi’ yalanıyla hacca gidenleri
    dağların tepesinde
    ağlaya, sızlaya, duygu yoğunlukları ile turistik, romantik, duygusal
    bir Kabe ziyaretine evriltmişler;
    dağa, taşa taptırır hale getirmişler;
    TEVHİD’e çağrı olan, üniversal
    TEK TANRI eğitimi haccı!?

    KUR’AN’da;
    KUR’AN Ayetleri ile;
    Vahyin,
    Allah tarafından,
    elçisi Muhammed’e
    indirildiği yerin ve
    indiriliş tasvirinin anlatıldığı
    sûre ve ayetler!

    (İsra,1)”Yüceliğinde sınır olmayan,
    tüm noksanlıklardan arınmış, yüceler yücesi Allah,
    Ayetlerini-alametlerini göstermek-
    elçiliğini ve Vahyini bildirmek için
    bir gece, kulu Muhammed’i,
    Mescid-i Haram’ın kenarındaki,
    o en uzak mescide-
    mescidi aksaya YÜRÜTTÜ.”

    *KUR’AN’dan yapılan tespite göre
    Ayette sözü edilen mescidi aksa;
    Kudüs’te değil, Mekke’deki haram-mübarek yerin kenarında cirane vadisi yukarısında bir yer.

    (Necm1-13)”Ey ortak koşucular! Parça parça gönderdiğim
    KUR’AN ayetleri kanıttır ki
    arkadaşınız Muhammed
    ne sapmış, şaşırmış, ne de azmıştır.
    Ne de kişisel arzusundan-hevasından-keyfinden konuşmaktadır.
    O parça parça gelen
    Kur’an ayetlerini
    Muhammed uydurmadı.
    Onlar, Allah tarafından bildirilen Vahiydir-kendisine indirilmiş Vahiyden başka bir şey değildir.
    Kur’an ayetlerini elçisine,
    Üstün Güç Sahibi ve Kudretli Olan-
    müthiş-son derece kuvvetleri olan-
    muhteşem bir görünüme-
    muazzam bir güce sahip
    Allah şöyle öğretti.
    Üstün güç-akıl ve otoritenin-
    eşsiz güzelliğin sahibi,
    en yüksek ufuk çizgisinde belirdi-
    görkemi her yanı kapladı.
    Sonra nitel olarak-sarkarak
    iyice yaklaştı.
    Öyle ki, iki yayın beraberliği gibi-
    iki yay aralığı kadar,
    belki de daha yakın oldu.
    O anda, Allah vahyedeceğini
    kuluna vahyetti-bildirdi.
    Allah’ın kulu-Muhammed
    gözleriyle gördüğünü,
    kalbi ile onayladı-kulun gönlü, gördüğünü yalanlamadı. Muhammed’in gördüğü gerçekler hakkında kuşkuya düşüp,
    kendisiyle tartışıyor musunuz? Yemin olsun!
    O’nu bir kez daha görmüştü.”

    (Tekvir,23)”Andolsun-Yemin olsun! O’nu apaçık-berrak ufukta gördü.”

    istekuran.net; Hakkı Yılmaz
    *şecer [girift, çekişmenin kaynağı] ve varakı’l-cennet-cennet yaprakları; ‘mal ve para'(Taha,120,121).
    kuranmeali.com
    Evrensel ÇAĞRI; Mustafa Sağ

  17. KUR’AN(Âli İmran,105) ayeti;
    bölünenlere acı azap haberi-uyarısı!

    Ülke insanını kamplaştıran
    ırkçı, mezhepçi,
    laik-dindar ayrımcı söylemlerle konuşan niteliksiz siyasetçilerle
    bölücülük kavgası
    koltuk-ekmek kapısı(!)
    bu memlekette!

    Bu siyasetçiler,
    atalar kanı bedelli
    Kurtuluş Savaşının
    ÇOK AĞIR sorumluluğuna da,
    Atatürk’ün
    ÇOK ZORLU mücadelelerle kurduğu
    ulus devlet anlayışına da
    sahip değiller!
    Ettikleri YEMİN’in de farkında değiller, yeminlerine sadakatleri yok!

    (İsra,34)”Verdiğiniz her sözü yerine getirin, verilen söz insanı sorumlu yapar-verdiğiniz sözlerden
    Hesap Günü’nde
    mutlaka sorguya çekileceksiniz!”

    Yıllarca ülke kaynaklarını heba eden, bölge okullarını yakan
    gencecik öğretmenleri, askerleri
    masum çocukları, insanları
    acımasızca katleden terörist belası;
    umut HAK’kı istiyor?!
    Bir terör örgütü elebaşının
    masumların kanını dökerek
    hak araması ve
    bölücülük adına istediklerini,
    masumların kanı bedeli almasıyla
    barış mı sağlanır,
    barış böyle mi sağlanır?!

    Türkiye Cumhuriyeti meclisinde,
    milletinin vekili olmuş,
    etnik kökenine, eğitimsizliğine bakılmaksızın seçilmiş;
    ülkenin tüm imkanlarından ayrıcalıklı yararlanıyor,
    ekmeğini yediği meclise,
    milletine hizmet edip,
    hakkını ödeyeceğine;
    ülkeyi kanla yıkamış
    zalime hizmet ediyor!?

    Hakkını aradığı,
    binlerce insanın katlinden sorumlu
    acımasız katilin yaşam, umut hakkı!

    HAK mücadelesi verilecek esas yer;
    vahşice yaşam hakları yok edilen kadınlar, kızlar olmalı!
    En çok kadınlar, kızlar
    zulme uğruyor bu ülkede
    hem de ne zulüm!

    Boşanmak isteyen kadınlar öldürülüyor;
    boşanmak bir HAK ve
    KUR’AN’da ayet olmasına rağmen!
    (Bakara,231-Ahzab,49-Nisa,19)
    “Kadınlarla boşandığınızda, istemedikleri halde işkence çektirircesine yanınızda tutmayın!”
    (Bakara,232)”Başkaları ile evlenmesine mani olmayın.”

    Tecavüze uğrayan kadınlar,
    namusu, kadının iki bacağı arası zannedenler tarafından
    kirlendi! diye öldürülüyor.
    Hem tecavüze uğruyor,
    hem de suçlanan o oluyor;
    katmerli zulüm!
    Kirlenen, suçlanan, cezalandırılan, öldürülen hep, her zaman
    biçare kadınlar, kızlar oluyor.
    Eğitimsiz, çaresiz bırakılan
    bu kızlar, kadınlar ile
    feodal zihniyetli,
    töre tapıcı aşiretlerle,
    ne farkımız var Afganistan’dan!?

    Neden bu kadınların, kızların
    HAK’ları aranmıyor?!
    Neden bu ilkel, vahşi, zalimlerin cezalandırılması için,
    ‘devletin temeli adalet’ ilkesinin yerine getirilmesi için
    mücadele etmiyor ülkenin vekilleri?!
    Neden Atatürk gibi
    kadınların, kızların, yetimlerin hakları, eğitimleri, özgürlüğü için
    mücadele eden tek bir lider yok?!

    Kadın-çocuk haklarını yok sayarak,
    eğitimi engelleyerek, cehalet üreten
    etnik bölücü siyasal sistem;
    halkı, inanç üzerinden
    kitlesel oy deposu haline getiren
    tarikatların sömürüsüne terk ediyor.

    Koskoca bir köye sahip olmuş bir tarikat yapılanması var bölgede! Bireysel çalışanları;
    cin çıkaran,
    büyü yapan-bozan,
    muska yapan,
    kısmet açan-kapatan,
    fal bakan, gelecek okuyanları ekleyin,…. dipsiz derin
    sonu kapkaranlık bir kuyu!

    KUR’AN;
    falcı, büyücü, muskacı, cinci, geleceği bildiğini iddia eden,
    inancı manipüle edenlere karşı tek uyaran, uyandıran BİLGİ kaynağıdır!

    (Cin,26)”Gaybı (yaratılmışların kavrayış sınırlarının ötesindekini) geçmişi, geleceği yalnızca
    Allah bilir. Bilinmeyeni de-gayb bilgisini kimseye bildirmez.”

    (Neml,65)”Göklerde ve yerde, Allah’tan başka hiç kimse, duyu ve tasavvur alanı dışında kalan gerçekleri-geleceği-gaybı bilemez. Gayb bilgisi Allah’ın tekelindedir.”

    Tarikatlar DİN’in kavramlarını,
    TANRI Kitabı KUR’AN’ı
    zulümlerine kılıf yapıyorlar!

    (Rum,8)”Allah gökleri, yeri ve bu ikisi arasındakileri ancak hak ve adâlet esaslarına göre-şaşmaz kanunlara bağlı mükemmel bir sistem-gerçek bir amaç ve belirlenmiş bir süreye bağlı olarak yaratmıştır.”

    İnanç ve mazlumluk üzerinden
    manipüle edilmiş halklar,
    KUR’ANBİLGİsinden,
    UYARIlarından uzak, habersiz
    maalesef ki
    kendi yaptıkları seçimler ile
    kendi cehennemlerini,
    kendi zebanilerini yaratıyor.

    (İsra,13)”Biz her insanın kaderini kendi özgür seçimine bırakmışızdır.”

    (Nahl,34)”İnsan kendi eliyle kendi sonunu hazırlar.”

    (Kamer,17,22,32,40)”Yemin olsun ki, Kur’an’ı öğüt ve ders-
    ibret alınsın diye kolaylaştırdık.
    Hani var mı anlayıp öğüt ve
    ibret alan-düşünen?”

    DİN’in TEK sahibi ALLAH(Nahl,52)
    DİN’de tek hüküm sahibi ALLAH (En’am,57)
    ALLAH’ın tüm hükümleri de eksiksiz KUR’AN’da(En’am,38) ve
    KUR’AN’da da her şey
    örnekli, ayrıntılı (İsra,41,89);
    Yüce Yaratıcı Güç ALLAH,
    KUR’AN’dan
    apaçık BİLGİ ayetleri ile UYARI’rken;
    mezheplerde, tarikatlarda, dergahlarda,
    şıhlarında, şeyhlerinde,
    kul kapılarında
    şefaat arıyor, aratıyorlar!

    (Zümer,44)”Şefaat etme hak ve yetkisi, bütünüyle ve
    yalnızca Allah’ın elindedir-
    Şefaat, tümden ve
    sadece Allah’ındır.”

    (İsra,46)”Rabbini yalnız Kur’an’da andığın zaman-
    Rabbinin hiçbir ortağı olmadığını, Kur’an’dan anlattıkça,
    ortak koşucular
    nefretle geriye dönüp kaçarlar.”

    (Ankebut,51)”Kur’an
    onlara yetmiyor mu?”

    (A’raf,32)”Biz bilinçlenmek isteyen bir toplum için ayetleri-ilkeleri
    uzun uzun-en ince ayrıntısına kadar-
    ayrıntılı bir biçimde açıklıyoruz.”

    (Zümer,36)”Allah kuluna yetmez mi?”

    (En’am,71)”Tek doğru yol ancak Allah’ın gösterdiği yoldur-
    gerçek yol gösterici Allah’tır.”

    (Rum,30)”Ey insan!
    Her türlü bâtıl inanç, ideolojiden-şirkten uzaklaşıp-
    ortak koşmadan,
    Kur’an’ın ortaya koyduğu-
    tek Allah inancı-Allah’ın tevhid dinine-inanç sistemine yönel. Allah’ın insanları
    Kendi dinine uygun yarattığı fıtrata-
    doğal yaratılış hâline!
    İşte dosdoğru din budur;
    ne var ki, insanların çoğu
    bunu bilmez.”

    Yaşayan KUR’AN – İhsan Eliaçık
    Evrensel ÇAĞRI KUR’AN –
    Mustafa Sağ
    Son Çağrı KUR’AN – Salih Akdemir
    istekuran.net – Hakkı Yılmaz
    kuranmeali.com

  18. Dinci eğitimle,
    kayıp nesiller yaratacaklar;
    anne, babalar dikkat!?

    Büyük bir tehlikeye doğru
    son sürat yol alıyor,
    Türkiye Cumhuriyeti.

    Diyanet, müftülük, tarikat,
    dernek, vakıflarla
    yapılan protokollerin,
    ‘değerler eğitimi’ ve
    ‘çedes’ adlı projeleri ile;
    imam, vaiz, kuran kursu hocalarından oluşan
    manevi danışmanlarla
    yeni bir nesil yaratıyor
    dinci eğitim bakanlığı.

    Bu projeleri hayata geçirecek
    manevi danışmanlar;
    belli ki, aynı camilerde olduğu gibi
    maneviyata! yani sadece duygulara!
    hitap eden hatipler;
    peygamber sünneti-hadisi anlatıcı,
    hikaye, rivayet aktarıcılar olacak!

    Sorgulayıcı akıl,
    delil, kanıt isteyen
    bilimsel eğitimle yetişmiş;
    bağımsız ve eleştirel düşünebilme becerilerini geliştirmiş
    gençler yerine,
    duyguları ile hareket eden,
    kolaylıkla manipüle edilebilen
    bir nesil yaratıyor
    diyanet, tarikatlar ve de
    dinci eğitim bakanlığı!

    Gazze deyince
    meydanları dolduracak,
    başörtüsü deyince koşacak
    duygulu(!) hisli
    kalabalık nesiller istiyor
    din’i kullanan dinciler,
    din’i eğitimine, siyasetine
    malzeme yapanlar!

    İlköğretim öğrencisi kız çocuğu
    tek isteğinin hacca gitmek olduğunu söylüyordu ekranlarda!
    Haccın bir eğitim kampı,
    TEK TANRI-TEVHİT
    üniversal eğitimi
    olduğundan habersiz;
    Kâbe’nin etrafında dönülen, peygamberin mescidinde
    namaz kılınan,
    dağlarda ağlaya sızlaya
    peygamberi anan,
    şirk dolu
    ticari bir seyahat haline getirildiğinden habersiz
    tek arzusu hacca gitmekti!
    Okuyup doktor, öğretmen, mühendis olmak istiyorum demiyordu.

    Din dersi adı altında;
    sıraların üstünde namaz kılmak, sınıfın ortasına konan
    kabe maketinin etrafında dönmek uygulamalı anlatılıyor
    Cumhuriyetin okullarında!?

    Sınıfta, okul sırası üzerine kefenlenmiş bir halde konmuş
    ölü maketi önünde
    cenaze namazı uygulaması yaptırıyorlar
    Cumhuriyetin çocuklarına!?

    Medeniyetler müzelerine,
    sinemaya, tiyatroya,
    çok sesli klasik müzik konserlerine, baleye, operaya götürülmesi, gereken çocuklar;
    mezarlıklara, câmilere götürülüyor yetmiyor bir de
    mezarlar, camiler
    bu küçücük çocuklara
    eğitim adı altında temizletiliyor!!!?

    Soyut kavramlarla;
    cenneti kazanmak ödüllü,
    cehennem ateşi tehditli,
    ölümü kutsallaştırıp,
    özendiren uygulamalar ile
    küçücük çocukların,
    tertemiz zihinleri karıştırılıyor, korkutuluyor, kirletiliyor!?

    Üstelik bütün bu uygulamalar
    sünnilik mezhebi
    dayatması olduğundan;
    ateistler-inanmayanlar,
    mezhepleri reddeden,
    sadece TANRI’ya ve sadece
    TANRI Kitabı KUR’AN’a inananlar,
    başka dine veya
    başka mezhebe inananlar,
    açısından zulüm derecesinde
    tam bir ayrımcılık!
    En önemlisi
    Türkiye Cumhuriyeti
    temel ilkelerinden Laikliğe ve
    Tevhid-i Tedrisat (Öğretim Birliği)
    kanununlarına da aykırı!

    Ayrıca KUR’AN’a göre
    DİN’in temeli Ahlâkken;
    din ve ahlak kavramlarını ayırarak
    din kültürü ve ahlak bilgisi dersinde
    KUR’AN’ın kısa birkaç sûresini
    Arapça ezberletip
    KUR’AN’ı da kapak olarak kullanıyor
    sözde milli(!), özde dini eğitim!

    KUR’AN’ın insanı insan yapacak
    ahlâkî ilkeleri hiç umurlarında değil,
    sünni dinci eğiticilerin!

    “Ahlak halinde yaşanmayan din
    şekil ve slogana;
    şuur haline gelmeyen inanç ise iddia ve inatçılığa mahkum olur.”
    (Yaşar Nuri Öztürk alıntı)

    Hep duygulara hitap eden;
    ya şiirlerle coşturan, ağlayan,
    ya da öfkeyle bağıran,
    birbirlerini şikayet eden
    siyasi figürlerle ve
    peygamber üzerinden
    duygu dolu hikayeler anlatan
    hoca, imamlar ile
    yönetiliyor memleket!

    Toplumda da bütün bunların tezahürü sonucu,
    siyasetçiler de dahil
    sadece duyguları ile hareket eden, öfkesini kontrol edemeyen,
    akıl dışı bir topluma dönüştü ülke!

    Türkiye Cumhuriyeti kurucu önderi, eşsiz lideri, bağımsızlık,
    özgürlükler, kahramanı,
    biz kadınlar açısından
    hakkı ödenmez,
    büyük dâhi Atatürk;
    o dönemin devasa sorunlarını
    duyguları ile değil;
    akılla, stratejik akılla,
    konuşarak, tartışarak ve
    devrimleri ile,
    yasalar, kanunlar yaparak çözmüş!

    Bloke edilmemiş,
    başkalarının kontrolüne
    verilmemiş haliyle Akıl
    en büyük cevher;
    duyguları da kontrol eden, sorgulayan, işleyen,
    işlerlik kazandırılmış akıl için;
    KUR’AN, sürekli;
    ‘akletmez misiniz-
    düşünmez misiniz-
    tefekkür etmez misiniz?’ diyerek işleyen, çalışan, sorgulayan akıl’a vurgu yapar.

    (Yunus,100)”Akıllarını iyi kullanmayanları Allah rezillik içinde-rics-ahlâkî kirlilik ile
    karşı karşıya bırakır-
    sürekli sıkıntı ve felâketlerden kurtulamazlar.”

    Duygular ile yaşanan maneviyatı!, akılla buluşturan,
    inanç özgürleştirici KUR’AN ile çocukların zihinlerine yüklenen
    tüm yalan, iftira dinî bilgiler
    KUR’AN bilgisi ile temizlenebilir!
    DİN, KUR’AN, ALLAH-TANRI, Peygamber bilgisini
    sadece KUR’AN’dan almak ve
    sadece AYET bilgisi vermekle!

    (Rum,30)”Yüzünü hanîf-şirkten arınmış olarak
    dosdoğru bu dine,
    Kur’an’ın ortaya koyduğu
    mükemmel İNANÇ sistemine çevir!
    İnsanları, üzerinde yaratmış olduğu Allah’ın fıtratına.
    Allah’ın yaratmasında
    değişme olmaz.
    İşte dosdoğru din budur;
    ne var ki, insanların çoğu
    bunu bilmez.”

    (En’am,71)”Allah, bize doğru yolu gösterdikten sonra,
    Allah’la beraber,
    bize fayda veya zarar verme kudretine sahip olmayan
    o sahte ilâhlara da mı yalvaralım? Allah’ın kılavuzluğudur
    gerçek kılavuzluk-
    Allah’ın rehberliği,
    gerçek rehberliktir-
    Tek doğru yol Allah’ın gösterdiği yoldur-yol gösterici Allah’tır.”

    (Zümer,23)”Kur’an,
    Allah’ın dileyeni
    kendisiyle doğru yola ulaştırdığı
    hidayet rehberidir-
    Allah’ın doğru yolu gösteren kılavuzudur.”

    Üstelik KUR’AN
    asırlar öncesinden
    işleyen, çalışan, sorgulayan akıl’a vurgu yaparken;
    nokta atışı (Nisa,58)Ayeti ile; YÖNETİM için
    LİYAKAT + ADALET
    şartını da koymuş!?

    (Nisa,58)”Allah, size emanet edilenleri; yetki, görev, sorumluluğu her işin uzmanına vermenizi söyler. Ve sorumluluklarınızı yürütürken adil olmanızı-adalet ve hakkaniyetle hüküm vermenizi öğütler.”

    (Âli İmran,161)”Kim emânete ihânet eder-hile yapar-hakkından fazlasını alır-kamu malından bir şey aşırırsa, Diriliş Gününde Allah’ın huzuruna, ihânetiyle birlikte gelir.”

    Anne, babalar çocuklarının
    Allah ile ilgili sorularına,
    ‘ALLAH-TANRI,
    Kitabı KUR’AN ile Kendini, bu dünya sistemini tanıtmış,
    gel sorularının cevaplarını KUR’AN’da arayalım’
    dese tüm uydurulan yalan yanlış, iftira bilgi kaosundan, karmaşasından çocuğunu korumuş olmaz mı?!

  19. Geleneksel kabuller mi yoksa
    yalnız KUR’AN mı?!

    (Lokman,21)” ’ALLAH’ın indirdiği KUR’AN’a uyun’ denildiği zaman, ‘Hayır, biz, atalarımızın geleneğinde ne varsa ona uyarız’ derler.
    Saptırıcı onları alevli ateşin azabına çağırıyor olsa da mı?”

    (Bakara,170)”Ortak koşanlara,
    ‘Allah’ın indirdiği Kur’an’a uyun!’ denilince, ‘Hayır, biz, atalarımızı
    neyin üzerinde bulduysak ona-
    geleneğe uyarız.’ derler.
    Peki, ya ataları akıllarını kullanmayan ve
    kılavuzlandıkları doğru yolu bulamamış kimseler olsalar da mı?”

    (Mâide,104)” ‘Atalarımızın bize bıraktığı geleneğe uyarız!’ derler. Ataları hiçbir şey bilmeyen ve
    doğruyu bulamayan kimseler
    olsa da mı?”

    (Hud,109)”Atalarının tapındıkları gibi tapınıp duranların yanlış yolda olduklarından en küçük
    bir şüphen olmasın.”

    Gelenek mi, yani atalar dinini mi,
    yoksa
    KUR’AN’ın DİN’ini mi;
    hangisini seçiyorsunuz?!

    (Ankebut,45)”Vahiy-KUR’AN’ı anlayarak sürekli okumak,
    insanı akla ve sağduyuya aykırı olan
    her türlü yanlıştan-
    kötülük yapmaktan alıkoyar.
    Gerçekten Allah’ın Zikri-Vahyi; Kur’an en büyüktür.”

    (En’am,38)”Kur’an’da hiçbir boşluk-
    hiçbir şeyi eksik bırakmadık! İnsanlara gerekli olacak her şeyi açıkladık!”

    (Ankebut,51)”KUR’AN onlara yetmiyor mu?”

    (Yunus,108)”Ey insanlar! Andolsun Rabbinizden Kur’an gelmiştir.
    Kim inanırsa-doğru yola girerse ancak kendisi için girer. Kim de saparsa kendi aleyhine sapar.”

    (En’am,114)”Allah Kur’an’ı en ayrıntılı açıklanmış olarak indirmişken, Allah’tan başkasının sözlerine mi uyayım?”

    (Tevbe,40)”Yüce olan, yalnızca Allah’ın Sözüdür-unutmayın ki Allah’ın Sözü sözlerin en yücesidir.”

    (En’am,164)”Allah her şeyin Rabbi-Eğiteni iken ALLAH’tan başka, rab-eğiten mi arayayım?”

    (Bakara,282)”Allah’ın öğütlerini dinleyin. Allah size öğretiyor.”

    (Alâk,4,5)”Allah, kalemin yazdıklarıyla, insana bilmediklerini öğretendir.”

    Sadece, yalnızca, yalnız
    KUR’AN’ın DİN’ini mi seçiyorsunuz, yoksa KUR’AN’da olmayanları,
    KUR’AN’dan sapmaları,
    atalar dini – geleneği mi seçiyorsunuz,
    geleneksel kabuller mi seçiminiz;
    tercih sizin…..!?

    ALLAH-TANRI Kitabı KUR’AN’dan olmayan tüm ritüelleri uygulamak, geleneğini yaşamak isteyen uygulasın,
    istediği gibi inansın,
    istediğini yaşasın ama
    KUR’AN’da yazmayana,
    TANRI’ya ait olmayana
    DİN demesin!
    KUR’AN – TANRI isteğiymiş gibi
    dayatmasın,
    din bu, diye zorlamasın,
    toplumsal baskı uygulamasın!

    (A’raf,29)”Dini,
    sadece ALLAH’a ait kılın.”

    ALLAH-TANRI böyle istiyor yalanı,
    TANRI buyruğuymuş gibi
    iftira atmasın!

    (Nahl,116)”Kendi yalanlarınızı Allah’a dayandırarak, dilinize geldiği gibi yalan-yanlış
    ‘şu helâldir, şu da haramdır’ demeyin, Allah adına yalan uydurmuş olursunuz-
    Yalan’ı Allah’a iftira ediyorsunuz.”

    (Nisa,176)”Allah size açık-seçik hükümlerini bildiriyor-
    açık-açık söylüyor-açıklıyor ki sapmayasınız-şaşırmayasınız!”

    ‘KUR’AN’ın bir öğütler Kitabı’ olduğunu ve üstelik DİLEYENİN,
    istekli olanın öğüt alacağını
    söyleyen (Müddessir, 54,55); TANRI’ya ve KUR’AN’a
    yasak, haram gibi
    sert, zorlayıcı kavramları kullanarak
    iftira, ihanet edilmektedir!

    (Bakara,256)”Dinde zorlama yok!”

    KUR’AN;
    altıbin küsur ayetten oluşan
    TANRI Kitabı KUR’AN, dindir;
    dinin anayasasıdır,
    dinin tek kaynağıdır,
    TANRI’nın evrensel
    ahlâkî ilkelerinin Kitabıdır!
    KUR’AN;
    TANRI’nın öğütleri, tavsiyeleri, uyarıları, HAK’kın sınırları ve
    tarihsel ibretlik örnekleri ile hayatlarımıza rehberlik etmektedir!

    (En’am,71)”Tek doğru yol ancak Allah’ın gösterdiği yoldur-
    gerçek yol gösterici Allah’tır.”

    (Zümer,3)”Hâlis-katıksız-kesinlikle-
    arı-duru-doğru-şirksiz-gerçek-tek-
    tertemiz din yalnız-sadece Allah’ın!”

    KUR’AN’da
    ALLAH-TANRI’nın
    yasakları(!) zannedilen
    ya da KUR’AN’da var diye bilinen yalan, yanlış, iftira, sapmış;
    din zannedilen,
    din adına yaşanan
    o kadar çok gelenek ve
    geleneksel uygulama var ki!?

    Bunlardan biri, dans ve müzik;
    maalesef ki,
    KUR’AN’da hiçbir
    yasak, sınır olmamasına rağmen; öncelikle radikal dinci-
    kara, kapkara yobazların
    kendi sapkın anlayışlarına göre sanatın tümü;
    yasak, haram kategorisinde!

    TANRI’nın insanlığa büyük lütfu;
    sanatın tüm alanları ve
    dans ve müzik
    insanın yaradılışında-fıtratında var!
    İlkel kabilelerin
    tamtam eşliğinde dansları gibi;
    müzik, müzik eşliğinde
    dans etme isteği
    insanın doğasına
    TANRI tarafından yerleştirilmiş.

    Daha az yasakçı
    tarikatların, dergahların
    müzik eşliğinde yapılan;
    alevilerin semahı,
    şamanların ritüelleri,
    tasavvufta zikir törenleri,
    mevlevilikte sema ayinleri,
    bu radikal yasağa karşı bir dini kılıf!

    İsteyen ritüelini yerine getirsin; namazını kılsın,
    semahını, zikir törenini,
    sema ayinini yapsın,
    anlamadan huşu(!) içinde
    Arapça KUR’AN dinlesin,
    AMA,
    buna din demesin,
    din bu diyerek insanlar üzerinde
    dini hegemonya,
    din saltanatı kurmasın,
    TANRI böyle istiyor dayatması, yalanı, iftirası yapmasın!

    İlahi diyerek, dini müzik diyerek;
    müzik melodilerini,
    ilahî kavramlarla,
    tanrısal kelimelerle süsleyerek,
    TANRI lütfu müziği
    fonda kullanarak,
    inançları para konusu,
    ticaretine malzeme yapmasın!

    DİN’de,
    dinin tek kaynağı KUR’AN’da
    olmayan ritüelini, kuralını,
    kendi isteğini;
    KUR’AN’da varmış gibi dayatıp
    TANRI’nın koymadığı
    hükmü koyarak
    TANRI’ya hüküm ortaklığı yapmasın!

    (Yusuf,40)”Hüküm, ancak-yalnızca Allah’ındır(hüküm koyma yetkisi sadece O’nundur).”

    (Nahl,52)”Din dâima ALLAH’ın!”

    En acısı, en kötüsü;
    KUR’AN’ı bir müzik eseri gibi;
    Arapça, anlaşılmaz bir şarkı, gazel gibi nağmelerle okuyup, okutarak;
    huşu(?) içinde uyuşturmak,
    bilinçleri uyutmak için kullanıyorlar!

    Belki,
    o anlamadan dinlediğiniz,
    huşu(!) ile uyuştuğunuz o anda;
    TANRI, KUR’AN’daki öğütleri ile
    yaşamınızın en önemli uyarısını yapıyor, sizi uyandırmaya çalışıyor; siz anlamadan, Arapça şarkı dinler gibi huşu içinde uyuşur,
    mecazen uyurken!?

    Geleneksel kabulleri-atalar dinini tercih edenler;
    TANRI KUR’AN’da
    bana ne diyor, bize ne anlatıyor
    diye hiç merak etmiyor!
    Konforu bozulsun istemiyor!
    Gerçeğin ağır yükünü taşımak,
    sorumluluk almak istemiyor!

    Asırlardır gelenekçi dinciler;
    KUR’AN’ı, anlaşılmasın diye
    Arapça okutup,
    ‘peygamber sünneti-hadisi’ diyerek kurdukları şirk dini-
    geleneksel uygulamalarla dopdolu bir din anlayışını
    yerleştirmişler zihinlere.
    Sarığı, cübbesi, sakalı olanların,
    şimdilerde kravatlı olanların
    temsil ettiği bu din;
    insanî değerlerden uzak,
    ahlâkî ilkeler yoksunu bir anlayışı ve sadece çıkara-menfaate dayanan ticareti temsil ediyor.

    Kurumsal din satıcı diyanet,
    devasa taş binaları
    Allah’ın evi diyerek
    (Evrenin sahibinin evi olurmuş gibi!)
    geleneksel uygulamalarının
    merkezi haline getirmiş,
    üstelik tüm finansmanını da
    devlete yani halka yaptırıyor.

    Namazlarını camilerinde,
    imamları yönetiminde nasıl istiyorlarsa öyle kılsınlar ama
    diyanetin, imamların ve câmilerin finansmanını, ödemesini;
    diyanete inananlar ve
    câmiye gidenler,
    kendileri yapsınlar!
    Kamunun kaynağını,
    kendi inanç sistemleri için kullanarak,
    içinde yetimlerin hakkı da olan
    büyük bir HAK gasbına
    sebep olmasınlar.

    (Fussilet,41)”Kur’an çok değerli ve bilgileri sapasağlam olan,
    gerçekleri anlatan-öyle muhteşem, eşsiz yücelikte bir Kitaptır.

    Diğer bir gelenek de
    türbe ziyaretleri ama çok tehlikeli,
    çünkü bu türbeler,
    ölü kul, taş, toprak tapıncı olarak
    KUR’AN’da şirk konusu!

    (En’am,105)”Hakikati bilmek-
    bilinçlenmek isteyen bir halk için Kur’an’ın ayetlerini değişik biçimlerde-ayrıntılı açıklıyoruz.”

    Güzel bir toplumsal ziyaret töreni olan şeker ve kurban bayramı da
    KUR’AN’da olmayan,
    toplumsal bir gelenek!
    Bırakın KUR’AN’da olmayanları,
    KUR’AN’ın Oruç ve Hac’cı bile
    geleneksel hale getirilmiş;
    KUR’AN’ın ilkeleri doğrultusunda,
    KUR’AN’ın içeriğine uygun
    yerine getirilmiyor!

    (A’raf,3)”Rabbinizden size indirilen bu KUR’AN’ın bildirdiklerine uyun. O’nu bırakıp da evliyanın-kutsallık payesi verdiğiniz kişilerin peşinden gitmeyin.”

    Maalesef ki
    ‘kutsal’ zannedilenlere hapsedilmiş
    tüm geleneksel bu uygulamalar,
    ‘DİN’ zannedilmektedir.

    (Beyyine,5)”Dini-yaşamlarını sadece Allah’a ait kılan, O’na hiçbir şeyi ortak koşmayan-şirke bulaşmamış olarak, yalnızca Allah’a ibadet etmelerini(O’nun için çalışmalarını), Allah’ın Vahyine inanıp, bağlanmalarını ve onunla arınmalarını istemiştik.
    İşte insanlığın değerler sistemi-
    dosdoğru-gerçek din budur.”

    (Mâide,15,16)”Allah’tan bir ışık [nûr]- ve açıklayıcı-apaçık [mubîn] Kur’an geldi. Allah, onunla, rızasına bilerek tâbi olanları barış, kurtuluş yollarına iletir. Onları, izniyle-bilgisiyle karanlıklardan aydınlığa çıkartır. Ve onları dosdoğru olan yola iletir.”

    (Hakka,51)”Muhakkak ki Kur’an, mutlak-şüphe götürmez bir gerçektir-Rabbiniz tarafından size gönderilen kesin gerçek bilgidir.”

    (A’raf,174)”Belki öğüt alıp doğru yola dönersiniz-Rabbinize ortak koşmadan dönebilesiniz diye ayetleri işte böyle
    etraflıca-ayrıntılı açıklıyoruz.”

  20. KUR’AN’da;
    İftira suçu?!

    KUR’AN,
    (Nur suresi,4).ayette;
    bir kadının namusuna,
    iffetine yapılan saldırı,
    zina suçlaması üzerinden;
    4 şahit getiremeyip
    İFTİRA suçu işleyen için;
    indiği toplumun,
    o dönem ki
    cezalandırma şartlarına uygun
    hükmü yanında,
    evrensel ceza da öngörür.

    (Nur,4)”İftira edenlerin hiçbir durumda-ebediyen-sonsuza dek
    tanıklıklarını-şahitliklerini
    asla kabul etmeyin-bundan böyle onların sözlerine güvenmeyin.
    Çünkü iftiracılar,
    sapmışların ta kendileridir-
    toplumu içten çürütürler.”

    Büyük deha, hakkı ödenmez atamız- Atatürk’ün, annesi
    Zübeyde annenin namusuna
    iftira atan,
    dillerinden allah-kuran düşmeyenler;
    KUR’AN’ın,
    (Nur,4); ‘zina suçlaması için,
    gözüyle görmüş 4 şahit isteyen’
    bu ayetine ne diyecek!

    İFTİRA’ların en büyüğü de
    KUR’AN’a, TANRI’ya yapılan
    iftiralar ve
    bu iftiralar arşı aşmış halde!

    İftira suçu,
    temelinde yalanı barındırır.
    İftira atan, yalan söylüyordur.

    (Hac,30)”Yalan sözden sakının-
    yalan söylemekten kaçının.”

    İftiraya sebep olabilecek
    ‘zan’ da, zannetmek de;
    KUR’AN’a göre UYARI konusu!

    (Hucurat,12)”Zandan-
    insanlar hakkında mesnetsiz ve
    tahmini bilgiye dayalı yorumlarınızla
    hüküm vermekten sakının!
    Çünkü bazı zanlar günahtır! Birbirinizin gizli hâlini araştırmayın-
    sinsi casuslar gibi ayıp aramayın! Birbirinizin gıybetini* yapmayın. Sizden biriniz
    ölü kardeşinin etini yemeyi
    sever mi? Bak hemen tiksindiniz!”

    *”Gıybetten kasıt,
    Dedi kodu yapmak, bir kimsenin arkasından konuşmak değildir. Gıybet, ‘gaybe’ ait bir konuda,
    yani bir kimsenin
    bilmediği bir konuda
    yargıda bulunması,
    biliyormuş gibi konuşmasıdır.”

    (Nahl,116)”Yalan yanlış konuşarak, ‘şu helâl, bu haram’ diyerek
    Allah adına yalan uydurmayın.
    Uydurduğunuz yalanla
    Allah’a iftira etmiş olursunuz.”

    TANRI’ya ve KUR’AN’a
    iftirada sınırı, haddi çok aşan
    din satıcılar, inanç sömürücüler;
    insana iftira atma konusunda
    neler yapmaz,
    neler söylemez!?

    (Hucurat,6)”Özü-sözü bozuk-
    ara bozucu birisi size bir haber getirirse-ihbarda bulunacak olursa, o haberin iç yüzünü iyice araştırıp inceleyin-delil arayın!
    Yoksa cehalet ile-bilmeden-oyuna gelip birilerine zarar verebilir-
    haksızlık-kötülük edersiniz de yaptığınıza pişman olursunuz.”

    Ülkenin tüm sorunlarına,
    vatandaşın dertlerine
    çözüm bulmakla GÖREVLİ,
    milletin vekilleri,
    siyasileri, bürokratları;
    birbirlerinin
    ayıbını, kusurunu aramakla,
    iftiralar, yalanlarla SADECE
    laf, söz, kin üretmekle meşgul.

    İftira, bir insanlık suçu ve
    toplumsal düzeni de,
    ülke siyasetini de
    ciddi şekilde sarsan suçlardan biri!

    (Nisa,58)”Şüphesiz Allah,
    yetki, görev ve sorumluluğu,
    ehil olanlara-her işin uzmanına vermenizi ve sorumluluklarınızı yürütürken insanlara karşı adalet ve hakkaniyetle davranmanızı öğütler.”

    Cumhuriyetin, Demokrasinin, Hukukun, Liyakatin
    temeli ADALET ilkeleri işlemeyince;
    liyakatli ve adaletli
    siyasetçiler olmayınca;
    milli eğitim, talim, terbiye kurulu;
    dinci yapılanmalara;
    diyanete, tarikatlara teslim ediliyor ve milli eğitim,
    dinci eğitim oluyor!!!

    Sonra da bilgiden, bilimden;
    bilimsel bilgiden
    estetikten, sanattan uzak CEHALET;
    bilimi, sanatı,
    müzik, eğlence festivallerini,
    insana dâir iyi, güzel, doğru
    her şeyi yasaklıyarak
    öğretmen, doktor, okumuş-
    eğitimlilere saldırarak ve
    güzel, donanımlı, akıllı
    çocukları, gençleri katlederek
    kendi karanlık, vahşi, ilkel
    iktidarını kuruyor!

    Bu yüzden,
    Adalet saraylarında(!)
    aradığı adaleti bulamayan;
    ADALET’i,
    sosyal medya ve
    televizyonlarda arayan,
    evlatları vahşice katledilmiş, gözünden yaş yerine kan akıtan
    ana, babalarla dolu memleket!

    Devletin siyasetçileri;
    birbirlerine laf yetiştirmekten,
    birbirleriyle ve kendi partileri ile uğraşmaktan
    yangın yerine dönmüş memleketin acil çözüm bekleyen sorunlarına akıllı, adaletli çare üretmeye
    vakit, fırsat bulamıyorlar.

    Ve,
    HAK’ları teslim etmek,
    HUKUK devleti olmak için;
    kanunlar yapmak,
    yasalar çıkarmakla görevli vekiller,
    en önemli görevleri olan;
    ‘Devletin temeli ADALET’
    ilkesinin uygulanmasını sağlamıyorlar!

    (Rahman,8,9)”Sakın adalet ölçüsünden şaşıp haddinizi aşmayın-dengeyi bozmayın. Dengeyi titizlikle ve adaletle koruyun, dengeyi bozarak yok oluşunuzu hazırlamayın.”

    (Mâide,42)”Hüküm-karar verecek olursan, adaletle karar ver.
    Allah adaletle hükmedenleri-
    adaleti ayakta tutanları sever.”

    (En’am,115)”Rabbinin Sözü
    doğruluk ve adalet bakımından tamamlanmıştır-tamdır.
    O’nun Sözlerini
    değiştirebilecek bir güç yoktur”

    (Hicr,9)”Hiç kuşkusuz,
    o zikri-Kur’an’ı biz indirdik, biz;
    her hal ve şartta onu
    muhakkak koruyacak olan da elbette yine biziz.”

    (Kehf,27)”Rabbinin Kitabı Kur’an’dan sana vahyedileni [insanlara] duyur.. Kimse Allah Kelâmını değiştiremez-
    O’nun Sözlerini değiştirebilecek
    bir güç yoktur.”

    (Hümeze,1,2)”VAY haline iftira atanın ve ayıp-kusur arayanın!
    O ki, mal/servet toplayıp onu durmadan sayar durur.”

    *(Erhan Aktaş)
    kuranmeali.com
    Mustafa Sağ-Evrensel Çağrı KUR’AN

  21. TANRI-ALLAH için çalışmak?!

    *KUR’AN’da,
    ABD; kök anlamı
    KUL OLMAK DEĞİL;
    yapmak, yaratmak,
    gerçekleştirmek, üretmek,
    ortaya çıkarmak, ÇALIŞMAKTIR;
    tüm çevirilerde kullanılan
    ‘Kulluk etmek’ anlamı
    türev bir anlamdır.

    (Meryem,65)”Yalnızca Allah’a
    kulluk-ibadet et(O’nun için çalış)! O’na ibadette kararlı-dirençli ol-
    (zorluklara)-güçlüklere göğüs ger.

    (Ankebut,6)”Allah için çaba gösteriyorum diyen-
    Allah yolunda çalışıp didinen,
    bunu ancak
    kendisi için yapmış olur.
    Çünkü, Allah hiç kimseye ve
    hiçbir şeye muhtaç değildir-
    Allah, her türlü ihtiyaçtan uzaktır!”

    (Necm,39)”İnsan için
    çalışıp didindiğinden
    başkası yoktur.”

    (İnşirah,7)”Bir işi bitirdiğinde
    tekrar başka bir işe giriş-
    her fırsatta kararlılıkla
    yeni şeyler yapmaya çalış!”

    Sadece Allah’a kulluk,
    Allah’a ibadet;
    sadece ALLAH-TANRI için çalışmak;
    ALLAH-TANRI’nın kurduğu
    İSLAM adlı sistemin
    KUR’AN’da kayıtlı yasalarına uyarak,
    HAK sınırlarını koruyarak,
    KUR’AN’da bildirilen
    evrensel ahlak ilkelerine
    bağlı kalarak, durmadan çalışmak,
    zorlukları aşmak!

    KUR’AN’ın
    Allah’a kulluk, ibadet dediği;
    Allah’ın kurduğu
    insanlık sistemi için,
    insanların özgürleşmesi için,
    barış, adalet, hak, hukuk, eşitlik için;
    hayata hizmet, insana hizmet!

    Örnek mi? Atatürk!
    İnsanlık için,
    insanların özgürlüğü için,
    barış için, insanlık medeniyeti için,
    bilim için, sanat için çalıştı;
    bedenen ölse de
    eylemleri, düşünceleri ile
    insan olarak tarihte ölümsüzleşti.

    Allah’a kulluk, ibadet;
    KUR’AN’a, TANRI’ya inananlar için;
    KUR’AN’ın Rehberliğinde;
    bütün işleri,
    (Nisa,58)’de istendiği gibi;
    Liyakatli ve adaletli yapmak!

    (En’am,71)”Allah, bize doğru yolu gösterdikten sonra,
    Allah’la beraber,
    bize fayda veya zarar verme kudretine sahip olmayan
    o sahte ilâhlara da mı yalvaralım? Allah’ın kılavuzluğudur
    gerçek kılavuzluk-
    Allah’ın rehberliği,
    gerçek rehberliktir-
    Tek doğru yol Allah’ın gösterdiği yoldur-yol gösterici Allah’tır.”

    (Zümer,23)”Kur’an,
    Allah’ın dileyeni
    kendisiyle doğru yola ulaştırdığı
    hidayet rehberidir-
    Allah’ın doğru yolu gösteren kılavuzudur.”

    ALLAH-TANRI Kitabı
    KUR’AN neler anlatıyor,
    ana-tek kaynak KUR’AN
    BİLİNMEZ, bildirilmezse;
    imamlar, hocalar
    ŞİRK dini-
    peygamber hadis-sünneti anlatırsa;
    Allahüekber diyerek kafa kesen radikal dinci teröristlerler
    TEVHİD der ama
    yanına eklediği sünnetin
    şirk olduğunu bilmez;
    ülkemizin güvenliğini sağlayan polislerimizi kâfir diye katleder.

    Dinci rejimleri destekleyenler,
    tarikatlara, diyanete inananlar;
    KUR’AN’ı anlamak yerine,
    KUR’AN ile özgürleşmek yerine;
    peygamber sünneti, hadisi anlatan imamları, hocaları
    anlayıp dinleyerek;
    insan olma onurunu,
    özgürlüğünü kaybetmiş halde
    Allah için çalıştığını ZANNEDER!!!?

    (Meryem,65)”Hiç, ismi
    O’nunla birlikte anılmaya değer
    bir başkasını tanıyor musun-
    O’nun ismine ve şanına denk
    birini-
    O’na benzer birini biliyor musun?”

    (Bakara,2)”Ey insanlar!
    Sizi ve sizden öncekileri yaratan Rabbinize kulluk-ibadet ediniz-
    (O’nun için çalışınız)ki,
    sorumluluk bilincine-
    O’na karşı sorumluluğunuzun bilincine varasınız.”

    DİN konusunda,
    TEK kaynak KUR’AN’ın
    yerine ya da yanına konan
    bütün kul kitaplarını, kul sözlerini
    kaynak olarak kabul edenler;
    dünyaya egemen olmak isteyen doymak bilmez, azgın,
    insafsız sömürgecilerin,
    çıkarcı dincilerin
    kölesi, kuklası olur,
    ŞİRK içinde yüzdüğünü
    farkedemez, farkettirmezler.

    (Zümer,65)”(Ey insan!)
    Eğer Allah’a şirk koşarsan
    şunu iyi bil ki
    bütün yaptıkların boşa gider ve hüsrana uğrayanlardan olursun.”

    *Prof.Dr.Salih Akdemir
    SON ÇAĞRI KUR’AN
    kuranmeali.com
    Evrensel ÇAĞRI KUR’AN Meali- Mustafa Sağ

  22. KUR’AN, bir çağrı;
    TEVHİD’e,
    TEK TANRI inancına çağrı,
    *SON ÇAĞRI!

    (Alâk,1-5)”Her şeyi yaratan,
    insanı, embriyodan-
    sevgi ve ilgiden yaratan
    Rabbinin adına,
    (Allah’ın birliğine) çağır!
    Çağır; çünkü senin Rabbin,
    cömertler içinde en cömert olan,
    kalemin yazdıklarıyla;
    insana bilmediklerini öğretendir!”

    (Alâk,6,7)”Gerçek şu ki, insan
    ne zaman kendisini yeterli görse
    (bilgi, güç ve servetle şımararak-kimseye muhtaç olmadığına kanaat getirse)
    Rabbine karşı azar!”

    (Alâk,8)”Oysa ki en sonunda insan, tekrar Rabbine dönecektir!”

    TEK TANRI inancına,
    şirksiz-ortaksız
    TEK YÜCE, TEK KUTSAL
    ALLAH-TANRI’ya çağrı olan
    SON KİTAP KUR’AN;
    yaklaşık binbeşyüzyıl önce
    indiği dönemde,
    şirk içindeki insanlığa;
    kendi gibi yaratılmış kullara
    kulluk, kölelikten kurtuluş için
    SON
    özgürlük çağrısını yapmaktadır!

    (Necm,19-22)”Ey puta tapar Araplar,
    (ey müşrikler) dişi olarak Allah’a ayırdığınız Lât ve Uzza
    ve erkek diye kendinize ayırdığınız
    üçüncü put tanrı Menât!
    Demek erkekler sizin,
    eksik kabul ettiğiniz dişiler
    Allah’ın ha!?
    Ne de haksız ve
    acayip-insafsız bir paylaşma!”

    (Necm,23)”O putlar, sadece sizin ve atalarınızın uydurduğu-
    taktığı isimleri olan
    ancak asılları olmayan şeylerdir. Allah, onlara ilişkin hiçbir
    kanıt-delil-bilgi, belge indirmemiştir.
    Rabblerinden kendilerine doğru yol rehberi olan Kur’an gelmesine rağmen onlar hâlâ kuruntularına ve nefislerinin arzusuna uyuyorlar- mesnetsiz iddia ve heveslerinin peşinden gidiyorlar.”

    (Necm,24)”Yoksa insan
    her dilediğini elde etme
    hakkına sahip olduğunu mu sanıyor-yoksa her arzu ettiğinizi yapabileceğinizi mi sanıyorsunuz?”

    İnsan onuru ve özgürlüğünü
    yok eden şirk için,
    her sapma döneminde
    TANRI elçileri ile uyarılarını yapmış.

    (Nahl,36)”Yemin olsun!
    Biz her topluma,
    ‘Yalnızca Allah’a kulluk edin,
    Allah’a ortak koşmaktan sakının’ diyen bir elçi gönderdik.”

    (Mü’min,78)”Andolsun,
    senden önce de resuller gönderdik. Onlardan sana anlattıklarımız da var, anlatmadıklarımız da.”

    (Ankebut,25)”İbrahim halkına dedi ki,’ Sadece dünya hayatında aranızdaki sevgi ve dostluk-mal mülk sevgisi için Allah’ın yanında birtakım putlar edindiniz.
    Ama sonra, kıyamet gününde birbirinizi tanımazdan gelecek ve
    birbirinizi lanetleyeceksiniz.
    Varacağınız yer ateştir ve orada yardımcılarınız da olmayacaktır.”

    (Şûra,21)”Yoksa Allah’ın dininde olmadığı halde, onlar için dini kurallar ve yasalar ortaya koyan ortakları mı var?
    Eğer cezanın ahirette verileceğine dair bir karar olmasaydı
    onların arasında yargı verilirdi.
    Şirk koşarak yanlış yapanlara -Allah’ın dinini karartanlara- gizleyenlere acı bir azap vardır.”

    KUR’AN,
    İsa peygamberin
    TANRI’nın oğlu(?!) iftirası ile;
    insanoğlunun
    şirk konusunda
    haddi çok aştığının bilgisini verir!

    (Meryem,88-91)”Allah’ın ayetlerini çarpıtanlar, ‘Çok Seven-Rahmân, çocuk edindi!’ dediler.
    Ey ortak koşucular!
    Siz gerçekten çok çirkin bir iddiada-iftirada bulundunuz.
    Çok seven, çok müşfik olan Allah’a çocuk yakıştırdılar diye-
    bu iddianın dehşetinden
    neredeyse gökler parçalanacak, yer yarılacak ve dağlar yıkılıp gidecek!”

    (Tevbe,31)”(Yahudiler) Allah’la beraber (aşırı yücelttikleri din adamları olan) hahamlarını ve (Hıristiyanlar da aynı şekilde kendi) rahiplerini Allah’tan ayrı birer Rab konumuna getirdiler.
    Meryem oğlu (İsa) Mesih’i de (zaten Allah’ın oğlu ilan ederek) rab edinmişlerdi.
    Hâlbuki onlara yalnız
    bir tek ilah (olan Allah’)a
    ibadet etmeleri söylenmişti.
    Allah’tan başka hiçbir ilah-tanrı yoktur. Allah, onların ortak koştukları kimselerden çok yücedir.”

    Eski Yunan mitolojisindeki,
    çok tanrılı din inancına sahip ve
    sınıflara ayrılmış toplum gibi;
    insanlık bugün de aynı,
    belki de daha vahim durumda;
    KUR’AN’ın muhteşem uyarılarına,
    ibretlik derslerle dolu
    peygamber kıssalarına rağmen!

    (Zümer,3)”Halis inancın yalnız Allah’a yönelmesi gerekmez mi? Gözünüzü açıp kendinize gelin! Arı-duru-saf ve katışıksız din
    yalnız ve yalnız Allah’ındır-Allah’a aittir. Allah’ın yanında birilerini daha evliya-otorite edinenler,
    ‘Biz, onlara, sırf bizi Allah’a daha çok-daha iyi yaklaştırsınlar diye, bağlanıyoruz’ derler!”

    (Şûra,9)”Yoksa ortak koşucular
    Allah’tan başka veliler mi edindiler? Hâlbuki gerçek-biricik veli Allah’tır.
    Ölüleri dirilten O’dur,
    her şeye gücü yeten de O’dur.”

    VE TANRI,
    KUR’AN ile
    şirke bulaşmış olanlara
    SON uyarılarını yapar!

    (Bakara,165)”İnsanlar arasında, insanları ilahlaştırarak Allah’a ortak koşanlar vardır ve
    onları Allah’ı sever gibi severler.
    İnananlar ise en çok Allah’ı sever.
    Allah’tan başkasına olan sevginin, Allah sevgisiyle denk olamayacağı gerçeğini gölgeleyenler-şirk koşanlar, azabı gördüklerinde,
    bütün gücün tümüyle Allah’a ait olduğunu ve Allah’ın azabının da çok çetin olduğunu keşke
    bu dünyada anlayabilselerdi!”

    (Hud,1,2)”Ey insanlar!
    KUR’AN,
    Yasa Sahibi, Bilgelik kaynağı-
    her şeye muhteşem bilgi ağı ile hâkim-her şeyin iç yüzünü iyi bilen-
    her şeyden haberdar olan
    ALLAH tarafından ayetleri
    sürekli ana temayı vurgulayan ve
    bunu ayrıntılarla açıklayan
    bir Kitap’tır.
    Şudur ana tema,
    Allah’tan başkasına ibadet-kulluk etmeyin; sadece Allah’a kulluk edin (sadece O’nun için çalışın).”

    (Araf,174)”İşte Ayetlerimizi,
    ayrıntılı olarak böyle açıklıyoruz ki
    aklınızı başınıza toplayıp,
    Rabbinize ortak koşmadan dönebilesiniz.”

    *SON ÇAĞRI KUR’AN;
    Prof. Dr. Salih Akdemir
    KUR’AN Türkçe çeviri.
    İhsan Eliaçık,
    Mustafa Sağ
    kuranmeali.com

  23. KUR’AN; muhteşem bir ilahî Kitap.

    KUR’AN,
    TANRI’nın
    sevgi, ilgi ve yeteneklerle donatarak yarattığı kullarını, insanlığı
    neden VAR olduğu,
    ne yapması-yapmaması konusunda
    bilgilendirdiği Kitabıdır.

    (Fussilet,41)”Kur’an çok değerli ve bilgileri sapasağlam olan,
    gerçekleri anlatan-
    öyle muhteşem,
    eşsiz yücelikte bir Kitaptır.”

    İnsanlığın
    bilimsel çalışmalar ile
    madde alemini, evrenin işleyiş sistemini çözmesini beklerken
    sanatsal yeteneklerin de
    estetik güzellikler üretmesini ve
    insanların da
    bu güzellikler içinde
    özgür ve hak sınırlarını bilerek
    yaşamasını istemektedir.

    Tüm bu konularda
    KUR’AN;
    mükemmel, muazzam
    TANRI öğütlerini ve
    TANRI’nın;
    bilinç açan, uyandıran
    müthiş uyarılarını içeren
    muhteşem son ilahî Kitabıdır!

    KUR’AN;
    diğer ilahî metinlerdeki
    rahip ve hahamların
    para karşılığı değiştirdiği(Bakara,41) sapmaları da düzelten
    VE
    TANRI’nın orjinal Arapça metni
    değiştiril(e)mesin diye
    Kendi korumasına aldığı(Hicr,9)
    TANRI’nın
    insanlığa
    KUR’AN içinden seslendiği
    SON Kitabıdır!

    (Sad,87,88)”Kur’an,
    bütün insanlık için öğüt ve uyarıdır!
    Ayetlerin mutlak doğrular, mutlak gerçekler olduğunu bir gün mutlaka anlayacaksınız….”

    KUR’AN;
    DİN, İMAN, İNANÇ konusunda;
    TANRI-ALLAH, İSLAM,
    Resûl, Nebî; Peygamberler
    Tevrat, İncil, Zebur,
    Müslüman, Yahudi, Hıristiyan,
    ritüeller; namaz, oruç,
    kurban, hac, zekat,
    cami, kilise, havra; tanrı evleri(?!)
    imam, papaz, haham; din adamları(?!), başörtüsü, ……… gibi
    din-iman-inanç alanında
    ne kadar kavram varsa hepsinin TEK doğru, sağlam BİLGİ,
    TEK BİLGİ kaynağıdır.

    (Sad,67)”Kur’an, çok önemli büyük bir haberdir-öğreti-bilgi kaynağıdır.”
    (Sad,69-En üstün şeylerin doldurulduğu depo; Kur’an)

    KUR’AN; ALLAH-TANRI Kitabıdır!

    (Yunus,37)”KUR’AN, Allah’tandır.”

    (Büruc,21,22)”Kur’an,
    yüce bir hitabedir-saygın bir Kitaptır. O Levh-i Mahfuz’da;
    ilahî ilmin koruması altındadır.
    Çok sağlam bir Kaynaktan,
    sağlam yollarla gelmektedir.”

    KUR’AN,
    TANRI-ALLAH inancının
    aldatma aracı;
    ticarete, siyasete, menfaate
    aracı yapılabileceğinin
    uyarısını yapmıştır!

    (Lokman,33-Fâtır,5)”Sakın dünya hayatı sizi aldatmasın ve
    o aldatan-aldatıcılar da
    sakın sizi Allah’la-Allah adını kullanarak aldatmasın-
    Allah hakkında sizi kandırmasın!-
    Allah hakkındaki çarpık düşüncelerin sizi saptırmasına
    izin vermeyin!”

    İnsanları inandıkları alanlarda aldatma ve bu aldatmaları
    paraya çevirme yolları;
    modern dünyada evrilmiş,
    metafizik alana kaymıştır.

    Diyanet ve tarikatlar gibi
    yapıların kendi saltanatları için
    din satışı ve
    cin, şeytan çıkarma seansları,
    büyü yapma-bozma gibi
    ilkel, cehaletin eseri
    din-inanç(?!) sömürüsü
    hâlâ devam etse de;
    gökyüzü yıldız, gezegen falları,
    reiki, yaşam enerjisi, pozitif enerji, spiritüel, ezoterik, mistik, mitler, mitolojik hikayeler, efsaneler,
    astral seyahatler,……. gibi
    gerçek dışı alanlarda
    inançların ticarileşmesi artmaktadır.

    KUR’AN uyarısını yapmıştır!

    (Bakara,282)”Allah’ın öğütlerini dinleyin. Allah size gerekli olanı öğretmektedir. Allah, her şeyin
    tüm bilgisine sahiptir.”

    (Neml,65)”Göklerde ve yerde olan hiç kimse, yaratılmışların duyu ve tasavvur alanı dışında kalan gerçekleri-geleceği-gaybı bilemez.
    Gayb bilgisi Allah’ın tekelindedir.”

    (İsra,36)”Bilmediğin bir şeye inanıp ardından gitme-hakkında kesin bilgi sahibi olmadığın, doğruluğunu tam olarak araştırmadığın şeyin
    peşine düşme!”

    (Cin,26)”Gaybı (yaratılmışların kavrayış sınırlarının ötesindekini) geçmişi, geleceği yalnızca
    Allah bilir-bilinmeyenleri bilendir. Bilinmeyeni de-gayb bilgisini kimseye bildirmez.”

    (İsra ,85)”Sonsuz bilgi kaynağından
    size algılayabileceğiniz kadar-
    çok az-çok sınırlı bilgi verilmiştir.”

    KUR’AN;
    tarihsel süreç içinde
    insanoğlunun
    yaşam serüveni içinde,
    yaptığı yanlışları
    yaşanmış örnekleri ile anlatarak
    insanlık tarihine kaynaklık etmekte ve bunu da
    en doğru yoldan;
    TANRI Sözleri
    Ayetler ile yapmaktadır.

    İnsanlığın
    nefsani azgınlıklarını, doymazlıklarını, hadsizliğini, zulümlerini anlatırken;
    insanın azma, sapma noktalarında
    çözüm, çare, çıkış yollarını da;
    kurallarını, yasa-hukuk olarak evrensel insanî, ahlâkî ilkelerini KUR’AN’ın nokta atışı;
    sure adı, ayet numarasında kayıtlı muhteşem Ayetleri ile vermektedir.

    (En’am,55)”Mücrimlerin-suçluların yolu açık seçik-besbelli olsun-
    nelerin suç, kimin suçlu olduğu
    iyice belli olsun diye ayetlerimizle gerçekleri ayrıntılı açıklıyoruz.”

    (Târık,13)”Kur’an-parça parça gelen Vahiy, doğruyu yanlıştan
    tam bir biçimde ayırt eden
    kesin bir Sözdür.”

    (Kamer,22)”Yemin olsun! Kur’an’ı, aklını işleterek anlamaya çalışanlara öğüt-ibret olsun diye sadeleştirdik-kolaylaştırdık.
    Hani var mı düşünüp öğüt alan-yok mudur ondan ders almak isteyen?”

    KUR’AN’da;
    TANRI,
    yarattığı kullarına,
    tüm hayat ve sonsuz yaşam hakkındaki Ayetleri ile
    aracısız,
    sadece bir KİTAP ile seslenir!

    (Tegabün,2)”Sizi yaratan O’dur: içinizden kimi inanmayarak hakikati inkar eder, kimi de inanır.”

    (Müddessir,55)”DİLEYEN, İSTEYEN
    KUR’AN’dan öğüt alır.”

    İNANAN,
    TANRI Kitabı
    KUR’AN’ı açar okur;
    tüm bilgiyi
    inandığı TANRI’sından
    TANRI Kitabı KUR’AN’dan alır.
    İNANMAYANA
    hiç kimse
    karışamaz, karış(a)mamalıdır;
    kendi tercihi, özgür seçimidir!

    (A’raf,52)”Andolsun ki Biz onlara, inanmaya gönüllü bir toplum için doğru yol rehberi ve
    bilgiye dayalı
    ayrıntılı açıklamalarda bulunduğumuz-
    BİLGİ ile açıkladığımız
    rahmet kaynağı olan
    bir Kitap gönderdik-
    bu Kitap, bir BİLGİ ürünüdür.”

    KUR’AN
    inanmanın özgür bir seçim olduğunu bildirirken;
    Tevhid-teklik sistemini terk edip
    TANRI yanına eklenenlerle
    kula kulluk sisteminin oluştuğunun;
    şirkli-ortaklı-ikili inancı seçmenin
    insanı köleleştirdiğinin,
    özgürlüğünü, onurunu kaybettirdiğinin bilgisini verir.

    (Zümer,65)”Eğer Allah’a ortak edinip şirke saparsan amelin kesinlikle boşa çıkar-Allah’tan başkasına ilahî sıfatlar yakıştırırsan bütün çabaların kesinlikle boşa gidecektir.”

    KUR’AN; evrenin, kâinatın Kitabıdır!

    (Tekvir,27,28)”Kur’an âlemler için bir hatırlatma-bilgi-uyarı-çağrı-öğütten başka bir şey değildir;
    gerçeklerden yana
    doğruyu bulmak isteyenler için.”

    KUR’AN; insanlığın Kitabıdır!

    (A’lâ,18)”Hiç kuşkusuz bu Kur’an, gönderdiğim Kitaplarda-geçmiş Vahiylerde de vardı-
    bu hatırlatmalar ilk çağların sayfalarından beri yapılıyor;
    bundan hiç şüpheniz olmasın.”

    (Sad,1)”Allah’ın uyarısını, öğüdünü ve çağrısını içeren-
    size özünüzü hatırlatan ve
    uyanışa çağıran-
    bilgi dolu Kur’an’a yemin olsun ki!”

    Sözün sonu:
    Müthiş uyaran KUR’AN Ayetleri
    bilinmez, bildirilmezse,
    KUR’AN ve DİN;
    dincilerin TEKELinden kurtarıl(a)mazsa;
    en masum insan eğlencelerini; yılbaşı kutlamalarını,
    noelleri,
    nardugan bayramlarını
    ‘din, allah, kâfirlere ölüm’ diyerek
    kan gölüne çevirir
    insanlıktan çıkmış ‘din’ci vahşiler;
    istediği gibi inanmak isteyenlere ve inanmayanlara
    hiç yaşam hakkı tanımazlar!!!?

  24. KUR’AN’a göre AHLAK!

    KUR’AN;
    İNANÇ BİLGİsi verir;
    inancın şirkten arınıp
    temizlenmesini sağlar!
    İsteyen, dileyen
    KUR’AN yolunu;
    KUR’AN’da ki
    TANRI’nın İSLAM adını verdiği
    ahlakî değerler sistemini seçer!

    TANRI’ya,
    KUR’AN’a inanmak
    bir seçimdir ama
    bilinçli bir tercih gerektirir.
    Bu tercihi yapan,
    TANRI’ya,
    KUR’AN’a inandığını
    iddia eden
    ahlaklı olmak zorundadır!

    TANRI
    ahlakî değerler sisteminin yaratıcısıdır;
    TANRI’ya inandığını söyleyenin,
    sonsuz, sınırsız TANRI
    saygısı, sevgisi, hayranlığı olanın,
    bu ahlakî değerler sisteminin
    dışında kalması mümkün müdür?!

    KUR’AN’a göre
    TANRI’ya inanmak
    AHLAKLI olmayı zorunlu kılar!

    KUR’AN’a, TANRI’ya inanmak;
    TANRI’nın evrensel insanî değerler içeren ilkelerinin, öğütlerinin yaşama geçirilmesi,
    ahlakî değerler sistemine
    uyma sorumluluğu yükler!
    Sorumlulukları yerine getirmeyenin
    İNANCI samimi midir?

    (Ankebut,2)”İnsanlar, (sadece) ‘İnandık!’ demeleriyle bırakılacaklarını ve
    denenmeden-hiç sınanmadan bırakılacaklarını mı sanıyorlar?”

    ‘İnandım’ demenin
    sınavı çok ağırdır!
    Bu yüzden ‘inandım’ demenin
    sorumluluğu da çok ağırdır!

    Bu sınav;
    TANRI’nın ilkelerini belirlediği evrensel ahlâkî sisteme,
    TANRI anayasası
    KUR’AN’ın hukukuna,
    HAK sınırlarına
    uyulup, uyulmadığına
    ne kadar riayet edildiğine dâirdir!

    (Bakara,155)”Muhakkak ki ölüm tehlikesiyle ve açlıkla, dünya malının, canın ve ürünlerinin kaybı ile sizi sınayacağız. Zorluklara karşı sabredenlere iyi haberler müjdele.”

    (Zuhruf,48)”Belki doğru yola döner-ders alırlar diye onlara kimi sıkıntılar yaşattık.”

    (İnsan,2)”İnsana doğru yolu gösterdik-iyiyi-kötüyü ayıracak bilgileri yollayarak bilgilendirdik.”

    (Beled,10,11)”Ona iki yol gösterdik.
    Fakat insan, zoru göze alamadı-sarp yokuşa-zor yola tırmanmayı denemedi….”

    ‘TANRI’ya, KUR’AN’a inandın’
    demek;
    ‘saçını, başını örttün,
    namaz kıldın, cami yaptırdın,
    üç beş ritüeli
    yerine getirdin, tamam
    sevapları, cenneti-ödülü(!) kazandın’
    kadar basit ve kolay değildir!!!

    (Bakara,170)” Kur’an’a uyun’ denildiği zaman, ‘Hayır, biz, atalarımızın izlediği yola, alıştığımız âdetlerimize uyarız’ derler.
    Ataları akletmemiş ve doğru yolu bulamamış olsalar bile mi?”

    (Hud,28)”İstemediğiniz halde sizi zorla mı inandıracağız?”

    Yaşam zorluklarla doludur ve
    bu zorlukları aşma,
    İNSAN olabilme,
    İNSAN kalabilme bir sanattır!
    Evrensel ahlakî ilkelerin yer aldığı dosdoğru yol üzerinde,
    zorlu, insanlık yolu üzerinde
    TANRI sınırlarını aşmadan;
    HAK yemeden,
    HAK’kını da yedirmeden,
    tüm insanlık ilkelerini
    yerine getirirken, uygularken
    ayakta kalabilme, mücadele sanatı!

    (Sebe,49)”Sonsuz hakikat
    KUR’AN gelmiştir-
    HAK geldi ve bütün açıklığıyla kendini ortaya koydu.”

    KUR’AN,
    yaşamın ilkeleri, kuralları, hukuku, evrensel insanî, ahlakî değerleri ve yaşam için mücadelede
    yol gösteren ve güç veren
    yazılı bir norm!
    Ahlak da, bu değerlerin seçilmesi, uygulanmasıyla ortaya çıkan bireysel bir olgu, kişisel!

    Yani; TANRI’ya ve KUR’AN’a inanan,
    seçimini bilinçli tercihiyle özgürce
    TANRI, KUR’AN olarak yapan;
    TANRI Anayasasına;
    kurallarına, ilkelerine, hukukuna, öğütlerine, tavsiyelerine, uyarılarına önem verir, mümkün olduğunca yerine getirmeye, uygulamaya, ahlaklı olmaya çalışır!

    (Taha,113)”Kur’an’da, her türden UYARIyı apaçık dile getirdik ki belki insanlar sakınırlar da, Kur’an onlar için hatırlatma-uyarı olur diye.”

    (Zâriyat,55)”Sen yalnızca Kur’an ile hatırlat-yalnız Kur’an’dan bilgi ver!”

    (Zümer,23)”Kur’an, Allah’ın DİLEYENİ kendisiyle doğru yola ilettiği rehberidir.”

    (Kehf,29)”Hak Rabbinizden gelen Kur’an’dır, dileyen inansın, dileyen inkar etsin.”

  25. KUR’AN’da ki ‘Peygambere itaat’ ayetlerini kullanarak;
    ‘kendilerine itaat’ kapısı açıyorlar!

    Allah’ın görevlendirdiği
    bütün peygamberler,
    yaşadıkları tarihsel dönemlerde,
    TANRI’nın yasalarını;
    HAK, adalet, eşitlik, özgürlük,….gibi evrensel ahlakî ilkelerini iletmeleri nedeniyle ve sadece bu ilkelere uyulması gerektiğinden;
    Allah tarafından
    ‘peygambere itaat edin’,
    peygamberler tarafından da
    ‘bana itaat edin,’
    şeklinde tebliğde bulunmuşlardır!
    Ayrıca peygamberler,
    içinde yaşadıkları toplum için de
    Allah’ın yasasını, ilkelerini
    ilk uygulayan olmalarından dolayı örnek olmuşlardır!

    (Zuhruf,63)”İsa apaçık beyyinelerle geldiğinde şöyle demişti, ‘Allah’ın koruması altına girin-saygı gösterin ve bana itaat edin!’ ”

    (Mümtehine,4)”İbrahim ve beraber olanlarda güzel bir örnek vardı.”

    TANRI, (Zuhruf,63)’de,
    İsa peygambere de ‘itaat’i,
    (Mümtehine,4)’de de
    İbrahim peygamberin örnek olduğunu söylüyor.
    ‘İtaat’ ve örneklik;
    peygamberler yaşarken söz konusu!

    KUR’AN;
    DİN söz konusu olunca, tek olan Allah’ın yolundan sapmanın,
    mezheplere, fırkalara bölünme sonucunu doğurduğunu,
    peygamberleri kutsallaştırıp ilahlaştıranların;
    İsa ve Musa peygamber örneklerinde şirk bataklığına nasıl düştüklerini defalarca dikkatlere sunar ki, inandığını iddia edenler; peygamberin de uyduğu-uyguladığı Allah’ın sözleri KUR’AN’ın yolundan ayrılıp, DİN’i parçalara bölmesinler!

    Peygamberimize itaat edilmesini söyleyen Allah;
    itaat edilmesini söylediği her şeyi, peygamberimize,
    sağlığında uygulattırarak ve yine peygamberimiz yaşarken KUR’AN’da yazıya geçirttirerek,
    Ayet numaraları ile kayıt altına ve KUR’AN’ı da (Hicr,9) ile
    koruması altına alarak
    kulların DİN hükmü koyma
    kapısını kapatmıştır.

    ALLAH-TANRI’nın,
    KUR’AN’ın tebliği ve
    yazıya geçirilmesi ile görevlendirdiği,
    görev bitince öldürdüğü,
    yaşarken, sağken;
    yaşadığı toplum içinde de
    ilk örnek olma özelliklerine sahip,
    KUR’AN’ı uygulayıcısı kıldığı
    itaat edilmesini önerdiği
    yaratılmış, görevli bir kuldur,
    Muhammed Peygamber!

    Üstelik,
    KUR’AN içinde ayetlerde bildirilen Muhammed ‘peygambere itaat’;
    TANRI’nın Kendi Sözleri ile
    KUR’AN ile sınırlıdır ve
    ayetler ile sabittir!

    (Hakka,44,45,46)”Eğer Muhammed, kendi sözlerini Allah’ın Kur’an’ıyla eş tutmuş olsaydı-bizim sözlerimiz olarak ortaya sürseydi, kesinlikle tüm gücünü alırdık. Sonra can damarını keserdik.”

    (Tegabün,12)”Allah’a ve resulüne itaat edin! Eğer yüz çevirirseniz, (biliniz ki) elçimize düşen görev sadece-ancak apaçık bir tebliğdir.”

    (Ahzab,56)”Allah ve doğadaki güçleri-indirdiği Kur’an ayetleri peygamberi destekliyorlar-yardım ediyorlar. Ey inananlar siz de peygamberi destekleyin-yardımcı olun-güvenliğini sağlayın, gereksiz davranışlarınızla onu incitmeyin, ona gereken saygı, itaati gösterin!”

    Peygamberin yalnız başladığı bu insanlık adına verilen
    KUR’AN mücadelesinde;
    zalim yöneticilere, zorba müşriklere karşı ‘peygambere itaat’
    TANRI tarafından istenen ve
    KUR’AN ile ve içinde yaşadığı
    tarihi süreçle ilgili ve sınırlıdır!
    Peygamberi yalnız bırakmayın çağrısı, tarihsel bir öğüttür.

    (Bakara,285)”Resul-elçi, Allah-Rabbi tarafından kendisine indirilen Kur’an’a inanıp güvendi.”

    (A’raf,158)”Nitekim elçi de,
    Allah’a ve sözlerine inanmaktadır.”

    KUR’AN’a inanmak ve itaat; TANRI’ya, kurduğu sistemin anayasasına itaat;
    özgürce seçilen,
    bireysel tercih isteyen bir
    İNANÇ alanıdır!
    İnanmayı seçenin;
    neye, nasıl inanacağının
    BİLGİsini içeren Kitaptır KUR’AN!

    Muhammed peygamberin
    KUR’AN ile, KUR’AN için
    başlattığı bu çok zorlu insanlık;
    HAK, hukuk, adalet, eşitlik, özgürlük mücadelesi yani cihad;
    içinde yaşadığı bölgenin
    HAK yiyici, tefeci, insan köleleştiren, köle pazarları kuran, kadın satan;
    putlara tapan, taptıran, put satan, pazarlayan zorbalara, zalimlere karşı en büyük cihaddır!

    (Ankebut,51)”Kur’an-okunanlar onlara yetmedi mi?”

    (Câsiye,6-Mürselat,50-A’raf,185)” Ortak koşucular, artık Kur’an’dan başka hangi hadise inanıyorlar?”

    Bu kadar açık ayetlere rağmen!

    ‘KUR’AN yetmez;
    peygamberin hadislerine, sünnetine de bakmamız gerekir’
    diyenlere soralım!

    ‘Peygambere itaat’ diyerek
    açtıkları kul kapısından;
    azîz peygamber adına uydurulan hadisleri(?!), din’de ek hüküm kaynağı olarak kabul eden
    okur-yazar aydın(?!) ilahiyatçılar, akademisyenlere de soralım!

    Okuryazarlığı şüpheli
    cinci, büyücü, hoca geçinenlerin, zavallı, eğitimsiz, cahil insanları kandırmasının,
    kötü niyetli kişilerin
    tarikat, cemaat lideri sıfatıyla, kendilerine kul, köle insanlar oluşturmak için
    ‘peygamber böyle buyuruyor’ diyerek kendi sapkın düşüncelerini din diye anlatmasının önüne
    nasıl geçeceksiniz,
    sınırınız ne,
    KUR’AN gibi Ayetleri numaralanmış kayıtlı kaynağınız var mı?!

    Yüce Yaratıcı Güç,
    (En’am,38)’de ‘KUR’AN’da hiçbir eksik bırakmadığını’ ve
    (İsra,89)’da ‘KUR’AN’da her şeyi örneklerle, ayrıntılarıyla açıkladığını’ söylerken, KUR’AN’ın eksikliğini mi iddia ediyorsunuz?!

    (İsra,46)”Rabbini yalnız Kur’an’da andığın zaman-Kur’an’da yalnız O’nu andığın zaman-Rabbinin hiçbir ortağı olmadığını, Kur’an’dan anlattıkça, ortak koşucular canları sıkılmış bir vaziyette-nefretle geriye dönüp kaçarlar.”

    (Zümer,9)”Hiç bilenlerle bilmeyenler bir-eşit olur mu?”

    (Ra’d,28)”Dikkat edin! Akleden kalpler ancak, Allah’ın indirdiği KUR’AN’ı anlamakla tatmin olur.”

  26. KUR’AN yorumlanır mı;
    apaçık, anlaşılır olduğunu söylerken!

    KUR’AN’ın indiği dönemden günümüze kadar olan yüzlerce yıllık süreçte paramparça olmuş
    bir alan ‘din’, ‘inanç’ alanı;
    sayısız-sınırsız neredeyse sonsuz müfessir-yorumcu(?!);
    İmamlar Ebu Hanife, Şafi, Buhari, Gazali,…, S.Nursi gibi çok bilenen, takip edilenler, günümüzde cüppeli, sarıklı, sakallı, hacı, hoca, efendi, prof.ünvanlı akademisyenler,…..!
    Diğer dinleri(?), kutsallarını(!) da ekleyince bir düşünün parçalanmışlığın vahametini!

    Artık ortada;
    dinin TEK kaynağı olması gereken
    TEK KUR’AN yerine;
    paramparça edilmiş bir ‘din’ anlayışı ve yüzbinlerce kitap??!!

    İŞTE;
    peygamber hadisi, sünneti ile açtıkları kul kapısına
    tefsir-yorum diyerek
    sayısı sınırsız insanları da ekleyerek
    TANRI SÖZÜ KUR’AN yolunu;
    SADECE KUR’AN’ın anlaşılmasının önünü kapatmışlar!!!???

    TANRI, apaçık, anlaşılır, ayrıntılı olduğunu iddia ettiği
    KUR’AN’ın anlatmak istedikleri işini
    kullara bırakmaz;
    öyle olsaydı peygamberler kalırdı!
    Peygamberlerin hepsi,
    VAHYİ iletme, KİTAP haline getirme görevleri bitince ölmüş!

    Muhammed Peygamber bile yorum yapmazken, sadece KUR’AN için mücadele ederken, sadece KUR’AN’ın tebliği ile görevli,
    sadece KUR’AN’a çağırırken!!!

    (Alak,1)”İkra-çağır.”

    (Alak,3)”Çağır!”

    *30’dan fazla dil bilen ve tüm Sâmi dillere hâkim Prof.Salih Akdemir ‘ikra’ kelimesinin kök anlamının ‘çağırmak’ olduğunu yıllar önce bulmuş ve Son Çağrı KUR’AN adlı
    Türkçe çevisinde kullanmıştır.

    *Erhan Aktaş; ‘ıkra’ sözcüğüne ‘oku’ anlamı vermek önemli bir yanılgıdır. ‘İslam’ın ilk emri okudur’ türü bir tanımlama yapmak doğru değildir.

    (En’am,33)”Ey Peygamber! Ortak koşucu Arapların-insanların söylediklerinin seni üzdüğünü biliyoruz. O, zalimler aslında seni yalanlamıyorlar; onlar Allah’ın ayetlerini reddediyorlar.”

    TANRI, sevgi, ilgi ile yarattığı, tüm dünya güzelliklerini, nimetlerini durmaksızın kullanımına sunduğu kulunu, inanç seçiminde de böylesine özgür bırakmışken;
    KUR’AN’ın yorumlanmasını insanların tekeline bırakır mı?

    (Yunus,99)”Rabbin isteseydi yeryüzündekilerin hepsi mutlaka inanırdı. O halde sen mi insanları inanmaları için zorlayacaksın?”

    (Müddessir,11)”Benimle, yarattığım kişiyi baş başa bırak!”

    AYETLERDEN herkes istediğini anlamakta özgürdür!
    Hesabını da sadece, SÖZÜN-AYETLERİN sahibi
    TANRI’ya verir!

    (Alak,5)”İnsana bilmediğini öğreten O’dur.”

    KUR’AN’ın apaçık, anlaşılır olduğunu, KUR’AN’da hiçbir eksik bırakmadığını, açık seçik, ayrıntılı örnekli kılındığını
    sürekli, tekrar, tekrar ederek
    Ayetleri ile bildiren TANRI’dır!

    (En’am,114)”Allah Kur’an’ı en ayrıntılı-apaçık-detaylı açıklanmış bir halde indirmişken, [neyin doğru neyin yanlış olduğu konusundaki] hüküm için Allah’tan başkasının sözlerine mi uyayım-Allah’ın dışında hakem-yasa koyucu mu arayayım?”

    (En’am,65)”İyice anlasınlar diye ayetleri-hükümleri her yönüyle inceden inceye-ayrıntılı açıklıyoruz!”

    (En’am,38)”Kur’an’da hiçbir şeyi eksik bırakmadık-insanlara gerekli olacak her şeyi açıkladık!”

    (En’am,105)”Kur’an’ın ayetlerini değişik biçimlerde-ayrıntılı açıklıyoruz.”

    (İsra,89)”Kur’an’da her konuyu değişik açılardan ibret verici, aydınlatıcı örneklerle ayrıntılarıyla açıkladık.”

    (Mücadele,5)”Gerçekleri apaçık gösteren-bildiren-kanıt içeren açıklayıcı ayetler indirdik.”

    (İsra,41)”Kur’an’da gerçekleri her fırsatta detaylı-ayrıntılarla-tüm boyutlarıyla açıkladık.”

    (Kehf,54)”Kur’an’da her türlü örneği ayrıntılı açıklamalarla verdik.”

    (Hac,16)”Kur’an’ı açık seçik bilgiler veren-apaçık ayetlerle indirdik.”

    (Nur,46)”Yemin olsun, açık-seçik bilgiler veren-anlamı açık-gerçeği bütün açıklığıyla ortaya koyan etkili apaçık ayetler-deliller indirdik.”

    (Bakara,99)”Apaçık, anlamı gayet açık ayetler indirdik.”

    (En’am,126)”Ayetleri uzun uzun anlatmaktayız-en ince ayrıntısına kadar açıkladık.”

    (Nur,34)”Size apaçık-açık açık anlatan ayetler, sizden önce geçmiş kimselerden örnekler ve Allah’a karşı sorumluluk bilincine sahip olanlar için bir öğüt indirdik.”

    (İsra,12)”Her şeyi ayrıntılarıyla açık açık anlattık-en detaylı bir şekilde-uzun uzadıya açıklıyoruz.”

    (A’raf,32)”Ayetlerimizi ayrıntılı bir biçimde uzun uzun anlatıyoruz-en ince ayrıntısına kadar açıklıyoruz.”

    (A’raf,58)”Ayetlerimizi örneklerle, ayrıntılı-detaylı şekilde açıklıyoruz.”

    (Yunus,5)”Allah, ayetleri-ilkeleri ayrıntılı olarak açıklamaktadır.”

    (A’raf,52)”Gerçekleri bilimsel olarak ve en ince ayrıntısına kadar açıkladığımız-ilme uygun biçimde, ayrıntılı kıldığımız-bilgiyle detaylandırdığımız rahmet-sevgi kaynağı bir Kitap gönderdik.”

    (Âli İmran,7)”Kur’an’ın bir kısmı yasa içeren âyetlerdir anlamı son derece açık-kesin anlamlı-muhkem-açık seçik kolaylıkla anlaşılır ki bunlar, kitabın anasıdır. Diğerleri de müteşabih-benzeşen anlamlılardır.”

    (Zümer,23)”Allah, sözün en güzelini; kendi içinde tutarlı ayetleri birbirine benzeyen-benzeşen-birbiriyle uyumlu [müteşâbihen] ve ikişerli sistemde-tekrarlanan-[mesâniye] Kur’an olarak indirmiştir.”

    *Muhkem; kökü hükm; engel olmak, zulme ve fesada karşı konulmuş engeller yasalar, kurallar, ilkeler’
    *Müteşâbih; kökü şüphe; yerine koymak, benzemek, bir şeyi başka bir şeyle ortak veya bağlantılı olan bir özellik nedeniyle karşılaştırmak.
    *Mesânî: Çift anlamlı, ikişerli, bir şeyi diğerine birleştirmek.
    *Te’vil; ilk, birinci, önce, evvel, baş.

    **(‘Te’vil’ sözcüğü; ‘yorum-tefsir’ olarak anlamı çarpıtılmış, bunun sonucunda da Kur’anı anlama konusunda kargaşa doğmuş, hatta tahrifat olmuştur. -Hakkı Yılmaz)

    *Tefsir; Arapça yorumlama.
    İbranice, Aramice-Süryanice; çözme, rüya tabir etme, yorumlama.

    Tevrat-Tekvin
    (40:8)”Yorum Tanrı’ya özgü değil mi?”

    KUR’AN’a büyük iftiralardan biri daha; tefsir-yorumlama!

    KUR’AN’da hiçbir ayette geçmeyen,
    hikaye, rivayetlerle dolu
    kul-insan açıklamaları,
    ciltler dolusu yazılmış
    tefsirler;
    KUR’AN’ın anlaşılmasına koskocaman engellerden biri,
    belki de en büyüğü!

    KUR’AN’ın tefsiri-yorumu değil,
    tev’ili; ilk, baş anlamını bulmak zorunlu, elzem, şart!

    Bu yüzden KUR’AN için
    etimoloji-kök anlam araştırmaları, epistomoloji, çeviribilim, dilbilim dallarında akademik bilimsel çalışmalar yapılmalıdır!

    Yaklaşık binbeşyüzyıl geçmişi olan KUR’AN, kavramlarına yüklenmiş;
    tümü zulüm derecesinde yalan-yanlış anlamlar, tahribatlar, kargaşalardan ve tüm iftiralardan temizlenmelidir!

    (Yunus,37)”Kur’an,
    Kendisinin ayrıntılı açıklamasıdır.”

    Ayetin başka bir Ayetle açıklanması!

    (Hadid,11)”Allah’a güzel bir borç-ödünç verecek olan kimdir?”

    (Hadid,18)”Mallarını Allah yolunda karşılıksız veren-yoksullara yardım eden erkeklerle, kadınlar, Allah’a güzel bir borç-ödünç vermişlerdir.”

    (Hud,1)Kur’an, her şeyden haberdar ve bilgelik kaynağı Allah tarafından ayetleri kendi içlerinde açık ve anlaşılır kılınmış, birbirleriyle bağlantılı, etraflı açıklanmıştır.”

  27. KUR’AN’ın anlaşılmasını engellemek; emperyalizme hizmet!?

    Afrikalı liderin ibretlik sözü!
    ‘Batılılar geldiğinde uçsuz bucaksız topraklarımız vardı, onlarınsa İncil’i. Gözlerimizi kapayarak dua etmeyi öğrettiler! Gözlerimizi açtığımızda bizim elimizde İncil vardı,
    topraklarımızsa onlarındı!’

    Emperyal ülkeler,
    koloniler kurarak
    Afrika kıtasınının tüm doğal kaynaklarını sömürürken;
    İncil’de tahribat ve
    İsa peygamberi de
    TANRI oğlu yaparak,
    hıristiyanlık diye icat ettikleri
    dinin? misyonerliğini kullandılar!

    (Âli İmran,83)”Allah’ın tüm peygamberlere gönderdiği dininden başka din mi arıyorlar?”

    (Âli İmran,19)”Allah’ın tüm peygamberler aracılığı ile gönderdiği tek din İslam’dır. ”

    (Tevbe,30)”Yahudiler, Üzeyir-Ezra, Allah’ın oğludur’ dediler. Hıristiyanlar da, ‘Mesih-İsa, Allah’ın oğludur’ dediler. Nasıl da saçmalıyor-uyduruyorlar!”

    (Meryem,88-90)”Allah’ın ayetlerini çarpıtanlar, ‘Rahman çocuk edindi.’ dediler. Çok çirkin bir iftira attınız. Neredeyse bu iftiralarından,
    gökler çatlayacak-parçalanacak,
    yer yarılacak ve dağlar yıkılıp
    göçecek-dağılacaktır!”

    KUR’AN’ın, İsa ve Musa peygamber örnekli; peygamberleri kutsallaştırıp ilahlaştıranların şirke düştüklerinin, uyarı ayetlerine rağmen
    Muhammed peygamberi de ortaklıkta kullanan
    kutsal üzerinden din parçalayanlar,
    emperyalizme hizmetkâr!

    (Âli İmran,80)”Allah, size, doğal güçleri ve peygamberleri-nebileri dinde kural koyucu rabler edinmenizi söylemez!”

    (Âli İmran,78)”Kitap ehlinden bir grup var ki, kitaptan olmadığı halde kitaptan zannetmeniz için coşkulu bir dille anlatarak, ‘Bu Allah katındandır!’ derler. Allah’ın Sözü olmadığı halde-kendi sözlerini ayetmiş gibi algılatmaya çalışırlar. Bile bile Allah adına yalan söylerler.”

    Emperyalizmin;
    güçlünün güçsüz üzerindeki genişleme politikası ile
    dünyaya hükmeden güçlüler; Afrika’nın yeraltı, yerüstü kaynaklarını kendilerine
    zenginleşme aracı yaparken,
    Afrika halkını,
    kendi oluşturdukları din?i kullanarak
    yoksullaştırdılar, köleleştirdiler!

    Aynı durumu zaman içinde
    yeraltı kaynağı zenginliğine sahip Ortadoğuya da uyguladılar.
    Tek bir farkla!
    Bu sefer KUR’AN’ı kullanarak
    ama başlıkta!
    Sünni, alevi, … gibi mezhepleri, mevlevi, nurcu, nakşibendi, … gibi tarikatları, kişilere izafe bölünmüş
    şirk dinlerini kullandılar!

    (Rum,32)”Ortak koşanlar dinlerini parçaladılar ve mezhep mezhep oldular. Her mezhep kendi bağlandıklarıyla-kendine ait (imam ve kitap)larla-sevinip övünmektedir.”

    (Şûra,13)”Dini dosdoğru ikâme edin-uygulayın ve rivayetler uydurarak onda bölünüp parçalanmayın-ayrılığa düşmeyin.”

    (Âli İmran,105)”Son derece açık belgelere-Kur’an gelmesine rağmen parçalanıp ayrılığa düşenler gibi olmayın! Ayetler geldikten sonra inandık dedikleri halde mezheplere bölünüp ayrılığa düşenler ve parçalanıp birbirine düşman olanlara büyük azap vardır.”

    Belli ki, insanoğlunun
    zenginleşme, gücü ele geçirme, kendi iktidarı, kendi saltanatı, insanlara hükmetme uğruna ve çıkarı, menfaati için yap(a)mayacağı yok!

    (Bakara,174)”Allah’ın indirdiği Kitap’tan bir kısmını gizleyenler ve bunu az bir kazanç karşılığı değiştirenler-kazanç-menfaat-dünya çıkarlarına satanlar
    karınlarını ateşle doldururlar.”

    (Tevbe,9)”Allah’ın ayetlerini değersiz kazanç-menfaat-maddesel çıkarlarına değiştirdiler-sattılar. Allah’ın ayetlerini değiştirerek,
    hem kendileri İslam’dan yüz çevirdiler, hem de başkalarını O’nun yolundan alıkoydular-saptırdılar. Yaptıkları ne kadar da kötüdür.”

    (Fussilet,40)”Ayetlerimizi çarptırıp, saptıranlar-Kur’an’ı kasten yanlış yorumlayarak anlamları eğip bükmeye kalkanlar bizden asla gizli kalmazlar! İstediğinizi yapın,
    Allah yaptıklarınızı elbette görendir.”

    Dünyaya hükmeden güçlüler;
    artık taşeron ülke ve
    onun şirk dinini kullanıyorlar.
    Bu arada, düzenlerini bozacak
    tek ilahî kaynak KUR’AN ve savunduğu sistem İSLAM
    adını da kirletmeyi ihmal etmiyorlar!
    KUR’AN’ın barış temelli, insanlığın uyanması, özgürleşmesi, ilerlemesi için tüm gücüyle mücadele gibi anlamlar içeren ‘cihad’ kavramını; tam tersi uygulamalarla,
    iftira ede ede ‘islami(?!) cihad’ diyerek ilkel, vahşi, nobran
    dinci teröristlerin kafa keserek
    silahla din yayması zorbalığına,
    zalimliğine dönüştürmüşler!
    Emperyal güçler, zalimler; savaşmaları gereken topraklarda
    bu ilkel vahşileri-radikal dinci terörist örgütleri kullanıyor;
    alan temizliği yaptırıyor,
    sonra da bu alanlara işbirlikçi-radikal dinci-etnikçilerini yerleştiriyorlar!

    (Âli İmran,7)”Kalpleri ve düşünceleri kötü niyetli olanlar, insanları şaşırtmak ve çıkarlarına bir yol anlayışlarına uydurmak için, çok anlamlı olan kelimeleri bile bile yanlış anlamlandırırlar.”

    Savaşsız yayılacakları yerlere de ‘parçalanmış din’in
    alt parçalarından olan
    tarikatların müridlerini;
    kutsal kılıflı kupkuru bir kitap haline getirilmiş KUR’AN’ı,
    ellerine tutuşturup gönderiyorlar!
    Su kuyusu açma, kurban kesme bahaneleri ile gittikleri
    Afrika kıtasında;
    çocukların, gençlerin
    kucaklarına koydukları
    Arapça KUR’AN mushafları ile
    tarikat müridleri eşliğinde,
    emperyalizme hizmet edecek
    köleler yetiştirtiyorlar!

    KUR’AN’ın indiği tarihsel dönem; kölelik, kadının yok sayılması,
    din-putlar için kavimler arası savaş, tefecilik, …. insanlık dışı ne varsa zorbaların iktidarı dönemi!

    Muhammed peygamber
    bu insanlık dışı zulümlere karşı;
    TANRI kontrolünde
    KUR’AN Ayetleri ile
    HAK, özgürlük, hukuk, adalet, eşitlik,…. için eşsiz mücadele verirken, cihad ederken;
    çağımızda, günümüzde
    İslam’ı, müslümanlığı temsil ettiğini söyleyen ülkelere bir bakın!
    HAK, hukuk yoksunu, yoksulu olan
    bu ülkeler aynı
    KUR’AN’ın anlattığı,
    indiği dönem ki tarihsel örnekli;
    ilkel, vahşi, baskıcı,
    kendi şirk dinlerini dayatan, kadınların yok sayıldığı,
    zorbaların söz sahibi olduğu
    görüntüyü vermiyor mu?!

    KUR’AN’a,
    KUR’AN’ın anlattıklarına,
    tarihsel örnekliklerine,
    ilkelerine, öğütlerine, uyarlarına
    aldırış etmemenin ağır faturası, insanoğlunun
    kendi seçimlerinin eseri.

    KUR’AN’ın indiği dil, konuşulan lisan Arapçanın hâkim olduğu ülkelere de dikkatle bakın!
    Yönetimler krallık, diktatörlük ve sözde cumhuriyet olanları da dahil,
    hep emperyalizme hizmetçi
    kukla yönetimler değil mi?!
    ‘İslam şeriatı(?!) diyorlar, ama;
    İSLAM’ın HAK temelli,
    özgürleştirici, insanî değerlerinden, yasa-hukuk ilkelerinden
    bahsetmiyorlar, uygulamalarında;
    adalete, eşitliğe, hakka, hukuka dâir
    hiçbir eser, umut yok!?
    ‘Her şartta ADALET, LİYAKAT’ diyen;
    (Nisa,135-Mâide,8-,Nisa,58),
    ‘DİN, inanç özgür seçim’ diyen;
    (Bakara,256-Yunus,99),
    ‘TANRI’nın HAK sistemine dikkat edin, HAK’ları yemeyin’ diyen;
    (Nisa,29),…………….;
    KUR’AN’ın evrensel insan hak ve özgürlük ayetleri bunlar!
    Madem İSLAM ülkeleri olduklarını iddia ediyorlar,
    neden İSLAM dini kitabı
    KUR’AN anayasası;
    hak-hukuk-adalet ayetleri
    bu ülkelerde hiç işlemiyor?

    Bu akıl almaz bir tezatlık değil mi?!

    Cehaletin dibi, acımasız, zalim, çıkarından başka hiçbir şeye kafası çalışmayan din saltanatı düşkünü bencil, yobazlar, din bezirganları
    bu sömürü düzenini kurabilecek donanıma, yeteneğe sahipler mi?

    İSLAM’ı yok etme üzerine kurulu,
    bu sömürü düzeni üzerinde
    belli ki çok düşünülmüş, çalışılmış!
    Üniversitelerde, enstitülerde üretilen parçalanmış din ile özel seçilmiş çok zeki, akıllı, yoksul çocuklar, eğitimlerle birer mücahid(?)
    aslında kullanışlı birer ajan
    haline getirilip;
    dinci, taşeron ülkelerde,
    yönetim kadrosuna;
    iktidara ve muhalefete dahil ediliyor!
    Müthiş bir sistemi, düzenli işleyişi, çok çeşitli planları,
    alternatifleri olan bu sistem;
    tabiî ki emperyalizmin eseri ve
    bu bir emperyal tasarı!

    Tarihte bu emperyal tasarıyı bozan; emperyalizme hizmetçi,
    feodaliteyi, toprak ağalığını ve
    din saltanatını, halifeliği
    devrimleri ile
    yıkan, yok eden bir özgürlük savaşçısıdır dâhi Atatürk!
    Esaretin, köleliğin, bağımlı olmanın yerine;
    insan HAKlarını,
    özgürlükleri temel almış,
    demokratik, laik, sosyal hukuk devleti Türkiye Cumhuriyetini
    kuran Atatürk,
    emperyalizme karşı verilen
    kurtuluş mücadelesi lideridir!
    Atatürk, yalnız Türkiye için değil, bütün doğu ulusları için de önderdir ve ‘dünyada sulh’ anlayışının temsilcisi, öncüsüdür.
    Bu yüzden sömürgeci zihniyetlerin ve din bezirgânlarının
    Atatürk’e kinleri ve nefretleri
    hiç bitmemektedir.

    Atatürk din’e değil;
    din’i kullanan din bezirgânlarına savaş açmıştır ve başarmıştır!
    Devrimleri ile din saltanatlarını yıkarken; DİN’in tek kaynağı KUR’AN’ın içeriği bilinsin toplum aydınlansın, sömürülmesin diye
    o günlerin çok zor şartları içinde gerekenleri de hiç ihmal etmeden
    bir deha olarak yapmıştır.

    Maalesef ki Atatürk’ün yıktığı,
    emperyalizme hizmet eden düzen,
    geri inşa edilmiş,
    feodalite-toprak ağaları,
    tüm türlü etnikçiler, foncular, bunların beslediği siyasiler eliyle ve azılı, elleri çok kanlı teröristlerin, terörist sevicilerin destekleriyle
    Türkiye Cumhuriyeti bölünmeye ve
    monarşi ve teokrasi karışımı bir rejime doğru, hiçbir muhalif engelle karşılaşmadan hızla yol alıyor!
    Muhalefet, kendilerine dokunmadığı, kendi çıkarına zarar vermediği sürece, ülkenin faydasına olacak;
    akıllı, çözüm odaklı, eylemsel proje üretmiyor;
    sadece söz üretiyor,
    etrafına cevap yetiştiriyor!?

    DİN’in, DİN adamlarının(?!), tapınakların(?!) gerçek bilgisi;
    TEK gerçek BİLGİ kaynağı KUR’AN’dan alınmazsa,
    DİN, İNANÇ üzerinden
    sömürü düzenleri yıkıl(a)maz!

    Bütün sömürülere, kandırma, dayatmalara karşı;
    inanç özgürleştirilmeli ve
    gerçeği, nasıl tertemiz kalabileceği bilinmeli ki; yolu KUR’AN’dan geçer!

    (İsra,13)”Biz her insanın kaderini kendi özgür seçimine bırakmışızdır.”

    ÇOK çok iyi, önem, değer verilerek, tüm bilimsel yöntemlerle yapılmış KUR’AN çevirileri ile insanlar DİN-İNANÇ gerçeği ile aydınlatılmalı, aydınlanmalı!
    Emperyalizm, kapitalizm gibi
    tüm sömürü düzenlerine karşı,
    KUR’AN BİLGİSİ,
    KUR’AN’a dönüş hareketi olmalı!!

    “ALLAH’tan başka otorite yoktur.”
    (Sad,65)
    “Güç, yalnızca ALLAH’a aittir.”
    (Kehf,39)
    “Mülk ALLAH’ındır.”
    (Fâtır,13)

    ‘ALLAH’ındır, ALLAH’a aittir’
    demek; tüm insanlar için değil mi?!

    (İsra,16)”Bir ülke kendisini yok olma aşamasına getirdiğinde, biz, o ülkenin yönetimine, adil olmayan kişilerin gelmesine izin veririz de, onlar eliyle oranın altını üstüne getirerek, verdiğimiz sözü gerçekleştiririz.”

    (Enfal,25)”Uyarılara rağmen sorumluluğu paylaşmaz, herkesin yararına birliği sağlamazsanız, geldiği zaman, sadece zalimlerin; haksızlık eden-zulmedenlerin başlarına gelmekle sınırlı kalmayacak bir fitneden; toplumu kasıp kavuracak savaş, fakirlik, anarşi, ahlâksızlık, yozlaşma, ruhsal, toplumsal çalkantılar… gibi bir felaketten sakının ve tedbirli olun!”

    (Rum,40)”Sizi yaratan, sonra rızık veren-geçiminiz için imkânlar bahşeden vakti gelince de sizi öldürüp tekrar diriltecek olan Allah’tır. Söyleyin bakalım ortak koşarak bağlandıklarınız içinde, bunlardan herhangi birisini yapabilecek kimse var mı? Allah onların ortak koştukları tüm şirk unsurlarından çok yücedir-yüceler yücesidir ve tüm övgüler Allah’adır.”

    (Yunus,34,35)”Hiçbir ortağı olmayan Allah yaratmayı başlatır, öldürür ve diriltir-evreni-her şeyi yoktan var eden ve yeniden hayata döndürecek olan yalnız Allah’tır.
    Allah, hak olan doğru yola iletir-sadece hiçbir ortağı olmayan Allah gerçeğe ulaştırır.”

    (Zümer,67)”Allah’ı yücelik ve şânına yaraşır biçimde-gereği gibi-hakkıyla tanıyamadılar; takdir edemediler.”

  28. KUR’AN’ın ahiret kavramı;
    hesap verilebilirlik ilkesi?!

    TANRI,
    KUR’AN(İnsan,9) ayetinde;
    ‘yaptığınız iyilik için
    bir teşekkür bile beklemeyin’
    KARŞILIKSIZ olsun iyiliğiniz derken!

    Her şeyi karşılık bekleyerek yaptıklarından olsa gerek;
    ahireti;
    namaz, başörtüsü, kurban ile ödülü-cenneti kazanmak zannediyor ve öyle anlatıyor dinci bezirgan!

    Kendisi gibi inanmayanı
    kâfir,
    cehennemi de
    içki içmekle gidilen yer zannediyor ve öyle korkutuyor yobaz din satıcı!

    Ahirete inandığını iddia edenler
    hurilerle(?!) dolu cennet(?)
    peşinde koşmaktan
    inanmayanlar cehennem(!) tehdidi diye eleştirmekten;
    KUR’AN’ın ahiret inancını;
    ESAS
    DÜNYA hayatının
    HESAP VERİLEBİLİRLİK ilkesi ile HAK sınırlarını ihlal etmeden, ADALETli, adil yaşamak bilinci
    olduğunu göremiyorlar.

    (İsra,13,14)”Her insanın,
    yaptıklarını kaydeden
    hayat defterini(Hard Diskini)
    kendi boynuna(kişisel seçimine) bağlamışızdır-yaptığı tercihlerle, kendi yazgısını kendisi belirler,
    sonucundan da kendisi sorumludur.
    Kıyamet Günü onun önüne,
    her şeyi açık açık kaydedilmiş bulacağı bir sicil çıkaracağız;
    ‘Oku sicilini (seyret yaşadıklarını). İşte dünyada yaptıkların.
    Bugün hesap görücü olarak
    kendi hesabını kendin gör’
    diyeceğiz.”

    Sonuçta TANRI ADİL ve
    ADALET’in kaynağı olduğundan
    kim neyi HAK ettiyse
    onunla buluşturacaktır.

    Başıboş, bilinçsiz,
    duyarsız, anlam(a)sız
    bir yaşam yerine;
    neyi, neden yaptığının bilinci,
    bilinç uyanıklığı içinde yaşatır
    ahiret inancı!

    Durdural(a)mayan insan azgınlığına, kötülüklerine, zulmüne karşı;
    başkalarının HAK’larının
    zorla gasbedilmesinin
    bugün olmasa da birgün
    bedelinin acı azap ile ödeneceği
    bilgisidir ahiret inancı!

    (İbrahim,42)”Sakın Allah’ı, zalimlerin yaptıklarından habersiz sanma!
    O sadece, onlarla hesaplaşmayı, korkudan gözlerin dışarı fırlayacağı bir güne erteliyor.”

    Bırakın ülkemizdeki
    HAK, hukuk ihlallerini, adaletsizlikleri,
    dünyaya hükmeden zalimler de;
    eşitce paylaşılması gereken
    dünya nimetlerini ve
    başkalarının olan HAK’ları gasbetmelerinin,
    bu kadar zulümlerinin
    cezası olmayacak,
    zalimlikleri hiç bir karşılık görmeyecek zannediyorlar!

    (Zümer,49)”Verilen nimetler bir imtihan aracıdır.”

    (Mü’min,61)”İnsanların çoğu verilen nimetlerin karşılığını ödemezler.”

    (İsra,18)”Kim ki, bu geçici hayatın [hazları] peşinde koşmak isterse, bu istediğinden dilediğimiz kadar, gerekli gördüğümüz kimseye hemen veririz; ama sonra
    (dünyalık nimetlerle şımararak yaptığı kötülüklere karşılık)onun payını cehennem kılarız ki
    oraya kınanmış ve kovulmuş olarak katlanmak zorunda kalacaktır!”

    KUR’AN’ın yaklaşık binbeşyüzyıl önce anlattığı firavunu, kârunu;
    2026, uzay çağında
    şımarık bir azgınlıkla,
    doymazlık hırsıyla,
    kendini dünya kralı, jandarması,
    dünyanın kaynaklarının
    sahibi zanneden,
    tüm insanlığın HAK’larını yiyen bugünün firavunlarını, kârunlarını
    ibretle, korkuyla izliyor tüm dünya.

    (Kasas,76,77)”Firavunun en büyük mali destekçisi olan Karun,
    Musa’nın kavmindendi. Hani kavmi ona demişti ki, ‘Böbürlenme!
    Çünkü Allah böbürlenip
    şımaranları sevmez.’
    Allah’ın sana verdikleriyle öbür dünyanı mamur etmeye bak-
    ahiret yurdunu kazanmanın
    yollarını ara ama
    dünyadaki nasibini de unutma! Allah’ın, sana ettiği gibi
    sen de insanlarla paylaşarak
    iyilik et! Yeryüzünün doğal dengesini- haksızlık, zulüm, bozgunculuk yaparak bozma!’
    Çünkü Allah bozguncuları sevmez.”

    İşte Ahiret ilkesi;
    dünyada yapılan tüm eylemlerin karşılığı olduğu bilgisidir;
    haddi, sınırı çoktan aşmış, şımatıklıkta ürperten boyuta gelmiş zalimlere de son uyarı;
    KUR’AN’ın uyanın uyarısıdır!

    (Kehf,103,104)”Çalışma bakımından en çok ziyanda olanları
    size haber verelim mi?
    Bunlar, güzel işler yaptıklarını zannettikleri halde,
    tüm çaba ve koşuşturmaları
    eğri ve çarpık olan kimseler-
    çıkarlarına göre hareket edenlerdir.”

    KUR’AN,
    ahiret inancı ile
    yaşamın sonunda
    tüm seçtiklerinin, eylemlerinin ve
    tüm nimetlerin hesabının verileceği
    VE insanın bu hesapları
    verebilirlik
    içinde yaşaması için kurallar önerir,
    TANRI öğütleri olarak sunar.

    Sonsuz yaşam-ahiret
    bu dünya yaşamı ile bağlantılı ve
    insanların
    dünya nimetleri için azma,
    sınırları aşma tehlikesine karşı
    yapılması gerekenler
    KUR’AN’da bildirilir; salât, oruç gibi!
    [(İnsanlığı ayağa kaldıracak salât, diyanetin dayattığı namaz değil; insanın yeme, içme, cinsel haz, konuşma gibi şehvetle azma noktalarında kendini tutabilme eğitimi, disiplin olan savm;
    diyanetin uygulattığı oruç değil.)]

    (Bakara,62)”İnananlar, Yahudiler, Hristiyanlar ve diğer dinlerden her kim-hangi dine, hangi ırka
    mensup olursa olsun,
    Allah’a ve âhiret gününe inanır ve
    O’nun mesajları doğrultusunda
    sâlih amel işlerse-barışa ve hayra yönelik-doğru ve yararlı işler yaparsa, ecirleri Rab’leri katındadır. Onlar için korku ve üzüntü yoktur.”

    (Ra’d,31)”Tüm işler Allah’ın izin vermesiyle olur.
    İnananlar hâlâ anlamadılar mı ki,
    Allah herkesin zoraki iman etmesini isteseydi, bütün insanlığı
    derhal doğru yola iletirdi?”

    (Yunus,99)”Eğer Rabbin dileseydi, yeryüzündekilerin hepsi mutlaka inanırdı (ama onları özgür iradeleriyle baş başa bıraktı).
    O halde sen mi insanları
    inanmaları için zorlayacaksın?”

    (Şûra,8)”Allah dileseydi
    bütün insanları tevhit inancını
    benimsemiş tek bir millet yapardı.
    Allah, insana özgür irâde vermiş ve uyarıcı elçiler göndererek onu,
    dilediği inanç ve
    hayat tarzını seçme konusunda
    serbest bırakmıştır.”

    (Yâsin,70)”Kur’an, diri olanları uyarmak, uyandırmak ve
    gerçekleri örtbas eden, yalanlayan nankörlere de azabın hak olduğunu bildirmek için indirilmiştir.”

    (Kasas,66)”Ne var ki, o Gün,
    onların söyleyebilecekleri
    hiçbir söz kalmamıştır-
    geçmişte olup bitenler için bir mazeret, bir açıklama getirmek yönünde önlerinde bütün yolların kapanmış olduğunu görecekler;
    ve bu konuda birbirlerine de
    hiçbir şey soramayacaklar.”

  29. ALLAH-TANRI evi ne demek?!

    Evrenin-kâinatın;
    uzayın, yeryüzünün, doğanın,
    eşsiz güzelliklerine bir bakın!?

    Akıl almaz mükemmel bir güzellikte, muazzam işleyen bir sistemle ve muhteşem bir tasavvur ve tasarımla yaratılmış evrenin sahibi Yaratıcıya ev izafe ediyorlar!

    Aşırı gösterişli, estetikten uzak, lüks avizeler, içleri aşırı süslemelerle donatılmış, altından, taştan, mermerden yapılmış binalara ALLAH-TANRI evi diyor,
    bir de bu insan eliyle yapılmış binalara kutsallık(!) veriyorlar!

    Evrenin sahibinin evi olur mu?!

    Câmi, mescit, cemevi,
    katedral, kilise, şapel, manastır, sinagog, tapınak gibi
    ibadet(?) yerleri;
    ‘atalar dinine göre’
    kutsallık verilerek
    dokunulmaz kılınmış,
    insan yapımı tanrı evleri!

    Ülkeler değil, kişiler müslüman olması gerekirken;
    önemli kutsalları zarar görünce hemen organize olup
    protestolar yapan ama,
    çocuklara tecavüze aracı edilen ‘müslüman’ın kutsal kitabı
    KUR’AN için her nedense hiç kimsenin kılını kıpırdatmadığı
    müslüman(?!) ülkemizde;
    artık kontrol edil(e)mez durumda
    câmi yapımına, çoğalmasına
    içinde yetimlerin de hakkı olan
    tüm kamu-halk-millet kaynakları seferber edilmiş durumda!

    İçinde siyaset,
    üstünden siyaset ürettikleri câmilere Allah’ın evi diyorlar!?
    Sonra da,
    ‘sünnilik’ mezhebine göre yaşadıkları kendi dinlerine ait ritüellerden olan günde beş defa
    ezan(!) ve namaz(?) için yaptırılan bu câmilere,
    Allah’ın evi diyerek,
    kendilerince kutsallık veriyor,
    [KUR’AN tek kutsal ALLAH;
    (Cuma sûresi,1.ayet)]
    bu taştan binaları,
    eleştiril(e)mez, tek söz edil(e)mez hale getiriyorlar!?

    Kendi ceplerinden, paralarından
    kendi imkânları ile yapsalar
    hiç kimseyi ilgilendirmez.

    AMA;
    milletin refahı, geçimi, eğitimi, sağlığı için harcanması gereken
    milletin vergilerinden oluşan
    kamu kaynakları,
    halkın paralarının büyük bir bölümü
    câmilere aktarıldığından,
    kamunun gelirleri içinde
    HAK SAHİBİ olan
    halkı tümden İLGİLENDİRİR!

    Çünkü halkın olan gelirler;
    sadece tüm halk için,
    üstelik şimdilerde
    ekonomik olarak iyice yoksullaşmış, sıcacık aş, sıcacık evden yoksun halk için harcanmak zorundadır!

    Madem öyle;
    Allah’ın evi diyorlar,
    neden bu Allah evlerinde(?!);
    -hiç dillerinden düşmeyen-
    ‘Allah rızası’!? için;
    açları, açıkta kalanları
    konuk etmiyor,
    dertlerine çare olmuyorlar?
    Halkın, yetimin parası ile yapılan,
    neredeyse artık her sokakta olan ve
    yine halkın, yetimin parası ile ısıtılan
    içleri bomboş bu taştan kocaman binalara,
    soğuktan donmamak için elektrik ocakları ile ısınırken yangınlarda ölen ya da evsiz, barksız sokakta donanları alıp, ısıtmıyor, el koydukları devletin imkânları ile bir tas sıcak çorba sunmuyorlar?!!!

    Şimdi de,
    KUR’AN’da ALLAH-TANRI
    nasıl tanıtılmış ona bakalım ve
    kul yapımı Allah’ın evi olur mu sorusunun cevabını
    bu AYETLER versin!!!

    TANRI-ALLAH
    (Tüm insan öğretilerinden, önyargılardan arınmışlık ve sadece KUR’AN bilgisi ile )

    “Övgü sadece Allah içindir. Selâm da seçtiği kullarınadır. Allah mı, yoksa ortak koşucuların ortak koştukları mı daha iyidir? Gökleri ve yeri yaratan, gökten bir yağmur yağdırıp, onunla sizin tek bir ağacını dahi bitiremeyeceğiniz muhteşem güzellikte bahçeler bitiren kimdir? Allah ile birlikte bir başka tanrı mı? Yeryüzünü yaşam için elverişli hale getiren yer altından, yer üstünde vadiler arasından ırmaklar akıtan, yeryüzüne sarsılmaz sağlam dağlar yerleştiren, iki denizin arasına engel koyup, birbirine karıştırmayan kimdir? Allah ile birlikte bir başka tanrı mı? Darda kalmışın çağrısına karşılık veren, sıkıntısını gideren ve sizi yeryüzünün varisleri kılan kimdir? Allah ile birlikte bir başka tanrı mı? Karanın ve denizin zifiri karanlıklarında size yol gösteren, rahmetinden önce rüzgârları müjde olarak gönderen kimdir? Allah ile birlikte bir başka tanrı mı? Allah ortak koştuklarınızdan çok yücedir. Yaratılışı ilk defa başlatan ve onu tekrarlayan, ölüleri yeniden diriltecek olan, gökten ve yerden size besin kaynakları sağlayan, sizi rızıklandıran kimdir? Allah’ın yanı sıra-Allah ile beraber başka bir ilah-Allah ile birlikte başka bir tanrı mı? Göklerde ve yerde Allah’tan başka hiç kimse yaratılmışların duyu ve tasavvur alanı dışında kalan gerçekleri gaybı-geleceği bilemez.”
    (Neml,59-65)

    “Senin Rabbin dilediğini yaratır, dilediğini onlar için en hayırlı-en iyi olanı seçer. Allah onların ortak koşmalarından uzaktır; yüceler yücesidir. Rabbin onlar içlerinde neyi saklıyor ve neyi açığa vuruyorlar hepsini biliyor. İşte O, Allah’tır; O’ndan başka tanrı yoktur. Başta da, sonda da tüm övgüler Allah’adır. Tüm yargı da Allah’a aittir-karar O’nundur ve hepiniz Allah’a döndürüleceksiniz-sonunda dönüp dolaşıp O’na geleceksiniz.
    Hiç düşündünüz mü? Eğer Allah geceyi üzerinizden kıyamet gününe kadar kaldırmasa, ışıl ışıl parlayan gündüzü geri getirecek Allah’tan başka tanrı var mı? Hâlâ, gerçeklere kulak vermeyecek misiniz-bu vurdumduymazlık neden? Hiç düşündünüz mü? Eğer Allah, gündüzü üzerinizden kıyamet gününe kadar kaldırmasa, içinde mışıl mışıl uyuyup dinlendiğiniz geceyi geri getirecek Allah’tan başka tanrı var mı? Hâlâ gerçekleri görmeyecek misiniz-bu kör kütük gidiş nereye?”
    (Kasas,68-72)

    “Allah, Ondan başka ilah yoktur. O yaşayandır, hayatın kaynağı ve dayanağıdır. Yarattıklarının üzerinde yönetici ve gözeticidir. Bütün bunları yaparken, O’nu ne dalgınlık ne de uyuklama tutmaz. Göklerde ve yerde ne varsa hepsi O’nundur. İzni olmadan kimse Allah adına şefaat edemez! Allah, kullarının geçmişini ve geleceğini bilir-Allah’a hiçbir şey gizli kalmaz. Ama insanlar, Allah’ın bilgisinden ancak dilediği kadarının dışında hiçbir şey bilemezler. O’nun egemenliği, gökleri ve yeri kapsamıştır. Onları bir düzen içinde koruyup yönetmek O’na zor gelmez. O’nu yormaz. O çok büyüktür, çok yücedir-yüceler yücesidir….”
    (Bakara,255)

    “Göklerdekiler ve yerdekilerin tümü, Allah’ın koyduğu yaratılış kanununa saygıyla itaat eder-Allah’ı saygıyla yüceltirler. Allah, gücüyle her şeye hâkim-üstündür, hüküm ve hikmet sahibi-bilgedir. Göklerin ve yerin yönetimi ve denetimi-egemenliği Allah’a aittir. O hayat veren-yaşatan ve öldürendir. Allah her şeye gücü yetendir. İlk de, son da O’dur. Varlığının kanıtları apaçıktır. Ama gerçek varlığı insan için gizlidir.
    Allah, her şeyi tüm ayrıntısıyla bilir. O, gökleri ve yeri altı evrede yaratan, yarattığı her şeyin kanununu koyarak egemenlik kurandır. O, yere gireni ve yerden çıkanı, gökten ineni ve göğe yükselen her şeyi bilir. Nerede olursanız olun Allah sizinle beraberdir. Allah tüm yaptıklarınızı görendir. Göklerin ve yerin yönetimi Allah’a aittir. Bütün işler, Allah’a döndürülür-Allah’ın onayından geçer. Allah, gündüzü kısaltarak geceyi uzatır ve geceyi kısaltarak da gündüzü uzatır. Ve O, saklanan sırları-kalplerin gizlediklerini-akıldan geçenleri de eksiksiz bilir….”
    (Hadid,1-6)

    “Şu üstünüzde gördüğünüz gök kubbeyi yükseltip, hiçbir dayanağı, destek olmadan durduran, sonra, yarattığı her şeyin kanununu koyarak evrenin tüm yönetimine egemen olan, güneşi ve ay’ı da bir hesap üzere hareket ettiren Allah’tır. Evrendeki tüm gezegenler belirlenmiş bir süreye kadar, her biri kendi yörüngesinde hareket etmektedir. Tüm bunları düzenleyip kontrol eden Allah’tır. O Allah ki, yeryüzünü yaşam için elverişli hâle getirdi. Üzerine sağlam dağlar, akan sular-nehirler ve erkekli-dişili her çeşit meyveyi yerleştirdi. Karanlığı aydınlığa çeviren de Allah’tır. Ayrıca Allah, yaşam için elverişli hâle getirdiği dünyaya, birbirine komşu ama farklı kara parçaları-kıtalar, tek ve çok kökten dallanmış üzüm bağları, ekin tarlaları ve hurmalıklar da yerleştirdi. Bunların hepsi aynı topraktan çıkıp, aynı su ile sulanmalarına rağmen, tat ve lezzetlerini birbirinden farklı kılan Allah’tır.”
    (Ra’d,2,3,4)

    “Allah O’dur ki, O’ndan başka tanrı yoktur. Tüm gizemleri-görünmeyeni ve açıktakileri bilendir, esirgeyendir, bağışlayandır-O, her şeye sevgi ile hakim olan-sevgi ve merhameti sonsuz Allah’tır. O Allah’tır ki, Kendisinden başka ilah yoktur. Yegâne egemendir, her türlü kirlilikten uzak tertemiz-kutsaldır, barış ve esenlik kaynağı, güven veren-güvenilendir, görüp gözeten-koruyandır, üstündür karşı konulmaz güce sahip, görkemine ulaşılmaz olan-evrenin tek saygın hâkimi Allah’ın, ortak koştuklarıyla hiçbir alâkası yoktur. Allah, ortak koşucuların ortak koştuklarından çok yücedir. O, yaratan, var eden, varlıklara şekil-biçim veren Allah’tır. En güzel isimler-sıfatlar Allah’ındır. Göklerde ve yerde olanlar hep O’nu anarlar-Allah’a itaat etmektedir. Yüceliğin ve bilgeliğin sonsuz kaynağıdır O…”
    (Haşr,22-24)

    “Hiçbir ortağı olmayan Allah yaratmayı başlatır, öldürür ve diriltir. Sadece hiçbir ortağı olmayan Allah gerçeğe ulaştırır.”
    (Yunus,34,35)

    “Tüm övgüler, çocuk edinmeyen, yönetimde ortağı olmayan, aciz olmayan ve bundan dolayı yardıma, yardımcıya gereksinim duymayan Allah içindir.”
    (İsra,111)

  30. İMAM NİKAHI(!?)

    Kutsal kılıfı giydirilerek
    dokunulmaz, eleştirilmez kıldıkları
    câmi, ezan, imam üçlüsü;
    toplumun inanç özgürlüğüne
    en büyük darbe,
    laikliğe de pranga!!!

    Şimdi de kutsal kılıp yaptırdıkları câmilerin(!) başına atadıkları
    hocaların(?) kıydığı
    imam nikahlarını
    zorunlu kılıp, meşrulaştırıp;
    KUR’AN’a,
    ALLAH-TANRI’ya
    iftira, ihanet ede ede
    kadın-erkek normal arkadaşlığını bile haram kategorisine sokuyorlar!

    Özgür yaşam haklarına müdahale hakkını kimden? alıyorsunuz?!

    ALLAH-TANRI,
    Peygamberlerine bile
    bu yetkiyi vermemişken!?

    (Yunus,99)”İnanmaları için, insanlara baskı mı yapacaksın-hiçbir güce sahip olmayan sen mi insanları inanmaya zorlayacaksın?”

    Cumhuriyet yönetiminin
    tertemiz, yasal,
    genetik yapılara varana kadar araştırılarak ve
    reşit, bekar, gönüllü olma gibi
    her türlü insanî, ahlâkî şartlar oluştuktan sonra izin verdiği ve tanıklı olmasını zorunlu kıldığı
    RESMİ NİKAH da
    artık
    LAİKLİK gibi
    hükmünü yitirdi demek ki!

    Gündüz kuşağı kadın programlarına bir bakın; kahrolursunuz, insanlığınızdan utanırsınız!
    Başkaları ile evli kadın ve
    başkaları ile evli erkekler;
    resmi nikahlı eşlerini, çocuklarını terk ederek, sosyal medyada tanıştıkları,
    aslında hiç tanımadıkları
    insanlara kaçıyor,
    câmi(?!) hocalarının(!) kıydığı
    imam nikahları ile
    birlikte yaşamaya başlıyorlar.
    Ve boşan(a)madıkları için
    gerçek zina olan bu birliktelikte oluşan çocukların soy bağlarının karışmasına neden oluyorlar.
    Bu ibretlik olayların baş mimarı İMAM NİKAHI!

    Sağlıklı aile ortamlarında yetişmeyen çocuklar ya yetimhanelerde travmaları olan solmuş, yıpranmış ‘ihtiyar’ gençlere
    ya da
    mafyada, terör örgütlerinde,
    uyuşturucu, fuhuş bataklığında
    suç makinesine dönüşüyorlar!

    Toplumsal çürümüşlüğün,
    çöküşün ana sebeplerinden
    biri olan bu zina olayı;
    ilk önce dinciler-din’i saltanatları için kullananlar tarafından
    Türkiye Cumhuriyeti yasalarında
    suç olmaktan çıkarıldı.

    Sonra da ‘imam-hoca nikâhı’
    meşru(?!) hale getirildi!

    İmam nikâhı(?);
    çok eşliliğin,
    sınırsız, sayısız aldatmaların, gizli-saklı cinsel ilişkilerin dinî kılıfı!

    Bu saklı, gizli ilişkilerden doğan, nesep-soybağı karışan, gizlenen masum, tertemiz çocuklar
    ve hakları ne olacak?

    Yaşadıkları acıların, travmaların bedelini kim ödeyecek?

    Soy bağını bilmeyenin, kardeşiyle, diğer bağı olanlarla cinsel birliktelik kurma olasılığına nasıl
    engel olunacak?

    (Nisa,23).ayet kesinlikle,
    ensest-cinsel ilişki
    kurulmayacak olanları
    tek tek saymıştır ve
    genellikle kan bağı olanlardır.
    Belki de sakat, özürlü çocuklar, genetik bozukluklar
    nesep karışmasından!

    Zina;
    gizli saklı ilişkilerden doğup
    çöplere atılan bebekler,
    soybağının gizlenmesi,
    nesep karışma vehameti
    gibi doğurduğu büyük sorunlarla, insanlığın ahlâkî çürümüşlüğü!
    Toplumsal kanayan yara!

    KUR’AN’ın hiçbir ayetinde;
    ‘Cennet annelerin ayağı altındadır’ bilgisi olmamasına,
    bu yalana, iftiraya rağmen
    anneliği kutsallaştırıp,
    kadını sosyal çalışma hayatından koparmak isteyen kadın düşmanı dinciler-din saltanatçıları kadını; çıkarlarına uygun (başta türban, çok eşlilik,….)
    istedikleri her alanda
    kullandıkları gibi
    ‘anne’lik alanında da kullanıyorlar.

    Aile kutsalsa,
    ‘cennet annelerin ayağı altında’ yalanı ile kutsallaştırdığınız
    annelik sizin için bu kadar değerliyse;
    çoğunluğu ANNE olan kadınların vahşice katledilmelerini önlemek için neden
    HİÇBİR şey yapmıyorsunuz??!!

    KUR’AN’ın, detay vermediği
    ve iki farklı, ayrı kavram olarak kullandığı, evlilik ve nikâh;
    bilimsel, etimolojik araştırmaları yapılarak gerçek anlam boyutlarına ulaştırılmaları şart olan iki kavram!

    Evlilik çok ağır bir sorumluluk!
    Anne-babalık çok önemli değerler, çok güzel ve ağır sorumluluklar!
    Bu yüzden evliliğin de,
    anne baba olmanın da
    bir eğitimi olmalı,
    okullar, kurslar açılmalı,
    mutlak ana hatlarıyla
    sorumluluklar konusunda
    eğitimler verilmeli,
    gençler bilgilendirilmeli,
    bilinç uyanıklığı sağlanmalı!

    Ama maalesef gençler
    bu ağır sorumluluktan,
    evliliğin ne olduğundan habersiz küçücük yaşlarında zorla ya da
    artık bir hükümet politikası olarak özendirilerek
    ‘aile kutsal’,
    ‘evlilik kutsal’,
    ‘annelik kutsal’
    dayatmaları, manipülasyonlarıyla
    hiç de hazır olmadıkları bu alana zorla teşvik ediliyorlar.

    Tamamen unutulan-unutturulan,
    bu, evliliğin çok ağır sorumluluğu
    ve
    çocukların TANRI emaneti olması nedeniyle bu kurum içinde çok iyi yetiştirilme gerekliliği;
    artık
    yoksulların bile borçlanarak yaptığı düğün zorunluluğu ile
    toplumsal BASKIya,
    başta feodalitenin zenginlik,
    şımarıklık, israf, her türlü gösterişin, aşırılığın, abartının gösterisine,
    zengine daha çok,
    -(aslında fakire destek amacıyken)-
    yoksula az hediyelerin verildiği
    artık GERÇEK anlamını yitirmiş,
    TAKI(?!) törenine dönüşmüş durumda!

    Sonuçta;
    zina konusunda,
    TANRI SÖZÜ KUR’AN;
    yine yapmış UYARI’sını
    asırlar öncesinden!

    (İsra,32)”Zinaya yaklaşmayın-zinaya yol açacak yollardan uzak durun! Çünkü o, son derece çirkin-yüz kızartıcı-azgınca bir davranış-hayâsızlık-iğrenç bir iştir
    ve çok kötü bir yoldur-ahlâksızlıktır.”

  31. KUR’AN,
    ‘namaz kılın’ demiyor;
    ‘Salât edin-Salâtı ikâme edin’ diyor!

    KUR’AN,
    ‘namaz kılın’ demiyor;
    ‘Salât edin-Salâtı ikâme edin’ diyor!
    AMA maalesef ki
    hemen hemen tüm
    KUR’AN Türkçe çevirilerinde;
    Namazı kılın, zekâtı verin’
    diye çeviriler yapılmış ve
    Arapça orjinal kavramın-salâtın gerçek anlamları
    hiç kullanılmamış,
    saptırılıp,
    namaza kilitlenmiş.

    KUR’AN’ın Arapça orijinal metninde ‘namaz’ kelime ve kavram olarak YOK.
    Namaz Farsça bir kelime ve
    KUR’AN ile ilgisi YOK.

    Ve KUR’AN Türkçe çevirilerde
    Arapça orijinali resûl olan peygamber de anlamı saptırılarak SADECE elçiyken,
    SADECE TEBLİĞ-KUR’AN’ı
    iletmek, yazdırmakla görevliyken ALLAH-TANRI’nın yanına, yerine oturtularak hüküm ortağı yapılmış.

    KUR’AN’ın önüne, yerine geçmiş adına ibadet(?!) dedikleri
    namaz kılmak eylemi;
    adına müslüman(?!) ülkeler denilen coğrafyada TEK ve en bilinen
    dinî eylem(+başörtüsü yanında)!

    Din satıcılar,
    işte tek bu namaz konusunda;
    ‘KUR’AN’da namaz nasıl kılınır YOK!’
    diyorlar ve hayret doğru söylüyorlar,
    tek bu söylemleri doğru.
    Ama bu söylemin devamında;
    büyük YALANları var.
    Bu YALAN ile de;
    ‘Namaz nasıl kılınır KUR’AN’da olmadığı için ek
    Peygamber sünnetinde
    namazın nasıl kılınacağı var,
    peygamberin uygulamalarına bakmak gerekir’ diyerek
    TANRI-ALLAH’ın
    TEK HÜKÜM kaynağı
    KUR’AN’ın yerine ve yanına
    peygamber sünneti-hadisi ekliyor, TEVHİD’i, TEK’liği; bozuyor,
    ŞİRK’e kapı açıyorlar;
    peygamber sünneti-hadisi ile ALLAH-TANRI’ya ortaklık kuruyorlar.

    Asırlardır KUR’AN’da
    ‘namaz kaç vakit?’
    sorusuna bile cevap veremeyen
    KUR’AN yerine oturttukları
    ‘namaz’a tapıcılar;
    ‘namaz nasıl kılınır?’
    KUR’AN’da yok;
    bu yüzden peygamber sünnetine bakmamız şart diyerek
    hem KUR’AN’dan uzaklaştırıyor
    hem de o azîz peygamberi, ALLAH-TANRI’ya
    kendi uydurdukları hükümlerinin ortağı yaparak;
    insanlığın en ağır mücadelesini vermiş o güzel-azîz peygambere iftira, ihanet ediyorlar.

    Allah’ın eğittiği ve görevlendirdiği peygamberin, kendine ait bir sünneti-uygulaması ol(a)maz.
    KUR’AN-TANRI Sözleri yanına eklenen her kaynak, her söz peygamber sözü dahi olsa,
    Peygamber sünneti,
    Peygamber hadisi
    ALLAH’a ortaklık-şirktir.
    ALLAH-TANRI yanına oturtulan,
    kim olursa olsun
    peygamber dahi olsa
    ALLAH-TANRI ortağıdır, şirktir.
    TEVHİD’İ, TEK’LİĞİ bozar;
    İKİleştirir, ŞİRK olur!

    Sadece ‘ALLAH’ın Sünneti’nin olduğu ve tüm peygamberlerin bu ‘ALLAH’ın Sünneti’ni
    uyguladığı bilgisi
    KUR’AN’da açık, net verilirken!

    (İsra,77)”Senden önce gönderdiğimiz tüm-bütün resullerimiz için uyguladığımız-öngördüğümüz sistem-sünnet budur. Sistemimizde-sünnetimizde-yolumuzda-yasamızda herhangi bir değişiklik göremezsin-bulamazsın.”

    (Ahzab,62)”Allah’ın sünneti-yasası-kanununda asla değişme-hiçbir değişiklik bulamazsın!”

    Namaz diyerek dayatıp
    taptıkları, taptırdıkları kelime-kavram;
    KUR’AN Arapça orjinal metinde insanı-insanlığı ayağa kaldıracak muhteşem derin anlamlara sahip SALÂT kavramıdır.
    Bu Salât kavramına;
    bambaşka muhteşem anlam yüklü
    ‘kıyam, rukû, secde, tespih’ kavramlarını da ekleyip;
    şekilciliğe, eyleme indirgeyip,
    sayıya, rekâta bağlı,
    ne dediğini anlamadan,
    bilmeden bir yatıp kalkma eylemine döndürülmüş namaza çevirmişler.
    Hem de günde beş defa,
    sayısız rekâtlar ekleyerek.
    abdestler(?) aldırarak,
    câmilerde ezanlar(?) okutarak!!!

    (Maide,6).ayette sözü edilen
    abdest namazla ilgili değil.
    Zaten KUR’AN’da olmayan
    namazla da
    ilgisi YOK.
    KUR’AN’ın indiği dönemde, peygamberimizin
    ezberletip, yazdırdığı
    KUR’AN dersine giderken,
    toplum içine karışırken, çıkarken
    TANRI tarafından uygulanması istenen, öğütlenen
    bir medeniyet ilkesi!
    ‘Üstünü, başını, temizle,
    insanlar arasına
    temizlenmiş olarak katıl’
    TANRI-ALLAH ÖĞÜDÜ! (Mâide,6)

    Kur’an’ı, Arapça anlamadan
    okuma-okutma zorunluluğu,
    5 vakit namaz(?),
    günde 5 defa inanmayanlara ve farklı inançlılara dinletilen ezan,
    inanmayanların, farklı inançlıların, YETİM-KİMSESİZLERİN HAK’kı olan,
    milletin vergileriyle yaptırılan
    lükste sınırsız devasa câmiler, namaz kıldıran imamlar ve hutbeleri, vaazları;
    DİN’in Tek Kaynağı
    KUR’AN’da olmayanlar!!!

    İnsanlığı cehalet, yoksunluk, bilgisizlik, yoksulluk, kölelikten kurtaracak
    KUR’ANın SALÂT’ını;
    namaza hapsedip, kilitleyerek
    ‘Her şeyi KUR’AN’da bulamayız, namaz nasıl kılınır, KUR’AN’da yok.
    Bu yüzden peygamberimizin uygulamalarına bakmak zorundayız’ diyerek,
    yaratılmış kulların
    cahil cesaretiyle
    din hükmü oluşturabildiği
    çooook tehlikeli alanlar açılmakta!

    Din satıcıları, kara-kapkara yobazlar
    içeriği bomboş konuşmalarında,
    ‘namaz kılmak cennet garantili
    tek geçerli ibadet’
    diye kolayca din pazarlayabilmekte!

    Bireysel ‘namaz kılma’ ile yetinmeyip
    ‘cemaat-cuma namazı’ zorunluluğu ile inananlar(!) câmilerde
    hutbelerle, vaazlarla
    manipüle edilmekte!
    Üstelik KUR’AN ayeti kullanılarak!

    ‘Cemaat-cuma namazı’na dayanak gösterilen (Cuma,9).ayetinde, alışverişi bırakıp koşulması istenen
    ALLAH’ın Zikri; KUR’AN…!
    Vahyin inmeye devam ettiği Peygamberimiz döneminde Peygamberimizin aldığı Vahiyleri toplanan kalabalığa anlatma-ezberletme-yazdırma uygulaması; KUR’AN DERSİ!

    Namaz konusunda ‘peygamberimizin örnekliği’ denilerek, KUR’AN dışı
    kaynaklara bakarak,
    bu namaz uygulamalarını
    KUR’AN’a onaylatmaya,
    KUR’AN’a uydurmaya çalışmak;
    ‘DİN’ konusunda her şeyi ama
    her şeyi KURAN’da
    bulmamız gerekliliği-şartı
    AYETLER ile çelişir, çatışır. AYETLERE çarpar!

    (En’am,114)”Allah size Kitabı-Kur’an’ı en ayrıntılı-içinde her şey ayrıntılı bir şekilde açıklanmış-uzunca anlatarak göndermişken, Allah’tan başkasının sözlerine mi uyayım?”

    (En’am,38)”Biz, Kitapta-Kur’an’da hiçbir şeyi eksik-noksan-yetersiz bırakmadık.”

    (İsra,89)”Yemin olsun! Biz bu Kur’an’da, insanların anlamaları için her türlü örneği verdik.”

    (Kehf,26)”Allah hükmüne hiç kimseyi ortak etmez.”

    (Zümer,3)”Arı-duru din sadece Allah’ındır.”

    (Yusuf,40)”Dinde hükümleri sadece Allah koyar.”

    (En’am,164)”Allah, her şeyin Rabbi-Eğiteni iken, ben Allah’tan başka bir Rab-Eğiten-kural koyucu mu arayayım?”

    Farsçadan alınmış namaz;
    KUR’AN içinden seçilmiş
    Kıyam, Rukû, Secde, Tespih kavramları ile bu kavramlar
    SÂLAT gibi muhteşem anlamlara sahipken,
    namaz için bambaşka
    anlamlara, şekillere sokulup,
    somuta, sembole indirilip
    şekilsel bir eylem halinde
    uygulanan bir rituel olan
    namaza hapsedilip kilitlenmiş.
    VE ne yazık ki
    KUR’AN’da olmayan ‘namaz’
    altıbin küsur ayetlik,
    YAŞAM REHBERİ ve
    İNANÇ KILAVUZU olan KUR’AN’ın her tarafını sımsıkı kapatmış, kilitlemiş önüne, yerine geçmiş, anlam(a)sız bir yat-kalk eylemi halinde insanlara dayatılmış!

    Aslında, Yaratıcımızla yalnız-başbaşa olmamız gereken
    en derin buluşma, huşu içinde olma halimiz olan aslı DUA olan namaz;
    bir imamın
    ne okuyacağımıza,
    ne zaman yatıp-kalkacağımıza komutlar eşliğinde yönettiği, cemaatle namaz uygulaması da KUR’AN’da yer almamaktadır.
    Cemaat namazına dayanak gösterilen
    (Cuma,9).ayetinde
    ALLAH’ın Zikrine
    koşulması istenen KUR’AN’dır;
    Vahyin inmeye devam ettiği Peygamberimiz döneminde Peygamberimizin aldığı Vahiyleri toplanan kalabalığa anlatma, ezberletme, yazdırma uygulaması, KUR’AN DERSİ’dir.

    KUR’AN’a aykırılığı yetmiyor,
    namaz kılmak? için;
    ülke kamu kaynakları heba edilerek yapılan kaba, şatafatlı, devasa taş binalara,
    kutsal? kılıfı ile;
    çağrı? tacizi ile,
    cuma namazı? şart!
    cemaat namazları sevap?
    yalanıyla insanlar toplanıyor.

    İçinde siyaset,
    üstünden siyaset ürettikleri câmilere Allah’ın evi diyorlar!?
    Sonra da,
    ‘sünnilik’ mezhebine göre yaşadıkları kendi dinlerine ait ritüellerden olan
    günde beş defa ezan ve
    namaz için yaptırılan
    bu câmilere Allah’ın evi diyerek,
    kendilerince kutsallık veriyor,
    bu taştan binaları, ezanları, imamları, namazları
    eleştiril(e)mez, dokunul(a)maz,
    tek söz edil(e)mez
    hale getiriyorlar!?

    KUR’AN tek kutsal ALLAH diyor!
    (Cuma sûresi,1.ayet)
    “Kuddûs-Allah’tan başka kutsanacak varlık yoktur.”

    (Haşr,23)”O, öyle bir Allah’tır ki, O’ndan başka hiçbir ilah yoktur. Kuddûs-kutsaldır-kutsallığın kaynağıdır-bütün kutsallıklar Allah’ındır.”

    Yüceler Yücesi TANRI-ALLAH, yeminle KUR’AN’da
    ‘hiç eksik bırakmadığını’ ve ısrarla ‘her şeyi ayrıntılı, örneklerle açıkladığını’ Söylerken;
    KUR’AN’ın yerine oturmuş
    ‘illa ki namaz’ diyenler,
    ‘namaz için de
    peygamberin sünnetine, uygulamalarına bakılması
    şart’ diyenler;

    (Kehf,54)”Ant olsun-şüphesiz Biz, bu Kur’an’da insanlar için her örnekten geniş geniş-her şeyi ayrı ayrı örnek vererek açıkladık-her türlü örneği farklı farklı açıklamalarla verdik.
    Ne var ki insan tartışmaya çok düşkündür-bilir bilmez her şeye karşı çıkmayı çok sevmektedir.”

    Yüce Yaratıcı Güç,
    (En’am,38)’de”KUR’AN’da hiçbir eksik bırakmadığını” ve
    (İsra,89)’da “KUR’AN’da her şeyi örneklerle, ayrıntılarıyla açıkladığını” söylerken;

    KUR’AN’ın eksikliğini mi
    iddia ediyorsunuz?!

    KUR’AN’ın eksiksiz ve örnekli olduğunu Söyleyen
    TANRI’ya karşı mı çıkıyorsunuz?!

    ALLAH-TANRI’nın,
    KUR’AN’ın tebliği ve
    yazıya geçirilmesi ile görevlendirdiği,
    görev bitince öldürdüğü,
    yaşarken, sağken;
    yaşadığı toplum içinde de
    ilk örnek olma özelliklerine sahip,
    KUR’AN’ı uygulayıcısı kıldığı
    itaat edilmesini önerdiği
    yaratılmış, görevli bir kuldur,
    Muhammed Peygamber!

    Peygamberin yalnız başladığı bu insanlık adına verilen çok zorlu
    KUR’AN mücadelesinde;
    zalim yöneticilere, zorba müşriklere karşı ‘peygambere itaat’
    TANRI tarafından istenen ve
    KUR’AN ile ve
    içinde yaşadığı tarihi süreçle
    ilgili ve sınırlıdır!
    Peygamberi yalnız bırakmayın çağrısı
    tarihsel bir öğüttür.

    Peygamberimize itaat edilmesini söyleyen Allah;
    itaat edilmesini söylediği her şeyi, peygamberimize,
    SAĞLIĞINDA uygulattırarak ve yine peygamberimiz YAŞARKEN KUR’AN’da yazıya geçirttirerek,
    Ayet numaraları ile kayıt altına ve KUR’AN’ı da (Hicr,9) ile
    koruması altına alarak
    kulların DİN hükmü koyma
    kapısını kapatmıştır.

    Üstelik,
    KUR’AN içinde ayetlerde bildirilen Muhammed ‘peygambere itaat’;
    TANRI’nın Kendi Sözleri ile
    KUR’AN ile sınırlıdır ve
    ayetler ile sabittir!

    Bırakın Muhammed peygamberin KUR’AN dışı bir uygulaması-sünneti olmasını; kendi sözlerini ortaya sürme, söyleme hakkı bile yok;
    TANRI’nın çok sert uyarısı var!
    İşte Ayeti:

    (Hakka,44,45,46,47)
    “Eğer Peygamber Allah’a atfen bazı sözler uydurmuş-kendi sözlerini, Allah’ın Kur’an’ıyla eş tutmuş olsaydı, elbette onu kudretimizle kıskıvrak yakalar-gücünü alırdık.
    Sonra kesinlikle can damarını koparırdık-ondan Vahyi keserdik.
    Ve sizden hiçbir kimse de buna engel olamazdı-onu koruyamazdı….”

    (Tegabün,12)”Allah’a ve resulüne itaat edin! Eğer yüz çevirirseniz, (biliniz ki) elçimize düşen görev SADECE-ANCAK apaçık bir
    TEBLİĞdir.”

    (Bakara,285)”Resul-elçi, Allah-Rabbi tarafından kendisine indirilen Kur’an’a inanıp güvendi.”

    (A’raf,158)”Nitekim elçi de,
    Allah’a ve sözlerine inanmaktadır.”

    (Ankebut,51)”Kur’an onlara yetmedi mi?”

    (Câsiye,6-Mürselat,50-A’raf,185) “Ortak koşucular, artık Kur’an’dan başka hangi hadise inanıyorlar?”

    Bu kadar açık ayetlere rağmen!

    ‘KUR’AN yetmez;
    peygamberin hadislerine, sünnetine de bakmamız gerekir’
    diyenlere soralım!

    ‘Peygambere itaat’ diyerek
    açtıkları kul kapısından;
    azîz peygamber
    adına uydurulan hadisleri,
    DİN’de EK hüküm kaynağı
    olarak kabul eden
    okur-yazar aydın(?!) ilahiyatçılar, akademisyenlere de soralım!

    Okuryazarlığı şüpheli
    cinci, büyücü, hoca geçinenlerin, zavallı, eğitimsiz, cahil insanları kandırmasının,
    kötü niyetli kişilerin
    tarikat, cemaat lideri sıfatıyla, kendilerine kul, köle insanlar oluşturmak için
    ‘peygamber böyle buyuruyor’ diyerek kendi sapkın düşüncelerini din diye anlatmasının önüne
    nasıl geçeceksiniz,
    sınırınız ne,
    KUR’AN gibi Ayetleri numaralanmış kayıtlı kaynağınız var mı?!

    (İsra,46)”Rabbini yalnız Kur’an’da andığın zaman-Kur’an’da yalnız O’nu andığın zaman-Rabbinin hiçbir ortağı olmadığını, Kur’an’dan anlattıkça, ortak koşucular canları sıkılmış bir vaziyette-nefretle geriye dönüp kaçarlar.”

    ALLAH-TANRI’ya,
    yarattığı kulu ve
    seçtiği ve görevlendirdiği peygamberini, elçisini;
    ortak etmek, yanına oturtmak,
    KUR’AN’a ek kaynaklarla
    şirk kapısı açmak,
    TEK KUTSAL ALLAH-TANRI’ya
    en büyük ZULÜM, en büyük İFTİRA!

    (A’raf,37)”(Uydurduğu hükümleri Allah’a nispet ederek) Allah adına yalan uyduran-kendi uydurduğunu Allah’a isnat ederek iftira eden ve ayetlerimiz karşısında yalana sarılandan daha zalim kim vardır?”

    (Hud,18)”Yalan düzerek Allah’a iftira edenden-kendi uydurduğu yalanları Allah’a isnat edenden daha zalim kim vardır?”

    Ama maalesef ki, Hıristiyanların İsa Peygambere Allah’ın oğlu izafesi ile sınırı-haddi çok aşmaları gibi,
    miraç? uydurmasında,
    Muhammed Peygamberi de,
    göklere uçuracak
    (fizik kanunlarına aykırı)
    Allah ile pazarlık yaptıraracak kadar
    (sanki ALLAH-TANRI yarattığı kulunu bilmez gibi) ,
    saygısızlığın son sınırı,
    haddi insafsızca aşan
    söylemlerle, uygulamalarla
    ALLAH-TANRI’dan
    daha üst konuma çıkarıyorlar?!!

    (Ahkaf,9)”De ki, ‘Ben, elçilerin ilki değilim, benden önce de birçok elçiler geldi. Ben, sadece bana vahyedilen Kur’an’a uyuyorum.’ ”

    ALLAH tarafından
    Peygamber yapılarak insanlığın
    en üst mertebesine çıkarılan
    aziz Peygamberi;
    şirk dininin baş satıcısı Diyanet, Peygamber sünneti?,
    Peygamber hadisi? iftiralarıyla
    acımasızca, hiç zerre korkmadan,
    her türlü din satışında kullanıyor.
    Sadece ALLAH’a ait İslam’ı,
    ‘Ayetlerle İslam’ı;
    peygambere izafe ederek, ‘hadislerle İslam!’ adıyla
    ciltler dolusu yayın çıkarıyor!

    KUR’AN’da TANRI,
    çok sık aralıklarla
    ‘Salâtı ikâme edin, zekâtı yapın’ derken, salât ve zekâtı
    birlikte verirken;
    KUR’AN’da yer alan kavramları yalanlarıyla saptıranlar;
    zekât’ın ; zenginin malının kırkta birini, üzerinden bir yıl geçtikten ve borçlar düşüldükten sonra verilmesi olduğunu söylüyorlar. Ne acı!
    Aç-açıkta-ihtiyacı olan bir yıl bekleyecek, sonra zenginin gönlü olacak, en sonunda da lütfedip paylaşacak; hem de kırkta bir??!

    KUR’AN’da;
    KUR’AN ayetlerinde yer alan
    Arapça ZEKÂT’ın,
    kök anlam Türkçe karşılığı,
    ‘ARINMIŞLIĞA ulaşmak’ – ‘arınma’!
    KUR’AN ile ortak koşucu düşüncelerden, şirkten ARINMA!
    Yani, geleneksel hale gelmiş,
    dayatılmış, genel anlamda bilinen;
    yılda bir kere maldan, altından, kârdan, 1/40 oranında verilen değil!

    Geleneksel bakış açısı ile KUR’AN çevirisi yapanların,
    ‘Namazı kılın, zekâtı verin’ diye Arapçadan Türkçeye çevirdikleri ayetlerde; ‘Vahye bağlı kalın-Kur’an’ı anlayarak okuyun ve ortak koşucu düşüncelerden Kur’an ilkeleri sayesinde arının!’ anlamı
    ‘bilgi deposu KUR’AN’ın ilkeleri yoluyla ortak koşucu tüm düşünce, eylemlerden, kula, maddeye kulluktan, kölelikten kurtulun, özgürleşin’
    KUR’AN’ın öğütlerine, gerçeğine
    çok daha uygun değil midir?

    Anlamını bilmeden kıldığımız namaz mı insanı yanlıştan uzaklaştırır yoksa KUR’AN’ı anlayarak okumak ve
    Yaratıcımızın uyaran, öğüt veren Sözleri olan Ayetler mi
    insanı kötülükten, kötü olandan, yanlış yapmaktan, yanlıştan alıkoyar!?

    (Ankebut,45)”Vahye bağlı kalmak-o Vahiy, insanı kötülük yapmaktan-hayâsızlıktan alıkoyar ve Allah ile bağlantıyı ve O’nu hiç hatırdan çıkarmamayı sağlamış olur. Gerçekten Allah’ın Vahyi-Allah’ın Zikri-Kur’an en büyüktür.”

    İnsanlığı ayağa kaldıracak sayısız muhteşem anlamlara sahip SALÂT;
    TANRI-ALLAH ile en derin buluşma hali olan DUA anlamını da içeriyor.
    KUR’AN’da hiçbir eksik bırakmadığını söyleyen
    TANRI-ALLAH,
    DUA için;
    TANRI-ALLAH ile
    en derin buluşma hali olan
    ‘DUA’ için;
    Yüceler Yücesi Yaratıcı
    ‘DUA’nın
    asgari şartlarını ve zamanını’
    AYETLERİ ile bildirmiş!

    KUR’AN, DUA’nın nasıl olması gerektiği ve zamanı konusunda neler söylemiş bir de ona bakalım!

    (A’raf,55-56)”Rabbinize ‘tederruân’-içtenlikle-boynu bükük halde ve ‘hufyeten’-gizlice-gösterişsiz-gizlilik içinde dua edin. Allah, haddi-sınırı aşanları-aşırı derecede gösterişli dua edenleri sevmez. Allah’a ürpererek ve umutla dua edin. Allah’ın rahmeti güzel davrananlara yakındır.”

    (A’raf,205)”Rabbini, içinden-gönülden yalvararak-alçakgönüllülükle-tevazu göstererek-öz benliğinin içinde-yalvarıp ürpererek ve korkarak-sessizce sabah-akşam an; sakın duyarsızlardan-umursamaz kimselerden-gafillerden olma.”

  32. Dogmalaşmış Farsça namaz mı?
    KUR’AN da ki Arapça
    Salât, Zekât ve İnfak mı?!

    Farsçadan alınmış namaz;
    KUR’AN içinden seçilmiş
    Kıyam, Rukû, Secde, Tespih gibi
    kavramlarla, somuta, sembole indirilip şekilsel bir eylem halinde uygulanan bir rituel?!
    VE ne yazık ki,
    altıbin küsur ayetlik,
    YAŞAM REHBERİ ve
    İNANÇ KILAVUZU olan KUR’AN’ın her tarafını sımsıkı kapatmış, kilitlemiş önüne, yerine geçmiş, anlam(a)sız bir yat-kalk eylemi!

    KUR’AN’a aykırılığı yetmiyor,
    namaz kılmak? için;
    ülke kamu kaynakları heba edilerek yapılan kaba, şatafatlı, devasa taş binalara, Allah evi?, kutsal? kılıfı ile;
    çağrı? tacizi ile,
    cuma namazı? şart!
    cemaat namazları sevap?
    yalanıyla insanlar toplanıyor.

    Ve toplanan kalabalıklar;
    vaaz?, hutbe?ler ile
    peygamber sünneti-hadisi-şirk empoze edilerek,
    siyasi, ticari çıkar amaçlı
    dinci saltanatlar ve dinci rejimler tarafından lüks yaşamların finansmanında ve seçimlerde kullanılıyor!

    Bütün bunlar din sömürücülere yetmiyor, yetmemiş ki,
    ülke çocuklarının da
    yetenek, benlik, özgürlüklerini
    Milli? Eğitim yoluyla yok edecekler!
    Değerler eğitimi adı altında ve
    4-6 yaş, kuran kursu hafızlıkla?;
    zihinlerine yasak, haram, günah, ateş, cehennem korkusu
    yükleyerek köleleştirecekler!
    Kayıp nesiller yaratıyorlar!!!?

    KUR’AN;
    sevap denilerek Arapça okutulan,
    mezarlıkta, mevlütte ölülere üfürük,
    dinci saltanat, rejimlere kaynak, namaz+başörtüsü, kadının namusu, çok eşlilik algısıyla,
    peygamber sünneti-hadisi,
    kutsal? kişi sözleriyle açıklanan?!,
    ve en vahimi
    küçücük, zavallı çocuklara
    tecavüz aracı yapılmasıyla
    yerlerde sürünen bir kitap
    maalesef ve ne yazık ki!
    VE yine maalesef ve ne yazık ki
    hiç sahip çıkanı, yerlerden kaldırıp TEK sahibi TANRI-ALLAH’a
    teslim edeni YOK!?
    İnandığını iddia edenlerin
    KUR’AN’a ve çocuklara
    hiç sahip çıkmaması ise
    çok iç acıtan,
    çok iç yakan bir zulüm!?

    KUR’AN’a, hadsiz sınırsız, çok büyük
    bir başka haksızlık daha yapılmış!?
    İnsanlığın kurtuluşu olabilecek,
    insanlığı ayağa kaldıracak SÂLAT,
    insanlık âlemini, kendi gibi yaratılmış kula ve paraya
    kölelikten kurtaracak ZEKÂT, İNFAK kavramları daraltılıp, saptırılmış!

    Salâtın, namaz?a çevrilmesi gibi
    zekât da, “yılda bir kere verilen 1/40″
    oranında parasal yardıma indirgenerek hapsedilmiş!?
    İftira edilmiş, yazık edilmiş!!!
    Bir yıl, ihtiyaç sahibi yoksul, aç bekleyecek, zenginin gönlü olacak da lütfedip varlığının
    40’da1’i ile, eğer aç, yoksul
    sağ kalabildiyse yardım edecek!?

    KUR’AN bilgisizliğinin
    toplumu getirdiği yer bu!

    SÂLAT, en genel, anlamıyla insanlık aleminin destekleşme, dayanışma, paylaşma gibi ortak değerlerde buluşması,
    ZEKÂT ise, ‘şirkten ARINMIŞLIK’,
    ortak koşucu düşünce, söylem, eylem, davranışlardan
    Vahiy, KUR’AN ile kurtulmak!
    Parasal, mâli destek, sosyal yardım, sürekli paylaşmak, sadaka vermek için kullanılan kavram ise İNFAK!

    BİLGİ, açlık gerektirir,
    ‘biliyorum’ demek yetmez,
    öğrenme azmi, isteği, kararlılığı ile
    öğrenmeye devam gerektirir!

    ‘ORTADA’ bir TANRI SÖZÜ KİTAP-KUR’AN var ama BİLEN yok, BİLGİ açlığı yok, öğrenmeye niyeti, gayreti olanlar yok!

    ALLAH-TANRI’yı,
    KİTABI, SÖZLERİ;
    KUR’AN ile tanımamak
    yaşamın en büyük kaybı!

    (Hud,18)”Uydurduğu yalanı Allah’a dayandıran-uydurmaları Allah’a yakıştırandan-bir yalanı Allah’a iftira edenden daha zalim kim olabilir?”

    (A’raf,37)”Allah’a iftira eden-Allah’a karşı yalan uyduran-Allah adına yalan üreten veya Allah’ın ayetlerini yalanlayandan daha yanlış; kendi zararına iş yapan-daha haksız-daha saptırıcı-zalim kim olabilir?”

  33. KUR’AN’da; kök anlamlarıyla
    SALÂT Ayetleri!?

    (En’am,114)”Allah, size Kur’an’ı en ayrıntılı bir şekilde-hak-bâtıl ayrılmış olarak indirmişken, Allah’tan başkasının sözlerine mi uyayım -başka bir hakem mi arayayım?”

    KUR’AN’da TANRI,
    çok sık aralıklarla
    ‘Salâtı ikâme edin, zekâtı yapın’ derken, ‘salât ve zekâtı’
    birlikte verirken,
    ‘KUR’AN bilgisi ile aydınlanıp
    ortak koşuculuk, şirkten arınıp insanlığı ayağa kaldıracak destekleşme, dayanışma, paylaşma-Din-İSLAM-Barış,
    ahlâkî kurallar içerisinde
    vasat; ifrat-tefritten uzak
    orta, dengeli, adaletli yolda
    insanlığın faydasına hizmet;
    ilim, bilim, sanat üretin’
    demek istiyor, ‘Söylüyor’ olabilir mi?!

    Kısaltılmış alıntılar: temizfikir.com
    ****”SALÂT: Arapça farklı yazılım formlarıyla, Arap tarihi ve edebiyatı ve Samî diller kökleri incelendiğinde özel bir anlam-deyim kavramı olarak Din ve Din ile ilgili her şey,
    Allah ile bağlantı kurma,
    Allah’ın sınırlarını, İslam’ı yaşamak.
    Kur’an ve tüm peygamberlere verilen vahiy.
    Bağlılık, Ahit.
    Destekleme, yönelme.
    Resul Muhammed’in Vahyi-Kur’an’ı öğretme-ezberletme Dersi; belli vakitlerde ve belirli şartlarda (sabah, akşam, toplantı günü; katılanların sarhoş olmama, ayık olma, temizlenip gitme, konuşmadan susup dinleme).
    Kur’an’ı tebliğ; anlatma, duyurma.
    KIYAM; Kur’an’da , tam bağlılıkla, kararlılıkla, saygıyla hazır olmak.
    RUKÛ; Kur’an’da, saygıyla boyun büken, alçakgönüllülükle kabul eden, teslim olan.
    SECDE; kök anlamı Kur’an’da, bir konuda tam bir teslimiyetle, o konunun emrinde olarak itaat etme.
    TESPİH; Subhan; tüm eksikliklerden, acziyetlerden, olumsuz isim, fiil, sıfatlardan ‘Allah’ı tenzih etme’.
    Tüm varlıkların vasıflarını, kainat görevlerini tam itaat, uyum içinde yerine getirmeleri. Yoğun iş, uğraş.
    Yörüngesinde akıp gitme. Muhammed peygamberin; Vahyi-Kur’an’ı, sürekli tebliğ etme, anlatma, duyurma görevi.
    KIBLE; önce, öncelik, tutulmuş yön, ön taraf, biraraya gelmiş birbirlerini kabul eden topluluk, tercih edilmiş kimlik, milletin ismi.
    VECH; yön, yöntem, görüş, evre.
    ZEKÂT; Küfürden-Şirkten-Zulümden kurtulup, Arınmışlığa ulaşmak.
    (Fâtır,18)”Kim arınırsa kendi nefsi için arınmıştır(Atü ez-Zekât).”
    VASAT; ifrat ve tefritten uzak orta, adaletli, dengeli, faziletli hal.”****

    ***Prof.Dr.Salih Akdemir alıntı:
    ” _Sami dillerinde ‘abd’ kökü
    asıl anlamı, ‘yapmak, meydana getirmek, çalışmak, üretmek’ tir.
    ‘Kulluk etmek’ anlamı ise türevdir.
    _Arapça ile birçok ortak özelliğe sahip olan diğer Sami dilleri sayesinde Kur’an sözcüklerinin kök anlamlarını tespit etmek, diachronic değişimini incelemek mümkündür. Kur’an’da geçen ’emr’ kök anlamı; ‘demek’, söylemek’ tir. Kelime sonradan ’emretmek’ anlamıyla, kökü unutulup Türkçe’de yanlış anlaşılmıştır. Yanlış anlam tespiti ve giderilmesi, Kur’an’ın, vahiy geleneği içinde art süremli metotla incelenmesini gerektirir.
    ‘Emr’ kök anlamı; ‘söylemek’tir.”***

    Yani; ALLAH-TANRI emretmiyor,
    sadece SÖYLÜYOR!

    (En’am,38)”Biz, Kitapta-Kur’an’da hiçbir şeyi eksik-noksan-yetersiz bırakmadık.”
    (İsra,89)”Yemin olsun! Biz bu Kur’an’da, insanların anlamaları için her türlü örneği verdik.”
    (Kehf,54)”Ant olsun-şüphesiz Biz, bu Kur’an’da insanlar için her örnekten geniş geniş-her şeyi ayrı ayrı örnek vererek açıkladık-her türlü örneği farklı farklı açıklamalarla verdik.
    Ne var ki insan tartışmaya çok düşkündür-bilir bilmez her şeye karşı çıkmayı çok sevmektedir.”

    Yüceler Yücesi TANRI-ALLAH, yeminle KUR’AN’da hiç eksik bırakmadığını ve ısrarla her şeyi ayrıntılı, örneklerle açıkladığını Söylerken; ‘illa ki namaz’ diyenler, ‘namaz için de peygamberin sünnetine, uygulamalarına bakılması ŞARTTIR?!’ diyenler;
    KUR’AN’ın eksikliğini mi iddia ediyorlar? KUR’AN’ın eksiksiz ve örnekli olduğunu Söyleyen
    TANRI’ya karşı mı çıkıyorlar?!

    Yanlış adlandırılan ‘namaz’ yerine; TANRI-ALLAH ile
    en derin buluşma hali ‘DUA’ için;
    Yüceler Yücesi Yaratıcı
    aşağıdaki ayetlerde ‘DUA’nın
    asgari şartlarını ve zamanını’ Söylüyor’ olabilir mi?!

    (A’raf,55,56)”Rabbinize ‘tederruân’-içtenlikle ve ‘hufyeten’-gizlice-gösterişsiz dua edin. Allah, haddi-sınırı aşanları-aşırı derecede gösterişli dua edenleri sevmez. Allah’a ürpererek ve umutla dua edin-yalvarın.”
    (A’raf,205)”Rabbini gönülden yalvararak, sessizce sabah-akşam an; duyarsız-umursamazlardan olma!”

    Şimdi de gelelim asıl sorunlu konu,
    Farsça ‘Namazı kılın?!’
    yanlış, sapma, saptırma
    çevirileri yerine;
    ‘SÂLAT ayetleri ve
    kök anlamlı Türkçe çevirilerine!

    (Alâk,9,10)”Salât ettiği (Vahye inanarak destekleyerek)-[mâlî yönden ve zihinsel açıdan destek olduğu; toplumu aydınlatmaya çalıştığı]-sürekli insanları uyararak yardımcı olmak istediği zaman bir kulu engelleyen ortak koşucu kişiyi gördün mü?”

    (Müzzemmil,20)”Salât’ı ikâme edin-Vahiy çalışmalarına katılın. Kazandıklarınızdan yoksullar için pay ayırın-Vahyi hayatlarınıza hakim kılın ve arınmışlığa ulaşın.”

    (Müddessir,43)”Biz, salâtçılardan (mâli yönden ve zihinsel açıdan destek verenlerden; toplumu aydınlatmaya çalışanlardan) değildik-elçilerin getirdiklerini reddederdik,onları desteklemezdik.”

    (A’la,15)”Salât eden-öğüt alıp şirkten temizlenen-(nefsini) arındıran ve sallâ eden-Rabbinin adını anarak-Vahyini hep hatırda tutup, (Vahye) yönelen-sürekli çaba sarf eden kimse mutlu olacaktır.”

    (Kevser,2)”Rabbin için salât et- mücadelene devam et, her şeyinle Rabbine yönel-[mâlî yönden ve zihinsel açıdan destek ol; toplumu aydınlatmaya çalış], karşılaşacağın zorlukları göğüsle!”

    (Maun,4,5,6)”Yazıklar olsun böyle musallilere-böyle kimselerin Vahyi öğrenmelerine. Onlar salâtlarından-öğrendikleri Vahyin ne dediğinden habersizdirler. Zaten onlar salâtı-Vahyi öğrenmeye gösteriş için geliyorlar.”

    (Kıyamet,31)”İnkârcı insan, (Vahyi)-elçinin bildirdiğini ne doğruladı- onayladı, ne de sallâ yaptı-yöneldi-destekledi.”

    (A’raf,170)”Vahye sımsıkı sarılırlar ve salâtı ikâme ederler-Vahyi hayatlarına hâkim kılarlar.”

    (Fâtır,18)”Rablerine karşı ıssız yerlerde saygıyla, sevgiyle, bilgiyle ürperti duyan ve salâtı ikâme edenleri-Vahyi hayatlarına hâkim kılanları uyarabilirsin.”

    (Fâtır,29)”Allah’ın Kitabını anlayarak okuyanlar, salâtı ikâme edenler-okuyup anladıklarını uygulayanlar, rızklandırdığımızdan gizli ve açık yoksullara verenler, asla kesilmeyecek kazanç umabilirler.”

    (Meryem,31)”Hayatta bulunduğum müddetçe bana salâtı [mâlî yönden ve zihinsel açıdan destek olmayı; toplumu aydınlatmayı]-Kendisi adına mücadele etmemi önerdi.”

    (Meryem,55)”Salâtı ve zekâtı-Allah’a içtenlikle bağlanmalarını ve arınmalarını öğütlerdi.”

    (Meryem,59)”Salâtı-Vahyi terk ettiler-hayatlarından çıkarıp attılar. Ve şehvetlerine uydular.”

    (TaHa,14)”Salâtı ikâme et-Vahyimle dini tebliğ et-Benden başka ilah olmadığını anımsatman için, sürekli çabala, mücadele et.”

    (TaHa,132)”Sana tâbi olanlara salâtı-içtenlikle Allah’a bağlanmalarını öğütle-Vahyi tebliğ et ve onda kararlı davran-kendin de, tebliğ çalışmalarında karşılaşacağın güçlüklere göğüs ger.”

    (Neml,3)”Onlar, salâtı ikâme ederler, zekâtı verirler-bu ayetleri okuyup uygularlar, şirkten arınırlar-Vahyi hayatlarına hâkim kılar ve arınmışlığa ulaşırlar.”

    (İsra,78)”Güneşin batışından, gecenin yarısına kadar salâtı ikâme et-Vahiy Dersi’ni yap-Vahyi öğret ve sabahın erken saatlerinde de Kur’an’ı öğretmeye düzenli devam et-Fecr vakti okumasını da yap. Çünkü o vakitte insan zihni okunanı kavramaya daha elverişlidir.”

    (İsra,110)”Salâtında-Vahyi öğretirken ne çok bağırarak, ne de gizliymiş gibi çok sessiz yapma -Vahiy Dersi’nde sesini çok yükseltme, çok da kısma, bu ikisi arasında orta bir yol benimse.”

    (Yunus,87)”Musa ve kardeşine şöyle bir kurtulma yolu önerdik, ‘Mısır’da halkını aydınlatacak toplantı yerleri-okullar hazırlayın ve okullarınızı kıble-hedef kılın-sığınağınız yapın ve salâtı ikâme edin-[mâlî yönden ve zihinsel açıdan destek olma; toplumu aydınlatma kurumları oluşturun, ayakta tutun]-Vahyi orada öğreterek uygulayın’ diye bildirdik.”

    (Hud,87)”Ey Şuayb! Atalarımızın tapmış oldukları tanrılarımızı terk etmemizi ya da ticaretimizi, istediğimiz gibi yapmaktan vazgeçmemizi, senin salâtın-senin dinin-bağlantı kurduğun Tanrı mı söylüyor?”

    (Hud,114)”Gündüzün iki tarafında, güneşin batışından gecenin karanlığına kadar ve sabahın erken saatlerinde salâtı ikâme et-Vahiy dersini yap-Vahyi öğretmeye devam et ki ortak koşucu düşünceleri silip yok etsin.”

    (En’am,72)”Ve salâtı ikâme etmekle-Vahye bağlı kalıp onu tebliğ etmekle ve O’nun buyruklarının dışına çıkmaktan, Kendisine sığınmakla emrolunduk.”

    (En’am,92)”Ahret sorumluluğunu taşıyanlar Kur’an’a da inanırlar ve salâtı-o Kur’an’ı anlayarak okurlar ve belleklerinde muhafaza ederler.”

    (En’am,162)”Salâtım-Vahyi tebliğdeki çabam, bağlı olduğum ilkem, hayatım ve ölümüm sadece evrenlerin Rabbi olan Allah içindir.”

    (Lokman,4)”O erdemliler ki salâtı ikâme ederler-hikmet dolu Kitab’a bağlanırlar ve onunla arınırlar-Vahyi hayatlarına hâkim kılar ve arınmışlığa ulaşırlar.”

    (Lokman,17)”Salâtı ikâme et-Vahyi hayatına hâkim kıl-çok çalış ve herkesin kabul edeceği ortak değerleri öğütle, hiç kimsenin onaylamayacağı kötülüklerden vazgeçirmeye çalış ve başına gelecek her türlü zorluğa karşı göğsünü siper et.”

    (Şura,38)”Rablerinin çağrısına
    karşılık verirler, salâtı ikâme ederler-Vahyi hayatlarına hâkim kılarlar-dini dosdoğru uygularlar, işlerini aralarında danışma ile-tartışarak çözerler ve kendilerine verdiğimiz rızıklardan yoksullara pay ayırırlar.”

    (İbrahim,31)”Hiçbir alışverişin ve dostluğun yarar sağlamadığı o gün gelmeden önce, salâtı ikâme etsinler-Vahyi hayatlarına hâkim kılsınlar-ortak koşmadan bağlılıklarını sürdürsünler, kendilerine verdiğimiz rızıklardan gizliden veya açıktan, yoksullara yardım-infak için versinler.”

    (İbrahim,37)”Rabbimiz! Salâtı ikame etsinler-putları değil-Vahyi hayatlarına hâkim kılsınlar.”

    (İbrahim,40)”Rabbim, beni ve soyumdan gelecekleri salâtı ikâme etmiş-ortak koşmadan Sana bağlanmış olanlardan eyle.”

    (Enbiya,73)”Onlara hayırlar yapmayı, salâtı ikâme etmeyi-Allah’a ortak koşmadan bağlanmayı-Vahyi tebliğ ederek uygulamalarını, zekâtı yani arınmışlığı sağlamalarını-ortak koşucu düşüncelerden nasıl temizleneceklerini vahyettik-bildirdik.”

    (Mü’minun,2)”Salâtlarında-tüm çabalarında Allah ile beraber olduklarına gönülden inanırlar.”

    (Mü’minun,9)”Salâtlarını-dinlerine olan bağlılıklarını koruyan kimselerdir.”

    (Mearic,22,23)” ‘Musallin’-Allah’a ve buyruklarına içten bağlı olanlar, salâtlarında-Allah’a ve buyruklarına bağlılıkta devamlıdırlar.”

    (Mearic,34)”Salâtlarını-işlerini yaparken Allah’a ve buyruklarına olan bağlılıklarını korurlar.”

    (Rum,31)”Ortağı olmayan Allah’a yönelin ve hepiniz O’na saygılı olun, salâtı ikâme edin-Allah’ın dosdoğru dinine bağlanın-Vahyi hayatınıza hâkim kılın ve müşriklerden-ortak koşanlardan olmayın.”

    (Ankebut,45)”Kitap’tan sana Vahyedileni oku, salâtı ikâme et-Vahyi iyice kavra-Vahyi hayatına hâkim kıl. Salâtı ikâme etmek-Vahyi-Kur’an’ı anlayarak sürekli okumak insanı kötülük yapmaktan-Vahiy her türlü çirkin işlerden ve kötülüklerden alıkoyar. Allah ile bağlantıyı ve O’nu hiç hatırdan çıkarmamayı sağlamış olur-Allah’ın Vahyi en yücedir.”

    (Bakara,3)”Arınmak isteyenler, gaybe inanırlar, salâtı ikâme ederler-kuşku olmayan Kur’an’a içtenlikle bağlanırlar, verdiğimiz rızıktan yoksullara pay ayırırlar.”

    (Bakara,43)”Salâtı ikâme edin-Vahyi hayatlarınıza hâkim kılın ve arınmışlığa ulaşın-onunla arının.”

    (Bakara,45)”Güçlüklere göğüs gererek-sabır ve salâtla-Vahiy’e (uygun yaşamaya) direnerek -okuduğunuz Kitaba içtenlikle bağlı kalarak yardım isteyin.”

    (Bakara,83)”İsrailoğulları’ndan, ‘Allah’tan başkasına tapmayın; anne babaya, yakınlara, yetimlere ve yoksullara iyilik yapın; insanlara hakkı-doğruyu söyleyin, ‘salâtı ikâme edin, zekâtı yapın-Vahye bağlı kalın, ondaki buyruklarla arının-Vahyi hayatınıza hâkim kılın ve arınmışlığa ulaşın’ diye ahid-misak-söz almıştık.”

    (Bakara,110)”Salâtı ikâme edin, zekâtı yapın-Vahyi hayatınıza hâkim kılın ve arınmışlığa ulaşın-çok çalışın ve karşılıksız sosyal yardımlarınızı yapın.”

    (Bakara,125)”İslam’ı insanlar için dosdoğru bir din kıldık. İbrahim’in makamından kendinize bir salât-yöneliş yeri edinin ki emniyette olun. İbrahim ve İsmail’den, ‘Evimi-Dinimi, rukû ve secde edenler-tutku ile bağlananlar yani teslim olup içindeki buyruklara itaat edenler için, şirk bulaştırmadan tertemiz tebliğ edin,’ diye söz aldık.”

    (Bakara,153)”Güçlükleri sabır ve salâtla-azim-dayanıklık-direnerek ve çalışarak aşın.”

    (Bakara,157)”Rablerinin desteği-salât ve iyilik-rahmet vardır.”

    (Bakara,177)”Asıl erdemlilik odur ki Allah’a, ahiret gününe, meleklere, kitaplara ve nebilere inanırlar; mala olan sevgisine rağmen, yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışlara, isteyenlere yardım ederler ve köleleri özgürlüğüne kavuştururlar; salâtı ikâme ederler, zekâtı yaparlar-Vahyi hayatlarına hâkim kılar, arınmışlığa ulaşırlar-çok çalışırlar.”

    (Bakara,238)”Salâtları-Vahiy Derslerini ve salâtı vustayı-en hayırlı Dersi, devam ederek koruyun-Vahiy çalışmalarına, Vahyi dikkatli-iyice kavramaya çalışarak devam edin.”

    (Bakara,277)”İnanıp, sâlihât-yararlı işler üretenler, salâtı ikâme eder, zekâtı yaparlar-çalışırken Allah ile bağlantılarını kesmezler-Vahyi hayatlarına hâkim kılar ve arınmışlığa ulaşırlar.”

    (Enfâl,3)”Salâtı ikâme ederler-Vahyi hayatlarına hâkim kılarlar-Vahye içtenlikle bağlanırlar ve Allah’ın kendilerine verdiği rızklardan infak ederler-yoksullara pay ayırırlar.

    (Enfâl,35)”Onların, Beyt’in yanındaki salâtları, elçinin bildirdikleri-Vahyin tebliğini engellemek, onu protesto etmekten başka bir şey değildir.”

    (Âli İmran,39)”Zekeriyya, özel kürsüde dikilmiş-ayakta-salât ederken-[eğitim-öğretim yaptırırken] haberci ayetler ona seslendiler.”

    (Ahzab,33)”Salâtı ikâme edin, zekâtı yapın-Vahyi iyice öğrenip kavrayın ve onunla câhiliye düşüncelerinden arının-Vahyi hayatlarınıza hâkim kılın ve arınmışlığa ulaşın.”

    (Ahzab,43)”Allah, sizi karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için size salât etmektedir-destek olmaktadır.”

    (Ahzab,56)”Allah ve melekleri, Nebi’ye salât ederler-yardımcı olmaktadır-desteklemektedir. Ey inananlar siz de peygambere salât edin-yardımcı-destek olun, gereksiz davranışlarınızla onu incitmeyin, ona gereken saygı ve itaat gösterin.”

    (Nisa,43)”Sarhoşken-ne dendiğini anlayacak durumda oluncaya kadar ya da cünüpseniz-şehvetinizin kabarıklığı dolayısıyla gergin iseniz, anlatılanları anlayacak duruma gelinceye kadar salâta-Vahiy öğrenme çalışmasına-Vahiy Dersi’ne katılmayın-hasta ya da yolda olanlar zaten katılamaz-.”

    (Nisa,77)”Elinizi savaştan çekin, salâtı ikâme edin, zekâtı yapın-Vahyi hayatınıza hâkim kılın ve arınmışlığa ulaşın-çığırtkanlık yapmayın, Vahyi öğrenin ve onunla temizlenip arının’ denilen kimseleri görmedin mi?”

    (Nisa,101)”Peygamber yanınızda olmadan sefere çıktığınızda, salâtı-peygambere gelen Vahyi, daha sonra öğrenmenizde size bir sakınca-günah yoktur.”

    (Nisa,102)”Ey Peygamber! Sen orduyla beraberken; onlara salâtı – Vahyi öğretirken, güvenliği elden bırakmayın. Bir gruba salâtı-Vahyi öğretirken-Vahiy Dersi’ni yaparken, diğer grup silahları ile sizi korusun. Bunlar, secde edince-Vahyi iyice öğrenip kavradıktan sonra çekilsinler, sonra, diğer grup salâtı ikâme etsin-Vahyi öğrenmeye gelsinler.”

    (Nisa,103)”Seferde salâtı ikâme ettikten-Vahyi öğrenmeyi tamamladıktan-Vahiy Dersi’ni bitirdikten sonra, Allah’ı anın-öğrendiklerinizi Allah’ın buyruklarını, artık tek başına, ister ayakta, ister oturarak ve ister yan yatarak tekrarlayıp iyice pekiştirin. Seferden dönüp de, güvene kavuştuğunuzda salâtı-Vahyi öğrenme çalışmalarına herkesin belirlenmiş vakitlerde, salâtı-Vahyi öğrenmeye gelmesi-Vahiy Dersi, inananlar üzerine bir görevdir.”

    (Nisa,142)”İkiyüzlüler, salâtı-Vahyi öğrenmeye-Vahiy Dersi’ne gitmeye isteksiz davranırlar. Onlar gitseler de gösteriş için giderler.”

    (Nisa,162)”Salâtı ikâme ederler, zekâtı yaparlar-Vahyi okurlar ve onunla arınırlar.”

    (Ra’d,22)”Sadece Rablerinin onayını kazanmak için güçlüklere göğüs gererler, salâtı ikâme ederler-Allah için çok çalışırlar-Vahyi hayatlarına hâkim kılarlar ve kendilerine verdiğimiz rızıktan gizli ve açık infak ederler-yardım ederler, kötülüğü iyilik ile savarlar.”

    (Beyyine,5)”Dini sadece Allah’a ait kılan, O’na hiçbir şeyi ortak koşmayanlar olarak, yalnızca Allah’a tapmalarını, salâtı ikâme etmelerini zekâtı yapmalarını-Allah’ın buyruklarına inanıp bağlanmalarını ve onunla arınmalarını-Vahyi hayatlarına hâkim kılıp, arınmışlığa ulaşmalarını istemiştik.
    İşte dosdoğru din buydu.”

    (Nur,37)”Öyle kimseler ki, hiçbir ticaret ve alışveriş-kazanç onları, salâtı ikâme etmekten ve zekâtı yapmaktan-Allah’ın buyruklarına uymaktan-Allah’ın Vahyinden-Vahyi hayatlarına hâkim kılmak ve arınmışlığa ulaşmaktan alıkoymaz.”

    (Nur,41)”Görmedin mi ki, göklerde ve yeryüzünde olanlar, gerçekten Allah’a boyun eğmiş, her işlerinde tespih-itaat etmektedirler, örneğin dizi dizi uçan kuşlar. Her biri, salâtını-kendi Vahyini ve tesbihini-onu yerine getirişini şüphesiz bilmektedir.”

    (Nur,56)”Salâtı ikâme edin, zekâtı yapın-Vahiy ile bağlantıyı kesmeyin ve onunla arının-Vahyi hayatınıza hâkim kılın ve arınmışlığa ulaşın.”

    (Nur,58)”Evinizde çalışanlar ve henüz olgunluğa ulaşmamış olanlar; şu üç durumda sizden izin istesinler; fecr salâtından-sabah vakti Vahiy Dersi’nden önce, gün ortasında elbiselerinizi çıkardığınızda, işa salâtından-akşam vakti Vahiy Dersi’nden sonra.”

    (Hac,26)”Sakın Bana hiçbir şeyi ortak koşma; tavâf edenler, kaim olanlar, rukû edenler, secde edenler- dolaşanlar-dosdoğru olanlar-haksızlığa baş kaldıranlar-Allah’ı birleyenler-itaat edenler, boyun eğip teslimiyet gösterenler için evi-beyti-dini, şirk bulaştırmadan tertemiz tebliğ et.”

    (Hac,35)”Allah’a içtenlikle teslim olanlar, Allah anıldığında yürekleri ürperir, başlarına gelen sıkıntılara göğüs gererler, salâtı ikâme ederler-Allah ile bağlantıyı kesmezler-Vahyi hayatlarına hâkim kılarlar, kendilerin verdiğimiz rızktan infak eder-yoksullara pay ayırırlar.”

    (Hac,41)”Salâtı ikâme ederler, zekâtı yaparlar-Allah’ın buyruklarını uygularlar-Vahyi hayatlarına hâkim kılar ve arınmışlığa ulaşırlar.”

    (Hac,78)”Salâtı ikâme edin, zekâtı yapın-Vahyi hayatınıza hâkim kılın ve arınmışlığa ulaşın-Vahiy ile bağlantıyı kesmeyin ve onunla temizlenin, Allah’a sımsıkı sarılın.”

    (Mücadele,13)”Salâtı ikâme edin, zekâtı yapın-Vahyi hayatınıza hâkim kılın ve arınmışlığa ulaşın-Vahye bağlanın ve onunla arının.”

    (Cuma,9,10)”Cuma-toplantı günü salât-Vahiy Dersi için çağrı yapıldığında, hemen Allah’ın Vahyine-(zikrullah) koşun ve alışverişi bırakın. Salât-Vahiy Dersi tamamlanınca, yeryüzüne dağılın.”

    (Mâide,6)”Salâta-Vahiy Dersi’ne-eğitim-öğretime giderken, yüzlerinizi ve dirseklere kadar ellerinizi, başınızı ve topukları kadar ayaklarınızı yıkayın.”

    (Mâide,12)”Eğer salâtı ikâme eder, zekâtı yaparsanız-Vahyi hayatınıza hâkim kılar ve arınmışlığa ulaşırsanız, elçilerime inanır, onlara saygılı olursanız ve böylece Allah’a borcunuzu güzel şekilde ödersiniz.”

    (Mâide,55)”Salâtı ikâme edip rukû halinde zekâtı yapan-Vahye bağlanan, Vahyi gereği gibi uygulayan-tam bir teslimiyetle Vahyi hayatına hâkim kılan, arınanlardır.”

    (Mâide,58)”Salâta-Vahyi öğrenmeye çağırdığınızda, onu küçümseyerek alay ve eğlence konusu yaparlar.”

    (Mâide,91)”Şeytan, sarhoş edicilerle ve kumarla aranıza düşmanlık ve kin sokmak; sizi salâtı-Allah’ın Vahyini öğrenmekten-Vahiy Dersi’nden alıkoymak ister.”

    (Mâide,106)”Şüpheye düşerseniz o iki kişiyi salâttan-anlaşmadan- ahitten sonra alıkoyun.”

    (Tevbe,5)”Salâtı ikâme eder, zekâtı yaparlarsa-Vahye inanıp bağlanır ve onunla ortak koşucu inançlarından arınırlarsa yollarını serbest bırakın.”

    (Tevbe,11)”Salâtı ikâme eder ve zekâtı yaparlarsa-Vahye samimi olarak bağlanır ve onunla inançlarını temizlerlerse, din kardeşiniz olurlar.”

    (Tevbe,18)”Allah’a teslim olmuş beldelerde yalnızca Allah’a ve ahiret gününe inanıp, salâtı ikâme eden, zekâtı yapan-Vahye bağlı kalan ve onunla arınanlar-Vahyi hayatlarına hâkim kılan ve arınmışlığa ulaşan- Allah’tan başkasından korkmayanlar hak iddia ederek yaşayabilir.”

    (Tevbe,54)”Salâta-Vahiy Dersi’ne ancak isteksizce gelmeleri ve istemeyerek ve gösteriş için infak etmeleridir.”

    (Tevbe,71)”Salâtı ikâme ederler, zekâtı yaparlar-Vahyi iyice anlarlar ve arınırlar-Vahyi hayatlarına hâkim kılar ve arınmışlığa ulaşırlar.”

    (Tevbe,84)”İkiyüzlülerle salât etme-ilişkiyi kes.”

    (Tevbe,99)”İnfak ettiğini Allah’a yaklaştıracak bir vesile ve resule selâvat-elçiye destek sayar.”

    (Tevbe,103)”Ey Peygamber! İçtenlikle suçlarını itiraf edenlerin, kendilerini onunla temizleyip arındıracakları sadakalarını al-kabul et. Onlarla salli-(kopardığın) bağlantıyı (yeniden) sağla-yeniden ilişki kur-onları destekle. Senin onlarla salâtın-bağlantın-desteğin onları rahatlatacaktır.”

    KUR’AN Türkçe çeviri kaynaklar:
    temizfikir.com
    acikkuran.com
    Erhan Aktaş
    Hakkı Yılmaz; istekuran.net
    Mustafa Sağ

  34. KUR’AN’da ezan?!

    Toplumda ezan
    Türkçe mi okunsun,
    Arapça mı okunsun
    tartışması gereksiz yapılıyor;
    çünkü namaz(?!) için
    ezan(?!) okunması
    KUR’AN’da YOK!
    Bu yüzden de tartışması da
    boşuna yapılmış oluyor!
    KUR’AN’da ezan nedir?
    Gerçekten günde beş defa
    namaza çağrı dedikleri ezan
    KUR’AN’da isteniyor mu,
    var mı, yok mu diye
    bakan, araştıran, inceleyen YOK!

    KUR’AN’ı
    Arapça anlamadan okuyan,
    geleneksel din anlayışı ile büyümüş,
    üniversite eğitimi sonrasında;
    KUR’AN’ın Türkçe çevirilerini okudukça uyanmış,
    DİN adına tüm BİLGİleri artık
    KUR’AN’dan alan bir
    TANRI-ALLAH ve KUR’AN
    inananı ve hayranı olarak
    ezan konusunu yazmasam olmazdı!

    Ezana saygıyla büyütülmüş,
    ezan sesi duyunca
    müziği bile kapatan,
    kendi konuşma sesini kısan, neredeyse saygı duruşuna geçen ve
    yalın sesle, mikrofonsuz okunan ezanları, özellikle sabah ezanlarını
    huşu ile dinleyen biriydim.

    KUR’AN BİLGİSİ arttıkça;
    kötü mikrofon sesleri ile ve
    sesini kullanmayı ve
    makam bilmeyen,
    sesinin son perdesi ile
    bağıran müezzinlerin
    ezan okumalarını dinledikçe bilincimin açıldığını,
    isyan duygularımın uyanmaya başladığını farkettim.

    Sonra ezan konusunda
    KUR’AN Ayetlerini
    incelemeye başladım.

    Ezan
    (A’raf,44). ayette;
    “‘Kıyamet günü
    (mu’ezzinun); bir çağırıcının
    (feezzene); çağrısı.'”
    ve
    (Tevbe,3). ayette;
    “‘Allah ve resulünden insanlara
    Büyük Hac günü şirk konusunda
    ezanun; bir bildiridir-bir duyurudur.”‘
    olarak iki ayette geçiyor.

    Eğer iddia ettikleri namaz(?!) için ezan bir çağrı olsaydı,
    ‘cuma namazı(?!)’ diye dayattıkları
    (Cuma,9). ayette yapılan
    çağrıda Arapça ‘ezan’ kullanılırdı.

    TANRI-ALLAH
    KUR’AN’da
    (Cuma,9). ayette
    Arapça ‘nudiye’ kelimesini
    kullanmış; ‘ezan’ dememiş?!

    Neyi, niye
    muhafaza ettiğini bilmeyen
    muhafazakâr toplumsal yapıda kutsallık(?!) atfedildiğinden
    müthiş bir ezan-câmi tapıncı var.
    KUR’AN,
    TEK KUTSAL ALLAH-TANRI derken!

    KUR’AN’dan onay almayanların,
    inanç özgürlüğünü kısıtlayan,
    şirke götüren, şirk olan
    KUR’AN dışında kalan
    artık gelenek haline gelmiş
    tüm uygulamaların
    konuşulması, yazılması, anlatılması, söylenmesi gerekiyor.

    Aforoz edilme korkusu ya da
    toplumda dinsiz, imansız damgası yeme ve dışlanma endişesi ile kimse DİN konusunda yanlışları söylemeye cesaret edemiyor.
    Müthiş bir korku hali var!?

    Bu yüzden din satıcılarının
    işi çok kolay oluyor;
    istediğini, işine gelmeyeni
    kâfir, cehennemlik
    ilan ediveriyor, alanını boşaltıyor.
    Kimin kâfir, kimin cehennemlik olduğunu
    SADECE TANRI-ALLAH bilirken!
    Böylece KUR’AN BİLGİSİ
    yoksunu, yoksulu halkı da
    kendi inandığını din diye dayatıp, toplumu baskı ile
    kontrolü altında tutuyor.

    Kara kapkara yobaz cahillerin ellerinde, dillerinde, tekellerinde yaşanan şirk dini, baskı, zulüm;
    İSLAM Dini,
    KUR’AN Dini değil.

    Altıbin küsur AYETle,
    evrene dair ipuçları ve
    dünya yaşamına dâir,
    insanoğluna gerekli
    tüm BİLGİLER yüklenmiş(Sad,67,69)
    TANRI-ALLAH Kitabı
    muhteşem KUR’AN;
    kendi çıkarları, menfaatleri için
    KUR’AN’ı kullananların
    tekelinden, ellerinden, dillerinden
    KURTARILMALIDIR!!!

    KUR’AN gerçeklerinin,
    KUR’AN’da olmayanların
    anlatılması, yazılması ŞART!

    İnsanoğlu bilinmeyenden korkar.
    KUR’AN bilinmeyenleri
    KUR’AN BİLGİsi ile bilinir
    hale getirdiğinden;
    korkulardan da kurtarır.

    KUR’AN söz konusu olunca;
    hiçbir şeyden,
    hiç kimseden
    toplumsal baskıdan korkmadan;
    TANRI-ALLAH’ın lütfuyla,
    KUR’AN’a saygıyla ve
    hesap SADECE TANRI-ALLAH’a verilecek bilinciyle tüm
    KUR’AN GERÇEKLERİNİN
    söylenmesi, anlatılması, yazılması ve toplumun uyarılması gerekiyor!!!

    Ve
    toplum içinde hiç kimse
    ezana tek laf etmiyor, ettirmiyor?!
    Hastaneden yeni çıkmış,
    geceleri uyumakta zorlanan ve
    yeni uyumuşken sabah ezanı sesi ile uyanan bir hasta olarak da;
    bu konuyu yazmanın zamanının geldiğini düşündüm.

    Yaşadığım bölgede
    özellikle sabah ezanı
    öylesine kötü okunuyor ki,
    sıcak hava nedeniyle camlar açık ve câmi yakın olunca,
    ezan evin içinde okunuyor gibi.

    KUR’AN’ın hiçbir ayetinde;
    ‘günde beş defa
    insanları ezan(?!) ile
    namaza(?!) çağırın’
    açık-apaçık
    TANRI-ALLAH ayeti YOK!

    (Hac,16)”Kur’an’ı (açıklayıcı)-apaçık açık-seçik ayetler halinde indirdik.”

    TANRI-ALLAH
    yarattığı kullarını
    inanç konusunda tamamen
    özgür bırakmışken;
    sizin inandığınız gibi inanmaya insanları zorlama hakkınız var mı?

    (Yunus,99)”Eğer Rabbin dileseydi, yeryüzünde bulunanların hepsi toptan iman ederdi (onları özgür iradeleriyle baş başa bıraktı).
    O halde insanları mü’min olsunlar diye sen mi zorlayacaksın”

    uyarısını özelde
    resulü Muhammed’e,
    genelde tüm insanlara yapmışken,
    ezan çağrısı,
    kendi inandıkları dini, inancı
    dayatma, zorlama, baskı değil mi?

    (Bakara,256)”Dinde baskı-dayatma, zorlama yoktur.”

    (Nahl,52-Zümer,3)”Halis-saf-arı-duru din yalnızca, sürekli Allah’a aittir.”

    (Yusuf,40)”Hüküm verme yetkisi, ancak ve sadece Allah’a aittir.”

    (Yunus,37)”Kur’an, Allah’tandır.”

    Üstelik KUR’AN’da eksik de YOK!

    (En’am,38)”Kitap Kur’an’da hiçbir şeyi eksik bırakmadık.”

    KUR’AN’da olmayan,
    günde beş defa ezan okumak;
    inanmayanları,
    başka inançta olanları,
    hastaları rahatsız etmek,
    çocukları korkutmak,
    sabahları uykularından uyandırmak;
    ‘benim inandığım gibi inanacaksın’
    dayatması, zorlaması, baskısı
    değil mi?!

    ALLAH-TANRI,
    DİN’imde
    baskı, zorlama, dayatma YOK derken;
    ALLAH-TANRI’ya karşı gelmek,
    ALLAH-TANRI’nın istemediklerini
    sanki O’nun emirleriymiş(?!) gibi göstermek;
    ALLAH-TANRI’ya iftira,
    sadece ALLAH-TANRI’ya ait
    DİN’i hakkında
    yalan söylemek değil mi?

    (Nahl,116)”Kendi yalanlarınızı Allah’a dayandırarak, gelişi güzel, yalan yanlış konuşarak,
    ‘Bu helâldir, bu da haramdır’ demeyin, çünkü
    Allah’a karşı yalan uydurmuş,
    Allah’a iftira etmiş olursunuz.”

    (Hud,18)”Uydurdukları yalanları Allah’a isnat ederek
    Allah’a iftirada bulunmuş olandan daha zalim kim vardır?”

    ALLAH-TANRI’nın
    özgürlük DİN’ine
    bu zulmü yapmaya
    hiç kimsenin,
    hiçbir kurumun hakkı YOK!

    (Yunus,44)”ALLAH kullarına asla-zerrece zulmetmez.”

    (Bakara,256)”DİNde zorlama yok.”

    (Nahl,52-Zümer,3)”Din ALLAH’a ait.”

    (Yusuf,40)”Hüküm ALLAH’a ait.”

    (Yunus,37)”KUR’AN, ALLAH’tan.”

    (En’am,38)”KUR’AN’da eksik yok”

    (Hac,16)”KUR’AN açık-seçik-apaçık.”

  35. KUR’AN’a göre;
    herkesin DİN’i kendine!

    (Kafirûn,6)”Sizin dininiz size,
    benim dinim bana.”

    (Yunus,41)”Ey Peygamber! Seni yalanlarlarsa de ki, ‘Benim yaptığım bana, sizin yaptığınız ise size.’ ”

    (En’am,164)”İnsanların işlediği fiiller yalnızca kendilerini ilgilendirir.”

    KUR’AN
    herkesin istediği gibi inanmasını ve sadece ortak ilkede buluşulmasını;
    TEVHİD’i, TEK’liği
    önerir, öğütler!
    Şirki;
    maddeden oluşmuş
    her şeye, herkese
    bağımlı hale getiren
    TANRI ortaklığını reddederek,
    İNANÇTA ÖZGÜRLÜK
    çağrısı yapar!

    (Âli İmran,64)”Ey Peygamber! De ki, ‘Kitaplılar (Yahudiler ve Hristiyanlar)! Bizimle sizin aranızda ortak bir ilkeye gelin. Allah’tan başkasına kul olmayalım. Allah’a aracı ile ulaşmayalım.
    Allah’a hiçbir şeyi ortak koşmayalım. Allah’ın yanı sıra, birilerini her emrine kayıtsız şartsız itaat edilen efendiler ve Rabler edinmeyelim!’ ”

    (Şura,15)”Allah, bizim de Rabbimiz, sizin de Rabbinizdir.
    Bizim yaptıklarımız bize,
    sizin yaptıklarınız sizedir.
    Aramızda tartışılacak hiçbir şey yoktur. Nasıl olsa Allah hepimizi bir araya toplayacak ve aramızda hükmünü verecektir. Çünkü herkesin nihâî dönüşü O’nadır.”

    (Kasas,87)”Sana ayetlerimiz indirildikten-Vahiyden-Kur’an’dan sonra sakın seni Allah’ın ayetlerinden saptırmasınlar.
    Sen sadece Rabbine çağır-davet et ve sakın aratanrıcılardan-Allah’tan başka varlıklara tanrısal güçler ve nitelikler yakıştıran-Allah’a ortak koşanlardan olma!”

    İnancın nasıl olması gerektiğini bildiren KUR’AN BİLGİsini
    isteyen alır, yaşamına uygular;
    inandığının, yaşamının hesabını da
    SADECE TANRI’ya verir.

    (Şuara,113)”Herkesin hesabı sadece Rabbim tarafından değerlendirilecektir. Keşke böyle olduğunu bir anlasanız…”

    Hiçbir kimsenin,
    hiçbir kurumun,
    başkalarının inançlarına karışma;
    kâfir veya inanan,
    cennetlik veya cehennemlik,
    ilan etme hakkı,
    aforoz yetkisi yoktur!

    Kara kapkara yobaz cahiller,
    din satıp saltanat kuranlar
    sanki ellerinde bir
    inanç ölçer var gibi;
    işlerine gelmeyeni kolayca
    kâfir, cehennemlik,
    işlerine geleni de
    Allah dostu(?!),
    şeyh, şıh, hocaefendi,
    cennetlik yapıveriyorlar!

    Köktendinciler, diyanet, tarikatlar
    KUR’AN’ın DİN’ini değil,
    Muhammed peygamber
    adına uydurdukları
    sünneti-hadisi diyerek
    iftira, ihanet olan
    şirk dinini anlatıyor, yaşatıyorlar.

    KUR’AN’a inandığını iddia eden ama Arapça okuyup ölülere üfüren,
    KUR’AN içeriğinden habersizler ve
    KUR’AN’a inanmayanlar
    her iki grup
    bu şirk dini yaşantılara bakarak,
    din’i;
    asıl amacı bambaşka
    ama bu amaca göre uygulanmayan
    namaz(?), oruç, kurban, hac gibi
    birkaç ritüelden,
    kadına ait iftira bilgilerden ve
    başörtüsünden,
    cennet, cehennem gibi
    soyut kavramlardan,
    ödül(!) ve cezadan
    ibaret zannediyorlar?!

    Altıbin küsur ayetlik,
    binbeşyüzyıl öncesi
    dünya insanlarına
    BİLGİ amaçlı indirilmiş
    TANRI’nın DİN’inden
    tüm yaşama dâir Kitabından
    KUR’AN’dan
    söz ediyoruz;
    bu kadar basit mi?!

    İnançlı olduğunu iddia edenler
    bu ritüelleri uygulamayanları
    ‘kâfir’,
    KUR’AN’a, TANRI’ya
    inanmayanlar da
    bu amacından sapmış ritüelleri uygulayanları
    ‘dindar’ zannediyorlar ve
    hep zan üzerinden
    düşünce üretiyorlar.

    Cenneti kazanmak ödülü(?)
    Cehennemde yanmaktan korkutmak(!) tehdidi;
    din pazarlayan, satanların
    en önemli sermayesidir!

    TANRI tarafından
    haklarında az BİLGİ verilmiş konularda tartışarak
    çok değerli zamanı
    boşuna harcıyorlar!

    (İsra,85)”Ruh-Vahiy, Rabbimin tasarrufundadır. Sonsuz bilgi kaynağından algılayabileceğiniz kadar-çok az bilgi verilmiştir.”

    İNSAN olmayı başarabilmektir
    tek önemli olan!

    TANRI ADİL’dir;
    ADALETİN kaynağı ve yaratıcısıdır!
    Ne HAK ettiysek
    onunla buluşturacaktır!

    (İsra,13)”Her insanın dünyada yaptıklarının sorumluluğunu, kaderini kendi kişisel-özgür seçimine bırakmışızdır.”

    (Fussilet,23)”Allah hakkındaki düşünceleriniz gerçek dışıdır. Sadece zan ediyorsunuz. Zanlarınıza inanıyorsunuz.
    İşte sizi mahveden düşünce o oldu ve kaybedenlerden oldunuz.”

    “Allah ki, yaratandır, kusursuzca var edendir, bütün mükemmellik vasıfları yalnız O’nundur.”
    (Haşr,24)

    Allah’ın varlığını, birliğini; insan hayalinin ulaşabileceği her türlü tasavvurun üstünde ve ötesinde yüceler yücesi bir Yaratıcı olduğunu; tüm boyutlarıyla düşünüp anlasınlar-aydınlansınlar diye Kur’an’da gerçekleri farklı yerlerde, farklı örneklerle açıkça ortaya koyduk-her türlü açıklamayı yaptık.”
    (İsra,41)

    KUR’AN’da,
    TANRI’nın İSLAM DİN’i dediği;
    İSLAM;
    İNSANLIK YOLU.

    Ama maalesef ki
    İSLAM;
    kara kapkara yobaz cahillerin, insanlıktan çıkmış,
    vahşi, ilkel, nobran teröristlerin,
    insan geçinenlerin
    tekelinde, yönetiminde,
    kavram kargaşasına
    kurban edilmiş durumda!

    İSLAM;
    İNSANLIK YOLU,
    esenlik, barış, huzur, hak, hukuk, adalet, iyilik, güzellik adına
    yaşamda ilke olarak ne varsa
    hepsinin kavramsal kaynağı,
    içinde inancı da barındıran
    muhteşem ilkelere, kurallara sahip
    bir yaşam sistemi,
    evrensel barış,
    insanlığın ahlâkî değerler sistemi!
    Sistemin sahibi TANRI!
    Sistemin Kitabı KUR’AN!

    KUR’AN;
    bu insanlığın ortak yolunu,
    ahlakî değerler sistemini,
    peygamberlerin
    tarihsel olayları içinde veren
    TANRI KİTABI.

    (Câsiye 22)”Allah, gökleri ve yeri hak, hukuk ve adâlet esaslarına göre, bir sistem olarak yaratmıştır.”

    KUR’AN’ın DİN’i;
    HAK çizgisini,
    İNSAN olmanın sınırlarını aşmış
    zalim yöneticilerin, zulmedenlerin
    peygamberlerle, kitaplarla
    TANRI tarafından uyarıldığı,
    tarihsel olayların içinde verilen
    evrensel, insanî ilkeler!
    Yaşamın,
    insan olmanın ahlâkî kuralları,
    ADALET, HAK, EŞİTLİK, ÖZGÜRLÜK diyen TANRI’nın anayasası!

    (Hadid,25)”Kitapla insanlar arasında adaleti ve hukukun üstünlüğünü tesis edecek değer ölçüleri-doğruyla yanlışı, yalanla gerçeği, hakla haksızlığı, adaletle zulmü ayıran ölçüleri-yasayı gönderdik ki; insanlar adaleti yerine getirsin.”

    Her hal ve şartta ADALETLİ olmak!
    HAK yememek!
    YALAN söylememek!
    İFTİRA etmemek!
    SÖZÜnü yerine getirmek!
    PAYLAŞMAK,
    İYİLİK yapmak(karşılıksız),
    gibi
    İNSAN olmaya dâir ne varsa,
    ne kadar kural, ilke varsa
    peygamber hikayelerinin içinde
    ana fikir olarak ve
    ahiret-sonraki yaşama
    dâir kısa bilgilerle
    insanlığa sunulmuştur!

    (Rum,8)”Allah gökleri, yeri ve bu ikisi arasındakileri ancak hak ve adâlet esaslarına göre-şaşmaz kanunlara bağlı mükemmel bir sistem-gerçek bir amaç ve belirlenmiş bir süreye bağlı olarak yaratmıştır.”

    (Kasas,77)”Allah’ın sana verdiği serveti iyilik yolunda kullanarak ahiret yurdunu gözet!
    Dünyadan da nasibini unutma!”

    (Nisa,165)”Bütün resuller; müjdeciler ve uyarıcılar-haberciler olarak gönderildi ki, insanların, Allah’a karşı ileri sürebilecekleri bir mazereti-bahaneleri kalmasın.”

    (Ra’d,2)”Ayetleri ayrıntılı olarak açıklamakta-açık açık dile getiriyor ki, [Yargı Günü’nde] Rabbinizin huzuruna çıkacağınıza belki
    kesin olarak inanırsınız.”

  36. KUR’AN’a göre Müslüman?!

    İSLAM;
    TANRI’nın
    özgür seçim hakkı vererek çağırdığı
    Kendisinin de üzerinde olduğu
    dosdoğru;
    Barış-Selamet-Güvenlik yolu!

    İslam sistemini, yolunu seçen ve
    bu yol üzerinde yer alan
    KUR’AN’da kayıtlı
    TANRI öğütlerini;
    evrensel insanî değerlerini,
    ahlakî kurallarını, ilkelerini uygulayan da Müslüman!

    (Fussilet,33)”Ortağı olmayan Allah’a çağıran, iyi ve güzel işler üreten,
    SALİHÂT-hayra ve barışa yönelik iş -doğru ve adil olanı yapan ve
    ‘Ben Müslüman olanlardanım’
    diyenden daha iyi sözlü kim vardır?”

    Namaz kılan, başını örten,
    câmi yaptıran, hacca giden,
    kurban kesen değildir müslüman!
    Görüntü veren,
    gösteriş amaçlı olabilecek
    bu ibadetler(?!),
    menfaat, çıkar amaçlı kullanılabilir!

    (Maun,4,5,6)”Vay haline-yazıklar olsun böylesi ibadet-salât edenlere!
    Onlar salâtlarından-ibadetin gerçek amacından gafildirler.
    Onlar öyle kimselerdir ki, (ibadeti çıkar amaçlı) gösteriye dönüştürürler-riyaya sapandır onlar/gösteriş yaparlar!

    Ve insanların
    bu ibadetleri(?!)
    ne amaçla yaptığını,
    niyetini bilmek mümkün değildir.

    Atalar dini satıcılarına inananlar;
    ‘alnı secdeye değiyor,
    namaz kılıyor, başını örtüyor’;
    diyerek bu görüntülere,
    ritüellere bakarak,
    inancı var zannıyla, inanca göre
    siyasetçi seçtiğinden;
    din satıp saltanat kuranların,
    tarikatların, diyanetin desteklediği
    din bezirganlarının,
    ülkeyi yaşarken
    cehenneme çevirmesine
    sebep oluyorlar!

    (Lokman,21)”Allah’ın indirdiği kitaba-Kuran’a uyun, denilince, ‘Hayır, biz, atalarımızdan gördüğümüz [inanç ve eylem biçimlerin]e uyarız!’ derler.
    Peki, ya şeytan onları yakıcı ateşin azabına çağırmışsa?”

    (Bakara,170)” ‘Kur’an’a uyun’ denildiği zaman ‘Hayır, biz, atalarımızın izlediği yola, alıştığımız âdetlerimize uyarız.’ derler. Ataları akletmemiş ve doğru yolu bulamamış olsalar bile mi?”

    Atalar dini;
    başta peygamberleri,
    rahipleri, hahamları,
    mezhep imamlarını
    din konusunda
    TANRI ortağı yaparak
    şirk dinleri yaratıyorlar ve
    peygamberleri
    sanki rakipler gibi yarıştırıyorlar!

    Halbuki KUR’AN;
    ‘peygamberler arası ayrım yok’ diyor!

    (Âli İmran,84)”Allah’a, bize gönderilen Kur’an’a,
    İbrahim’e, İsmail’e, İshak’a, Yakup’a, Yakupoğullarına, Musa’ya, İsa’ya ve diğer Nebilere Allah tarafından ne verilmişse hepsine inandık!
    Onlardan hiçbirini
    diğerinden ayırt etmeyiz!
    Biz müslümanlarız!”

    (Âli İmran,67)”İbrahim ne Yahudi idi ne de Hıristiyan;
    tektanrıcı bir Müslümandı.
    O, Allah’tan başkasına ilahlık yakıştıran müşriklerden değildi-hiçbir zaman ortak koşanlardan olmadı.”

    (Mü’minun,52,53)”Tüm milletler tek bir toplumdur-(tevhid dini, bütün nebilerde tek bir dindir)-hepiniz aynı inananlar topluluğusunuz.
    Fakat insanlar bu inanç birliğini parçalayıp çeşitli zübürlere-kutsallaştırılmış kitaplara ayırdılar. Her grup, kendi yazdıkları kitapla övünüyor.”

    TANRI katında TEK olan DİN’in paramparça edilmişliğinin sonucu;
    Yahudi, Hıristiyan, Müslüman,…
    gibi farklı din kimlikleri;
    ortodoks, katolik, alevi, sünni gibi mezhepler;
    evanjelik, mevlevi, nurcu,… gibi tarikatlar, imam, haham, rahipler,…!

    (Hac,78)”Allah, Kur’an’da olduğu gibi sizi daha önce de
    Müslüman olarak isimlendirmişti.”

    (Tevbe,31)”(Yahudiler) Allah’la beraber hahamlarını ve (Hıristiyanlar da) rahiplerini Allah’tan ayrı birer Rab konumuna getirdiler. Meryem oğlu (İsa) Mesih’i de (Allah’ın oğlu ilan ederek) rab edinmişlerdi. Hâlbuki onlara yalnız bir tek ilah (olan Allah’)a kulluk etmeleri söylenmişti. O’ndan başka hiçbir ilah yoktur. O, onların ortak koştukları şeylerden uzaktır.”

    (Meryem,35)”İsa’nın Allah’ın oğlu olduğunu öne süren Hıristiyanların iddiaları tamamen uydurmadır!
    Bir oğul edinmek Allah’a asla yakıştırılamaz; sınırsız yüceliğiyle O böyle bir şeyin üstünde, ötesindedir!
    Allah çok yücedir.”

    (Zümer,65)”Eğer Allah’a ulaşmak için devreye birini sokarsan, ortak-şirk koşarsan,
    bütün yaptıklarını iptal eder ve
    her şeyini kaybedersin.”

    TANRI,
    Şirk dışında
    her şeyi bağışlayacağını söylüyor!
    Şirk dini satıcıları ise;
    başta diyanet ve tarikatlar;
    KUR’AN’ı
    sadece tebliğ ve
    yazıyla kayıt altına almakla
    görevli resul ve nebi olan
    elçisi Muhammed’i;
    kendi uydurdukları
    sünneti-hadisleri(?!) ile
    TANRI ortağı yapıyor,
    şirke çağırıyorlar!

    (Zümer,36)”Allah, kuluna yetmiyor mu?”

    (Âli İmran,103)”Ve topluca Allah’ın ipi Kur’an’a sımsıkı bağlanın ve bölünüp parçalanmayın!”

    (En’am,55)”Nelerin suç, kimin suçlu olduğu iyice belli olsun diye gerçekleri açık ve anlaşılır kılıyor, Ayetlerimizle ayrıntılı açıklıyoruz.”

    (Âli İmran,102)”Ey inananlar!
    Derin bir duyarlıkla Allah’a karşı saygılı-sorumluluğunuzun hakkıyla bilincinde olun ve O’nun gönderdiği gerçeğe gereğince uyun ve
    Müslümanlar olarak can verin.”

    Müslümanlık
    bir tercihtir ve ahlak ile ilgilidir!
    İNSAN olmakla, olabilmekle,
    İNSAN olmaya çalışmakla ve
    iyi, güzel, doğru işler yapmakla, adaletli, adil olmakla ilgilidir !
    HAK ve ADALET
    iyilik, güzellik, doğruluk için çalışmak, paylaşmak ile ilgilidir.

    (Nisa,58)”Allah, sorumluluklarınızı yürütürken insanlara
    ADALETLE davranmanızı öğütler.”

    Sadece TANRI’ya karşı duyulan sorumluluk bilinci ile ilgilidir.
    KUR’AN’ın Öğütlerini
    yerine getirmekle ilgilidir!

    (En’am,115)“Rabbinin Sözü doğruluk ve adalet bakımından tamamlanmıştır. O’nun sözlerini değiştirebilecek yoktur.”

    Müslümanlık;
    evrensel insanî değerlerle,
    ahlakî ilkelerle donanıp,
    insanlığın tekamülü;
    faydası, gelişimi için
    dosdoğru yol üzerinde
    TANRI ile birlikte yürümektir!

    (Hud,56)”Hiç kuşkusuz benim Rabbim dosdoğru bir yol üzerindedir.”

    (En’am,125)”Kim Allah’ın
    doğru yoluna girmek isterse,
    Allah, isteyen kimseyi
    dosdoğru yola ulaştırmak için
    onun gönlünü İslam’a açar.”

    Son söz!
    TANRI katında TEK olan DİN’i dünyaya egemen olmak için
    parçalayanlar;
    Ortadoğuda
    radikal dinci teröristlerin başı olan piyonlarına
    bölgeyi kontrol altında tutmak için
    kravat taktırıp,
    iktidar koltuğuna oturttular.
    Dünyayı yöneten bu emperyalistler,
    ülkemizde de;
    Lozan, Cumhuriyet,
    Atatürk düşmanı,
    Sevr yanlısı,
    töre, gelenek, etnik köken,
    tarikat şeyhi Saidi Nursi tapıcılar
    ve
    hain işbirlikçi siyasilerle birlikte
    eli çok kanlı terör örgütü elebaşına kravat takmak üzereler!!!!!

  37. KUR’AN, ALLAH-TANRI
    ‘Çok Seven’dir derken;
    ‘ilahi aşk?’ da ne demek?!

    İnsanoğlu TANRI’ya;
    SAYGI’sızlığını,
    hadsizliğini, had bilmez,
    sınır bilmezliğini;
    ‘oğul’ izafesinde olduğu gibi
    ‘ilahi aşk’ sapkınlığında da gösteriyor. Sadece insana ait duyguları, vasıfları TANRI’ya izafe ederek, TANRI’yı insanlaştırıyor!

    (Nisa,171)”Ey Kitap sahipleri (Hıristiyanlar)! Dininiz konusunda sınırı aşmayın! Allah hakkında yalnız gerçeği söyleyin! Meryemoğlu İsa Mesih, sadece Allah’ın resulü ve Meryem’e gönderdiği kelimesi ve Allah’ın yarattığı bir ruhtur-candır. ‘Üçtür’ demeyin ve kendi yararınıza buna son verin. Allah, tek ve biricik ilahtır. Allah, çocuk edinmek-çocuk sahibi olmaktan arınmıştır-yücedir. Göklerde ve yerde ne varsa hepsi zaten-yalnız Allah’ındır.”

    *’Üçtür’=Hıristiyan inancı teslis;
    baba-tanrı, oğul-İsa, kutsal ruh.

    (Meryem,90,91)”Esirgeyen ve bağışlayan Allah’a-Rahman’a çocuk yakıştırdılar diye, neredeyse gökler parçalanacak, yer çatlayıp-yarılacak ve dağlar yıkılıp çökecek.”

    (Bakara,163)”İlahınız bir tek İlah’tır.”

    (Tevbe,31)”İlah yok o tek Allah’tan başka.”

    Aşk, KUR’AN kavramı değil;
    iki insan arası ilişki-insani bir şey,
    nasıl İLAHİ olabilir ki?
    İkilik, üçlük… varsa ilahilik olur mu?

    İlahi aşk, bir tasavvuf-sufilik terimi!
    İnsan ilahlaştıran tasavvuf;
    aklın sürekli işletilmesini isteyen KUR’AN’ın aksine;
    akla, bilime, fizik kanunlarına aykırı söylemlerle dolu!
    Ruhu, ontolojik varlık olan insandan ayırıyor ve ruh için;
    metafiziğe! (varlığın ardındaki görünmeyen?),
    spiritüele! (tinsel varlığa bedenden ayrı-bağımsız?)
    çok tehlikeli, ticari alanlar açıyor!

    Ruhsal-tinsel? alanlarda gezintiler, tehlikeli sularda yüzmek gibi;
    sonu, iki İNSAN arasındaki ilişkiye
    İLAHİlik yakıştıracak ve kula tapınmak olan ŞİRK bataklığına düşürecek kadar çok tehlikeli!

    (Nisa,48)”Allah, kendisine ortak koşulmasını (başkalarının ilahlaştırılmasını) asla bağışlamaz.”

    (İsra,85)”Sana ruhtan sorarlar. De ki, ‘Ruh, Rabbimin tasarrufundadır. Size ruh hakkında çok az bilgi-ilimden sadece az birşey verilmiştir-verilen bilgi ancak algılayabileceğiniz kadardır.’ ”

    Edip Yüksel-Mustafa Sağ
    kısaltılmış alıntılar:
    Kur’an’da ruh kelimesi Tanrısal bilgi, vahiy, can, bilinç anlamlarındadır. Allah bilgilerini, bir bilgisayar sistem programı gibi insan soyunun genetik yapısına yükledi. Ruh-Tanrısal bilgi-Vahiy;
    şirk, rivayet, hurafelerle kirlenmiş bilinçleri temizler, canlandırır.”

    KUR’AN, Arapça okutanlar yüzünden ulaşılmaz, dokunulmaz,
    erişilmez, anlaşılmaz halde!
    Ölülere üfürük, çocuklara tecavüz aracı kitap halinde yerlerde,
    dinci sapkın, satıcıların, kara kapkara yobazların tekelinde!
    KUR’AN’ı, yerden kaldırıp
    TEK sahibi ALLAH-TANRI’ya
    teslim eden de yok!?
    Bu yüzden KUR’AN’ın
    en büyük zulüm dediği
    şirk ile ifrat ve tefrit de;
    ülkeyi yakan-yıkan başının
    en büyük belası halinde!

    İfrat fazlalık yönünde sapma, haddini, sınırı aşan sapkınlık, aşırılık!
    Tefrit eksiklik yönünde sapma, acizlik, daha iyisini yapabilme güç ve olanağı varken ihmal etme!
    İnsan onur ve özgürlüğünü yok eden Şirk de maddeye, kula kul-kölelik!

    Hak ise, ortada; ifrat ve tefritten yani ‘radikallik’-aşırılıklardan uzak,
    KUR’AN’da ki ‘sıratı müstakim’!

    (Fatiha,6)”Dosdoğru giden yol-sıratı müstakim-itidal yolu.”

    Artık, tasavvufu, ilahi aşkı, ifrat, tefrit, şirk tüm sapmaları bırakıp;
    KUR’AN kavramı sevgi ve kaynağı
    ‘Çok Seven’ ALLAH-TANRI olan ayetlere bakalım.

    (Mülk,29)”O (Allah), Rahman’dır-Çok Seven’dir!”

    *Rahman’ı, Türkçeye çevirisini
    kök anlamını vererek,
    ‘Çok Seven’ olarak yapan
    Prof.Salih Akdemir kısaltma alıntı:
    “Kur’an’ın anlaşılmasında, Arap dilinde yer alan köklerdeki asıl kök anlamların, zaman içinde değişen, yeni anlamların belirlenmesi için,
    art süremli ve eş süremli semantik araştırma yapılmalıdır.
    Kur’an da dahil bütün vahiy süreci, Sami dilleri vasıtasıyla olduğundan, karşılaştırmalı Sami Dilleri (Akkadça, İbranice, Aramice ve Habeşçe gibi) araştırmaları, Arap dilindeki köklerdeki meydana gelen anlam değişimlerini verir. Geleneksel yaklaşımın egemen olması ve Çeviribilimin Dilbilimden özgün bir bilim dalı engeline rağmen Eleştirel-Felsefi Hermönetik’e dayalı İşlevselci çeviri kuramı, Kur’an çevirisi konusunda güvenilir yoldur.”

    (Bakara,163)”Çok Seven, Çok Müşfik olan O Tanrı’dan başka Tanrı-İlah yoktur.”

    (Bakara,165)”İnsanlardan bazıları, Allah’tan başkasını, Allah ile denk tutarlar da, Allah’ı sever gibi onları severler.”

    (Bakara,170)”Kul sevgisini Allah sevgisine denk tutanlara-ortak koşanlara, Allah’ın indirdiğine-Kur’an’a uyun’ denildiğinde, ‘Hayır, biz atalarımızın izlediği yolu izleriz’ derler.”

    (A’raf,31)”Allah savurganlık-israf edenleri sevmez.”

    (A’raf,55)”Allah, aşırı derecede gösterişli dua edenleri-haddi aşanları-azmışları sevmez.”

    (Kasas,76)”Allah böbürlenip şımaranları sevmez.”

    (Kasas,77)”Allah, fesat peşinde koşanları-bozguncuları sevmez!”

    (En’am,141)”Allah israf edenleri-savurganları sevmez.”

    (Lokman,18)”Allah, büyüklük taslayıp böbürlenenleri-kurula kurula kendini övenleri sevmez.”

    (Şura,40)”Allah zalimleri sevmez.”

    (Nahl,23)”Allah, büyüklük taslayanları sevmez.”

    (Rum,45)”Allah, nankörlükleri sevmez.”

    (Bakara,190)”Allah sınır tanımaz azgınları-aşırı gidenleri sevmez.”

    (Bakara,195)”Allah, güzellik sergileyenleri-iyilik yapanları-dürüst davrananları sever.”

    (Bakara,205)”Allah, fesadı-bozgunculuğu sevmez.”

    (Bakara,222)”Allah, pişmanlıkla kendisine yönelenleri-tövbe edenleri ve arınanları-özlerini temiz tutanları-iyice temizlenenleri sever.”

    (Bakara,276)”Allah, nankörlüğe batmış hiçbir günahkârı sevmez.”

    (Enfal,58)”Allah hainleri-hainlik edenleri sevmez.”

    (Ali İmran,32)”Allah, hakikati inkâr edenleri-küfre sapanları sevmez.”

    (Ali İmran,57)”Allah zalimleri-haddi aşanları-gerçekleri saklayanları sevmez.”

    (Ali İmran,76)”Allah, erdemlileri-sakınanları sever.”

    (Ali İmran,134)”Allah güzel düşünüp güzel davrananları-iyilik yapanları sever.”

    (Ali İmran,140)”Allah, ikiyüzlü nankörleri-zulme sapanları sevmez.”

    (Ali İmran,146)”Allah sıkıntılara-güçlüklere göğüs gerenleri, zorluklar karşısında direnenleri-sabredenleri sever.”

    (Ali İmran,148)”Allah güzel düşünüp güzel davrananları-işlerini güzel-iyilik yapanları sever.”

    (Ali İmran,159)”Allah, tevekkül edenleri-güvenenleri sever.”

    (Mümtehine,8)”Allah, âdil-adaletli davrananları-adaleti ayakta tutanları sever.”

    (Nisa,36)”Allah, büyüklük taslayıp-kasılıp böbürlenen şımarıkları-kendini beğenmiş kibirli kişileri sevmez.”

    (Nisa,107)”Allah, hainlikte direnen-hainliği huy edilmiş-sürekli hainlik eden günahkârları sevmez.”

    (Nisa,148)”Allah, çirkin sözün açıklanmasını-çok haksızlığa-zulme uğrayanlar dışında kötü söz söylenmesini sevmez.”

    (Hadid,23)”Allah, kendini beğenip şımaran-övünenleri sevmez.”

    (Hac,38)”Allah (emanete) ihanet eden hainleri ve (nimetlerine karşı) nankörce davrananları sevmez.”

    (Hucurat,9)”Allah, adalette titiz-âdil-adaletli davrananları sever.”

    (Saff,4)”Allah, (taşları birbirine kenetlenmiş) kurşundan bir bina gibi, Kendi yolunda düzenli-disiplinli saflar halinde savaşanları sever.”

    (Maide,13)”Allah güzellik sergileyenleri-iyi-güzel davrananları sever.”

    (Maide,42)”Allah, adaleti ayakta tutanları-âdil-adaletli davrananları sever.”

    (Maide,64)”Allah, bozguncuları sevmez.”

    (Maide,87)”Ey inananlar! Allah’ın size helal kıldığı hayatın güzelliklerinden kendinizi yoksun bırakmayın ve Hakkın sınırlarını da aşmayın! Allah, aşırı gidenleri-azıp sınırı aşanları sevmez.”

    (Maide,93)” Allah, güzel-iyi davrananları sever.”

    (Tevbe,4)”Allah, sorumluluk bilinciyle yaşayanları-erdemli davrananları-sakınanları sever.”

    (Tevbe,7)”Allah, kendisine karşı sorumluluk bilinciyle yaşayanları-sakınanları-erdemli davrananları sever.”

    (Tevbe,108)”Allah, temizlenenleri-inançlarını pislikten-şirkten arındıranları sever.”

    Çok Seven, Çok Müşfik TANRI’nın
    diriliş günü olacaklar hakkında önceden bilgilendirmesi
    KUR’AN ayetleri ile yazıyı bitirelim!

    (Yunus,54,55,56)”Ayetlerimizi yalanlayarak-(hakka karşı direnerek) kendi kendine zulmeden-kötülük eden herkes, azabı gördüklerinde derin bir pişmanlık duyacaklardır. İşte o zaman onlar yeryüzünün tüm servetine sahip olsalar azaptan kurtulmak için tümünü fidye olarak vermeye hazırdırlar. Onlara hiçbir haksızlık yapılmadan adaletle yargılanacaklardır.
    Biliniz ki, göklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah’ındır! Ve unutmayın ki, Allah’ın sözü-vaadi haktır-tamamıyla gerçektir; fakat inkârcıların çoğu fark etmez-bunu bilmezler!
    Yaratan ve öldüren Allah’tır. Ve tekrar Allah’a döndürüleceksiniz!”

    KUR’AN Türkçe çevirileri
    Cemal Külünkoğlu
    Mustafa Sağ
    Yaşar Nuri Öztürk

  38. ATATÜRK’e Hakkını Teslim
    ve
    KUR’AN…..

    Atatürk ile ilgili parça parça yazdıklarımı tek başlıkta topladım;
    KUR’AN’ın HAK kavramına
    verdiği önem nedeniyle ve
    KUR’AN Ayetleri ile destekleyerek!

    60’lı yaşlarında, üniversitede işletme okumuş,
    Atatürk’e sonsuz minnettar
    bir Cumhuriyet kadınıyım.
    Arapça dualarımda;
    neden söylediklerimi anlamıyorum? sorusu, sorgusu ile başlayan,
    30 yılı aşan KUR’AN
    inceleme yolculuğumda;
    Tevrat, İncil, Zebur, dinler tarihi, budizm, tasavvuf, felsefe araştırmaları da yaptım.
    Artık sadece çok sayıda
    KUR’AN mealini karşılaştırmalı ve
    kök anlam araştırması da yaparak
    Ayet Ayet inceler ve paylaşırken; Atatürk’e yapılan sınırsız
    iftiralara karşı hakkını teslim şarttı!

    Aslında, insanların
    ‘inancı’nı yargılamak, sorgulamak
    ne hadd, ne hakk,
    ne de ispatı gerekli!
    AMA; dinci ahlâksızların
    zalimce iftiralarına karşı
    Atatürk’ün hakkını
    teslim anlamında bir bilgi!

    **Cemil Said’in hayat hikayesinde, hazırladığı meal ile ilgili kısım;
    ‘Yaptığım tercüme birçok müşkilâta uğradıktan sonra, ancak 1924 senesi sonbaharında tab’ olunabildi. Hemen bir nüshasını Reis-i Cumhûr, Ebedî Şef Atatürk’e takdim eyledim. Atatürk’ün benim tercümeyi fevkalade beğenmiş ve gece-gündüz okumaya başlamış olduğunu maiyetindeki zevattan haber aldım. Filhakika bir müddet sonra Atatürk, benim Kur’an tercümesinden yüzlerce nüsha getirterek belli başlı camilere hediye ettiği gibi, nezdine birçok hafızlar toplayarak kendilerine bu tercümeyi ezberlemelerini tenbih eylemiş ve birçok camilerde, hatta Kadir Gecesi Ayasofya’da(13) benim Kur’an tercümesini okutmuş ve radyo ile cümleye dinletmiş idi.’

    Bu konuda Yaşar Nuri Öztürk’ten de; Atatürk’ün devletin parası ile değil, kendi cebinden finanse ederek, onbin KUR’AN meali bastırdığını ve
    ülke içinde dağıttığını duymuştum.
    Atatürk’ün diğer özgürlük mücadeleleri yanında;
    KUR’AN’ın ‘anlaşılarak’
    özgürleşmesi için çabası da
    büyük takdir konusu!

    Tarihe adını altın harflerle,
    ölümsüz olarak yazdırmış,
    insanlık görevini fazlasıyla yapmış;
    UNESCO’ya göre Atatürk;
    “Olağanüstü bir devrimci, sömürgecilik ve emperyalizme karşı savaşan ilk lider, eşsiz devlet adamı, Türkiye Cumhuriyeti kurucusu.”

    Dünyada hayranlıkla, övgü ile
    sözü edilen Atatürk’e
    ülkesinde de;
    kan kusarak gittiği Hatay için, bağımsızlık, barış, bilim, sanat, medeniyet, kimsesiz-yetimler,
    hak, hukuk, adalet, özgürlük adına verdiği mücadele için
    sonsuz, sınırsız
    minnet, şükran, saygı duyulmalı! Özellikle de kız çocukları ve kadınlar için yaptıklarına!!!

    Bilge Atatürk müthiş bir öngörü ile
    Gençliğe hitabe’de ne demişti?:
    “Bütün bu şeraitten daha elim ve daha vahim olmak üzere, memleketin dâhilinde iktidara sahip olanlar, gaflet ve dalalet ve hatta hıyanet içinde bulunabilirler. Hatta bu iktidar sahipleri, şahsi menfaatlerini müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler. Millet, fakruzaruret içinde harap ve bitap düşmüş olabilir.”

    Yüzyıl sonrasını görüp, uyarısını yapan, kendini bilgi ile donatmış dâhi Atatürk bir kâhin değildi!

    Atatürk’ün liderlik ederek kurduğu;
    temel ilkesi Laiklik olan
    Türkiye Cumhuriyetini maalesef ki;
    dünyaya egemen olmak isteyen küresel sömürücüler ile
    ülke içindeki hain işbirlikçi
    (ne çok hainimiz varmış)
    din ve etnik kimlik satıcıları ile, çıkarcı koltuk tapıcılar birlikte parçalanma noktasına getirdiler.

    Tam da Atatürk’ün
    öngördüğü ve uyardığı durumdayız!

    Meclisin şimdiki siyasi partileri;
    Atatürk’ü sömürenlerden,
    etnik kimlikçi, ırkçılardan,
    dinci yapılanmalardan,
    batı fonlarından beslenenlerden ve
    sadece konuşanlardan oluşmakta!

    Etnik kimlikçiler ve dinciler büyük kitlesel oy depolarına sahip olduklarından işleri oy pazarlamak!
    Bu pazarlıkçılarla seçim zamanları gizli kapaklı işbirliği yapanları da dahil; ülke meclisinde halkın refahı, huzuru, eğitimi, sağlığı, en önemlisi güvenliğini düşüneni,
    Cumhuriyetin en önemli ilkesi Laikliği ve devrimlerini koruyanı,
    sorunlara gerçekçi, akılcı, ahlâkî
    çözümler üreteni yok.

    Dâhiyane çözümler üretici Atatürk zamanının en koyu dincileri, kara yobazlarına; kadın-erkek birarada yaşanması gerekliliğini göstermiş,
    balolar, dans, eğlence, müzik eşliğinde içkisini, göğsünü gere gere, gizlemeden, cesurca içmiş!

    Atatürk’ün içkisini, inancını
    toplumu manipüle etmek
    amacıyla kullanan,
    ATAmıza kinleri bitmeyen sinsi, arkadan iş çeviren, iftiracılara soru?

    Atatürk’ün inancından,
    içkisinden size ne?

    İnanıyorsa TANRI’sını,
    inanmıyorsa sadece
    kendisini ilgilendirir.
    İçkisi de SADECE sağlığıyla ilgilidir.

    KUR’AN (Bakara,219)”İçkinin yararı olsa da zararı faydasından çoktur.” uyarı bilgisi yanında;
    (Mâide,91)’de de içilmemesi yönünde ÖĞÜT verir.

    (Enbiya,10)”Size, öğüt ve uyarınız olan bir kitap-Kur’an indirdik.”

    HAK’lar teslim edilmeli!
    VE…
    en başta TANRI ve KUR’AN HAK’kını
    teslim bana göre şart inancıyla;

    (Nahl,81)”Umulur ki Allah’ın hakkını teslim edersiniz!”

    (Hakka,51)”Kur’an, kesin ve mutlak-şüphe götürmez haktır.”

  39. KUR’AN; Evrensel ve Tarihsel
    ama diyanet hep tarihsel?!

    (Nisa,166)”Allah Kur’an’ı Kendi ilmi, bilgisiyle indirdiğine tanıklık eder-indirilen Kendi bilgisidir.”

    KUR’AN;
    TARİHSEL döneme ait
    ibretlik dersler ve
    tüm çağlara yönelik
    EVRENSEL ahlâkî ilkeler içerir.

    (Yusuf,111)”Anlattığımız elçilerin ve halkların TARİH’inde,
    aklını kullananlar için
    DERS alınacak çok İBRETler vardır.”

    KUR’AN’dan, UYARILAR!!!

    (Âli İmran,7)”Kur’an’ın aslı, büyük kısmı anlamı açık muhkem ayetlerden oluşmaktadır.
    Diğer ayetleri ise, müteşâbihtir.
    Kalplerinde sapma eğilimi olanlar-kötü niyetliler,
    Kur’an’ın bildirdiği gerçekler konusunda insanları şüpheye düşürerek fitne çıkarmak ve
    Allah’ın Kur’an’ını
    keyiflerince yorumlayıp
    bâtıl iddia ve önyargılarını
    Kur’an’a onaylatmak amacıyla, muhkem ayetleri görmezlikten gelirler de, anlamını rahatça çarpıtabileceklerini düşündükleri müteşâbih ayetlerin peşine düşerler.”

    (Âli İmran,78)”Bile bile Allah adına yalan söylerler.”

    (Zümer,32)”Allah hakkında yalan söyleyenden daha zâlim kimdir?”

    Diyanet,
    işine geldiğinde
    KUR’AN ve ayetlerini kullanıyor
    ama
    kendi çıkarına uyduğu için,
    özellikle kadınlar ve
    HAK’ları söz konusu olunca
    TARİHSEL olan ayetleri kullanıyor!

    EVRENSEL ahlakî ilkeler içeren
    muhkem ayetleri hiç dillendirmeyen,
    hep görmezden gelen diyanet;
    işine gelmeyen
    her durumda, konuda da;
    bu sefer
    KUR’AN’a göre şirk olan
    peygamber sünneti,
    peygamber hadisi kullanıyor!!!

    KUR’AN’ın şirk olan
    bu konuda sayısız
    UYARI AYETLERİ’ne rağmen!

    (Necm,56)”Daha önce uyaran elçiler gibi, Muhammed de bir uyarıcıdır.”

    (Şura,48)”Sana düşen SADECE mesajı tebliğdir-bildirmektir.”

    (Nisa,36)”Allah’a hiçbir kimseyi, hiçbir şeyi şirk-ortak koşmayın.”

    (En’am,106)”Ey Peygamber!
    Sen, Rabbinden sana vahyedilene-Kur’an’a uy!”

    (Yunus,15)”Ey Peygamber! De ki, ‘Ben sadece bana vahyedilen Kur’an’a uymak zorundayım!’ ”

    (Kaf,45)”Senin görevin SADECE bildirmek, YALNIZCA uyarmaktır.
    Kur’an ile öğüt ver. Kur’an’la eğit.”

    (İsra,77)”Senden önce gönderdiğimiz bütün resullerimiz için uyguladığımız sünnet budur. Sünnetimizde-yasamızda herhangi bir değişiklik bulamazsın.”

    (Câsiye,6)”Allah’tan ve ayetlerinden başka hangi hadise inanıyorlar?”

    (En’am,164)”Allah, her şeyin Rabbi-Eğiteni iken,
    Allah’tan başka bir Rab-Eğiten-kural koyucu mu arayayım?”

    (En’am,114)”Allah, Kur’an’ı en ayrıntılı indirmişken, Allah’tan başkasının sözlerine mi uyayım?”

    (En’am,38)”Kur’an’da hiçbir şeyi eksik bırakmadık.”

    (Kehf,54)”Yemin olsun! Kur’an’da insanlar için, ibret verici, aydınlatıcı örnekleri-çeşitli açılardan dersleri ayrıntılı bir biçimde açıkladık.”

    (Bakara,282)”Sizi eğiten Allah’tır. Allah’a karşı sorumluluğunuzun bilincinde olun-ALLAH’ı dinleyin. Allah gerekli olanı öğretmektedir.”

    (Hud,1,2)”Kur’an, Allah’tan başkasına kul olmayasınız-kölelik etmeyesiniz diye-şirk koşarak yapılan yanlışı engellemek için, her şeye muhteşem bilgi ağı ile hâkim Yasa Sahibi Allah tarafından konulmuş kanun ve ilkeler;
    kendi içinde anlaşılır kılınmış, ayrıntılı açıklanmış,
    eksiksiz bir Kitap’tır.”

    (Zümer,3)”Arı-duru-doğru-şirksiz-tek gerçek din yalnız ALLAH’ın!”

    (A’raf,3)”Rabbinizden size indirilen bu KUR’AN’ın bildirdiklerine uyun. O’nu bırakıp da evliyanın-kutsallık payesi verdiğiniz kişilerin peşinden gitmeyin.”

    (Lokman,21)”ALLAH’ın indirdiği KUR’AN’a uyun’ denildiği zaman, ‘Hayır, biz, atalarımızın geleneğinde ne varsa ona uyarız’ derler.
    Saptırıcı onları alevli ateşin azabına çağırıyor olsa da mı?”

    KUR’AN’ın indiği çağdaki,
    toplumun içinde,
    bırakın sınıfsal değerini
    (ikinci sınıf gibi)
    kadının adı bile yok,
    insan yerine konmuyor.
    Alınıp satılan bir mal, meta,
    cinsel amaçlı kullanılan bir nesne.
    İşte böyle bir dönemde
    TANRI tarafından kadınlara
    KUR’AN Ayetleri ile
    devrim niteliğinde,
    hakları geri verilmiştir.
    Bu yüzden müşrik, ortak koşucular
    KUR’AN’a savaş açmışlardır.

    (Âli İmran,195)”İster erkek olsun, ister kadın olsun; hepiniz eşitsiniz-birsiniz-birbirinizin neslinden türeyen, eşit hak ve sorumluluklara sahip kimselersiniz.”

    (Bakara,228)”Erkeklerin kadınlar üzerinde hakları ile kadınların da erkekler üzerindeki hakları, adalet ölçülerine göre birbirine eşittir.”

    ***HAK, özellikle
    kadın HAK’ları söz konusu olunca;
    Atatürk’e sonsuz minnettar bir Cumhuriyet kadını olarak,
    diyanetin,
    Atamıza nankörlüğüne karşılık
    bu yazıda da
    Atatürk’ten söz etmeden olmazdı.
    Cumhuriyetin nimetlerinden özgürce yararlanmış
    bir kadın olarak sonsuz teşekkürle,
    Atatürk’e HAK’kı teslim!

    KUR’AN’ın indiği çağ,
    o azîz Peygamberimiz döneminden
    bir milim ileriye gidemeyen,
    tek dertleri ‘Kadın’ olan diyanetin;
    özellikle ADALET ile,
    HAK ile ilgili ve
    KAMU HAKları
    konusundaki
    KUR’AN Ayetlerinden
    hutbelerinde
    HİÇ SÖZ ettiklerini,
    bu ayetlerle
    toplumu aydınlattıklarını,
    ülke yöneticilerini
    UYARdıklarını DUYDUNUZ MU?!

    (Nisa,58)”Allah, size emanet edilenleri; yetki, görev, sorumluluğu her işin uzmanına vermenizi söyler. Ve sorumluluklarınızı yürütürken adil olmanızı-adalet ve hakkaniyetle hüküm vermenizi öğütler.”

    (Âli İmran,161)”Kim emanete ihanet eder-hile yapar-hakkından fazlasını alır-kamu malından bir şey aşırırsa, Diriliş Gününde Allah’ın huzuruna, ihanetiyle birlikte gelir.”

    (Bakara,188)”Halkın parasını haksız yollarla yemeyin. Halkın parasını haksız yere yemek amacıyla bile bile hukuki hilelere başvurmayın, yöneticilere rüşvet vermeyin!”

    (Nisa,29)”Birbirinizin malını haksızlık ve hile ile
    haksız yollarla yemeyin.”

    (Şuara,182,183)”Halkın malını çalmayın! Ülkede kötülük yaparak karışıklık çıkarmayın!”

    (Hud,85)”Dünyadaki malî dengeleri bozmayın-hakka hukuka uyun-insanları kendi hakları olan şeylerden yoksun bırakmayın-mallarını çalıp çırpmayın; kötülüğü yayarak memlekette kargaşa-bozgunculuk çıkarmayın-ülkenizi ekonomik sıkıntıya sokmayın!”

    (Mâide,8)”Allah için hak ve adaleti ayakta tutanlar olun.”

    (Nisa,135)”Adaleti titizlikle ayakta tutanlar olun! Adaleti uygularken çıkarınıza uymayın!”

    (Ankebut,51)”KUR’AN onlara yetmiyor mu?”

    (Yunus,37)”KUR’AN, ALLAH’tandır.”

    (Haşr,24)”Yüceliğin ve bilgeliğin
    sonsuz kaynağıdır ALLAH.”

  40. Diyanet görevini yapmıyor.

    Diyanet
    TANRI-ALLAH Din’ini
    anlatmak ve
    SADECE KUR’AN BİLGİSİ
    vermek yerine;
    kendi inandığı ‘din’;
    insan-kul-peygamber dini peygamber sünneti-hadisi,
    hikaye, rivayet anlatmaktan
    bir türlü
    ALLAH-TANRI’ya ve
    KUR’AN’a gelemiyor.

    Arapça ezberletip(?!),
    Arapça anlamadan okutup,
    ölülere üfürme aracı yaptığı
    KUR’AN’a
    ölü kitabı muamelesi yapıyor.

    Üstelik
    kamu kaynaklarını ve
    kendisine inanmayanların HAK’larını gasbederek yapıyor bunu!

    (Mâide,90)”Ey İnananlar!
    Hamr-(aklı örten, uyuşturucu, içki)
    kumar-haksız kazanca sebep olan her çeşit (çekiliş)şans oyunları,
    tapınmak için dikilmiş taşlar-
    kutsal taş ve türbeler, ve
    fal okları, medyumluk, astroloji, gelecek hakkında kehanette bulunmak
    şeytan işi pis şeylerdir.
    Bunlardan uzak durun ki
    kurtuluşa-mutluluğa eresiniz.”
    ***(kuranmeali.com sitesi)

    Bu müthiş uyarıcı Ayette;
    sadece içki içenlerle uğraşıyorlar, kâfir İFTİRAsı atacak kadar
    kafayı takmışlar!
    İnsanların içkisinden size ne?!
    İnsanların sağlığı ile ilgili, başkalarına zarar vermediği sürece
    kendileri ile ilgili, kendi tercihleri!
    Siz neden toplumsal tehlike,
    kirli ticareti ülkeyi sarmış
    uyuşturucuya;
    KUR’AN, TANRI uyarısı olarak
    dikkat çekmiyorsunuz?

    Uyuşturucu bataklığında,
    astrolog enflasyonunda,
    türbe, taş tapıcılığında,
    şans, bahis oyunları-
    haksız kazançlarda
    cehennem ateşinde
    güzelim ülkemiz!

    Diyanetin
    özgür inanç-laiklik,
    liyakat,
    adalet, hak-hukuk,
    evrensel ahlak ilkelerini veren
    KUR’AN Ayetlerinden
    söz etmesinden
    umudumuzu kestik,
    artık vazgeçtik de;
    hiç olmazsa
    TEK bir AYET’le
    KUR’AN (Mâide,90)’da işaret edilen;
    ahlâkî çöküşe götüren
    aşırılıklar konusunda ki
    TANRI uyarısı
    KUR’AN bilgisini verse!

    Yüzyılın belası uyuşturucuya
    hiç dikkat çekmiyor,
    türbelerden hiç bahsetmiyor, türbeleri yıkmıyor!?

    Gittikçe artan dinci yapılanmaları;
    din üzerinden ticaret yapan
    çok kârlı
    tarikat, dernek, vakıf,
    tasavvuf dergahlarını ve
    çocukları, gençleri
    radikal dinci örgüte köle yapan
    kuran kurslarını denetlemiyor.

    Atatürk bir deha olarak
    Laiklik başta,
    tüm devrimleri yanında
    Din’i saltanat aracı yapan
    halifeliği kaldırmış;
    DİN kaynağı KUR’AN’dan
    özgürce öğrenilsin diye
    KUR’AN’ın Türkçe çevirilerinin okunup anlaşılması
    mücadelesi vermiştir.
    Evrensel barış çağrısı ile
    tüm dünyada 20. yüzyılın en etkileyici dünya liderlerinden olan Atatürk’e maalesef ki
    kurucusu olduğu diyanet
    gereken değeri ve
    önemi vermediği gibi
    Atatürk’ün yüklediği görevi;
    ‘KUR’AN Türkçe anlaşılsın’
    mücadelesini devam ettirmiyor!?

    Hiçbir görevini
    layıkıyla,
    Liyakatli(Nisa,58)
    yapmayan diyanet
    sadece
    namaz kıl, başını ört,
    câmi yaptır, hacca git,
    kurban kes diyor;
    bunları yapanları da
    Müslüman diye anlatıyor,
    dayatıyor ve
    tüm dünyada da
    bu çok yanlış
    Müslümanlık algısını yayıyor!???!

    KUR’AN’a,
    TANRI’ya göre;
    Müslümanlık bunlar değil!?

    Müslümanlık
    bir tercih ve ahlak ile ilgili!
    İNSAN olmakla,
    HAK ve ADALET
    iyilik, güzellik, doğruluk,
    özgürlük için çalışmak,
    paylaşmak ile ilgili;
    Şirksiz-ortaksız, sadece
    TANRI’ya karşı duyulan
    sorumluluk bilinci ile ilgili,
    KUR’AN’ın Öğütlerini
    yerine getirmekle ilgili!

    (Âli İmran,102)”Ey inananlar!
    Derin bir duyarlıkla Allah’a karşı saygılı-sorumluluğunuzun hakkıyla bilincinde olun-Allah bilincini içinizde canlı tutun ve
    O’nun gönderdiği gerçeğe
    gereğince uyun ve
    Müslümanlar olarak can verin.”

  41. KUR’AN sorumluluğunun
    farkında olmayan diyanet!?

    Atatürk’e,
    Cumhuriyete düşman diyanetin,
    din(?!), dindar(?!) eğitimi, öğretimi;
    neredeyse her sokakta bir cami,
    imamlar ordusu,
    günde beş defa ezan,
    beş vakit namaz,
    bir ay oruç,
    her kişiye bir kurban,
    borçlanarak da olsa mutlaka hac,
    başörtülülerde müthiş artış!
    Dinsel(?!) anlayışları bu,
    dinsel(?!) uygulamaları bunlar!

    NEDEN
    bütün bu dinsel(?!) uygulamalar
    topluma fayda sağlamıyor;
    NEDEN
    diyanetin dinsel(?!) uygulamaları ahlâken gelişmeyi artırarak;
    siyasi yolsuzlukları, sahtekarlığı, dolandırıcılığı, hırsızlığı, soygunu, fuhuşu, uyuşturucu bağımlılığını, kadınların, genç kızların katledilmesini,
    çocuk tecavüzlerini,
    doğa katliamını,
    hayvanlara işkenceyi,…..
    bütün bu zulümleri engellemiyor?!

    Diyanetin dinsel(?!) uygulamaları
    bu kadar artmışken,
    NEDEN
    cehalet de aynı oranda artıyor ve
    bütün bu zulümler cahil cesareti ile
    topluma yayılarak
    cennet vatanı,
    cehenneme çeviriyor?!

    Bütün bunların üstüne
    ADALET yoksunluğu,
    cezasızlık algısı da
    bu zulümlerin
    gittikçe artmasına sebep oluyor!

    TANRI hakkında
    TANRI Kitabı KUR’AN hakkında
    konuşmak, söz söylemek, anlatmak
    çok ağır,
    yaşamın belki de
    en ağır sorumluluğu iken;
    tek derdi dinsel(?!) saltanatını
    sürdürme olan
    ve kendisine yapılan eleştiriler,
    toplumun içinde bulunduğu cehennem yangını
    umurunda olmayan diyanet,
    KUR’AN’ın çok ağır sorumluluğunun
    farkında bile değil!

    (Zuhruf,44)”KUR’AN’dan sorumlusunuz.”

    (Zümer,32)”Allah adına yalan uyduran-Allah hakkında yalan söyleyenden daha zâlim
    kim olabilir?”

    Diyanet,
    KUR’AN’a göre;
    ‘İşini, görevini, sorumluluğunu
    HAK, ADALET, LİYAKAT ile
    en iyi şekilde yapmanın İBADET’
    olduğu anlatmak yerine;
    ‘namaz en büyük ibadet’ diyerek kendi ibadethanesine topladığı inananları şirk dinine çağırıyor.

    ALLAH-TANRI’ya ortaklık kurarak;
    Aziz Muhammed peygamberi, ‘hadisleri-sünnetleri’ diyerek
    Allah’a dinde hüküm ortağı yaparak!

    (A’raf,29)’Dini sadece
    Allah’a ait kılın.”

    (Yusuf,40)”Hüküm ancak Allah’ındır.”

    (Yâsin,69)”Muhammed’e Vahyedilen sadece-ancak öğüt, gerçekleri açıklayan apaçık KUR’AN’dır.”

    (Bakara,174)”Allah’ın indirdiği Kitap’tan bir kısmını gizleyenler ve bunu az bir kazanç karşılığı değiştirenler-kazanç-menfaat-dünya çıkarlarına satanlar
    karınlarını ateşle doldururlar.”

    (Mâide,44)”Allah’ın indirdiği ile hüküm vermeyenler, gerçekten hakikati inkâr edenlerdir.”

    (Tevbe,40)”Yüce olan,
    yalnızca Allah’ın Sözüdür.”

    DİN’in ne olduğunu,
    HAK’kın, ADALETin temel ilkelerini
    KUR’AN’dan,
    TANRI-ALLAH SÖZÜ
    AYETLERLE anlatmıyor!

    ‘Her şartta ADALET, LİYAKAT’ diyen;
    (Nisa,135-Mâide,8-Nisa,58)
    ‘TANRI’nın HAK sistemine dikkat edin, HAK’ları yemeyin’ diyen;
    (Nisa,29)

    KUR’AN’ın en önemli
    uyarı ayetlerinden
    [(Nisa,10)HAK yemenin karnını ateşle doldurmak],
    olduğunu bildirmiyor!

    KUR’AN’ın uyandıran özgürleştiren,
    TANRI’sal, ilahî BİLGİsi
    yerine
    KUR’AN’ı Arapça okutup,
    ölülere üfürme kitabı yaptırıyor!
    (Yâsin,70;KUR’AN dirilerin Kitabı) derken!

    TANRI adına
    yalanlarla, iftiralarla
    en çok da küçük yaşta kız çocuklarının evlendirilmesi ve boşanmak isteyen kadınların
    yaşam hakları
    konusunda zulümlere sebep oluyor!

    (En’am,144)”İnsanları, bilgisizce yanlış yollara yönlendirmek için, yalan uydurup, iftiralarını
    Allah’a yakıştırandan
    daha zalim kim olabilir?”

    (Hud,18)”Uydurduğu yalanı Allah’a dayandıran-uydurmaları Allah’a yakıştırandan-bir yalanı Allah’a iftira edenden daha zalim kim olabilir?”

    (A’raf,37)”Allah’a iftira eden-Allah’a karşı yalan uyduran-Allah adına yalan üreten veya Allah’ın ayetlerini yalanlayandan daha yanlış; kendi zararına iş yapan-daha haksız-daha saptırıcı-zalim kim olabilir?”

    (Yunus,69)”Uydurdukları yalanları Allah’a isnat edenler-Allah hakkında yalan uydurup iftira edenler (asla) kurtuluşa eremezler.”

    Diyanet denetim görevini de yapmıyor;
    ‘din'(?!)alanını ellerine geçirmiş, insanlığa düşman,
    dillerinde sadece iftiralar ile
    öfke-kin kusmaktan
    hayatlarımızı cehenneme çevirmiş tarikatlar, cemaatler,
    hacı, hoca geçinenler,…..
    sürekli üreyerek çoğalıyorlar ve
    toplumsal tehlike oluşturuyorlar!

    VE bu durumda olan
    tarikatların koruyucusu diyanet
    tam bir ‘aforoz’ kurumu halinde,
    T. C. Anayasasının
    LAİKLİK ilkesini
    sürekli çiğniyor!

    Diyanet,
    ‘dindar nesil’
    yetiştirme iddiası ile çıktığı yolda
    en büyük zararı da
    gençlerimize veriyor!!!

    KUR’AN’a göre din ve ahlak
    ayrılmaz ikilisini;
    milli(dinî) eğitim
    din kültürü ve ahlak bilgisi
    diye ayırmış?!
    Dinin temeli ahlak!
    KUR’AN’a göre ahlak yoksa
    din de YOK!

    KUR’AN,
    DİN’in yani hayatın kendisi, anayasası, hukuku, kuralları, ilkeleri
    ve
    tarihsel olaylar içinde,
    evrensel ahlak bilgisi veren
    TANRI Kitabı!

    TANRI adına, TANRI için,
    DİN adına, gerçek din bilgisi kaynağı KUR’AN için,
    KUR’AN BİLGİsi vermek için
    var olmalı,
    var olmalıydı diyanet!

    Diyanet, denetim görevini
    layıkıyla yapmadığından
    din adına hikayeler, rivayetler, peygamber hadis-sünneti ile açtığı
    kutsal kişi tapınçlı,
    kul kapısından içeriye giren
    tarikat, cemaatler, tasavvuf dergahları, büyü, sihir,
    cin*** işinden nemalananlar,…..
    insanların inançlarını sömürüyorlar
    ve bu yolda ticaret yapıp
    para, güç kazanıp,
    toplum üzerinde
    dinî hegemonya kuruyorlar.

    ***Kur’an cin sözcüğünü
    ‘mikrop, elektrik, mıknatıs, ışın, radyasyon, ajan [casus], yabancı, kimliği belirsiz kimse’
    anlamlarında kullanmıştır.
    Cin Suresinin ilk bölümünde, Mekke’ye dışarıdan gelen bir grup yabancının Kur’an dinledikleri, Kur’an’dan öğrendikleri gerçekleri ve eski inançlarının çürüklüğünü halklarına anlattıkları bildirilir.”
    (istekuran.net-Hakkı Yılmaz)***

    KUR’AN;
    inancı, maddesel çıkarı için sömürenlere; kâhin, medyum, ruh çağıran-ölülerden medet uman, falcı, büyücü, muskacı, cinci, geleceği bildiğini iddia eden, gökyüzünde, yıldız ve gezegenlerde gelecek arayan,…… sayısı sınırsız
    inancı manipüle edenlere,
    inancı, kazanca çevirme pazarlarına karşı uyaran, uyandıran
    TEK BİLGİ KAYNAĞIDIR!

    Astroloji-yıldız falı?!, burçlar,
    nazar korkusu?! ve
    spiritüel, doğaüstü, metafizik
    paranormal kavramlar,
    dinsel semboller ve öğretilerle karıştırılarak
    inanç sömürü düzenleri,
    inancı ticarî kazanç kapısı yapan alanlar kuruluyor!

    Bilimden, gerçek, sağlam,
    bilimsel BİLGİden uzak;
    modernite adı altında
    burçlar, yıldız falları,
    mit’ler, mitolojik hikayeler,
    efsaneler içinde,
    yaşamın anlamını
    yanlış yerlerde,
    inanç sömürücülerde
    arıyor insanlar?!

    (Mâide,3)”Kehanet yoluyla-fal oklarıyla gelecekte sizi neyin beklediğini öğrenmeye çalışmak kötü bir eylemdir; yoldan çıkmaktır.”

    (Neml,65)”Göklerde ve yerde, Allah’tan başka hiç kimse, duyu ve tasavvur alanı dışında kalan gerçekleri-geleceği-gaybı bilemez. Gayb bilgisi Allah’ın tekelindedir.”

    (İsra,82)”Kur’an’ı, inananlara-güvenenlere sağaltıcı, bir ilaç-şifa-sevgi ve merhamet kaynağı olarak indirdik. İnananlar ayetlerimize uyarak her türlü gerçek dışı bilgilerin, düşüncelerin, inançların, yaşamların hastalıklarından kurtulur.”

    (Tekvir,27,28)”Kur’an alemler için
    hatırlatma-bilgi-uyarı-çağrı-öğüttür;
    GERÇEKlerden yana
    DOĞRUyu bulmak isteyenler için.”

    (Zümer,67-Hac,74)”Allah’ı kadrine-şanına yaraşır şekilde tanıyamadılar, takdir edemediler!”

    (Zuhruf,44)”Gerçek şu: Bu Kur’an insanlara bir hatırlatıcı-öğüttür.
    Bilin ki, bu Kur’an’dan
    sorumlu tutulacaksınız!”

    (Büruc,21)”İş onların iddialarının aksinedir! Doğrusu bu şanı yüce-soylu-saygın bir Kur’an’dır.”

    (Fussilet,44)”Kur’an, inanmak isteyenler-güvenenler için bir rehber-kılavuz-bir yol gösterici ve gönüllerine bir şifa-sorunlarına bir çözüm kaynağıdır.”

    (Ra’d,28)”Akleden kalpler ancak Allah’ın zikri Kur’an’ı anlamakla rahata kavuşur.”

    (İbrahim,1)”Kur’an;
    Rabbinin bilgisiyle, insanları
    cehalet ve bağnazlığın taassubundan-karanlığından, gerçeklerin-bilimin aydınlığına çıkaran, dosdoğru yola ileten, yüceler yücesi-güçlü ve bütün övgülere layık Allah tarafından indirilmiştir. İnsanların yalanlarını ortaya çıkarır, gerçeğe davet eder.”

  42. KUR’AN kursları?!

    Yine bir toplu tecavüz
    ve yer,
    yine bir kuran kursu!

    ‘Kuran kursunda 17 çocuğa tecavüz’;
    medyada kısacık, küçücük
    bir haber artık!
    Vah çocuklarımıza!

    KUR’AN’a inanandığını iddia edenler,
    müslümanlığını dilinden düşürmeyenler,
    her gün televizyonda, sosyal medyada her konuya hâkim(?!) yazarlar, gazeteciler, akademisyenler,
    dinî hassasiyetinin(?) çok yüksek olduğunu iddia eden
    tv program sunucuları
    KUR’AN’ın inanç sömürüsünde,
    kötü amaçlar için kullanımında neden sessiz ve duyarsızlar?!

    Kendi çıkarları, tapındıkları zarar görünce hemen organize olup, yığınlar halinde protesto gösterileri, mitingler yapanlar bir kere de,
    bir kere;
    bu çocuklar için ve
    KUR’AN’ın tecavüze araç olmasını engellemek için toplansalar??!!!!

    KUR’AN’ın hiçbir AYETİNDE;
    ‘kuran kursları açın, özellikle 4-6 yaş çocuklara KUR’AN ezberletin,
    onları hâfız yapın’
    TANRI-ALLAH öğüt, uyarısı YOK!

    AMA;
    KUR’AN’da;
    insanı gerçek İNSAN boyutuna taşıyacak temel evrensel ahlâkî ilkeler içeren AYETLER,
    TANRI-ALLAH öğütleri ÇOK!

    Bu kadar kurs(?!) isteğiniz varsa; NEDEN;
    insanlığın tekamülü, ilerlemesi, medeniyeti için
    şart, gerekli, elzem
    KUR’AN’ın evrensel ahlâkî değerlerinin öğretilmesi için
    kurslar açmıyorsunuz???!

    Çok sayıda masum çocuk yanarak can verdiğinde öğrendik ki,
    kaçak kuran kursları var.
    Medyaya yansıyan görüntülü, kanıtlı dayak, şiddet, tecavüzlerin yaşandığı, okur yazarlığı şüpheli
    hastalıklı, sapkın hocaların
    ders(?!) verdiği kuran kursları da var.
    Diyanetin denetle(ye)mediği ve denetlenmediği de apaçık ortada.
    Kurs hocalarının eğitimi ne, pedogojik performansı var mı, radikal dinci örgüt üyesi-silahlı terörist mi, sapık, sapkın mı?;
    bilen, araştıran, soranın olmadığı kontrolsüz bir alan kuran kursları.

    Kimlerin açtığı halk tarafından bilinmeyen, büyük çoğunluğu tarikatların, dincilerin elinde olan
    kuran kursları(!)
    çocuklarımızın başındaki
    en büyük belâdır!

    Ana-babalar,
    kim ve ne olduklarını
    bilmedikleri hocalara(!)
    Allah’ın emaneti en değerli varlıklarını koşulsuz şartsız
    teslim ediyorlar ve bu haberlere rağmen hâlâ kuran kurslarına göndermeye devam ediyorlar?!

    Sürekli üreyen-çoğalan
    kuran kurslarında
    tertemiz çocuk zihinleri en başta ‘allah yakar, taş eder, ceza verir’
    korku zulmüyle kirletiliyor!
    Yetenekleri, benlikleri yok ediliyor ve ya hastalıklı ya da yaşam inancı yoksun insan temelleri atılıyor!
    Bu yüzden çocuklarımızı ruhen ve bedenen kaybediyoruz!

    Önü alın(a)maz bir şekilde artan
    -artık kamu kurumları dahil her yerde- ve özellikle 4-6 yaş çocuklar için açılan
    Arapça KUR’AN ezberi-hafızlık;
    kuran kursları
    çok büyük bir tehlike!!!

    (En’am,164)”Allah her şeyin Rabbi-Eğiteni iken Allah’tan başka Rab-Eğiten mi arayayım?”

    Hocalar(?!) eğitiminde(?!) yönetiminde, denetiminde olan
    kuran kurslarında,
    anlamını bildirmeden
    KUR’AN’ı Arapça ezberletmek-hafızlık;
    aslında KUR’AN’ı çıkarları için,
    menfaatleri için kullanmak!
    Kursları açanların asıl amacı;
    ‘sünnilik mezhebine'(?!) göre;
    temelinde peygamber, sonra allah korkusu-tehdidi(?), ölüm, ahiret, ödül, ceza, cehennem-ateş(?!), anlayışının hâkim olduğu bilgiler empoze ederek
    dinci siyasete, din saltanatlarına, tarikata, diyanete, kendilerine
    itaat-biat edecek
    kullar üretmek, köleler yetiştirmek!

    KUR’AN Arapça ezberi aslında;
    KUR’AN’ın indiği dönemde,
    KUR’AN’ı zihinlerde kayıt altına almanın bir yöntemiydi.
    Peygamberimize gelen VAHİY; KUR’AN ezberleme derslerinde
    toplumun konuştuğu, anladığı, bildiği apaçık Arapça lisanı-dili ile zihinlerde ve değişik yazı malzemeleri üzerinde
    kayıt altına alınıyordu.

    (Taha,113)”Ey Muhammed! Halkının dili Arapça olduğu için, Kur’an’ı Arapça olarak indirdik.”

    (Yusuf,2)”Ey Muhammed! Kitabı diliniz Arapça olduğu için anlayasınız-aklınızı çalıştırasınız-düşünürsünüz diye, Arapça Kur’an olarak indirdik.”

    (Kehf,54)”Yemin olsun! Kur’an’da , insanlar için, ibret verici, aydınlatıcı örnekleri-çeşitli açılardan dersleri ayrıntılı bir biçimde açıkladık.”

    (Hadid,25)”İnsanlıkta adalet ve eşitlik dâim yaşasın diye-Kitapla, insanlar arasında adaleti ve hukukun üstünlüğünü tesis edecek değer ölçüleri-doğruyla yanlışı, yalanla gerçeği, hakla haksızlığı, adaletle zulmü ayıran yasayı gönderdik ki; insanlar adaleti-hakkı yerine getirsin.”

    (En’am,38)”Kur’an’da hiçbir şeyi eksik bırakmadık.”

    (En’am,114)”Allah size Kur’an’ı ayrıntılı kılınmış bir halde indirmişken, Allah’tan başkasının sözlerine mi uyayım?”

  43. Ahlak nedir?
    Din!, ahlak ilişkisi?
    KUR’AN ve ahlak ilişkisi….

    Önce din nedir? bilmek lazım!
    Kavramlar yerine oturmadığında yazmak, konuşmak iletişimde
    büyük sorun yaratıyor!
    Bu sorun da ancak bilgi ile çözülür.

    (Sâd,67,69)”Kur’an, çok önemli büyük bir öğreti-bilgi kaynağıdır.
    ..Mele-i A’la-en üstün şeylerin doldurulduğu depo-bilgi ile dopdolu; Kur’an…”

    Hayatın temel kavramlarını;
    hayatın yaratıcısı, DİN’in sahibi
    TANRI Kitabı KUR’AN açısından irdeleyen, inceleyen ve kendi özgür düşüncesini oluşturan biri olarak;
    KUR’AN’dan Ayetlerle bakalım kavramlara?!

    (Zümer,3)”Kesinlikle, din sadece-yalnızca ALLAH’a aittir.”

    (Nahl,52)”Din sürekli olarak sadece-yalnız O’nundur.”

    Ayetleri;
    dinin sahibinin Allah olduğunu söylerken, dinin tüm evren olduğu gerçeğini anlatıyor!

    KUR’AN’ın din dediği tüm yaşam; KUR’AN da yaşamın yaratıcısı TANRI tarafından kâinat-evren sisteminin işleyiş Anayasası,
    yazılı bir norm ve yaşamın tamamını kapsayan alanda ilkelerini, kurallarını, hukukunu belirleyen evrensel insanî değerler!
    Ahlak da, bu değerlerin seçilmesi, uygulanmasıyla ortaya çıkan bireysel bir olgu,
    kişiye özel bir durum, kişisel!

    Yani; TANRI’ya ve KUR’AN’a inandığını İDDİA eden,
    seçimini bilinçli tercihiyle özgürce
    TANRI, KUR’AN olarak yapan;
    TANRI Anayasasına;
    kurallarına, ilkelerine, hukukuna, öğütlerine, tavsiyelerine, uyarılarına önem verir, mümkün olduğunca yerine getirmeye, uygulamaya, ahlaklı olmaya çalışır!
    Bu durumda din ve ahlak arasında doğrudan ilişki vardır.
    Din’e, Tanrı’ya inanıyorsa,
    Tanrı’ya saygısı varsa,
    Tanrı’ya karşı sorumluluk hissediyorsa ahlaklı olmak,
    hakka-hukuka uymak zorundadır.
    Yani din ile ahlak arasında doğrusal bir orantı vardır!
    İnancı, bağlılığı arttıkça İNSAN olma yolunda ilerliyor; tüm kötü, olumsuz duygu, düşünce davranışlarından, bağlarından kurtuluyor, benliğini bulup, özgürleşiyor demektir!

    İnanmayan ister ahlaklı olur,
    ister ahlaksız olur;
    yalnız kendisine karşı sorumludur.
    Ama inanmayı seçen, inandığını iddia eden, ahlaklı olmak zorundadır; eğer TANRI’sına saygısı varsa hem TANRI’sına hem de kendisine karşı sorumludur ve
    bu sorumluluk da çok ağırdır!

    (Ankebut,2)”İnsanlar, [sadece] ‘İnandık!’ demeleriyle bırakılacaklarını mı sanıyorlar? Sınanacaklar!”

    Din tüm yaşam, hayatın tâ kendisi!
    Dikkatle incelenirse;
    Atatürk devrimlerinin,
    hepsinin bir şekilde ‘din’ ile ilişkisi var, çünkü hayatın tamamı din!

    Harf devrimi, dil devrimi başta olmak üzere, tüm devrimler; halifeliğin kaldırılması, saltanatın kaldırılması, medeni kanunun kabulü, tarikatların, tekke ve zaviyelerin kapatılması, Laikliğin kabulü, kadın haklarının tanınması, şapka ve kıyafet kanunu, takvim, saat ve ölçülerde değişiklik, soyadı yasasının kabulü, eğitim ve öğretim devrimi ve kimsesizlerin kimsesi Cumhuriyetin ilanı;
    ‘din saltanatını’ ortadan kaldırmıştır.

    Dil devrimine rağmen zaman içinde,
    çok önemli kavramlar
    KUR’AN Arapça orijinalinden
    Türkçeye değil, Farsçaya çevrilmiş; şekilsel ibadetlere(!) indirgenmiş
    ve ‘şirk dini-şekil dini’ oluşturulmuş.

    Sonra da bu şekilsel olan her şey din tüccarları tarafından
    ‘din’ diye pazarlanıp satılmaya başlamış.

    Atatürk de yok ki engellesin!

    Sonuçta da geldiğimiz yer;
    ‘din’ saltanatı kurucuları
    sattıkları şirk diniyle ve
    arka plan çok güçlü ki,
    tamamı zulümlerle dolu
    sistemli çalışmalarıyla Cumhuriyetin tüm kazanımlarını teker teker yok ediyorlar!

    Çözüm üretecek donanımda bilgi sahibi, cesareti, dirayeti, liyakati olan siyasetçi de yok!
    Üstelik, dincilerin, din satıcı, sömürücülerin’ ‘din’ diye şekilsel birkaç ibadetle kendilerini ‘inanç’lı pazarlamalarına, ahlaksızlıklarına bakarak din ile ahlak ilişkisine yanlış açıdan, görüntüden bakan da çok!

    Seküler ve dinî ayırımı yapanlar; dincilerin uyguladıkları şekilden ibaret her şeyi ‘din’ zannediyorlar!?
    Namaz(?)+başörtüsü(!), kan gölü kurban(!), câmi(!) görüntülü,
    içeriği bomboş hac, oruç,
    ‘din’;
    bunları uygulayanları da
    ‘dindar’
    diye biliyorlar!

    DİN; Dinin TEK kaynağı KUR’AN’a göre yaşamın tümünü kapsayan ve yaşam sistemi işleyiş anayasasını, kurallar bütününü, hukukunu yani
    TANRI öğüt, öneri, tavsiye, uyarılarını da içeren bir olgu!

    KUR’AN, TANRI Anayasası;
    kurallar, ilkeler, öğüt, öneri, tavsiye, uyarıları da; modern toplumlarda hukuk dediğimiz şey aslında!

    Hukuk kök anlamı:
    Arapça ḥuḳūḳ, ‘haklar’;
    ḥḳḳ kökünden gelen ḥaḳḳ sözcüğünün çoğuludur.

    (Tegabün,3)”Allah gökleri ve yeri HAK ile oluşturdu.”
    (Nahl,3)”Allah, gökleri ve yeryüzünü HAK ile yaratmıştır.”
    (Zümer,5)”Allah, gökleri ve yeri HAK olarak yaratmıştır.”

    (Câsiye,18)”Sana da insanların uyacakları bir hayat sistemi- mükemmel bir HUKUK düzeni verdik.”

    (Şûra,13)”Allah, Nuh’a tavsiye ettiğini, sana vahyettiğini; İbrahim, Musa, İsa’ya tavsiye ettiğini HUKUK düzeni kıldı.”

    (Hadid,25)”İnsanlıkta adalet ve eşitlik dâim yaşasın diye-Kitapla, insanlar arasında ADALETİ ve HUKUKUN üstünlüğünü tesis edecek değer ölçüleri-doğruyla yanlışı, yalanla gerçeği, hakla haksızlığı, adaletle zulmü ayıran yasayı gönderdik ki; insanlar adaleti-hakkı yerine getirsin.”

    TANRI Anayasası KUR’AN’ın hukuku, yerleşmiş tanıma göre ‘ahlak’,
    insan inşa eden evrensel bir olgudur ve inanmayı seçen için evren yaratıcısı TANRI temel ilke, kurallar bütünüdür. Kurallar nettir. Bu kuralları isteyen, dileyen inandığı TANRI Kitabı KUR’AN’dan alır.

    İsteyen de;
    ahlak felsefesi filozoflarının oluşturduğu, ahlak kavramına verdiği felsefî tanımlardan alır!

    Kendi gibi yaratılmış birinin söylediklerine inanmak mı insanı özgürleştirir yoksa
    sistemi kurduğunu ve
    tüm sistem BİLGİLERİNİ
    Kitabı KUR’AN’a yüklediğini
    iddia eden TANRI’ya inanmak mı?

    (Nisa,166)”Allah Kur’an’ı Kendi ilmi, bilgisiyle indirdiğine tanıklık eder-indirilen Kendi bilgisidir.”

  44. Aydınlatmayan aydın(!?)lar
    ve KUR’AN!!!?

    Makalelerini ilgi ile takip ettiğim,
    Laiklik konusunda tamamen hemfikir olduğum
    Atatürk ilkeleri,
    Cumhuriyet savunucusu yazar,
    diyanetle ilgili bir yazısında
    KUR’AN Ayetlerinden bahsetmiş.
    Ama maalesef ki
    sözü edilen Ayetler;
    KUR’AN’a ve
    TANRI’ya iftirada sınır tanımayan
    kara kapkara yobazların,
    din satıcı, sömürücülerin dayattığı, radikal dincilerin
    kadına zulüm de kullandığı ayetler!

    Belli ki yazar tarafından
    TANRI Kitabı KUR’AN’da
    gerçekten böyle mi söylemiş diye
    hiç incelemesi,
    araştırılması yapılmamış ve
    KUR’AN’ın kopyala yapıştır çevirilerinden seçilmiş.

    KUR’AN’a zararı
    sadece din saltanatı, çıkarı için kullananlar değil;
    KUR’AN Ayetlerini
    araştırmadan, incelemesini yapmadan, kopyala yapıştır çevirilerden seçip yazan
    aydın(!)lar da veriyor!

    İşte aydın(!?)ların bu
    bilgisizliği, ilgisizliği yüzünden
    KUR’AN’dan tüm nemalananlar; eşsiz, HAK’kı ödenmez bir emek ürünü Cumhuriyeti;
    KUR’AN’ı kullanarak
    kolayca yıkacaklar.

    Diyanet;
    işine geldiği zaman
    KUR’AN’ın indiği döneme ait
    çözüm önerileri sunan Ayetlerini yani tarihsel ayetleri kullanıyor.
    İşine geldiğinde-gelmediğinde de sünnilik mezhebi
    diyerek oluşturulmuş
    peygamber sünneti-hadisi(?!) kullanıyor.
    Sünniliği dayatıyor, en çok da
    alevilere zulmediyor.

    Başta ülkenin aydın(?)ları
    olmak üzere
    KUR’AN Ayetlerinin
    gerçek anlam boyutlarını araştırıp, inceleyen, topluma doğrusunu
    BİLGİ olarak bildiren,
    KUR’AN’a sahip çıkan,
    din bezirganlarının elinden, dilinden, TEKELinden kurtaranı YOK!

    (Muhammed,24)”Neden Kur’an’ı araştırıp incelemezler-Kur’an’ın anlamını inceden inceye düşünmüyorlar mı??”

    KUR’AN; TANRI Kitabı!
    KUR’AN; evrenin, kâinatın Kitabı!
    KUR’AN; insanlığın Kitabı!
    KUR’AN; inancı temizler!
    KUR’AN; insanı özgürleştirir!

    Hikayelere, rivayetlere,
    bir kişinin, bir mezhebin
    anlayışına göre ve
    hiçbir bilimsel metot kullanılmadan çevirisi yapılmış,
    kopyala yapıştırlara hapsedilmiş
    KUR’AN meallerinden mi
    edineceğiz
    evrenin-kâinatın sahibi
    TANRI’nın SÖZÜ KUR’AN BİLGİsini?!

    TANRI’sını,
    kendini, evreni, insanlığı bilmez, okuryazarlığı şüpheli
    hacı, hoca geçinenlerin,
    KUR’AN’ı
    Arapça ezberden okuyan imamların,
    kuran kurslarında
    çocuklara tecavüz aracı yapanların
    elinde, dilinde dolaşacak,
    tekellerine bırakılacak
    bir KİTAP mıydı KUR’AN?!

    (Sad,67)”Kur’an, çok önemli büyük bir haberdir-öğreti-bilgi kaynağıdır.”
    (Sad,69-En üstün şeylerin doldurulduğu depo; Kur’an)

    (Fussilet,41)”Kur’an çok değerli ve bilgileri sapasağlam olan,
    gerçekleri anlatan-öyle muhteşem, eşsiz yücelikte bir Kitaptır.

    (Nisa,82)”Hâlâ, Kur’an’ı iyice okuyup, araştırıp-anlamaya çalışıp, üzerinde düşünmüyorlar-incelemiyorlar mı?”

    (Sad,1,87,88)”Allah’ın uyarısını, öğüdünü ve çağrısını içeren-size özünüzü hatırlatan ve uyanışa çağıran-bilgi dolu Kur’an’a yemin-andolsun ki!
    Kur’an, tüm dünya insanlarına bir çağrıdır-bilgidir-öğüttür-uyarıdır-
    hatırlatmadır.
    Okunan ayetlerin mutlak doğrular, mutlak gerçekler olduğunu-haberlerinin doğruluğunu zamanla herkes görecektir-bir gün-bir süre sonra mutlaka anlayacaksınız-kesinlikle bileceksiniz!”

  45. Milletvekilleri neden
    YEMİN ediyor?!

    Memleket hem fiziki anlamda
    hem de mecazi anlamda
    YANGIN yeri ve
    yüreğimde de aynı YANGIN,
    aklımda da binlerce soru????

    TBMM NEDEN VAR;
    Biz neden milletvekili seçiyoruz, vekaleti neden başkalarına veriyoruz,
    sorumluluklarını yerine getirmeyince
    verdiğimiz vekaleti
    NEDEN geri alamıyoruz?!?!!!

    Milletvekilleri YEMİN Metni: “Devletin varlığı ve bağımsızlığını, vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğünü, milletin kayıtsız ve şartsız egemenliğini koruyacağıma; hukukun üstünlüğüne, demokratik ve laik Cumhuriyete ve Atatürk ilke ve inkılâplarına bağlı kalacağıma; toplumun huzur ve refahı, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde herkesin insan haklarından ve temel hürriyetlerden yararlanması ülküsünden ve Anayasaya sadakattan ayrılmayacağıma; büyük Türk milleti önünde namusum ve şerefim üzerine andiçerim.”

    Milletvekilleri
    toplumun önünde ettikleri
    bu YEMİNin
    gereğini yerine getiriyor,
    Türk halkının vergileriyle oluşmuş
    kamunun HAK’kını içinde barındıran
    kamu kaynağından
    aldıkları maaşları
    HAK ediyorlar mı?!

    Bölünmez, bütünlük?!
    ??? !
    Hukukun üstünlüğü?!
    ??? !
    Atatürk ilke, inkilaplarına bağlılık?!
    ??? !
    Adalet anlayışı?!
    ??? !
    Anayasaya sadakat?!
    ??? !
    Laik Cumhuriyete bağlılık?!
    ???????? !!!

    Sadece konuşmaktan,
    birbirlerine laf yetiştirmekten,
    kendi inandıklarının gösterisini yapmaktan vazgeçip de;
    toplumun arşı aşmış sorunlarına eylemsel çözüm üretme
    aşamasına ne zaman geçecekler?

    Kendi inandığının gösterisini yapmaya örnek mi?
    Türkiye büyük millet meclisi
    genel kurulunda
    milletvekilleri tarafından
    salavat getirme?!

    Hem de LAİKLİK ilkesi
    tartışılması dahi mümkün olmayan ANAYASA maddesi ile
    garanti altına alınmış bir ülkede,
    TÜRKİYE CUMHURİYETİ meclisinde!?

    Öncelikle salavat,
    bir mezhebin;
    peygamber Muhammed adına kurdukları din=sünnilik
    mezhebinin sloganı.

    Salavat getirmede
    KUR’AN’dan onay almayan
    esas mezhep sorunu var! ALLAH-TANRI
    ‘mezheplere bölünmeyin’ derken!

    (Rum,32)”Dinlerini parçalara bölen, gruplara ayrılan-mezhep mezhep olan ve her grubun-mezhebin kendine ait (imam ve kitap)larla övündüğü kimselerden olmayın.”

    (Âli İmran,105)”(Ey inananlar!) Kendilerine açık deliller geldikten sonra (mezhepler hâlinde) parçalanıp ayrılığa düşenler gibi olmayın.”

    Salavat getirmeyi
    dayandırdıkları ayet de(Ahzab,56).

    ***Tüm KUR’AN içinde
    SALÂT ayetlerini NAMAZ
    olarak çevirip,
    peygamber söz konusu olunca neden (Ahzab,56)
    SÂLAT-Salavat olarak bırakmışlar? *

    (diyanet çevirisi)
    (Ahzab,56)”Şüphesiz Allah ve melekleri Peygamber’e SALÂT ediyorlar. Ey iman edenler! Siz de ona salât edin, selâm edin.”

    (Ahzab,56). ayette geçen SALÂT; kök anlam, gerçek anlam ile yapılan KUR’AN TÜRKÇE çevirisi

    (istekuran.net-Hakkı Yılmaz çevirisi)(Ahzab,56)”Şüphesiz Allah ve doğadaki güçleri-indirdiği Kur’an ayetleri Peygamberi destekliyorlar -yardım ediyorlar-arka çıkıyorlar.
    Ey iman etmiş kimseler! Siz de Peygambere destek olun-yardım edin-arka çıkın ve güvenliğini tam bir güvenlikle sağlayın!”

    KUR’AN (Ahzab,56). Ayette
    o zaman diliminde yaşayan
    KUR’AN tebliğinin yapıldığı
    tarihsel dönemdeki inananlarına;
    TANRI-ALLAH tarafından görevlendirilen Peygamberimize
    KUR’AN’ı TEBLİĞ
    mücadelesinde,
    “müşriklere karşı
    peygambere yardım edin,
    destek olun”
    TANRI-ALLAH öğüdü, önerisi var!

    Milletvekillerinin görevi;
    ADALET, HAK, LİYAKAT esaslarına göre hizmet üretmek,
    yasa yapmak,
    SÖZ vererek,
    YEMİN ederek aldıkları
    milletin vekaletinin
    HAKkını vermek,
    memleketin, milletin sorunlarına
    HAK-HUKUK çerçevesinde çözümler üretmek ve
    başta LAİKLİK ilkesine UYMAK
    ve ettikleri YEMİN içinde yer alan
    TÜM verdikleri SÖZleri
    yerine getirmek değil mi? ! ???

    (Saff,2,3)”Ey inananlar! Yapmayacağınız(yerine getirmeyeceğiniz) şeyleri niçin söylüyorsunuz?
    Yapmadığınız-yapmayacağınız veya yapamayacağınız şeyleri söylemeniz (vaatlerde bulunup insanları kandırmanız),
    ALLAH katında en sevilmeyen davranışlardandır.”

    (İsra,34)”Verdiğiniz sözleri yerine getirin. Verilen söz insanı sorumlu yapar-
    Verilmiş sözünüzün gereğini yapın-
    Verdiğiniz sözlere aykırı davranmayın! Çünkü sözler de sorgulanacaktır-
    Verdiğiniz her sözü yerine getirin, çünkü verdiğiniz sözden [Hesap Günü’nde] mutlaka sorguya çekileceksiniz!”

  46. KUR’AN’da Helâl kavramı?!

    İnsanlık adına muhteşem anlamlara sahip salât’ı,
    şekilsel yatıp kalkma namaza(?),
    bedensel, ruhsal, zihinsel arınma eğitimi savm’ı,
    yeme-içme, ziyafet sofralı oruca,
    tevhid-tek TANRI inancı evrensel eğitimi hacc’ı,
    pagan uygulamalarla dolu ticarî-turistik seyahate evrilten
    dinci-hak yiyici-din satıcıların içini boşalttıkları kavramlardan biri daha!
    HELÂL!

    Halkın çok kullandığı,
    siyasetçilerin de dilinden düşürmediği ‘hakkını helâl et’ cümlesindeki helâl kavramı
    sadece dil söylemine hapsedilmiş!

    Haram ile aynı kökten gelen helâl’i; domuz eti ve içki üzerinden
    gıdalara helâl damgası basmak(?) ve helâl sertifikası vermek(!) gibi
    hiçbir anlamı olmayan seviyeye indirmişler!

    KUR’AN; İçki ile ilgili, ‘zararı faydasından çoktur’ ve
    ‘domuz etini yemeyin; pistir ama zorunlulukta sınırlı yiyebilirsiniz’ diyerek ruhsal, bedensel sağlık uyarısını yapıyor!
    İlgili bilim dalları, fayda-zarar yönünde araştırma, incelemesini yapar ve isteyen TANRI önerisiyle, isteyen bilimsel araştırmayla kararını kendi verir!

    Biz yine helâl kavramının
    KUR’AN açısından önce
    Ayetlerine bakalım! (kök anlamlı)

    (Bakara,168)”Ey insanlar! Yeryüzündeki her şeyi helâl-meşru ve temiz-iyi olmak şartıyla yiyin!”

    (Mâide,88)”Allah’ın verdiği rızıkları helâl-meşru ve temiz yollardan yiyin-yararlanın.”

    (Nahl,114)”Allah’ın size rızık olarak bahşettiği şeylerden helâl-meşru ve temiz olarak payınızı alın! ”

    (Nahl,116)”Hiçbir delile dayanmadan sırf dillerinizin yalan yere nitelendirmesiyle, ‘Şu helâldir, şu haramdır’ demeyin. Böyle yapmakla Allah’a iftira etmiş-Allah adına yalan uydurmuş olursunuz.”

    HELÂL; affetmek, çözmek(zorluk), analiz etmek, kefaretini ödemek, geçim kaynağı, bir şeyi yasal saymak gibi anlamları da olan
    meşru, yasal, uygun demek!

    Arapça ḥll kökünden gelen ḥalāl, ‘izinli, meşru’; Aramice-Süryanice, İbranice ḥll kökünden ḥālāl,
    ‘haram’ ile eş kökenli.
    ~ Ar ḥalāl, izinli olan.

    ‘Helâl’; hak, hak da adâlet ile ilgili,
    bu yüzden helâl, adalet ile de ilgili!

    (Câsiye 22)Allah, gökleri ve yeri hak, hukuk ve adâlet esaslarına göre, bir sistem olarak yaratmıştır.”

    TANRI sistemi
    HAK, ADALET üzerine kurulmuşken,
    KUR’AN Tekasür suresi ‘yığmayın, biriktirmeyin’ uyarısında bulunurken;
    doymak bilmez aç gözlüler, hak yiyiciler, zalimler yüzünden
    sistem bozulmuş durumda!

    (Bakara,188)”Başkalarına ait malları bilerek(hırsızlık, yolsuzluk, kumar, dolandırıcılık, gasp gibi)haksız yollarla-haksızlıkla yemeyin. Halkın parasını haksız yere yemek amacıyla bile-bile hukuki hilelere başvurmayın-rüşvet vermeyin!”

    (Nisa,29)”İnananlar! Birbirinizin malını haksızlık ve hile ile haksız yollarla yemeyin.”

    (Bakara,279)”Ne haksızlık edin, ne de haksızlığa göz yumun.”

    Bireysel hak helâlliği dilemek kolaydır, affınızı dilersiniz, karşı taraf affeder-etmez aranızdadır.

    Ama esas, yöneticilerin, toplumu yönetenlerin, özellikle ülke yönetiminde görev alanların; devletin imkânlarını dağıtanların, torpille, rüşvetle, işkence, zorbalıkla, baskı, zulümle olmayacak işleri olduranların, başkalarının haklarını yiyenlerin sorunudur helâl!
    Çünkü çok kişinin hakkı,
    bu hakların helâlliği söz konusudur!
    VE helâl etme, affetme kararı;
    hak sahibi olan halkın kendisindedir!
    Helâllik istenecek olan da;
    HAKkın sahibi halktır!

    Helâlleşmede dikkat noktası da;
    hak sahibi olan halk yediğiniz ekmeği, kazancınızı,
    sizlere hakkın sahibi olarak
    helâl ediyor mu? buradan bakmak gerek, elzem, zorunluluktur!

    Makam sahibi devleti yönetenler, vekiller, bürokratlar;
    halkın haklarını vermek,
    haklarını korumak yerine;
    sanki kişisel bir davaymış gibi
    kendi aralarında helâllik diliyor,
    milletin meclisinde
    helâlleşme görüşmeleri yapıyorlar!

    Yönetenlerin helâlleşmesi,
    öyle oturdukları yerden,
    mikrofonlar aracılığıyla
    ‘Hakkını helâl et’,
    ‘Allah affetsin’ gibi dil ile konuşarak çözülecek sözel bir durum değil;
    o kadar KOLAY, o kadar BASİT değil!

    Helâllik açısından
    makamları, mevkileri, ünvanları, rütbeleri elde edenlerin
    bu konumlara nasıl geldikleri,
    ne için kullandıklarıdır önemli olan!

    Makam kullanılarak;
    eş, dost, evlatlara hakları olmayan imkânlar sağlanıyor;
    dernekler, vakıflar kurduruluyor, bağışlar toplanıyor mu,
    devlet kadroları için, ihaleler için kayırmacılık, torpil yapılıyor mu,
    rüşvet veriliyor, alınıyor mu,
    akademik eğitimler, akademik ünvanlar, diplomalar elde edilirken
    tüm gerekli şartlar;
    emek vererek, intihalsiz, hilesiz, doğrulukla yerine getiriliyor mu,
    verdikleri sözler tutuluyor,
    halkın haklarını korunuyor mu?, ….
    gibi sorgulamalarla tüm devlet idaresinde görev alanların yaptıklarının meşru-yasal-legal
    olup olmadığına bakılmalıdır!

    (Nisa,58)”Allah, size emanet edilenleri; yetki, görev, sorumluluğu her işin uzmanına vermenizi söyler. Ve sorumluluklarınızı yürütürken adil olmanızı-adalet ve hakkaniyetle hüküm vermenizi öğütler.”

    (Âli İmran,161)”Kim emânete ihânet eder-hile yapar-hakkından fazlasını alır-kamu malından bir şey aşırırsa, Diriliş Gününde Allah’ın huzuruna, ihânetiyle birlikte gelir.”

    (Enbiya,47)”Kıyamet Günü hak edileni eksiksiz belirleyen
    adalet terazileri-tartıları kurarız.”

    Mecliste bir ‘hak affı-helâlliği’ olacaksa ancak,
    halkın hakkı olan her neyse,
    hakların bedelleri maddesel ödenince, toplumsal olarak
    yerine getirilince olur!

    İktidarı, muhalefeti ile tüm siyasilerin oturduğu makamın sahibi, özellikle içinde yetimlerin de olduğu millettir ve üstelik
    makamın sorumluluğu çok ağırdır.

    (Nisa,10)”Yetimlerin mallarını haksız yere yiyenler karınlarını ateşle doldurmuş olurlar.”

    Makam, halka hizmet edildiği oranda saygınlık, itibar kazanır!
    Halk için adaleti, güveni, refahı sağladığı, hukuk kuralları işlediği orandadır devletin saygınlığı, itibarı!
    Makam sahibi, kendisinin olmayan, kamuya ait olanları;
    ailesine, akrabasına, kendi tarafında olmasını istediklerine;
    hak etmeyenlere kişisel çıkarları için dağıttığı oranda meşruluğunu ve de makamın, devletin saygınlığını düşürür, yok eder!

    Cenaze törenlerinde-en acılı günde, ihtişamlı cüppeli imamların,
    ölü için istedikleri helâllik de
    tam bir gösteri şovu!
    Siz kimin hakkının helâlliğini
    kimden istiyorsunuz?!

    İmamların esas helâllik isteyecekleri yer;
    bazılarının seslerinin son perdesi ile bağırarak ve kötü mikrofonlarla okudukları, özellikle şafak vakti çocukları korkutmak, inanmayanları, başka dinden olanları ve hasta olanları rahatsız etmek pahasına, dinî açıdan gerekliliği de olmayan ezanlar!? (güzel okununca duygulandırsa da)
    Başkalarına zulüm olan bu durum; TANRI’nın özgürlük;
    kişisel tercih-seçim dininin
    HAK ölçülerine uyar mı?!

    (Ra’d,11)”Gerçek şu ki bir topluluk kendisini toplumsal ve zihinsel olarak değiştirmedikçe, Allah onların durumunu değiştirmez. Allah, zihinsel olarak ortak koşucu, toplumsal olarak iyiliklerini kaybetmiş bir topluluğun yok olmasını istedi mi, artık hiç bir güç o toplumun yıkılmasını durduramaz; o toplumun Allah’tan başka, koruyup kollayanları da olmaz.”

    (Ankebut,45)”Vahyi-Kur’an’ı sürekli anlayarak okumak insanı çirkin fiillerden ve akla ve sağduyuya aykırı olan her türlü kötü şeyden alıkoyar-vazgeçirir.”

    (En’am,90)”Kur’an, tüm insanlığa sunulmuş öğüt-uyarı-hatırlatmadır.”

    (Âli İmran,138)”Kur’an, insanlığa açık bir ders-açıklama-apaçık çağrı-hakikati ifade eden bildiridir.”

    (Zümer,23)”Allah, tutarlı, çelişkisiz ve evrensel olan anlamını, her toplumun uygulayabileceği Sözün-öğretilerin en güzelini, bir taraftan ana temayı sürekli vurgulayarak, diğer taraftan onu benzetmelerle destekleyerek, çok anlamlı-gerçeği tüm yönleriyle ele alan kitap-Kur’an olarak indirmiştir. İşte bu, Allah’ın rehberidir.
    Dileyeni, onunla doğru yola iletir-isteyeni, ona ulaştırır.”

  47. Cumhuriyet ve tarikatlar!

    Cumhuriyet ülkesi
    olarak uyandık!?
    Milli eğitim bakanı,
    tarikatlar için STK ve
    ‘tarikatlarla protokol yapmaya devam edeceğiz’ dedi diye!

    Çözüm de;
    bakanın suç duyurusu ile
    görevden alınması!
    Kim? görevden alacak;
    göreve getiren zihniyet mi!?
    Diyelim alındı!
    Kanser hücresi metastazı gibi
    tüm ülkeyi sarmış tarikatlar sorunu çözülmüş, bitmiş, tarikatların bataklığı kurutulmuş mu olacak? Yerine gelebilecek binlerce tarikatçısı, dincisi devlet kadrolarında!
    Asker gibi hazırolda komut bekliyor; onları ne yapacağız?!
    Üstelik en radikal dincisi
    iktidar ortağı, iktidarda!
    Daha ötesi var mı?!

    Yerin altında hiç durmadan çalışan dinci yapılanmalar artık
    ülkenin tüm parasal kaynaklarını,
    iktidarı, gücü ele geçirdiklerinden;
    düşüncelerini de, eylemlerini de, kendilerini de saklama gereği duymuyorlar, olan sadece bu!

    Ve o kadar çoklar ki;
    diyanet ve özellikle diyanet vakfı(!?), tarikatlar, cemaatler,
    mezhepçi vakıflar-dernekler, tasavvufçu dergâhlar,
    sakal, cüppe, sarıktan oluşmuş hacılar, hocalar, cinciler, büyücüler, muskacılar, falcılar,….
    Bilimsel olduğunu iddia eden gökyüzü falcılarını ve gizem-sır merak sömürüsü yapan kahinleri de, inancı paraya çevirenlere dahil edersek, dipsiz derin, karanlık kuyu!

    Başta diyanet ve tarikatlar inanılmaz bir örgütlenme ile;
    çocukları kuran kurslarında,
    gençleri üniversitelerde,
    okullar, yurtlar, dernek, vakıflarda,
    kadınları sohbet toplantılarında, evlerde, el işi, beceri kurslarında,
    parasal kazanç, elden satış sistemlerinde(?),
    yaşlıları, emeklileri, tv programlarında,
    câmilerde;
    ‘Kur’an-Allah’ başlıklı,
    iftira-yalan dolu peygamberin sünneti-hadisi(?!) dinci söylemleriyle;
    kendilerine kullar ve din kullanan siyasilere de bilinçsiz seçmen kitlesi yarattılar!

    Maaşlarını halkın alın terinden alan, Cumhuriyet ilkelerine bağlılık, laiklik yemini edenler;
    sürekli başörtüsü ile
    bilgisizce uğraşırken,
    başları örten arka plan zihniyetin,
    koskocaman bir dinci yapılanmanın çok tehlikeli bir Cumhuriyet, devrim
    karşıtı ordu haline geldiğini
    belli ki işlerine gelmediğinden görmediler.

    Canla-başla çalıştıkları bir tek konu vardı; seçimler!

    Seçim çalışmaları da;
    her dâim gizli-saklı,
    çıkarı tarafında olanlara toptan oy pazarlayan toprak ağaları, aşiret reisleri, terör örgütü uzantısı,
    etnik köken mazlumunu kullanan siyasilerle işbirliği!
    Kadın-çocuk haklarını yok sayarak, eğitimi engelleyerek cehalet üreten, büyük oy kitlelerine sahip(!), temellerinde esas radikal dincilik de olan bölücülerle işbirliği!

    (Nisa,114)”Gizli toplantı-toplanmaların-görüşmelerin ve konuşmaların çoğunda hayır-iyilik yoktur-faydasızdır. Yalnız, muhtaçlara yardım etmeyi veya güzel bir iş yapmayı ya da insanlar arasını düzeltmeyi amaçlayanların ki hariç-barışı sağlamayı teşvik edenler müstesna.”

    (Mücadele,10)”(Meşru konularda olmayan) kulis ve toplantılar-gizlilik içinde(art niyetli olarak) yapılan görüşmeler şeytancadır-şeytanın telkin ettiği davranışlardır.”

    Çıkarından ötesini görmeyen,
    oy-koltuk hesabı ile hareket eden ve
    kontrolü altında-kölesi olduğu
    terör örgütü-tarikat-sermaye bağlantılı olanlarla;
    en başta Laiklik,
    Cumhuriyet ve değerleri korunmaz,
    amaç millete hizmet olmaz,
    haklara ulaşılmaz,
    yasalar uygulanmaz,
    adalet sağlanmazmış.
    Acı tecrübelerle
    yaşayarak öğreniyoruz.

    Artık tarikatlara dokunan
    kurgu dizilere bile izin yok!

    Bu çok büyük ve organize kötülük ile yıllardır tek başına mücadele edenler teker teker linç edilirken, tarikatlarda tecavüz, küçücük kız çocuklarının evliliği, kadınlara zulüm, öldürme davalarında,
    konserlere, festivallere, içkiye, giyinmeye, özgür yaşama yasaklar, baskılar, dayatmalar olduğunda hep sustuk!

    ‘Susma, sustukça sıra sana gelecek’ ne doğru bir slogan!
    Hepimize tek tek sıra geliyor!

    Ülkenin parasal kaynaklarına zulümle el koyduklarından;
    bizler de haklarımızdan yoksun bırakılmışlar, ekonomik olarak yoksul hale gelmişler, sanat, bilim, eğitim harcamalarını kısarak yozlaşanlar olarak
    sırası gelmişler oluyoruz!

    Bu gidiş, bu sıralanma hâli
    tarikatları koruyan, kollayan, destekleyen, iktidarda tutana, nemalanana, sermayedara
    gelene kadar belli ki sürecek!
    Hiç şüphesiz onlara da sıra gelecek;
    onların da canı yandığında ise,
    Özgürlüğün dehası Atatürk’ün, ‘kimsesizlerin kimsesi’ dediği Cumhuriyet kazanımları,
    Cumhuriyet değerleri ve
    en önemlisi kimsesizler
    çok büyük zarar görmüş olacak!

    Yeni yeni toplu bildiriler imzalanıyor, sesler yükseltiyor!
    Bildirileri, bildirimleri geçelim; çözüme gelelim!

    Ve çözüm; BİLGİ’de!
    Sistemin anayasası olan KUR’AN, KUR’AN bilgisinde; cesarette!

    (Haşr,13,14)”İkiyüzlüler, Allah’tan daha çok sizden korkuyorlar. Çünkü onlar anlayışsız, korkak bir topluluktur.
    İkiyüzlüler toplu halde, açıkça sizin karşınıza çıkıp savaşamazlar-ancak korumalar arkasından-duvarlar arkasında sizinle savaşabilirler. Onların kendi içlerinde şiddetli kavgalar-anlaşmazlıklar-derin ayrılıklar-rekabet vardır-aralarındaki düşmanlık had safhadadır. Siz onları birlik ve beraberlik içinde sanırsınız, içten param parçadırlar-kalpleri ayrı ayrı amaçlar için çarpar. Çünkü onlar, akıllarını işletmeyen-kullanmayan bir topluluktur.”

    Çözüm, KUR’AN bilgisi;
    özgürlükten, haktan, hukuktan, adaletten yana birlik beraberlikte!

    (Enfal,25)”Uyarılara rağmen sorumluluğu paylaşmaz, herkesin yararına birliği sağlamazsanız, geldiği zaman, sadece zulmedenlerin-haksızlık edenlerin başlarına gelmekle sınırlı kalmayacak, tüm herkesi kapsayıp perişan edecek toplumsal ateşlerden-felaketten-karışıklıktan sakının-kötülük yönündeki ayartıya-fitneye karşı uyanık-tedbirli ve duyarlı-sorumluluğunuzun bilincinde olun.”

  48. KUR’AN’da; ‘Şehit’ ve ‘Şefaat’?!

    KUR’AN’ın işaret ettiği anlamdan çok uzak, yine saptırılmış,
    dini, saltanatları için kullanan yönetimlerin,
    acımasızca sömürdükleri iki kavram daha;
    şehit ve şefaat!?

    Bu sömürüyü şöyle gerçekleştiriyorlar.

    ‘Vatan için savaşırken ölürsen ‘şehit’ olur, cennete gidersin’ acımasız yalanıyla,
    yoksul halk çocuklarını askerliğe özendirip savaşlara gönderiyorlar;
    geride hayatın zorluklarıyla başbaşa dul ve yetimler bırakma pahasına!

    Sonra, katmerli yalanlarına devam ediyorlar.
    Ölenin, geride kalan acılı yakınlarını da,
    neden öldükleri hiç sorgulanmasın diye bir acımasız yalanla daha,
    ‘şehit olanlar kıyamet günü size şefaat edecekler’ iftirası ile oyalıyor, acılarının isyana, başkaldırıya dönmesini engelliyorlar.

    İsyana kalkana da linç kültürünü işletiyorlar.
    İnançlı olduğunu iddia edip,
    TANRI-ALLAH’ı şanına yaraşır şekilde tanımayan(Zümer,67) ve Kitabı KUR’AN’ın içeriğini yani neye inandığını bilmeyenleri,
    başkaldıranların üstlerine, ‘bunlar din düşmanı’ diyerek saldırtıyorlar.

    Ellerinde vatan, millet sevgisini, bağlılığını ölçen bir alet, inancı ölçen bir ‘inanç ölçer’ var gibi;
    işlerine geleni şehit, şefaatçi;
    gelmeyeni kâfir, terörist, vatan haini ilân ediveriyorlar.

    Ağızlarından düşürmedikleri ‘cennet’e,
    savaşırken ölüp gitme garantisi varsa;
    neden bu garantili duruma kendileri tâlip, istekli değiller!

    KUR’AN, ‘şehit’ ve ‘şefaat’
    için ne demiş;
    biz onları anlamaya çalışalım.

    Hakkı Yılmaz’dan ‘şehit’ konusunda alıntılarla başlayalım:
    “‘Şehiyd’, Arapça ‘şhd(şehadet)’ kökünden türemiş anlamı,
    ‘en ileri derecede tanık olan’
    ve sözcüğün mastarı olan
    ‘şehadet’ sözcüğünün Türkçede tam karşılığı ise, ‘tanıklık’ demektir.
    Açık işleri sıradan bir bilene ‘şâhid’,
    ileri derecede bilene de ‘şehiyd’ denir.
    Kur’an, Allah yolunda, Allah rızası için ölen kimseleri ‘Şehiyd’ olarak nitelemez. Bu tabir, Kur’an’dan onay almaz. Rabbimiz bunlar için ‘Allah yolunda öldürülen kimseler’ ifadesini kullanır.
    İnsanlar, şehitlik kavramını yozlaştırarak, bölümlere ayırmışlar her biriyle ilgili birçok hüküm ortaya koymuşlardır.
    Daha sonra bu sözcük ayağa düşmüş, birçok şehit türü uydurulmuştur.
    Kur’an’ın önderliğinden vazgeçmemek gerekir.
    Unutmamak gerekir, ölüden;
    ne şâhit:(sıradan tanık) olur,
    ne de şehiyd:(iyiden iyiye mükemmel tanık).”

    KUR’AN’dan ‘şehit’ ayeti!

    (Âli İmran,18)”Allah, doğadaki güçler/haberci âyetler ve hakkaniyeti-adaleti ayakta tutan bilgi sahipleri-gerçeği idrak etmiş ilim sahipleri de şüphesiz Allah’tan başka ilâh-tanrı olmadığına tanıklık etti. O, en üstün, en güçlü, en şerefli, mağlûp edilmesi mümkün olmayan/mutlak galip olandan, en iyi yasa koyandan başka ilâh diye birşey yoktur-O’ndan başka tanrı yoktur.”

    İhsan Eliaçık’ın ‘şefaat’ açıklamalarını,
    alıntı yaparak devam edelim.
    “‘Şefaat’:çift yapmak, ikilemek, başkasını da katmak anlamında aracılık, arabuluculuk, torpil, iltimas manasındadır.
    KUR’AN, Allah’ı hesap gününün mutlak sahibi olarak tanıtıyor ve o gün ’emrin-sözün’ sadece Allah’a ait olacağını ısrarla vurguluyor.
    Öyle ki, ne başkası namına ödeme(tecziye), ne kurtarmalık bedeli(fidye-adl), ne arabulucu(şefi), ne de hatırı sayılır bir referans(veli), hiçbirisi fayda vermeyecektir.
    Dünya hayatında ‘kuvvet’ karşısında herkesin eğildiğini ve kuvvetliye torpil geçildiğini gördüklerinden ahirette de öyle olacağını sanıyorlar!”

    Bir de, Yaşar Nuri Öztürk ‘şefaat’ için ne demiş? ona bakalım:
    “Bir aracılık kavram ve kurumu olan şefaat, Allah’ın yanına yedek ilahlar koymayı dinin esaslarından biri yapan şirkte son derece önemlidir. Kur’an’ın, şirkin yedek ilahlarını ‘şüfe’a:şefaatçiler’ diye adlandırması sebepsiz değildir.
    Şirkin belirgin özelliği olan yedek ilahlar, şefaatçiler-yedek rabler-evliya:veliler, dostlar,
    şefaatin varlığı ile vücut bulan kuvvetlerdir.
    Kur’an, şefaat kavramının bir şirk destekçisi kuruma dönüştürülmemesi için ilkelerin altını ısrarla çizmektedir.”

    Ne acı, ne yaman çelişki!!
    KUR’AN, şirk destekçisi kurum olmasın diye varken;
    KUR’AN ayetlerinde ‘şefaat’; sadece, yalnızca, TEK ALLAH-TANRI’ya ait, izafe olması şartken;
    din sömürücüleri, satıcıları tarafından, yaratılmışlara da izafe edilip maalesef ki aracılık kurumuna da döndürülmüştür.
    Aracı kurumlarsa; KUR’AN’ı tekellerine alan, hiç kimseye söz hakkı vermeyen tarikat, cemaat, tekke, dergâhlar,…..!?

    Son olarak gelelim;
    müthiş bilgiler, uyarılarla dolu KUR’AN’ın, ‘şefaat’ ayetlerine!

    (Secde,4)”Gökleri, yeri ve ikisi arasındakileri altı evrede[yevm] yaratan sonra da koyduğu yasalarla onlar üzerinde egemen olan-hükmeden Allah’tır. Sizin için Allah’tan başka yardımcı, yol gösterici, koruyucu yakın-veli ve destekçi, şefaatçi yoktur. Hiç aklınızı kullanmaz mısınız-hâlâ düşünüp öğüt-ibret almayacak mısınız?”

    (Bakara,48)”Hiç kimsenin bir başkasının cezasını çekmeyeceği-kimsenin kimseye faydası olmayacağı, hiçbir kimseden şefaatin-aracının-arabuluculuğun-adam kayırmanın kabul edilmediği, kimseden hiçbir karşılık [adl]-fidye-kurtulmalık bedeli alınmayacağı ve hiçbir kimsenin yardım göremeyeceği günün geleceğini unutmayın.”

    (Bakara,123)”Kimsenin kimse yerine bir şey ödemeyeceği-kimseye ayrıcalık yapılmayacağı, kimseden fidye-kurtulmalık kabul edilmeyeceği-kimsenin torpilinin geçmeyeceği, şefaatin-arabuluculuğun, iltimasın hiç kimseye yarar sağlamayacağı ve suçlulara yardım olunmadığı günden sakının.”

    (En’am,70)”Dinlerini oyun ve eğlence haline getirmiş, dünya hayatı kendilerini aldatmış olanları bırak da o Kur’an ile hatırlat-öğüt vermeye devam et: ‘Kendi elinin üretip kazandığıyla değişim ve yıkıma düşen-kazandıklarının tutsağı haline gelmiş kimseler için Allah’tan başka-Allah ile aralarına koyacakları herhangi bir veli/koruyucu-bir yardım eden, yol gösteren ve şefaatçi-arabulucu-kayırıcı olmayacak, yanlışlardan dolayı rehin tutulacak olanlar, suçuna karşı her fidyeyi-her türlü bedeli ödemeyi istese de kendisinden asla kabul edilmeyecek.’”

    (Bakara,254)”Ey inananlar-güvenenler! Pazarlığın, adam kayırmanın ve torpilin geçersiz olduğu-hiçbir dostluğun ve hiçbir şefaatin-iltimasın olmadığı gün gelmezden evvel, size rızık olarak verdiklerimizden infak edip dağıtın-Allah yolunda harcayın.”

    (En’am,94)”Dünya’ya ilk gelişinizde sizi nasıl çırılçıplak-yalnız yarattıysak, huzurumuza da yapayalnız-tek başınıza geleceksiniz. Size dünyada verdiğimiz tüm mallarınızı-servetlerinizi arkanızda bırakacaksınız. Allah’ın ortakları olduklarını sandığınız(Allah’a ulaşmak için aracı kıldığınız, dünyalık menfaatler için gölgesine sığındığınız)-şefaatlerini beklediğiniz ya da size şefaat edeceklerini söyleyen şefaatçilerinizi-sözde destekçilerinizi-aracıları yanınızda göremeyeceksiniz. Aranızdaki bağlar büsbütün kesilecektir. Şefaatlerini umduklarınızın hepsi kaybolmuşlardır-(Çok güvenip itimat ettiğiniz ve sizi kurtarabileceklerine inandığınız sahte ilahlarınız) sizi yüzüstü bırakıp gitmiştir.”

    (Araf,53)”KUR’AN’da bildirilenler gerçekleştiği gün, o haberleri daha önce önemsemeyenler, ‘Gerçekten Rabbimiz’in resulleri gerçeği getirmişler. Şimdi bize şefaat edecek şefaatçiler-bizden yana aracılık yapacak kayırıcılarımız yok mu-torpil yapabilecek birini bulabilir miyiz? Yahut da yeniden dünyaya geri gönderilsek de, yaptıklarımızı tamir etsek-işlediklerimizden başkasını yapsak’ diyecekler. Gerçek şu ki onlar, kendilerine yazık etmişlerdir.”

    ***(Kehf,103-104)”Size, yaptıklarında en büyük kayba-en çok hüsrana uğrayacakları haber vereyim mi? Onlar iyi şeyler ürettiklerini sandıkları halde, dünya hayatının peşinde tüm çaba ve koşuşturmaları eğri ve çarpık-sapkınlık için olan-tüm çabaları boşa çıkanlardır.”

    (Yunus,18)”Ortak koşucular, Allah’ın yanında, kendilerine zarar ve yararları dokunmayacak şeylere tapıyorlar-(onlardan yardım diliyorlar) ve ‘Bunlar Allah katında bizim şefaatçilerimiz-yardımcılarımız-destekçilerimizdir’ diyorlar. De ki: ‘Siz, Allah’a, göklerde ve yerde Kendisinin bilmediği bir şeyi mi haber veriyorsunuz?
    Allah çok yücedir. Allah şirk-ortak koştuklarınızdan çok uzaktır. ‘”

    (Mü’min,18)”Ey Muhammed! Ortak koşucuları, yaklaşmakta olan gün(kıyamet) hakkında uyar! O gün dehşet içinde yutkunurlarken yürekleri ağızlarına gelir. O gün şirk koşmak suretiyle yanlış; kendi zararlarına iş yapan-ömrü zulüm ve haksızlık yapmakla geçmiş olanlar için, koruyucu bir dost, torpil için aracı, iltimasçı-sözü yerine getirebilir bir şefaatçi yoktur.”

    (Rum,13)”Allah’a ortak koştukları, onlara şefaatçi, aracı olamayacak-şefaat-kayırma göremeyecekler. Oysa ki onlar ortak koştukları varlıklar yüzünden kâfir olmuşlardı.”

    (Zümer,43)”Yoksa ortak koşucular, Allah’ın dışında şefaatçiler mi edindiler?”

    (Zümer,44)”İyi bilin ki şefaat tamamıyla ve sadece Allah’a aittir-şefaat etme tamamıyla Allah’ın elindedir-şefaat, tümden ve sadece Allah’ındır.”

    (Zuhruf,86)”Ortak koşucuların, Allah dışında bağlandıkları-yalvardıkları-taptıkları kimseler şefaat edemezler-iltimasa mâlik olamazlar-arabuluculuk yapamazlar. Bu gerçeği ancak Kuran’a-hakka-gerçeğe tanıklık edenler bilir.”

    (İnfitar,19)”Kıyamet-Hesap günü, hiç kimsenin başkası için bir şey yapamayacağı-yardım etmeye gücünün yetmeyeceği-hiçbir insanın başka birine zerre fayda sağlayamayacağı bir gündür. O gün [açık seçik görülecektir ki] hakimiyet-hüküm vermek-tüm kararlar yalnız-sadece-bütünüyle Allah’a aittir-artık söz Allah’ındır!”

  49. Ilımlı islam yetmedi;
    demokratik islam verelim?!?
    Ey İnsanlık…
    KUR’AN’ın İSLAM’ı nerede????!

    Adı bizzat TANRI tarafından verilmiş yaratıcı ve kurucusunun
    TANRI olduğu
    evren işleyiş, yaşam sistemi İSLAM;
    nasıl da kötü, olumsuz olan
    her şeyin başına fütursuzca,
    islami terör, islamofobi, islamofaşizm, islami faşizm,
    ticari, siyasi olan
    her şeyin başına saygısızca,
    islamcılık, islamcı,
    islami yaşam, islami banka, islami, tatil, islami giyim,…..
    kula izafe korkusuzca,
    Muhammedi islam,
    hadislerle islam, …..?! gibi
    her şeyin başına
    umursamazca, bilgisizce,
    hadsizce, sınırsızca ekleniyor!

    Tüm dünyayı sömüren emperyalizmin;
    TANRI’nın isim HAK’kına tecavüzle
    saygısızca kullandığı, kullandırdığı İSLAM;
    son olarak
    binlerce insanın
    vahşice, acımasızca
    katlinden sorumlu
    terör örgütü elebaşının dilinde
    ‘demokratik islam’ adıyla;
    kanla yıkadığı topraklarda
    süreç adlı aldatma barışına?!
    sömürü, kandırma aracı olmuş!?

    ‘İslam;
    namaz kılmak, başını örtmek,
    câmi yaptırmak, hacca gitmek,
    kurban kesmek değildir.
    İslam;
    namaz, başörtüsü, cami, Kâbe, imam, ezan, hac, kurbandan ibarettir’
    algısını
    tüm dünyaya yayan
    Allahuekber diyerek
    din dayatan zorbalar
    İslam kavramını kullanarak
    Cumhuriyet’i yıkacaklar!

    Başlıkta
    islam, allah, kuran kullanıyor,
    alt metinde
    Muhammed peygamber adına
    uydurdukları yalanlar ve
    kendi kutsallaştırıp tapındıkları
    Şeyh Sait, Said Nursi, İskilipli Atıf vb. için din adamı(!), islam alimi(?)
    dedikleri yaratılmış kullara;
    tarikatçı,
    Lozan, Cumhuriyet, Atatürk düşmanlarına taptırıyorlar.

    (İbrahim,28)”Allah’ın nimetini-Vahyi küfre çevirenleri ve böylece kendi toplumlarını yok olma yurduna sürükleyenleri görüyorsun değil mi?”

    (Tevbe,33)”Ortak koşucu din adamları çabalasalarda-
    gerçek tevhit dinini
    bütün yönleriyle ortaya çıkarmak için elçisini
    hak din İslam ve
    doğru yol rehberi olan Kur’an ile gönderen Allah’tır.”

    İSLAM;
    yalnız TANRI-ALLAH’a aittir ve
    başına-sonuna
    hiçbir ekleme, çıkarma yapmadan
    yalın bir halde sadece
    TEK KUR’AN’da
    yer alan ilke ve kurallardır;
    TANRI’nın sınırlarını belirlediği
    yaşama ve sonsuz hayata dâir
    öğüt ve uyarılarıdır;
    evrensel ahlâkî ilkelerdir.

    İSLAM kavramı,
    kelime olarak da
    tertemiz, sadece, yalnızca,
    TEK TANRI’ya ait olarak kalmalı, titizlikle korunmalıdır!

    (Mâide,3)”Bugün, sizin için dininizi kemâle erdirdim-ikmal ettim-dinî hükümlerin hepsini bildirdim ve size sunduğum nimetimi-Kur’an’a son noktayı koydum-yolunuzu aydınlatacak bilgileri-Vahyin gönderilişini-İslam düzeninin yasalarını tamamladım!
    Sizin için din olarak; bütün Peygamberlerin insanlığa getirdikleri inanç sistemini-barışı, huzuru, esenliği temsil etmek üzere, İslâm düzenini belirledim-
    İslam’ı(evrensel barış) seçtim!”

    (Âli İmran,19)”Allah’ın bütün peygamberlerinin insanlığa getirdikleri tek-yegâne-gerçek din,
    İslam’dır.”

    Evrensel barış, hak sistemi İSLAM;
    kara kapkara yobaz cahillerin, insanlıktan çıkmış, vahşi, ilkel, nobran teröristlerin,
    insan geçinenlerin
    tekelinde, yönetiminde,
    kavram kargaşasına
    kurban edilmiş durumda!

    Yüzdesi çok yüksek
    sözde(!) Müslüman-İslam’a inanan ülkemizde,
    yerel olan tv kanallarında
    çok vahim, ürpertici olmak üzere tüm televizyon kanallarında
    kravatlı akademisyen
    ilahiyatçılar da dahil
    sakallı, cüppeli, sarıklı
    hoca, imamlar;
    Muhammed peygamber üzerinden;
    hadisleri, sünneti diyerek
    şirk dini-kul dini anlatıyorlar!

    KUR’AN’ı tekellerine alan ve KUR’AN’dan nemalanan din adamlarının-imamların, hocaların, tarikat liderlerinin, mezhep savunucularının, diyanetin topluma dayattığı, yaşattığı maalesef ki din-islam zannedilmektedir.

    Belli ki TANRI’ya hiç saygıları yok!
    Araştıran, bilen, anlatan yok,
    belli ki, medyada yazan, ekranlarda kendini gösteren aydın?! geçinenlerin de araştırıp, doğru bilgiyi sunmaya hiç niyetleri yok!

    TANRI dini İSLAM’ı,
    İSLAM yaşam sisteminin
    TANRI Kitabı KUR’AN’ı,
    SADECE KUR’AN BİLGİSİ vereni SADECE AYETLERİ,
    SADECE KUR’AN’ı anlatanı YOK.
    İSLAM’ın
    gerçek KUR’AN tanımına
    sahip çıkanı, anlatanı, düzelteni yok!

    Kâinatın ezelî, ebedî tek Yaratıcı, Yönetici, Sahibi ALLAH-TANRI’nın, bizler için kurduğu muhteşem-mükemmel-muazzam-olağanüstü sisteminin adı: ‘İslam’ ve
    ‘İslam’ inanç özgürlük sisteminin anayasası olarak sunduğu; bilgilendirdiği, uyardığı, önerilerde-öğütlerde bulunduğu Kitabı da KUR’AN!

    İnancın özgür seçim, bireysel tercih olması şartı içeren
    İslam sisteminde;
    KUR’AN, Ahlâkî İlkeleri ile
    İNSAN inşa eder ve
    bu İNSANlar da;
    bilim, sanat merkezli
    insanlığa fayda sağlayan
    işler, değerler üretir ve
    insanlık medeniyetini oluşturur!

    (A’raf,52)”Andolsun ki Biz onlara, inanmaya gönüllü bir toplum için doğru yol rehberi ve bilgiye dayalı ayrıntılı açıklamalarda bulunduğumuz-BİLGİ ile açıkladığımız rahmet kaynağı olan bir Kitap gönderdik-
    bu Kitap, bir BİLGİ ürünüdür.”

    İSLAM;
    Barış, Güvenlik, Selamet, Kurtuluş, Esenlik, Hak, Adalet, Eşitlik, Özgürlük, Doğruluk
    ile ilgili insanlığa gerekli,
    (Mâide,3)’de adını
    TANRI’nın koyduğu
    yaşam sistemidir!

    İSLAM yaşam sisteminin
    uygulama Kitabı
    KUR’AN,
    TANRI’nın emirleri değil;
    SADECE Öğütleri ve uyarılarıdır.

    (Kalem,52)”Önyargılardan arınmış halde Kur’an incelense, Kur’an, âlemler-insanlar için bilgiden- öğütten başka bir şey değildir.”

    (En’am,114)”Allah size Kur’an’ı ayrıntılı kılınmış bir halde indirmişken, Allah’tan başkasının sözlerine mi uyayım?”

    (En’am,164)”Allah her şeyin Rabbi-Eğiteni iken
    Allah’tan başka
    Rab-Eğiten mi arayayım?”

    (Bakara,186)”Allah size çok yakındır. Allah ile aranıza birilerini koymanıza gerek yoktur. Sadece Allah’a güvenir, araya kimseyi sokmazsanız, Allah yaptığınız dualara karşılık verir. Doğru yolu bulmak, bu yolda yürümek için sadece Allah’a dua edin! Aracılara ihtiyaç duymayın! Allah’ın davetine, ayetlerle açıklanan gerçeklere inanır, güvenirseniz dosdoğru yolu bulabilirsiniz!”

    Ve TANRI, Kendisinin de üzerinde olduğu bu dosdoğru yolun adına İSLAM demiştir.

    (En’am,126)”İslam, Rabbinin dosdoğru yoludur.”

    Din-İslam, bir kimlik değildir;
    üzerinde sürekli
    yürünecek, ilerlenecek
    dosdoğru bir yaşam yoludur.

    (Bakara,177)”Kendinizi herhangi bir din kimliği ile isimlendirmek, Allah katında seçkinlik kazanmanızı sağlamaz.”

    (Bakara,208)”Hep beraber İslam içinde olun-barış içine girin!”

    İnsanlara KUR’AN İslam’ı
    teklif edilmiştir.
    İsim hakkının hiç kimseye, hiçbir şeye izafe edilemeyeceği
    İslam din sisteminin
    tüm yaşam ilkeleri de
    KUR’AN’da belirlenmiştir.

    (Zâriyat,55)”Sen yalnızca Kur’an ile hatırlat-yalnız Kur’an’dan bilgi ver!”

    (Hicr,94)”Sen bıkıp usanmadan, sana buyrulanı açıkça söyle-Vahyi açıkça ortaya koy-hakîkatleri korkusuzca haykır-kafalarını çatlatırcasına tebliğ et;
    Allah’tan başkasına tanrısal nitelikler yakıştıran-Allah’a ortak koşan müşriklere-şirke bulaşmışlara aldırma!”

  50. ‘Kadın’la ilgili konularda;
    KUR’AN’a ihanet?!

    Büyük deha Atatürk’e
    sonsuz minnet ve teşekkürler;
    devrimleri ile
    biz kadınlara
    kazandırdığı haklar için!

    Atatürk, tüm insan hakları,
    özgürlükler için mücadele ile
    Kadın Haklarını teslim etmiş
    tek lider, örneksiz devlet adamı!

    Ülkemiz artık;
    kadının, sapkın ihtiyaçları için
    yaratıldığını zanneden
    köktendincilerin,
    dinci zulmedenlerin,
    kadının,
    saçı, kılı, kılığı, kıyafeti, bedeni, cinselliği, namusu(?!) üzerinden
    din dayatanların ülkesi!

    Üstelik bu dayatmalar;
    ALLAH, İSLAM, KUR’AN’a
    iftiralarla, ihanetle yapılıyor!

    Bu din dayatmacı
    yapılanmaların anlattığı, yaşattığı
    peygamber sünneti, hadisi;
    şirk dini nedeniyle
    Atatürk’ün
    biz kadınlara kazandırdığı
    bütün haklarımızı
    kaybetmek üzereyiz!

    Laiklik savunucuları(?),
    Atatürk’e tapındılar,
    Atatürk’ü
    siyasette kullandılar,
    temeli köktendinci
    terör örgütü savunucuları ile
    seçim anlaşmaları yaptılar!
    Atatürk gibi
    DİN’i her alanda kullananlarla
    mücadele etselerdi de,
    kadınların haklarını kaybettiği,
    değersizleştirildiği,
    acımasızca katledildiği
    ülke haline gelmeseydik?!

    Dinci yobazlar da,
    inkârcı yobazlar da
    sadece kadın,
    kadının cinselliği üzerinden
    KUR’AN’ı, TANRI’yı
    konuşup, tartışmaktan
    bıkıp usanmadılar.
    Bütün bu tartışmalar,
    kadının değersizleştirilmesine ve kolayca, acımasızca
    katledilmesine
    sebep oluyor, neden oluşturuyor!

    Bu dayatılanları din zanneden
    aydın geçinenler;
    kadın ve bedeni üzerinden
    din ve tanrı tartışması yaparak yobaz, dinci zalimlerin değirmenlerine su taşıyorlar!

    İlk muhatabı Araplar olduğundan
    KUR’AN’ın lisanı-dili Arapça!
    Kavramlara,
    çok, çeşitli anlamlar yüklenmiş,
    zengin kelime haznesi, sıra dışı üslubu olan bir dil-lisan Arapça!
    Ve TANRI
    insanlığa son çağrısı olan
    Kitabı KUR’AN’da
    bu Arapça dili-lisanını
    seçmesinin HİKMETİ
    sebebi, nedeni mutlaka vardır?!

    Kopyala yapıştır meallerin,
    hatalı çevirilerin kurbanı,
    ‘memeleri tomurcuklanmış kızlar’
    ayetini öne sürmekten bıkmadılar; Arapçada
    pek çok anlamı olan kelimenin
    illaki cinsel sapkınlık içereninin seçilmesi NEDEN
    diye sorup araştırmadılar?!
    Dinci yobazların tuzağına düştüler!

    Koskocaman bir Kitaptan,
    KUR’AN’dan
    altıbin küsur ayetlik
    TANRI Kitabından
    söz ediyoruz!
    Söz konusu olan
    KUR’AN,
    kâinatın Kitabı,
    evrende var olan her şeyin SAHİBİnin, YARATICISInın,
    her âna, her çağa
    söyleyecek sözü olan
    TANRI Kitabı!

    (Âli İmran,7)”Allah, Kur’an’ı indirdi.”

    (Kehf,54)”Kur’an’da, insanlara doğru yolu gösterecek bütün ibret verici, aydınlatıcı örnekleri teker teker ele alıp işledik-ayrıntılı açıkladık-değişik ifadelerle gözler önüne koyduk.”

    (İnsan,29)”Kur’an, bir hatırlatıcı ve düşündürücüdür.”

    Bi durun ve çok düşünün!!!!!?

    (Câsiye,23)”Düşüncelerini putlaştırana bakın!”

    İnatla, inadını tanrı edinmiş
    bir halde
    kadın ve cinsellik üzerinden
    kadına ait iftira bilgilerle,
    siyasette de
    başörtüsünden ibaret algısı ile KUR’AN’ı tartışmaktan
    yorulmadılar, usanmadılar!

    (Âli İmran,66)”Hakkında hiçbir bilgiye sahip olamadığınız bir konuda nasıl tartışabiliyorsunuz?”

    KUR’AN’ın,
    TANRI’nın
    tek derdi kadının cinselliği mi??!!

    TANRI’nın
    özenle, nezaket, zarafetle,
    sınırlı da olsa yaratma,
    evlat dünyaya getirme gücü,
    lütfu ile donattığı,
    onurlandırdığı kadını;
    sapık, aklında cinsel dürtülerinden başka hiçbirşey olmayan
    ahlâksız, radikal dinci,
    kara kapkara yobazların düşüncelerindeki gibi
    anlamak, anlatmaktan
    ne zaman vazgeçecek
    TANRI’ya öfke dolu olanlar!?

    (Fâtır,3)”Nasıl oluyor da Allah adına aracılık yapanlara aldanıyorsunuz!”

    (Saff,9)”Allah, gerçek tevhit dinini bütün yönleriyle ortaya çıkarsın diye, elçisini Kur’an ile gönderdi, rivayetleri din yapan ortak koşanlar öfkelense-hoşlanmasa da…”

    TANRI’nın tek derdi
    kadınlara zulüm mü;
    saçı, kılı, başındaki örtü,
    cinsellik çağrıştıran yerleri,
    bencil, doymak bilmez erkeklerin vermek istemediği ve
    araştırması yapılmamış
    TANRI’ya iftirada kullandıkları hakları mı?!

    (İsra,46)”Rabbini yalnızca Kur’an’da, tek Tanrı olarak andığında
    nefretle geriye dönüp kaçarlar.”

    Bu sapkın, kadına düşman
    düşünce üretimi söylentilerle,
    rivayet, hikayelerle
    KUR’AN’ı, TANRI’yı
    anlamak, tanımak;
    söylentileri, yalan, yanlış,
    iftira, ihanet bilgileri
    doğruymuş gibi kabul edip
    TANRI ve KUR’AN’ı
    bunlar üzerinden değerlendirmek,
    yazı konusu yapmak, anlatmak
    ARTIK YETMEDİ Mİ!?

    (Ankebut,51)”Kur’an yetmiyor mu?”

    Hadi,
    yobaz dincilerin
    kazanç kapısı bu konular;
    aydın geçinenlerin bu konuları sürekli tartıştırarak,
    gündemde tutarak
    gerici yobazların
    ekmeklerine yağ sürdüklerini
    farketme, uyanma
    zamanı gelmedi mi?!

    (Lokman,20)”Öyle insanlar vardır ki hiçbir bilgiye, yol gösterici rehbere veya aydınlatıcı Kitaba-Vahye dayanmaksızın-elinde belgesi olmadan, bilir bilmez Allah hakkında bilgisizce tartışıp durur.”

    (Kehf,29)”Hak-Kur’an Rabbinizden gelen Gerçektir. Artık dileyen inansın, dileyen bilerek inanmasın.”

    (Tegabün,2)”Sizi yaratan Allah’tır. Kimi Allah’ın ilahlığını ve rabliğini bilerek reddeder, kimi de inanır.”

    (Ahkaf,10)”Hiç düşündünüz mü, ya Kur’an Allah katından ise ve siz de ona karşı çıkmışsanız, büyüklük taslayıp-kibirlenip bilerek reddetmişseniz, haliniz ne olacak?”

    (Neml,84)”Ayetleri doğru dürüst anlayıp dinlemeden-kavramadan yok saydınız-yalanladınız öyle mi?”

    (Zümer,59)”Hayır! Öyle değil! Ayetlerim sana geldi! Ama sen onları kabul etmeyi kibrine yediremedin! Büyüklük taslayarak yalanlayan nankörlerden oldun.”

    (A’raf,172)”Uyarıyoruz ki hesap günü biz bunlardan bilgisizdik demeyesiniz.”

    (Bakara,118)”İnanmak niyetli olanlara-gerçekler konusunda kesin bilgiye ulaşmak isteyenlere
    bütün ayetleri açık ve anlaşılır bir şekilde apaçık ortaya koyduk.”

    (Kalem,52)”Önyargılardan arınmış tarafsız bir gözle Kur’an incelense, tüm insanlığı kucaklayan bir öğütten başka bir şey değildir.”

    (Fussilet,44)”Kur’an, inanmak isteyenler için rehber-yol gösterici ve gönüllerine şifa-sorunlarına çözüm kaynağıdır.”

  51. KUR’AN tüm insanlığa ait olmalı, insanlığın inanç dünyasına açılmalı.

    2026!?
    Yılın ilk günü.
    Hemen hemen tüm televizyonlarda
    tekbirli Gazze’ye destek mitingi.
    Müthiş bir kalabalık.
    Anlamlı, değerli ancak;
    bu kalabalık mitingleri düzenleyen
    dinci yapılanmalar
    bir kere de, yalnızca bir kere
    ALLAH Kitabı KUR’AN’ın
    çocuklara tecavüz aracı yapılıp,
    bu insanlık dışı zalimlikte kullanılmasına karşı da yapsalardı;
    ALLAH-TANRI’ya
    gerçekten SAYGI’ları olduğuna inansaydım!!?

    Bu mitinglerde
    Müslümanlık iddiasındaki
    diyanet, tarikat, vakıf, dernek,…. gibi
    dinci yapılanmalar;
    bırakın inanmayanları;
    ‘TANRI elçisi
    Muhammed peygamberin sünneti-hadisi yoktur;
    KUR’AN tek kaynaktır ve
    TANRI’nın ortağı yoktur.’ diyen
    TEK TANRI inançlıları da
    kendileri gibi inanmayanları da
    kâfir ilan ediyorlar.
    Kendilerini TANRI yerine koyuyor,
    başkalarının inançları hakkında hüküm veriyorlar!

    Onların sünnilik mezhebi inançlarına kimse karışmıyor ama
    onlar dindar, kindar ayrımı yapacak kadar kendi inandıkları gibi inanılsın baskısı yapıyorlar;
    KUR’AN’ın (Bakara,256) ve
    KUR’AN’ın (Yunus,99)Ayetleri ile
    TANRI’nın
    müthiş uyarılarına rağmen!!!!

    İnsanlığın kitabı KUR’AN’ı
    tekellerine almışlar,
    Arapça anlamadan okutarak
    içeriği bilinsin istemiyorlar.

    KUR’AN’ın içeriği bilinmeyince; kuran kurslarında
    çocuklara, gençlere
    ‘allah yakar, taş eder,
    cehenneme atar’
    korku kültürü ile
    zor, baskı ile ‘din’ dayatılınca;
    özgürlüğü kısıtlanan gençlik,
    ya kendilerine koşulsuz şartsız
    itaat eder hâle geliyor ya da
    uyuşturucu, fuhuş
    bataklığında boğuluyor!?

    Ya da daha vahimi
    dinci radikal örgüt kölesi olup
    ‘Allahüekber’ diyerek
    masum insan katleden
    intihar bombacısı oluyor.

    Bu gençlere
    KUR’AN’ın (Mâide,90).Ayet
    TANRI uyarısı
    ‘Hamr’ kavramını;
    en başta uyuşturucu olmak üzere ‘aklı örten’ her şeyi kapsadığı bilgisini vermek yerine
    sadece içkiye hapsediyor,
    içki içenleri de kâfir ilan ediyorlar!?

    Tek bildikleri, kafayı taktıkları varsa-yoksa içki içenler?!

    Büyük deha, özgürlükler kahramanı, kurtuluş savaşı mimarı,
    Türkiye Cumhuriyeti kurucu lideri,
    HAK’kı ödenmez aziz Atatürk’e
    ayyaş iftiraları da bu yüzden!!?

    Yazmakla bitmez
    KUR’AN kavramlarına yüklenmiş iftiraların temizlenmesi ve
    insanlığı gerçekten
    ayağa kaldıracak,
    medeniyetler kurduracak
    İSLAM, KUR’AN kavramlarının
    gerçek anlam boyutları ile
    titizlikle incelenip, araştırılıp anlatılması insanlık için şart.

    Belli grupların,
    dinci yapılanmaların TEKELinde,
    zulüm noktasında
    sömürü aracı KUR’AN;
    tüm insanlığın
    ortak mirası olmalı, özgür olmalı.

    KUR’AN’ın tüm dünya dillerine çevirileri yapılarak
    arayış içinde olan insanlığın
    inanç alanına açılmalı.

    (Yunus,57)”Ey insanlar!
    İşte size Rabbinizden bir öğüt, kalplerdeki/gönüllerdeki
    tüm hastalık ve dertlere
    kesin bir şifa,
    inananlara yol gösterici ve rahmet-sevgi kaynağı olan
    Kur’an gelmiştir!”

    KUR’AN ilkeleri sayesinde
    inançlar tertemiz kalmalı.

    (Rum,30)”Yüzünü hanîf-şirkten arınmış olarak dosdoğru bu dine, Kur’an’ın ortaya koyduğu bu mükemmel inanç sistemine çevir! İnsanları, üzerinde yaratmış olduğu Allah’ın fıtratına. Allah’ın yaratmasında değişme olmaz.
    İşte dosdoğru din budur; ne var ki, insanların çoğu bunu bilmez.”

    Son olarak
    ‘din’i siyasetine, ticaretine, mitingine alet eden tüm inanç kullanıcılar;
    yaptıkları duygu yüklü, duygusal konuşmalarla, şiirlerle
    kalabalıkları, insanları
    manipüle ediyorlar.
    Aşırı olan her şey gibi
    aşırı duygusallık da insanı
    yanlış yola sürükleyebilir.

    KUR’AN’ın
    TANRI’dan elçisine Vahyin inişini anlattığı Necm suresi içinde
    akıl-duygu dengesi veriliyor.

    (Necm,11)”Gözünün gördüğünü gönlü yalanlamadı.”

    İnsan için her hâl ve şartta DENGEDE kalma durumu.

    İnsanlık için bunun yolu da;
    BİLİM, akıl yoluyla madde alemini çözüp, yaşamı kolaylaştırırken, SANAT, güzellikleri ile
    duyguları besleyecek.

    (Rahman,8)”Sakın dengeyi bozacak harekette bulunmayın-taşkınlık yapıp, ölçüyü kaçırmayın, haddi aşmayın-sakın dengeyi bozmayın!

    KUR’AN’a göre
    TANRI’ya inanmak
    AHLAKLI olmayı zorunlu kılar!
    TANRI’nın ahlakî değerler sistemine
    uyma sorumluluğu yükler!
    Sorumlulukları yerine getirmeyenin
    İNANCI samimi midir?

    (Ankebut,2)”İnsanlar,
    hiç sınanmadan sadece
    ‘inandık’ demekle
    bırakılacaklarını mı sanıyorlar?

  52. KUR’AN Türkçe çevirileri için
    Enstitü ya da Üniversite kurulmalı!

    (Nisa,174)”Ey insanlar!
    Rabbinizden apaçık ve güçlü
    bir kanıt-delil geldi.
    Her şeyi açık seçik gösteren, aydınlatıcı-apaçık bir ışık-
    hakikatin belgesi olan
    Kur’an’ı indirdik.”

    (En’am,38)”Kur’an’da hiçbir şeyi eksik bırakmadık.”

    Yıllarca Arapça anlamadan okuduğum
    ‘Fatiha’da ne söylüyorum?’
    sorgusu ile başladığım
    KUR’AN araştırmalarıma;
    tek bir KUR’AN Meali
    yeterli gelmeyince,
    AYET ayet karşılaştırma yaparak incelediğim
    Yaşar Nuri Öztürk, Salih Akdemir, Hüseyin Atay, Mustafa Sağ,
    Hakkı Yılmaz, Edip Yüksel,
    İhsan Eliaçık
    KUR’AN Türkçe çevirileri ile,
    KUR’AN’ı anlama çabam
    artarak devam etti.
    Sonra bunlar da yeterli olmayınca;
    49 farklı KUR’AN Meali olan kuranmeali.com sitesini keşfettim.
    Sonra bu sitede de
    çok önemli KUR’AN kavramları için
    genel olarak kopyala yapıştır metodu kullanıldığını görünce
    özellikle
    Salât kavramını
    ‘namaz kılın’
    yanlış çevirisini farkedince
    kök anlam araştırmaya başladım.
    ‘Salât’ın gerçeğini öğrendiğim kaynak temizfikir.com sitesiydi.
    Şimdilerde de bulabildiğim kadarıyla etimolojiturkce.com sitesinden yaralanıyorum ama
    o da yeterli bir kaynak değil!
    Artık tıkandım;
    bu yüzden KUR’AN için
    Enstitü ya da
    Üniversite kurulmalı diyorum!

    Başta diyanet, tüm dinci yapılanmalar;
    sayısız tarikat, dernek, vakıf, dergah, ne varsa hiç,
    biraraya gelip
    KUR’AN anlaşılsın
    diye birleştiklerini,
    çaba gösterdiklerini duydunuz mu?!
    Duygu sömürüsü yaptıkları
    her konuda
    para, bağış toplamak için
    hepsi yarışta.
    Başörtüsüne, Gazze’ye destek manipülasyonu,
    duygu sömürüsünde
    hepsi birleşmiş,
    meydanlarda gövde gösterisinde.
    Ama KUR’AN için,
    KUR’AN’ın anlaşılması için
    meydanlar bomboş!

    TEK tek de olsa,
    TANRI Kitabı KUR’AN
    Türkçe çevirileri için
    tüm emek harcayanlara
    sonsuz teşekkürler ama
    KUR’AN’ın,
    evrenin, kâinatın Sahibi
    TANRI’nın Kitabı olması sebebiyle
    çok ama çooook emek verilmesi,
    uzmanlardan oluşmuş
    komisyon, komite, kurullarca
    didik, didik incelenmesi, araştırılması gerekmiyor mu?!

    (Muhammed,24)”Kur’an’ın anlamını, ne demek istediğini, hiç inceden inceye düşünmüyorlar mı?”

    CERN’de yapılan bilimsel araştırmalar için nasıl
    en uzman kişiler titizlikle,
    bilimsel kriterlere göre seçiliyor.
    KUR’AN için de;
    İNSANLIĞIN KİTABI olması nedeniyle
    KUR’AN’ın en iyi, en doğru,
    en düzgün, en anlaşılabilir
    anlama ulaşması için;
    komisyon, komite, kurullarda;
    dilbilim, çeviribilim,
    etimoloji, epistomoloji,
    KUR’AN’da geçen kavramların
    işaret ettiği konunun uzmanları,
    ve en başta Arapça dili ve
    Türk dilinin bilimsel anlamda
    en iyi uzmanları yer almalı değil mi?!

    (internet alıntı) Türkçe;
    dünyanın en eski, köklü ve
    en zengin iki dilinden biridir.
    Dil bilimcilere göre;
    kelime türetme yeteneği bakımından da
    dünyanın en güçlü dilidir.
    Her konuya ve duruma göre
    karşılık vermeye en müsait dil
    yine Türkçe’dir.

    *30’dan fazla dil bilen ve
    tüm Sâmi dillere hâkim
    Rahman’ı, Türkçeye çevirisini
    kök anlamını vererek,
    ‘Çok Seven’ olarak yapan
    Prof.Dr.Salih Akdemir,
    KUR’AN çevirilerindeki
    esas sorun hakkında
    yıllar önce bakın neler demiş?!

    “KUR’AN hiç kuşkusuz ki Muhammed Peygamber zamanındaki Arap dilinde inmiş
    son ilâhî Kitaptır.
    Elbette ki KUR’AN,
    Arap dilinin en büyük eseridir ve mesajı doğru anlayabilmek için
    Dil çok önemlidir.

    Dilin amacı da,
    KUR’AN’ın asıl amacını gerçekleştirmektir;
    insanları doğru yola ulaştırmak…

    Arap dili gerektiği gibi bilinmeden, KUR’AN’ın mesajını anlamak
    asla mümkün değildir.

    Elimizdeki sözlükler,
    KUR’AN’ın indiği dönemdeki
    Arap dilini verememektedir.
    Karşılaştırmalı Sâmi Dilleri Araştırmaları, bize Arap dilindeki köklerde meydana gelen anlam değişmelerinin belirlenmesinde
    çok önemli bir katkı sağlayabilir; çünkü Sâmi Dilleri,
    Arapça’dan çıkmış olan dillerdir.
    Ancak Arap dili ile ilgili birkaç belge dışında KUR’AN’dan başka
    yazılı belge yoktur.
    Oysa Akkadça belgeler M.Ö.2600 yıllarına kadar uzanabilmektedir.
    Başta Akkadça, İbranice, Aramice ve Habeşçe olmak üzere,
    bütün bu Sami Dilleri, bize,
    Arapça’da zamanla kaybolmuş olan asıl kök anlamların belirlenmesinde çok önemli katkı sağlayabilir.
    Daha da önemlisi, hemen bilinen bütün Vahiy sürecinin,
    KUR’AN’da dahil olmak üzere,
    Sâmi dilleri vasıtasıyla
    gerçekleştirilmiş olmasıdır.
    Kur’an’ın anlaşılmasında,
    Arap dilinde yer alan köklerdeki
    asıl kök anlamların,
    zaman içinde değişen,
    yeni anlamların belirlenmesi için,
    art süremli ve eş süremli
    semantik araştırma yapılmalıdır.
    Art süremli semantik,
    dilin zaman içinde geçirmiş olduğu değişiklikleri inceler.
    Eş süremli semantik ise,
    dilin şu andaki durumunu ya da
    belli bir zaman dilimi içindeki konumunu belirler.
    Özellikle dini metinlerin anlaşılması söz konusu olduğunda,
    Arap dilindeki köklerdeki
    asıl kök anlamların belirlenmesi için, art süremli bir semantik araştırmanın yapılması kaçınılmazdır.
    Bununla birlikte, dilin,
    Kur’an’ın indiği dönemde kazanmış olduğu yeni anlamların ortaya konması bakımından da
    eş süremli bir semantik inceleme de
    kaçınılmazdır.”
    (Son Çağrı KUR’AN-Salih Akdemir )”

    KUR’AN’da 1530 kök olduğunu söyleyen Salih Akdemir’in
    öğrencilerinin yaptıkları kökler ve kök anlam çalışmaları:
    EMR; kök anlamı
    emretmek değil,
    söylemek, anlatmaktır.
    KRE; kök anlamı
    okumak değil,
    çağırmaktır.
    ABD; kök anlamı
    kul olmak değil,
    yapmak, yaratmak,
    gerçekleştirmek, üretmek,
    ortaya çıkarmak, çalışmaktır;
    tüm çevirilerde kullanılan
    ‘Kulluk etmek’ anlamı
    türev bir anlamdır.
    Bu sözcük Türkçe’de
    anlam daralmasına yol açmıştır.
    MVSY; kök anlamı
    tavsiye etmek, önermek değil, emretmektir.
    “ŞHD, BRK, SBH, KDS” kökleri
    kök anlamları değişmemiştir.

    KUR’AN’ın yepyeni bir bakış açısıyla,
    TANRI’nın (Nahl,98). ayette
    işaret ettiği gibi;
    ‘Tüm önyargı, ön kabullerden, üzerine yığılmış asırlık toz, kir ve iftiralardan arındırılarak, saptırıcıdan-şeytandan ALLAH-TANRI’ya sığınarak yani KUR’AN’ı, KUR’AN’ın içinde kalarak, cevabı hep ayetlerde arayarak, ayetle açıklayarak(Yunus,37),
    çevirilerinin yapılması
    şart, elzem gerekli bir zorunluluk!
    Hem de geleneksel yöntemler yerine, tüm bilimsel metotlar kullanılarak!!!!

    (Nisa,82)”Kur’an’ı incelemiyorlar mı- derinlemesine düşünüp anlamaya çalışmıyorlar mı-
    Kur’an üzerinde gereği gibi düşünmeyecekler mi-
    Kur’an’ı iyice okuyup
    düşünmüyorlar mı-
    akıl süzgecinden geçirmiyorlar mı?”

  53. KUR’AN neden VAR,
    ne için VARdı?!

    KUR’AN;
    insanoğlunun inanç alanı özgür, tertemiz kalsın, manipüle edilmesin diye;
    din-inanç satıcı, anlatıcı, aracılara
    tüm sömürülere, sömürenlere, saltanat kurucu satıcılara karşı uyarmak, uyandırmak için VAR!

    İnsanın insana inanç baskısı, zulmü;
    dinci rejimler, yönetimler, yöneticiler, aracılar, satıcılar, saltanat kurucular olmasın diye VAR, KUR’AN!

    Büyük bir tehlikeye doğru son sürat yol alıyor, Türkiye Cumhuriyeti.
    Milli eğitimin(?),
    diyanet, müftülük, tarikat, dernek, vakıflarla yaptığı işbirliği ile
    MİLLİ(?) eğitimin
    din’i eğitime dönüştürülmesi
    hiçbir engelle karşılaşmadan
    hızla devam ediyor!
    İŞTE bu tehlikeye karşı
    VARdı, KUR’AN!

    Ama maalesef ki;
    aydın geçinenler, koltuk sevdalısı siyasiler KUR’AN’ı;
    dincilerin tekelinden kurtarmak, inanç sömürüsü için kullanmalarına engel olmak için,
    KUR’AN’ın özgürlüğü için
    tek bir çaba göstermediler!
    Küçücük çocukları kuran kursu, ergenleri, gençleri imam hatip, ilahiyat fakültelerinde
    şirk dini ile köleleştiren zihniyete, zulme karşı özgürleştirecek
    KUR’AN bilgisi ile
    zalimlere karşı çıkmadılar!
    KUR’AN’ın içeriği bilinsin diye Atatürk kadar cesurca, akıllıca toplumun aydınlanması mücadelesini vermediler.
    Atatürk’ün kurduğu laik sistemi koruyamadılar!

    Devletin haksız, hukuksuz ele geçirilmiş imkânları ile kurulmuş, zorla bağışların aktarıldığı
    dernek, vakıf, kurum, kuruluşlar yoluyla da,
    KUR’AN bilgisinden yoksun
    çocuk ve gençlere,
    özellikle kadınlara;
    peygambere, tarihe, atalara, kutsallara taptıran bir zihniyetle sünnilik mezhebi-şirk dini,
    peygamber anlatıcı hocalar tarafından dayatılmaktadır!

    Diyorlar ki; nasıl her dersin bir hocası, öğretmeni, anlatıcısı varsa; KUR’AN’ı da biri anlatmalı!
    Diyorlar ama KUR’AN’ı anlatmıyor, peygamber anlatarak ve
    illaki bir aracı olsunlarla,
    baskı düzenlerini hissettirmeden hegemonyalarını kolayca kuruyorlar!

    Evet eğitim-öğretim söz konusuysa, öğretmenler, insanlığın gelişmesi, ilerlemesi için gerekli olan bilimsel, tarihsel, kültürel, sanatsal bilgileri kitaplar ile kuşaklara aktarır.

    KUR’AN söz konusu olunca ise öğretmen TANRI olmak zorundadır! KUR’AN TANRI’nın kitabıdır, öğreticisi, eğiticisi de
    TANRI’nın Kendisidir!

    (En’am,164)”Allah, her şeyin Rabbi-Eğiteniyken, ben Allah’tan başka bir Rab-Eğiten mi arayayım?”

    İŞTE insanlar özgür kalsın diye
    VAR, KUR’AN!

    (Hicr,94)”Sen, bıkıp usanmadan, hakîkatleri açıkça söyle-kafalarını çatlatırcasına-korkusuzca haykır-sarsa sarsa açıkla! Düzmece ilâhları Allah’a ortak koşanlara-şirke bulaşmışlara aldırma!”

    İnanç sömürü düzeni olan
    tasavvufun,
    ticarî amaçla çok kullandığı ‘maneviyat’ kavramı da,
    modern(!) dünya sisteminin
    ‘ruhsal gelişim’ kavramı da;
    ticarî amaçlı aracı anlatıcılar ve kitaplar ile inanç sömürüsünün, manipülasyonun temel konularıdır!

    İnancın tertemiz kalması için; kastettiğini, anlamını, gerçeğini, içyüzünün bilgisini
    apaçık veren KUR’AN;
    İŞTE bütün bu manipülasyonlar olmasın diye VAR;
    inancı tüm aldatan, sömüren, kandıran, kullananlara karşı uyarmak, uyandırmak, temizlemek, arındırmak için VAR,
    inancın kaynağı, sahibi
    TANRI’nın Kitabı KUR’AN!

    Maneviyat da, ruhsal gelişim de TANRI eğitimi, öğretimi veren KUR’AN ile sağlanmalıdır.

    Bu yüzden aracıya da, anlatıcıya da ihtiyacı yok, KUR’AN’ın.
    Kendi bilgisini kendi sunar;
    isteyen, dileyen bilgisini
    direkt kaynağından,
    AYETLERden alır!

    Maneviyat adı altında açılan alanda;
    Hacı Bektaş, Yunus Emre, Ahmet Yesevi, Mevlana,…. gibi sayısız kişisel deneyim, düşünce, mezhep, sünnilik, alevilik, şiilik,
    alt kolları mevlevilik, bektaşilik, nurculuk, batınilik(gizli anlam arayıcılar-KUR’AN apaçık olduğunu iddia ederken-),…………
    gibi sayısız, sınırsız
    kollara, yollara ayrılmış
    öğretiler(?!)
    KUR’AN yerine sunulmaktadır!

    Maneviyat(?!), ruhsal gelişim(?!) konularında araştırmacı yazar(?!) kimlikleri ile kitaplar yazılmaktadır. Çok satan bu kitaplar, anlatıcıları ile inanç alanında
    KUR’AN’ın yerini almaktadır.

    İnsanoğlu yanlışlarından belki döner diye VAR KUR’AN!

    (Zuhruf,48)”Onlara gösterdiğimiz her ayet, bir öncekinden daha etkileyici-daha büyüktü. Belki doğru yola döner-ders alırlar diye onlara kimi sıkıntılar yaşattık.”

    Tarihten gelen yanlış inançları düzeltmek için;
    İsa peygamberi Allah’ın oğlu yapan, İncil bağlılarına doğru bilgiyi sunmak için VARdı, KUR’AN!

    (Meryem,88-91)” ‘Rahman çocuk edindi’ dediler. Andolsun ki siz çok çirkin bir iftirada bulundunuz. Allah’a çocuk isnat ettiler diye; gökler çatlayacak, yer yarılacak ve dağlar parçalanıp dağılacaktı.”

    KUR’AN’a, Muhammed peygambere inanmayan Tevrat, İncil bağlılarına gerçekleri açıklamak,
    ayetleri para karşılığı değiştiren, satanlara karşı uyarı için
    VARdı, KUR’AN!

    (Tevbe,34)”Hahamlar-bilginler ve rahiplerin birçoğu insanların mallarını haksız yere yerler ve Allah yolundan alıkoyar-saptırırlar.”

    (Bakara,109)”Tevrat ve İncil’e sahip olanların çoğu, gerçekleri bilmelerine rağmen, kıskançlıktan dolayı sizi imandan sonra küfre döndürmek isterler.”

    (Âli İmran,99)”Ey Kitap ehli! Gerçeği görüp bildiğiniz halde niçin Allah’ın doğru yolunu değiştirmeye yeltenerek inananları Allah yolundan çevirmeye kalkışıyorsunuz?”

    (Bakara,174)”Allah’ın indirdiği Kitaptan bir şeyi gizleyen ve onu çok az bir bedelle satan-çıkar sağlayanlar; karınlarına ateşten başka bir şey doldurmazlar.”

    Muhammed peygambere şair,
    tebliğ ettiği KUR’AN’a şiir diyenleri uyarmak için VAR, KUR’AN!

    (Tur,30)”Yoksa şöyle mi diyorlar, ‘Muhammed, şâirin biri!”

    (Hakka,41)”O, Kur’an, bir şâir sözü değildir.”

    (Yâsin,69)”Biz Muhammed’e şiir öğretmedik. Şiir ona gerekmez de. Ona vahyedilen Allah’tan gelmiş bir öğüt, gerçekleri açıklayan apaçık KUR’AN’dır.”

    Tüm bu uyarılardan sonra
    hesap günü ‘olacaklardan haberimiz yoktu’ denmesin diye-delil-kanıt olması için VAR, KUR’AN!

    (Nisa,165)”Bütün resuller; müjdeciler ve uyarıcılar-haberciler olarak gönderildi ki, insanların, Allah’a karşı ileri sürebilecekleri bir mazereti-bahaneleri kalmasın.”

  54. ‘İnanca’ göre ‘oy verme’nin sorumluluğu ve
    acı sonuçları? KUR’AN?!

    Daha önce ki yazılarda kısaca değindiğim;
    ‘inanca’ göre siyasetçi seçmenin çok acı verici sonuçlarını gördükçe bu konuyu daha kapsamlı yazmaya karar verdim.

    Oy vermek büyük bir sorumluluk!
    Belli ki hiç farkında değiliz.
    Vekalet vermek demek!
    Seçtiğine dikkat et demek!
    Vekalet verdiğin kişilerin tüm yaptıklarından dolaylı olarak
    sen de sorumlusun demek!
    Öyle, ‘oyumu kullandım işim bitti’ demek kadar basit değil.
    Bireysel çıkarlar için değil toplumsal yarar için seçilen siyasetçiler; iyi doğru olan hizmetleri zaten yapacak, görevi, sorumluluğu bu.
    Halkın oluşturduğu gelirden maaşlarını alıyorlar.
    Esas sorumlu olunan yer;
    hak yemelerinden, hele ki yetim hakkı yemelerinden, adaletsizliklerinden, yanlışlarından tüm zulümlerinden;
    verdiğin vekaletten dolayı sana da pay var demek!

    (Nisa,10):”Haksızlıkla yetimlerin mallarını yiyenler, karınlarını ateşle doldurur.”

    Üstelik bir de zalimliklerini görüp bilerek tekrar tekrar seçmek var ya katmerli sorumlu olmak demek!
    Bu yüzden zalim yöneticilerin yerinde kalmasına, iktidar ya da muhalefette devam etmesine oylarıyla imkân sağlayanlar,
    adaletsizliklerden sorumludur.
    Çünkü vekalet vermiştir, benim yerime sen yap demiştir.

    İktidar-muhalefet hiç fark etmez; araştırmıyoruz, sorgulamıyoruz, önümüze kim konursa mecburen gidip ‘tıpış tıpış(?)’ oyumuzu veriyor ve vekaleti kime verdiğimizi bilmeden kendimizi yaktığımız gibi toplumun geleceğini de kapkara yapıyoruz!!!

    Vatanın ne de çok haini varmış?!

    Doğru siyasetçiler seç(e)memişiz.
    Cumhuriyeti koruma, insana, vatana hizmet yerine;
    büyük bir iştahla güç, saltanat, koltuk kapma, kişisel çıkar, menfaat peşinde koşanlara imkân vermişiz!

    Artık kuralsız, kaidesiz, yasa dışı her oluşumun cirit attığı, güvenlik sorunu başta pek çoook sorunla boğulan, uğraşan bir vatana sahibiz.
    Gerçi sahipliğimiz de tartışılır artık!

    Halkın çoğunluğu birbiriyle, birbirinin inancıyla, tercihleriyle zorbaca, zalimce, acımasızca uğraşmaktan;
    kendine, hayata, yaşama, başka insanlara, tüm canlılara, doğaya değer katacak, anlamlı kılacak iyilikler, güzellikler üretmesi demek olan insanlığın varoluşsal amacını yerine getiremiyor!

    İnanç merkezli
    ‘Alnı secdeye değiyor’ ve
    ‘başörtüsüne özgürlük’;
    bu iki söylemle başlayan ve
    halkın bilgisizliğinden faydalanıp dini kullanarak, din satarak, din dayatarak,
    ‘Laiklik’ ilkesini muhalefetin de açıkça desteği ile yok edenlerin,
    ülkeyi getirdikleri yer
    her konuda kölelik, her konuda kaos, her konuda yokluk, derin bir yoksulluğa doğru yolculuk.

    Dernek-vakıf-sivil toplum örgütleri denilerek ‘masum’ perdesi ile gizlenen tarikat-cemaat ve şirketleşmiş din satan diyanet, paraya tapan ticarîler, güce, koltuğa tapan siyasîler;
    işbirliği içinde atalar kanı bedeli kurulmuş Cumhuriyeti yok etme savaşı veriyorlar ve ne acı ki karşılarında mücadele edecek muhalefet de yok, hiç de olmadı.

    Dinin yapıcı yönü, evrensel ahlâk değerleri, en önemlisi ‘inanç özgürlüğü’nü savunan KUR’AN ilkeleri bilinmez, anlatılmaz ve de yaşanmazsa;
    temeli bilgi noksanlığı olan, kula kul yapıcı dinin yıkıcı yönü devreye giriyor, görüldüğü-yaşandığı üzere yakıp, yıkıp, yok ediyor.

    Çünkü dinde tek söz hakkı, ‘din sahipliği’ TANRI’dan, Kitabı KUR’AN’dan alınıp kullara veriliyor.

    Çünkü inanç özgürlüğü-Laiklik, KUR’AN’dan alınıp okur-yazarlıkları bile şüpheli din satıcılarının
    yargılarına(?), yetkisine(?), iznine(?), zorbalığına, tekeline, terk edilmiş oluyor.

    Ayetler tüm açıklığı ile ilgi, alâka, farkedilmeyi beklerken!

    (Nahl,52)”Dinin TEK sahibi Allah!
    (Zümer,3)”Arı-duru-saf-tertemiz din SADECE Allah’ın!
    (Yusuf,40)”Hükümler SADECE Allah’ın!
    (En’am,38)”Tüm hükümler eksiksiz SADECE KUR’AN’da!

    Kim neye istiyorsa ona inansın, neye-nasıl inanmak istiyorsa öyle inansın, isterse inanmasın, kim nasıl yaşamak istiyorsa öyle yaşasın!
    Sunulan bilgilerden herkes istediğini istediği kadar seçsin, yararlansın yeter ki dayatma, zorlama olmasın! Saygısızlık da, aşağılama da, yok sayma da olmasın!
    Yeter ki toplum hayatı içinde hiç kimse lehine-aleyhine özgürlük sınırları aşılmasın, herkes kendi özgürlük alanı içinde kalsın, tercihlere müdahale olmasın.
    Toplumsal kurallar, evrensel ahlâkî ilkeler ve yasalar-kanunlar, toplumun genel kuralları içinde herkes;
    kendi sınırlarını bilerek özgürce yaşama hakkından yararlansın!

    Ve sonuçta;
    evet ‘inanç’ çok önemli ve insan temel ihtiyacı güvenle ilgili!
    İnanmak, güvenmek demek!
    Ama ‘inanç’ kişinin özgür iradeli, bilinçli tercihi ve kendi yaşam alanı ile sınırlı kalmalı.
    Her türlü toplumsal-sosyal ilişkilerinde ve ‘seçimlerde’ dikkate alınacak değer olmamalı.

    Yazıya;
    benim özgür irademle inanmayı seçtiğim,
    TANRI ve artık tamamen yaşam rehberim haline gelmiş Kitabı KUR’AN’ın;
    özellikle Sahibim TANRI’yı tanıma konusunda öğrettikleri ile devam edelim.

    Kendi açımdan KUR’AN’da;
    sonraki yaşam, cennet-cehennem gibi ödül(!)-ceza(?) ile ilgili konularla değil,
    özgürlüğü yok eden ‘şirk’ nedir? ve ‘ahlâk’ nasıl olmalıdır? sorularıma cevap veren ayetleri araştırıp inceliyor, anlamaya çalışıyor,
    bu dünyada, yaşarken bu konularda ne yapabilirimin mücadelesini vermeye gayret gösteriyorum.

    TANRI’nın ‘Adalet’in yaratıcısı ve ‘Hakk’ın kaynağı olduğunun sonsuz-sınırsız inancıyla, zaten neyi hakettiysem ona ulaşacağım bilinciyle sadece,
    TANRI’yı anlamaya ve bizler için oluşturduğu bu muhteşem sistem içinde TANRI’yı tanımaya çalışıyorum.

    KUR’AN; sistemin yaratıcısı, kurucusu ve yöneticisinin Kendini ve sistemini; sisteminin işleyiş yasalarını, kurallarını tanıttığı bir bilgilendirme Kitabı ve elle tutulur gözle görülür somut kanıtı!

    KUR’AN; muhteşem, mükemmel, muazzam bir sanatsal tasarım olan evreni, içindeki bizler de dahil tüm var olanları, küçücük akıllarımızla tahayyül bile edemeyeceğimiz müthiş bir akışla çevireni yani Kitabın Sahibi TANRI’yı o kadar iyi tanıtıyor ki!

    Azâmetini, yüceliğini, güzelliklerini, doğrularını, bilginin kaynağı olduğunu ve bu bilgilerin sonsuz-sınırsızlığını öylesine idrak ettiriyor, öylesine bilinç-şuur açıyor ki!

    İnsanın kendini bilme olgunluğuna erişmesine ve yaşam içinde Yaratıcısına karşı yerini, sınırını, haddini öğrenmesine ve Yaradanına sonsuz sınırsız yoğun bir minnettarlık, hayranlıkla, saygıda kusursuzluk, sevgide taşkın kararlılık içinde, tam bir bağlılık, güven, teslimiyet, vefa duygusuyla;
    yarattığı her şeye, oluşturduğu hayata şevkle hizmete, yapıp etmeye varoluşsal amaca imkân sağlıyor!

    Tükendiğin, düştüğün zamanlarda da ayağa kalkmana yardım ediyor ve zorlandığında da mücadele gücü, azmi, kararlılığı veriyor!!!

    Yazıya başlama amacım,
    ‘inanca’ göre seçim(?!) konusunda, temel ilkeler noktasında KUR’AN’ın ifadesi Ayetler ile noktayı koyalım.

    (Tegabün,2)”Sizi yaratan-oluşturan Allah’tır. Böyleyken kimi inkar eder-Allah’ın ilahlığını ve rabliğini bilerek reddeder, kimi de inanır.”

    (Kehf,29)”Hak-Kur’an-Doğru olan Rabbinizden gelen Gerçektir. Artık dileyen inansın, dileyen bilerek reddetsin-inanmasın.”

    (Bakara,256)”Dinde baskı, zorlama yoktur.”

    (Yunus,99)”Rabbin dileseydi, yeryüzündekilerin tamamı iman ederdi; hâl böyleyken, inanmaları için sen mi zorlayacaksın?!”

    (Nisa,58)”Hiç kuşkusuz Allah, emanetleri-görevi-sorumlulukları ehline-her işin uzmanına verilmesini diler.
    Ve sorumluluklarınızı yürütürken, insanlara karşı adil davranmanızı-adaletle hükmetmenizi öğütler.”
    (Liyakat+Adalet)

    (Bakara,8-9)”İnanan görünüp aslında inanmayan ve inananları kandırma yoluna giden…”
    inkârını gizleyen, ‘inanan’ görünenler varken!

    (Ankebut,2)”İnsanlar sadece ‘İnandık’ demeleriyle ve sınava çekilmeden bırakılacaklarını mı sanıyorlar?”
    ‘inanç’ teste tâbi olacakken!

    Tanrı bile, ‘inanç’ konusunda tamamen özgür bıraktığını,
    ama insanların ‘inancı’ birbirini aldatmak, zorlamak için kullanabileceğinin uyarısını yaparken ve de üstelik ‘inandığını’ iddia edenin de samimiyet testi için sınava tâbi tutulacağını söylerken;
    kimin sahiden-gerçekten ‘inanan’ olduğuna biz,
    nasıl karar vereceğiz?!

    Ve inanç merkezli seçimleri hangi temele oturtacağız????!

    (İsra,36)”Hakkında kesin bir bilgin olmadığı şeyin peşine düşme-gerçeğini araştır!

    (Tekvir,27,28)”Kur’an âlemler için bir hatırlatma-bilgi-uyarı-çağrı-öğütten başka bir şey değildir; gerçeklerden yana doğruyu bulmak isteyenler için.”

    (İsra,9)”Şüpheniz olmasın ki bu Kur’an en kalıcı, en doğru olana kılavuzlar-insanları en doğru yola ulaştırır-en doğru yolda nasıl yürüneceğini gösterir.”

    (Kamer,17,22,32,40)”Yemin olsun! Kur’an’ı, aklını işleterek anlamaya çalışanlara öğüt-ibret-hatırlatma olsun diye sadeleştirdik-kolaylaştırdık. Hani var mı düşünüp öğüt alan-yok mudur ondan ders almak isteyen?”

  55. TASAVVUF; kullara tapınma?
    KUR’AN!

    Tasavvuf konusu; ilk başlarda KUR’AN merkezli nefsi terbiye etme amaçlı ortaya çıkmışsa da; sonralarda kişileri yüceltme, söylediklerini buyruk kabul etme zaafı ile kutsallaştırılmışlara-kullara tapınma haline dönüşmüş gibi duruyor.
    Nefisler terbiye edilirken bunu başarabilenlerin-başarabildiği zannedilenlerin peşine takılma, onları rehber edinme, yüceltilmişlerin sözlerini, uygulamalarını ALLAH-KUR’AN yerine yasa gibi kabul etme ile KUR’AN ilkeleri çizgisinden çıkılmış.
    Halbuki yaratılmış bir kul, öğretici olarak devreye girince kişisel özgürlükler kayboluyor.

    (Kaf,16)”Biz insana şah damarından daha yakınız.”

    Bu kadar yakınımızda Yaratıcımız varken; bizim gibi yaratılmış bir kulu ALLAH’ın yanına-yerine koyup-ilâhlaştırıp, neden bizi eğitmesini-yönetip yönlendirmesini kabul edelim?

    Din eğitiminde; tek eğitici-öğretici ALLAH olursa ve sadece bizzat ALLAH’ın, örneklerle-ilkelerle-sınırlarıyla-uyarılarıyla açık-net bizlere seslendiği Kitabı KUR’AN ile eğitilirsek; bireysel özgürlüğümüzü kazanmış olarak; dayatılan geleneksel tüm yalan-yanlış bilgilerden kurtulmuş olmaz mıyız?

    Filozoflar ve felsefeleri, Dalay Lama-Konficyus-Buda ve öğretileri, Said-i Nursi ve risaleleri, İmam-Buhari-Müslim ve Peygamber hadisleri(?!), Marks-Turan Dursun ve eleştirel söylemleri, Mevlâna ve Mesnevisi gibi; ‘din-tasavvuf’ konusunda sayısız-sınırsız, konuşmuş-yazmış olanların kitapları ilgi ile okunuyor, inceleniyor-kabul görüyor ve yalan-yanlış anlatımlarla ‘din’ konusunda ahkâm kesenlerin anlattıkları dinleniyor da nedense; Din’in gerçek Sahibi, evrenin-sistemin Kurucusu-Yönetip Yönlendiricisi olan Yüceler Yücesi Yaratıcı Güç ALLAH-TANRI’nın Kitabı Din konusunda TEK gerçek kaynak KUR’AN; aynı ilgi ile kabul görüp-okunup-araştırılıp incelenmiyor, anlama özgürlüğünün oluşması için çaba gösterilmiyor, emek harcanmıyor!?

    (Ra’d,16)”Ey ortak koşucular! Allah’ı bırakıp da kendilerine bile yarar ve zarar verme gücüne sahip olamayan kimseleri yardımcı, yol gösterici, koruyucu yakınlar-kayırıcılar-dostlar-veliler-evliyalar mı edindiniz?”

    KUR’AN, kişi kutsallaştırmayı-ilâhlaştırmayı asla kabul etmez. TANRI, görevlendirdiği-gönderdiği Peygamberlerinin insan ve ölümlü olduklarını, tek farklarının Yüce Kaynak’tan Vahiy almak olduğunun ısrarla altını çizmiştir.
    Ama maalesef ki tarihi süreç içinde, önce Peygamberlerin kutsallaştırılıp ilahileştirilmesi ile iş bitmemiş ve yetmemiş ki din adına konuşan herkes; papaz, rahip, haham, imam, hoca, şeyh, şıh, molla, pir, dede, hazret vb.leri ile tasavvuf ehli büyükler; evliya, eren vb.leri sürekli ALLAH’a ulaşmada(!) aracı, yapay kutsallar olarak eklenmiş. Hâla, değişik sıfatlara sahip-yaratılmış kullar oldukları unutulan, mucizeler-kerametler(?) sergileyenlere tapınma(!) devam ediyor!

    (İsra,56)”Allah’a ulaşmada aracı olarak kabul ettiklerinize-tanrı-ilâh sandıklarınıza yalvarın bakalım, onlar hiçbir şekilde sizin başınızdaki sıkıntıyı ne kaldırabilirler ne de önleyebilirler.”

    Bahar bayramı olarak şenlikle kutlanması gereken Hıdrellez de, şirk görüntüleri ile dolu, hızır adlı uydurulmuş bir karaktere dileklerin sunulduğu bir güne döndürülmüş. Yaratıcımız tek dilek-istek makamı değil mi?

    (En’am,94)”Şu gerçeği kafanıza iyice yerleştiriniz. İlk defa dünyaya gelirken sizi, nasıl çırılçıplak yarattıysak, yine Bize öyle geleceksiniz. Size dünyada verdiğimiz tüm varlıkları-mallarınızı-size bahşettiğimiz her şeyi arkanızda bırakacaksınız. Allah’a ulaşmak için aracı kıldığınız-şefaatlerini beklediğiniz ya da size şefaat edeceklerini söylenenleri de yanınızda göremeyeceksiniz. Aranızdaki bağlar kesilecektir. Ve şefaatlerini umduklarınızın hepsi sizi terk edecektir.”

    (Zümer,44)”Şefaat tümden ve sadece ALLAH’a aittir-Allah’ındır-Şefaat etme tamamıyla Allah’ın elindedir.”

    Hayat, gerçekte; acı, sert, zorlayıcı, bazı zamanlar dibe vurdurucu! Birilerinin peşine takılıp, ondan duyup öğrendiklerimizi tek doğru kabul edip umutsuz-huzursuzluklar içinde zorlu hayat yolunu yürümeye çabalıyoruz.
    Bu zorluklarla dolu yaşam sürecinin nedenlerini ve dayanma gücümüzün artması için çıkış yollarını, çare kaynaklarını Yaradan, KUR’AN içine yerleştirmiş. Gönül, düşünce sıkıntılarımıza; rehberlik-kılavuzluk edecek, gerçeği öğretecek ilacımız, şifamız, çare-umut-güç kaynağımız, huzura kavuşturacak, sevgisi ve şefkati ile sarıp kucaklayacak Yaratıcımız; KUR’AN ile yanı başımızda yardıma hazır bekliyor ama bizler, kendileri de yaratılmış, çoğu ölmüş kişilerin-kulların etrafında dolanıp duruyoruz!?

    (A’raf,3)”Rabbinizden size indirilen bu KUR’AN’ın bildirdiklerine uyun. O’nu bırakıp da evliyanın-kutsallık payesi verdiğiniz kişilerin peşinden gitmeyin-O’nun yanı sıra başka velîlere uymayın-kendinize Allah’tan başka dost aramayın. Öyle az düşünüyorsunuz ki-ne kadar da az öğüt alıyorsunuz!”

  56. KUR’AN ve ‘din’ci yönetimler?!

    Tüm KUR’AN Ayetlerini
    incelemeden de sadece,
    aşağıya alıntıladığım
    Ayetlerle bile
    DİN alanının
    hiç kimsenin tekelinde ol(a)mayacağı,
    hiç kimsenin inisiyatifine bırakıl(a)mayacağı,
    ALLAH-TANRI’nın bile sadece ilkelerini, kurallarını belirleyip insanlığa sunduğu ve bu ilke, kurallara Kendisinin de uyduğu;
    tamamen özgür alan olarak kalmasının ŞART olduğu,
    insanoğlunun hür-özgür iradeli,
    bilinçli, kendi tercihi ile
    seçimine dayanması gerektiği
    Kitabı KUR’AN’da açık, apaçık!!!
    KUR’AN’dan BİLGİ almak İSTEYENE!

    (Bakara,256)”Dinde dayatma yoktur-ayetlere inanmak, ayetlerle bildirilen ilkelere, yasalara uymak konusunda hiç kimseye zorlama yoktur-kabul etmek kişinin özgür seçimine bağlıdır. Hiç kimseye, herhangi bir dini kabul veya reddetme konusunda baskı yapılamaz. İnanç özgürlüğü baskı ve zorbalıkla sınırlandırılamaz.”

    (En’am,38)”(Ey İnsanlar!) Biz evren kanunlarının yazılı olduğu o Kitapta-Kur’an’da (din hususunda muhtaç olduğunuz) hiçbir şeyi eksik-noksan-yetersiz-hiçbir boşluk bırakmadık-tek bir şeyi bile ihmal etmedik.”

    (En’am,114)”Allah neyin doğru, neyin yanlış olduğunu bildiren bu Kitabı-Kur’an’ı tüm ayrıntılarıyla mükemmel şekilde açıklanmış olarak gönderdiği ve böylece hükmünü kesin bir biçimde beyân ve tebliğ etmiş olduğu hâlde, ben şimdi hayatıma yön verecek ilkeleri belirlemek için Allah’tan başkasının sözlerine mi uyayım-Allah’tan başka yasa koyucu mu-hakem mi arayayım?”

    (En’am,164)”Allah her şeyin Rabbi iken, ben Allah’tan başka Rabb mi-kural koyucu mu arayayım?”

    ARA YOK!!!
    (Kaf,16)”Unutmayın ki Allah size şah damarınızdan yakın! Allah ile sizin aranıza kimse giremez.”

    ARACI YOK!!!
    (Hacısı, hocası, imamı, rahibi, hahamı, gurusu, laması, mevlanası, spiritüel danışmanı, enerjicisi, yıldız-kahve falcısı, büyücüsü,… say say bitmez, tüm inanç sömürücüler)
    (En’am,94)”Yemin olsun, sizi ilk yarattığımızdaki gibi yapayalnız geldiniz. (Şefaatçi-yardımcı) sandığınız şeyler-kimseler-(çok güvenip itimat ettiğiniz)-yeryüzünde yaşarken tanrılaştırdıklarınız, koptu aranızdaki tüm bağlar ve uzaklaşıp kayboldu yanınızdan o bir şey sandıklarınız!”

    KURUMSAL ARACILIK YOK!!!
    (Kurumsallaşmış inanç odakları(tarikatı, diyaneti, tekkesi, dergâhı, mevlevihanesi, kilisesi, sinagogu, türlü çeşit yapıda tapınakları, dernekleri, vakıfları,….. yine say say bitmez, tüm kurumsal inanç yapıları)
    (Rum,32)”Dinlerini-inançlarını-halkı parçalara bölen-kutuplara ayıran-(birileri eliyle) düşman gruplar-hizipler-fırkalar olmayın! Her grubun[hizib] yalnız kendi sahip olduğu(imam ve kitap) ile böbürlendiği kimselerden olmayın!”

    (Şura,13)”Dini doğru tutun-tevhid inanç sistemini hayatın her alanına egemen kılın ve sakın bâtıl inançlara, ideolojilere sapıp da, onda ayrılığa düşmeyin!”

    SADECE;
    inanç temizleyici-arındırıcı ilkelerin, kuralların, tüm yaşam sorularının cevabını veren KUR’AN VAR!!!
    Neden varım diyen,
    Yaratıcısını arayan,
    İnanmak isteyen için de
    Kitabın, Dinin TEK Sahibi
    ALLAH-TANRI VAR!!!

    (Nahl,52)”Din sürekli olarak yalnız Allah’ındır, kural koymak da sadece Allah’ın hakkıdır.”

    (Zümer,3)”Dikkat edin! Halis din yalnızca Allah’a aittir.”

    Tüm dinci yönetimler ve
    denetimleri altında kullandıkları radikal dinci terör örgütleri,
    kendi dinlerini, ‘Din bu’ diye diye
    zavallı cahil bırakılan halka
    Ortadoğuda ve yeraltı kaynak zengini Afrikada içsavaşı, cehennemi sunuyorlar.

    (En’am,55)”Mücrimlerin (‘Suçlu’; ‘gerçeği yalanlayan nankör, müşrik, sapkın) yolu açık seçik-besbelli olsun diye âyetleri ayrıntılı biçimde açıklıyoruz.”

    Ortadoğuda fitili ateşleyen
    radikal dinci örgüt ile,
    zalimlikte sınır tanımayan ırkçı, başka(?!) dinci bir yönetim
    karşılıklı çıkarları uğruna
    savaş başlattılar.
    Tüm bu iç-dış savaşlar sömürgecilerin işlerini kolaylaştırırken,
    zavallı mazlum(!) halkların
    çaresiz kalmalarına,
    köleliklerinin, yoksulluklarının artmasına sebep oluyor.

    Atatürk’ün eşsiz dehası, cesareti, atalarımızın azmi ve olağanüstü mücadelesiyle kurulmuş;
    bağımsızlığı-özgürlüğü kazanılmış,
    akılcı, bilimsel yaklaşımlar ile çağdaşlığı kısa sürede yakalamış
    Cumhuriyet Türkiyesini de,
    aynı dinci yönetim tehlikesi,
    aynı kölelik, ilkellik, yobazlık yoksulluk-yoksunluk tehdit ediyor.
    İnsanüstü emek, gayretle
    inşâ edilmiş kamu kurumları satılıyor, yağmalanıyor,
    ağaçları yakılıyor, kesiliyor,
    yeraltı, yerüstü zenginlikleri acımasızca talan, yok ediliyor.
    Aslı dinci-çıkarcı,
    sömürgecilik maşası olan,
    kravat takmış, modern görünümlüler,
    kara yobazlar ve koltuk tapıcı kendini-hiçbir şeyi bilmez
    muhalif görünenlerle ülkemiz de
    bu karanlık, cehennem ortamına doğru hızla yol alıyor.
    Üstelik bu dinci örgüt yanlıları;
    ateşe doğru yol alışı da
    ‘kur’an’ diyerek,
    ‘din’ diyerek,
    ‘allah’ diyerek yapıyorlar.
    Çift yönlü, katmerli ZULÜM!

    İsimleri önemli değil,
    çünkü sürekli isim, kılık, kılıf değiştiriyorlar.
    ALLAH-TANRI yanına, yerine konumlandırdıkları
    Peygamberi ilahlaştıranların,
    KUR’AN’ın sadece müteşabih Ayetlerini KULLANANların;

    -(Âli İmran,7:”Kargaşa peşinde olan kötü niyetli kişiler, insanları şüpheye düşürerek fitne çıkarmak-insanları şaşırtmak, çıkarlarına bir yol bulmak için, Allah’ın kitabını-Kur’an’ı keyiflerince yorumlayıp bâtıl iddia ve önyargılarını Kur’an’a onaylatmak amacıyla anlamını rahatça çarpıtabileceklerini düşündükleri müteşâbih ayetlerin peşine düşerler.”)-;

    ‘din’ diye diye yeryüzünü
    cehenneme(?!) çevirmesi
    işte böyle olur.

    ‘Kitabı elleriyle yazanların
    (Bakara,79)’,
    vaadedilmiş topraklar yalanını, peygamberlerini tanrı ya da tanrı oğlu diye pazarlayanların;
    azgın-zalim sömürgecilerin tahakkümü altında
    insanlığın yok edilmesi
    işte böyle olur.

    KUR’AN içeriği bilinmez, bildirilmezse,
    sahiplenilmesi, korunması,
    gereken SAYGIsı gösterilmezse,
    KUR’AN zalimlerin tekeline bırakılırsa bu son kaçınılmaz olur.

    KUR’AN ilkeleri, ahlâkî değerleri konuşulmaz, korunmaz, uygulanmazsa;
    DİN olmaz,
    zaten YOKTUR.

    İnsanlığın kurtuluş reçetesi,
    ilacı, çözüm yollarının TEK kaynağı, doğruluk rehberi KUR’AN’dır!!!
    Bilinmeli, bildirilmeli,
    insanlığa sunulmalıdır.

    (Enbiya,10)”(Ey insanlar!) Muhakkak ki; size (insan benliğini eğitip mükemmel bir toplum oluşturabilmek için gereksinme duyacağınız her türlü hikmet, öğüt, uyarı ve ibret derslerini ve sizi insanlığın önderi makâmına getirecek muhteşem bir Kitap-Kur’an indirdik ki, zikriniz (onurunuz, hak ve sorumluluklarınız, dünya ve ahiret mutluluğunuz, dini, ahlâkî, iktisadi, sosyal, siyasi, hukuki ve bütün insanı değer ve prensipleriniz hep) ondadır. Buna rağmen (bu kitabın mahiyetini, önemini) kavramayacak mısınız?!”

    (Yunus,57)Ey insanlar! İşte size Rabbinizden bir öğüt, kalplerdeki-gönüllerdeki tüm hastalık ve dertlere-ruhsal sıkıntılara kesin bir şifâ, inanan herkes için hidayet-kılavuz-yol gösterici-sevgi dolu-rahmet kaynağı olan Kur’an gelmiş bulunuyor!”

    (İbrahim,52)”Kur’an, kendisiyle uyarılsınlar, Allah’ın ancak bir tek ilah olduğunu bilsinler ve Allah’ın yönetme, yasama, yargılama, cezalandırma konusunda tek yetkili, tek otorite olduğu bilinsin, akıl edenler-temiz akıl sahipleri; kavrama yeteneği olanlar iyice düşünüp öğüt alsınlar diye insanlara bir duyurudur-tüm insanlığa yöneltilen bir çağrıdır-bütün insanlara gönderilmiş tebligat-tebliğdir-insanlara bir mesajdır-Allah tarafından yapılan bir bildiridir-bildirgedir. Dileyen dinler gereğini yapar. Dileyen inkâr eder bildiği yoldan gider. Kimse inanması veya inkâr etmesi için zorlanmaz.”

  57. ‘Çok eşlilik’ değil;
    ‘Yetim Hakkı’!
    KUR’AN(Nisa,3)!

    (Yunus,37)”Kur’an; insanların yaptıkları saptırmaları açıklayan Kitaptır. Evrenlerin Rabbindendir.”

    Geleneğin dayattığı;
    peygamber sünneti-hadisi,
    icmâ gibi
    TANRI’ya ortaklarla dolu
    yalan-yanlış bilgiler,
    sapkınlıklar, saptırmalar
    SADECE TANRI SÖZÜ,
    SADECE KUR’AN bilgisi
    ile düzeltilebilir.

    (Âli İmran,7)”Kalpleri ve düşünceleri kötü niyetli olanlar, insanları şaşırtmak ve fitne-karışıklık çıkarmak ve kendi görüşlerine uydurmak için öncelik tanıdıkları çok-çeşitli anlamı olan ayetleri bile bile yanlış anlamlandırırlar.”

    ‘Yetimleri koruma altına alma’
    yerine; ‘çok eşlilik’ diyerek
    yanlış anlamlandırılan,
    ‘YETİM HAKKI’nın üzerini örttükleri ve ‘Dört eş’ diye hapsedilerek dayattıkları
    (Nisa,3).ayet.

    *(Mustafa Sağ çevirisi)*
    (Nisa,3)”Kimsesiz kadınların sırf mallarını yemek gibi bir adaletsizliğe kalkışmayın. Böyle bir adaletsizlik yapmaktansa, aralarında eşit davranmak ve adaletli olmak koşuluyla, korumasız kadınları ve çocukları ikişer, üçer veya dörder korumanıza alarak sahiplenmeniz daha uygundur. Ancak aralarında adaletli davranamamaktan çekiniyorsanız, hiç olmazsa bir tane yetim ve korumasız kadının veya iltica ederek iman etmiş kimsesiz bir kadının geçimini üstlenin. Haksızlığa ve adaletsizliğe sapmamanız için en uygunu budur.”

    *Erhan Aktaş kısaltılmış alıntı:
    (“Yetim; tek başına, yalnız kalmış kişi demektir. Arap toplumunda; babası ölmüş olana da, kocası ölüp dul kalan kadına da yetim denmektedir. Ayetin konusu; yetim çocukların ve dul kadınların himayesidir. Yetimlerin hak ve hukukunu düzenleyen bir ayettir!
    Çok eşlilik (taaddüd-ü zevcat): Dört eşe kadar evlenme kuralı bu ayete dayandırılmaktadır. Oysaki bu ayetin konusu çok eşlilik değildir.”)*

    *Mustafa Sağ kısaltılmış alıntı:
    (“Ayet, savaşlarda ölen Müslümanların arkada kalan dul eşleri ve çocuklarıyla ilgili düzenlemeler getirmektedir. Dul-yetimlerin korunmasını, sahiplenilmesini teşvik eder. Ayette, ‘ikişer, üçer, dörder’ sınırlama anlamı içermediği gibi evlenilecek kadınların sayısını değil; ne kadar dul-yetimi korumak mümkünse ve adilâneyse o kadar sahiplenilmesini, korunmasını ve bunun bir mecburiyet olduğu anlamını içerir.)*

    (Nisa,3).ayet ve
    öncesi-sonrası 10.ayet dahil, ‘Yetimler’ ve hakları ile ilgili!

    (Nisa,2)”Yetimlere mallarını verin. Helâli haramla karıştırmayın-temiz olanı pis olanla değişmeyin. Yetimlerin mallarını mallarınıza katıp, kendi malınızmış gibi yemeyin. Böyle yapmak gerçekten büyük bir vebaldir.”

    (Nisa,4)”Korumanız altına aldığınız kimsesiz kadınlar ve yetimlerin mallarını tam olarak koruyun. İstekleri dışında harcamayın. Ancak kendi istekleriyle bir kısmını bağışlarlarsa onu gönül huzuruyla harcayın.”

    (Nisa,5)”Geçimlerinize katkı olması için, yetimlerden Allah adına aldığınız malları, gereksiz yerlerde harcayarak çarçur etmeyin. Allah adına aldığınız o mallarla, o yetimleri büyütün, gereksinimlerini güzelce karşılayın ve eğitimlerini sağlayın.”

    (Nisa,6)”Yetimler, olgunluk çağına geldiklerinde durumlarına bakın. Eğer kendi kendilerini idare edebilecek bir olgunluğa eriştikleri kanaatine varırsanız, kendilerine mallarını tam olarak geri verin. Sakın onlar büyüyünce mallarını geri alacaklar diye, savurganlık yapıp mallarını tüketmeyin. Zengin olan, malı ve yetimi koruduğu için bir ücret talep etmesin. Fakir olan ise, uygun bir miktar talep edebilir. Yetimlere mallarını noter huzurunda teslim edin-mallarını iade ettiğiniz zaman, tanıklarla belgeleyin-şahitlerin huzurunda geri verin.”

    (Kadının-kız çocuklarının yok sayıldığı o dönem zulüm toplumunda; kadına mirastan pay ayrılması tam devrim!)
    İşte ayeti!

    (Nisa,7)”Ana-baba ve akrabaların, ölümlerinden sonra bıraktıkları mallardan, hem erkeklere, hem de kadınlara bir pay vardır. Kalan mal, ister az olsun ister çok olsun fark etmez. Erkek de kadın da kalan maldan payını alacaktır.”

    (Nisa,8)”Miras bölüşümünde akrabalar, yetimler ve yoksullar da hazır bulunursa, onlara da bir miktar vererek gönüllerini alın.”

    (Nisa,9)”Kendi çocukları yetim ve kimsesiz kaldıkları takdirde, durumlarının ne olacağı hakkında endişe duyanlar, yetimlere haksızlık etmekten korkup titresinler-dikkat etsinler-düşünsünler, ürpersinler.”

    (Nisa,10)”Yetim mallarını insafsızca-zulme başvurarak yiyenler, ateş yemiş olurlar….”

    Ve ‘Yetim’ ile ilgili
    diğer ayetlerden bazıları!

    (Nisa,127)”Ey Peygamber! Sana kimsesiz kadınlar hakkında soruyorlar. De ki: ‘Allah bu Kitap-Kur’an yoluyla, yetimler-kimsesiz kadınlarla ilgili olarak sizi aydınlatıyor. Yasal hakları olan mallarına el koyup, kendilerini korumanız altına almak istediğiniz, kimsesiz kadınlar ve zavallı çocukları hakkında, Kitapta-Kur’an’da size açıklanan ayetler; yetimlere adaletli davranmanızı buyurmaktadır.”

    (Bakara,220)”Yetimlerin (mallarını muhafaza ederek, haklarını koruyarak ve onlara yardımda bulunarak) hayatlarını düzene sokmak-erdemli kişiler olarak yetiştirmeniz en büyük iyiliktir-sahipsiz bırakmaktan daha hayırlıdır-en doğru olandır. Eğer onlarla bir arada-birlikte yaşarsanız, onlar artık sizin kardeşlerinizdir.”

    (En’am,152)”Yetim mallarına karşı çok dikkatli olun. Yetim ergenlik çağına gelene kadar onun çıkarlarını-malını en iyi şekilde koruyun, yemeyin. Ölçüyü ve tartıyı hakkaniyetle-doğru dürüst tartın. Hakkı hukuku koruyun! Hiç kimseye yaratılış kapasitesinin üstünde-taşıyabileceğinden daha ağır bir sorumluluk teklif etmeyiz-kişiyi gücü oranında sorumlu tutarız-kişiye gücünün yetmediğini yüklemeyin. Konuştuğunuz zaman, akrabanız aleyhinde bile olsa adil-doğru olun. Allah adını kullanarak verdiğiniz sözlerin gereğini yapın-Allah’a verdiğiniz sözü tutun-Ve Allah’la olan sözleşmenize sadık olun.”

    (İsra,34)”Yetim malını, erginlik çağına ulaşıncaya kadar, kendi yararlarına olarak çok dikkatli bir şekilde koruyup geliştirin. Verilmiş sözünüzün gereğini yapın-söze sadık kalın. Verilen söz sorumluluk gerektirir.”

    (Duha,6,9)”Ey Muhammed! O, seni bir yetim olarak bulup bağrına basmadı mı-kucak açmadı mı-sığınak vermedi mi? Öyleyse, sen de sakın yetimi güçsüz, kimsesiz görüp, ona kötü davranma-yüzüstü bırakma-surat asma-canını sıkma-hor görme-aşağılama-ezme-geri çevirme-haklarını yeme!”

  58. Tek ALLAH’ın SÜNNETİ var!
    ‘Peygamber sünneti’ şirk!

    (Fâtır,43)”Allah’ın sünnetinde-kanununda-yasasında-yol ve yönteminde-uygulamasında asla bir değişme-değişiklik bulamazsın; Allah’ın sünnetinde-kanununda-yasasında-yol ve yönteminde-uygulamasında kesinlikle-asla bir sapma-başkalaşma da bulamazsın.”

    *Alıntılar:
    Sünnettullah; Allah’ın evren, insan ve diğer tüm canlılar için geçerli kıldığı, kainatı yaratışındaki ilkeler ve kanunların tamamı, Allah’ın değiştirilemez yasaları.
    Kur’an’ın, sünnetullah ve kader-ölçü kelimeleriyle ifade ettiği doğanın yasaları; dünyada ve kainattaki her şeyin bir neden sonuç ilişkisine dayalı olması, hiçbir şeyin amaçsız ve nedensiz bir şekilde gerçekleşmemesi!*

    (Ra’d,31)”Olacaklar hakkında her şeye karar vermek ancak-yalnızca Allah’a aittir-tüm işler Allah’ın izin vermesiyle olur-Allah’ın kontrolündedir-bütün olaylar Allah’ın koyduğu yasalar çerçevesinde gerçekleşmektedir.”

    (Mü’min,85)”Azabımızı gördüklerinde inanmaları kendilerine bir yarar sağlamaz. Bu Allah’ın kulları üzerinde eskiden beri uyguladığı-yürürlükte olan sünneti-yasasıdır[Sunnetullah].”

    (Âli İmran,154)”Şüphesiz karar verme yetkisi tümüyle-yalnız Allah’ındır-her şeyin takdiri muhakkak Allah’a aittir.”

    (Fetih,23)”Bu, Allah’ın daha önce gelip geçenlere uyguladığıdır-kanunu-(sistemi)-yasası-yolu-yöntemidir. Allah’ın yasasında asla hiçbir değişiklik bulamazsın.”

    Kur’an, Allah’ın Sünneti derken;
    tarikat, cemaat, tekke, dergâh, vakıf, dernek gibi gittikçe artan ‘din’ satıcıları ki baş satıcıları diyanet; Peygamberi dinde kurucu ortak yaparak, peygamber sünneti(?) adıyla şirk dini kurmuşlar. Bu şirk dini kılıfıyla, insan doğasına aykırı kendi sapkın istek ve düşüncelerini, yaptırmak istediklerini para karşılığı satmaktadırlar.
    -parayla yapılan her iş ticaridir-

    Aynı şeyleri tekrar tekrar söylüyorum, yazıyorum, ayetleri sıralıyorum.
    Sürekli kara cahil-yobaz üreten ve inanılmaz hızla çoğalan bu dinci yapılanmalar, bataklıklar,
    KUR’AN içeriği bilinirse,
    KUR’AN bilgisi ile kurutulur.

    TANRI’ya karşı had bilmez
    en büyük saygısızlık hâli,
    KUR’AN’ı anlamadan Arapça,
    şarkı gibi okumaktan acilen, tamamen vazgeçmek şart.
    TANRI Sözlerinin anlaşılması için Türkçe okunması şart!
    Sadece ve yalnızca,
    gerekli, elzem, şart olan;
    KUR’AN’ı anlamak,
    TANRI’nın Sözlerini,
    TANRI’nın Sünnetini anlamak!

    Allah’ın eğittiği ve görevlendirdiği peygamberin, kendine ait bir sünneti-uygulaması ol(a)maz.
    KUR’AN-TANRI Sözleri yanına eklenen her kaynak, her söz peygamber sözü dahi olsa, ALLAH’a ortaklık-şirktir.
    ALLAH-TANRI yanına oturtulan, kim olursa olsun peygamber dahi olsa
    ALLAH-TANRI ortağıdır, şirktir.

    Sadece ‘ALLAH’ın Sünneti’nin olduğu ve tüm peygamberlerin bu ‘ALLAH’ın Sünneti’ni uyguladığı bilgisi
    KUR’AN’da açık, net verilirken!

    (İsra,77)”Senden önce gönderdiğimiz tüm-bütün resullerimiz için uyguladığımız-öngördüğümüz sistem-sünnet budur. Sistemimizde-sünnetimizde-yolumuzda-yasamızda herhangi bir değişiklik göremezsin-bulamazsın.”

    ALLAH’ın Sözlerinin,
    peygamberin uyguladıklarının tamamıyla, hepsinin, eksiksiz
    KUR’AN’da kayıt altına alındığı Ayetlerle sabitken!

    (En’am,38)”Biz Kur’an’da hiçbir şeyi eksik-hiçbir eksik bırakmadık.”

    (En’am,114)”Allah size Kur’an’ı, ayrıntılı açıklanmış indirmişken, Allah’tan başkasının sözlerine mi uyayım-Allah’tan başka yasa koyucu mu arayayım?”

    (Ahzab,38)”Allah’ın hüküm verdiği bir konuda, Nebi-peygamberin herhangi bir seçim hakkı yoktur. Daha önce gelip geçmişlere de, Allah’ın Sünnet’i böyle uygulandı. Allah’ın buyruğu-işi takdir edilmiş-belirlenmiş-kesinleşmiş kaderdir-ölçüdür-Allah’ın takdiri mutlaka yerini bulur.”

    (Ahzab,62)”Allah’ın sünneti-yasası-kanununda asla değişme-hiçbir değişiklik bulamazsın!”

    Bırakın, ‘Muhammed peygamberin KUR’AN dışı bir uygulaması-sünneti olmasını; kendi sözlerini ortaya sürme, söyleme hakkı bile yok;
    TANRI’nın çok sert uyarısı var!
    İşte Ayeti:

    (Hakka,44,45,46,47)
    “Eğer Peygamber Allah’a atfen bazı sözler uydurmuş-kendi sözlerini, Allah’ın Kur’an’ıyla eş tutmuş olsaydı, elbette onu kudretimizle kıskıvrak yakalar-gücünü alırdık.
    Sonra kesinlikle can damarını koparırdık-ondan Vahyi keserdik.
    Ve sizden hiçbir kimse de buna engel olamazdı-onu koruyamazdı….”

  59. KUR’AN’da Cehalete Bakış?!

    (A’raf,199)”Cahillerden uzak dur-yüz çevir-bilgisiz kalmayı seçenleri kendi hallerine bırak-kendini bilmezlere aldırış etme!”

    *Cemal Külünkoğlu kısa alıntı:
    “Cehalet, kendi bildiğinin dışında bir bilgi ve düzey olduğunu bilmemektir.
    Cehalet bilmediğini bilmemektir, kindir, inattır, kibirdir, sefalettir, bağnazlıktır, yobazlıktır, vurdumduymazlıktır. Yoksulluğun, karanlığın, şiddetin, nefretin, hasedin en âlâsıdır cehalet.
    Bu bakımdan Kur’an cahilliği ortadan kaldırmak için seferberlik ilan etmiş ve cahil kalan ve kalmak isteyenlerle ilişki konusunda ciddi prensipler ortaya koymuştur.
    İnsan, doğal güdü ve sezgileriyle yaşayan diğer bütün yaratıklardan farklı olarak özgür ve ahlâki bir iradeye sahiptir. Dayatma, zorlama ve baskı ile terbiye edilecek bir varlık değildir.”

    Cehaletin, cahil cesaretinin ele geçirdiği ‘din’ anlayışında, alanında;
    okullarda, ekranlarda, tarikatlarda boy gösteren cahillerin, okur yazarlığı şüpheli anlatıcıların;
    iftiralarla dolu yalanlarını
    baskı, zorlama ile dayattığı zulüm içinde ülkemiz.

    Bir yandan,
    küçücük çocukların
    kur’an kurslarında,
    gençlerin okullarda, yurtlarda
    ‘din’ baskısıyla zihinlerini köleleştiriyor, yeteneklerini,
    özgürlüklerini yok ediyorlar.

    Diğer taraftan da, ‘çocuklarınızı ‘dindar(?)’ yetiştirin, onların yaptıklarından siz de sorumlusunuz’ söylemi ile özellikle inandığını(!) söyleyen anne babaları ateş tehdidi ile korkutup çocuklarına baskı yapmaları için kullanıyorlar.
    Çocuklar, gençler de bu sapkın düşüncelerin, inanç dayatmasının baskısına, zulmüne karşı ya evlerinden kaçıyorlar ya da
    hastalıklı bireyler haline geliyorlar.

    (Lokman,15)”Eğer annen ya da baban cahillik edip, hakkında hiçbir bilgi sahibi olmadığın bir şeyde Allah’a ortak koşman için seni zorlarlarsa-baskı yaparlarsa, bu hususta onlara itaat etme! Ancak dünya işlerinde onlarla iyi geçin.”

    Evliliğin, çocuk sahibi olmanın,
    ‘insan’ evladını en iyi şekilde yetiştirmenin büyük ve ağır bir sorumluluk olduğunun farkında bile olmayan, sürekli üreyen, çoğalan bilinçsiz, şuursuz, eğitimsiz ana, babalarla cehaletin dibine doğru yol alıyoruz.

    Keşke evlilik ve
    anne-baba okulları açılsa,
    keşke bu eğitim zorunlu
    hale getirilse de,
    yeterlik-olurluk kazananlara
    çocuk sahibi olma
    hakkı, izni verilse!

    Keşke şimdiye kadar
    din satıcılarının
    para hırsıyla kanal kanal gezdikleri tv ekranlarında, reyting uğruna yalan yanlış anlatıcıların yerine;
    anne babalara yol gösterici KUR’AN’ın muhteşem uyarılarla dolu ayetleri;
    kişiler değil
    sadece bilgi sunulsaydı da,
    pırıl pırıl gençlerini,
    masum çocuklarını
    fütursuzca harcayan
    sapkın, azgın, öfke dolu
    bir topluma dönüşmeseydik?!

    İnsanlık âleminde
    aydınlar, aydınlanmış olanlar,
    aydın olduğunu iddia edenler
    kendilerini değil;
    her konuda doğru bilgiyi topluma sunma-halkı bilgi ile aydınlatma misyonunu
    yerine getirmezlerse,
    ülkemizde yaşayarak da
    gördüğümüz gibi meydan
    sınır tanımayan sürekli zulüm üreten cahillere kalır!

    Şimdilerde, askeriye ve eğitimde tarikatların yasa dışı yapılanması konuşuluyor.
    Askeriye ve eğitimde tarikatların zulümleri yeni mi başladı zannediyorsunuz; artık gücü-iktidarı ele geçirdikleri için korkmuyor, gerçek niyetlerini gizlemiyorlar!
    Yıllar önce yaptığım araştırmalarda, talim terbiye kurullarında tarikatçı kara sakallıların resimlerini görünce oturup ağlamıştım, çocuklarımız kimlere emanet diye!

    Namaz(?)+başörtüsü(?) tapıncı ile ülkemiz daha çok uğraşacak, aynı yerde debelenip duracak gibi görünüyor!
    Bir taraf namaz+başörtüsü dayatıyor!
    Karşı taraf mücadelesini nasıl vereceklerini bilmemenin cehaleti ile karşı çıkıyor!
    Karşı çıktıkları konunun dincilerin dayattığı gibi olmadığından,
    altıbin küsur ayetlik bilgi kaynağı KUR’AN’da,
    TANRI’nın tek derdinin
    ‘namaz+başörtüsü(?!)’
    olmadığından haberleri bile yok ki!

    Cahillerle-kişilerle uğraşmak yerine, sadece doğru bilgiyi ortaya koymak, topluma sunmak, çözüm!
    Laiklik; inancın bireyselliği savaşında, inancın nasıl olması gerektiğinin aslî ve TEK kaynağı KUR’AN nerede?!
    Soran yok!
    Sorgulayan yok!
    Araştıran yok!
    Bilen ama kendini sunmak, konuşturmak yerine,
    sadece bilgiyi sunan,
    bilgiyi konuşturan,
    SADECE BİLGİ’yi
    konuşanlar yok!
    Kişileri konuşmaktan
    BİLGİ’ye bir türlü gelemiyoruz!

    Tarikatlardan hâlâ
    Atatürk ilgisi, sevgisi,
    diyanetten hâlâ
    Atatürk’ü anması,
    Atatürk duası bekleyenler de
    hiç değişmiyorlar!
    Değerini bilenler için
    ölümsüzlüğünü ilân etmiş Atatürk’ün
    kanunlarla korunmaya,
    inancının varlığını savunmaya,
    tarikatların ilgisine,
    diyanetin anmasına, duasına
    ihtiyacı YOK.
    Dinci-din satıcılar değişmez!
    Değişecek olanlar bizleriz! Cumhuriyeti koruyacaklar ve savunanlar olarak değişerek
    çözüm üretecek olanlar esas
    bizleriz!

    Gelelim;
    ‘İNSAN’ evladı yetiştirmek ağır sorumluluğu bilincine bilgi ile ulaşmak-ulaştırılmak zorunda,
    atalar dini savunucusu
    ana babalara!
    İnancın da BİLGİ kaynağı;
    KUR’AN’dan uyaran-uyandıran bilgilendirme ayetlerine!

    (Lokman,21)”Allah’ın indirdiği Kitaba-Kur’an’a uyun, denilince, ‘Hayır, biz, babalarımız-atalarımızdan ne gördüysek-atalarımızın ne varsa ona uyarız’, derler. Saptırıcı-şeytan onları alevli ateşin azabına çağırmış olsa da mı?”

    (Zuhruf,22)”Onlar, ‘Biz atalarımızı geleneksel bir din-inanç üzerinde bulduk; biz de onların izinden gidiyoruz-öğretilerini izliyoruz’ diyorlar.”

    (Saffat,69,70)”Onlar, atalarını yanlış yolda bulmalarına rağmen kendileri de yanlışın izinden-körü körüne gittiler-sapkın atalarının başlarına sardığı geleneğe uydular.”

    Esas ANA Kural:
    (Bakara,256)”Dinde baskı-zorlama yoktur.”

    (Yunus,99)”Eğer Rabbin isteseydi, yeryüzündekilerin hepsi inanırdı(ama onları özgür iradeleriyle baş başa bıraktı). Hâl böyle iken, insanları inanmaya sen mi zorlayacaksın-baskı mı uygulayacaksın?”

    (Kasas,56)”Şunu bil ki, sen her sevdiğini-istediğin kişiyi kılavuzlanan doğru yola iletemezsin. Ancak Allah dilediğine-dileyene doğru yolu gösterir. O, kılavuzlanan doğru yolu kabullenecek olanları-hakedenleri en iyi bilendir.”

    (En’am,164)”Ben, Allah’tan başka bir Eğiten-Rab mi arayacağım? Allah, her şeyin-herkesin Eğiteni-Rabbidir. İnsanların yaptığı eylemler yalnızca kendilerini ilgilendirir ve hiçbir günahkâr başkasının yükünü taşımaz-herkesin günahı kendine. Kimse kimsenin suçunu üstlenemez.”

    (Necm,38)”Hiçbir kimse bir başkasının suçundan sorumlu değildir-başkasının günah yükünü yüklenmez.”

    (Fâtır,18)”Hiçbir günahkâr başka bir günahkârın yükünü kendi üzerine alamaz. (Günah) yükü ağır gelen-çok zengin olan bir kimse (bir başkasını) onu taşımaya çağırsa, (bu çağırdığı kişi) onun yakın akrabası dahi olsa onun hiçbir günahını üzerine alamaz.”

    İstisna!?
    (Nahl,25)”Kıyamet günü hem kendi günahlarını tümü ile hem de bilgisizlikleri sebebiyle saptırdıkları cahillerin vebalini-günahlarının bir bölümünü yüklenirler. Dikkat! Ne kötü yük yükleniyorlar!”

  60. Seçim-Laiklik-Cumhuriyet!
    TANRI’ya Saygı?
    KUR’AN!

    Seçimlerin yaklaştığı,
    Cumhuriyet ile yönetilen(?!) ülkemizde; toplum olarak, oy verip kendimize ‘vekil’ tâyin etmenin maalesef ki, önemini ve ağır sorumluluğunu anlamış-kavrayabilmiş değiliz!

    Seçtiğimiz vekilin maaşını biz ödüyoruz, bizim için, bizim adımıza, kamu fayda-zararına yaptıklarından, biz de sorumluyuz, buraya kadar tamam; ama hakta-hukukta yanlış-hata yapınca hesap soramıyor ve en acısı vekaleti iptal edemiyoruz. ‘Koltuğu kapan’; aldığı vekaletin ağır sorumluluk bilincini taşımadığından, seçilip işi bitince, bize/halka hizmeti önemsemiyor çünkü tekrar seçilmesi parti liderinin iznine tâbi ve artık hiçbir şartta vekaleti bırakmak istemiyor!

    Üstelik, siyasi liderin, demokratik yönetim, özgürlük anlayışı, vizyonu yoksa, eğitimi, bilgisi, öngörüsü yetersiz ise, partiler; tek kişinin inisiyatifine kalıp, keyfînce yönetmesine imkân veriyor. Lider, liyâkat şartı aramadan; vefa borcu duyduklarını, partide olmayı hiç de HAK etmeyenleri aday yapıyor, millet de kendine vekil seçtiğini zannediyor.
    Bu yüzden siyasi partiler, tek söz sahibi liderine tapan-hizmet eden, bir çeşit kula kullardan oluşmuş, biat kültürünün yerleştiği modernleştirilmiş tarikatlara dönüşmüş gibi!

    Sistem MUTLAK değişmeli ama burada da; ‘Sistemden beslenen, sistemi değiştirmez.’ kuralı işliyor.

    Bu yüzden seçimlerde çoook titiz davranmak, ince eleyip-sık dokumak gerekiyor!

    Kendi çıkarları için; gizli, kapalı kapılar ardında pazarlıklar yapan, ezilmiş-hakları alınmış olanların, haklarını savunur görünüp, kendisinin ve menfaat çevrelerinin(terör örgütü-tarikat-parasal güç odakları-ağalık sistemi) hizmetçisi olanlara siyaset yolu kapalı olmalı. Transfer paraları/imkânları uğruna, seçildiği partiye, savunduğu ilkelere ihanet edenlerin/menfaatine göre sürekli parti değiştirenlerin bu eylemleri ahlâksızlık/ilkesizlik olarak değerlendirilmeli ve yaptırıma tâbi olmalı (vekillikten atılmak, bir daha vekil olamamak ve aldığı maaşların belli oranda iadesi gibi)!!!

    Ayrıca, devletin memuru olabilmek için, çok iyi eğitim, yabancı dil bilme, deneyim, referans gibi pek çok şart aranırken; ‘eğitimli’ memurları ve devleti-halkı yönetecek milletin vekillerinde, hiçbir şart aranmıyor. Milletvekili seçilebilmek için, neredeyse, sadece okur-yazarlık yeterli (gerçi, sahte diplomalar ile sorun çözülüyor)! Ne yaman çelişki!!! Yazık bizlere!

    Tek bir kişinin iradesi-idaresiyle değil, ortak kararlarla(KUR’AN buna, ‘Şûra’ der) yönetilen partiler olmalı. Bu partiler Cumhuriyet ilkelerini kabul etmiş; olmazsa olmaz temel şart, LAİKLİK ilkesini savunmalı-korumalı.

    Laiklik; inanmayanın, inanmama özgürlüğünü koruduğu kadar, inananın, istediği gibi inanma hakkını, özgürlüğünü de koruma altına alan bir sistem.

    KUR’AN;
    (Kehf,29):”İster inanırlar, ister inanmazlar.”
    ve
    (Bakara,256):”Dinde baskı, zorlama yoktur.”
    ve
    (Yunus,99):”Rabbin dileseydi, yeryüzündekilerin tamamı iman ederdi; hâl böyleyken, inanmaları için sen mi zorlayacaksın?!”
    ayetleriyle, inanç özgürlüğünü, kayıt altına almış!

    Seçimlerde esas en büyük sorun ise; seçmenlerin çoğunluğunu oluşturanların, inanca göre seçim yapmaları; alnı secdeye değiyor?gibi!

    Evet, inanç çok önemli; ama kişinin özgür iradeli, bilinçli tercihi ve kendi yaşam alanı ile sınırlı kalmalı. Her türlü toplumsal-sosyal ilişkilerinde ve ‘seçimlerde’ dikkate alınacak değer olmamalı.

    KUR’AN; (Nisa,58):”Hiç kuşkusuz ALLAH, emanetleri/görevi/sorumlulukları ehline/her işin uzmanına verilmesini diler. Ve sorumluluklarınızı yürütürken, insanlara karşı adil davranmanızı/adaletle hükmetmenizi söylemektedir. ALLAH size ne güzel öğüt veriyor.”

    bilgisini verir. Yönetimde, Liyâkat şartını önceleyen Tanrı, bu şartın yanına inancı koymamış; adaleti koymuş!
    Liyâkat+Adalet.

    KUR’AN; (Bakara,8-9):”İnanan görünüp aslında inanmayan ve inananları kandırma yoluna giden…” diye tanımladığı münafıklar/inkârını gizleyen, inanan görünenler, varken;

    (Ankebut,2):”İnsanlar sadece ‘İnandık’ demeleriyle ve sınava çekilmeden bırakılacaklarını mı sanıyorlar?”
    Tanrı bile, ‘inanç’ konusunda samimiyet testi için sınava tâbi tutacakken!!!

    Kimin sahiden/gerçekten inanan olduğuna biz, nasıl karar vereceğiz?!

    İnanca göre oy verenler; aslında sadece Tanrı’ya duyulması gereken sonsuz SAYGI’yı(haşyet), siyasilere gösterip, ekmeğini keseceği korkusu ile her türlü desteği onlardan beklerken bir çeşit tapınırken, siyasiler ise sadece kendi ikbâllerini düşünüyorlar!

    Mevcut iktidardan, zaten; tek bildikleri-uyguladıkları, ‘inanç’ ve ‘başörtüsü(?)’ sömürüsünden dolayı, baştan beri umut-beklenti yok.

    Mevcut muhalefet vekilleri de; seçilmişliğin tüm nimetlerinden; maaş, itibar, ayrıcalıklı imkânlar vb. yararlanıyor ama halka hizmet adına, hiçbirşey yapmıyor, sadece çene yarıştırıyorlar.
    Gezi davalarında, tarikatların zulümlerinde, çocuk-genç-kadın tecavüzlerinde, hak-hukuk ihlâlleriyle ortaya çıkan sınırsız adaletsizliklerde; sadece ekranlardan, kelime oyunları ile suya-sabuna dokunmadan bağırarak konuşunca, tüm sorumluluklarını yerine getirdiklerini zannediyorlar.

    Muhalefet partileri, eğitim imkânı az gençlerin, yurt/barınma sorunlarını; aldıkları, (bol kepçe!)hazine yardımları-parti kaynakları ile çözebilir, kula kulluk-kölelik sistemi olan tarikatlara teslim olmalarını engelleyebilirlerdi. Gezi direnişinin; müthiş bir halk devrimi olabilecek özgürlük mücadelesinde; cesaret ve dokunulmazlıklarıyla halkın yanında yer alarak, tarihin akışını değiştirebilirlerdi!

    Ayrıca, Laiklik koruyucusu(!) parti, savunduğu(?!) ilkeleri için verilen oyu; (neyi muhafaza ettiği belli olmayan muhafazakârların oyunu alabilmek için) başka bir siyasi partinin kuruluşu için kullandı/kendisine verilen vekâleti izinsiz devretti/ kendi içinden, gizli pazarlıklarla başka parti çıkardı.
    Ahlâkî olmayan bir yolla, insanların seçme hakkına ihanet etti.
    Siyaset artık, ‘amaca(?!) giderken her yol mübah’ yöntemiyle hakkı-hukuku sürekli çiğniyor.

    En başta/en önemlisi ‘din’ sömürüsü,
    zulme uğrayan/ezilen kürt sömürüsü,
    (mafyalaşmış-ırkçı) milletçilik -kutsal(bayrak-ezan) sömürüsü
    ile
    Atatürk sömürüsü
    yapanlardan, siyaset sahnesini temizleyemezsek, akılla-ahlâkî ilkelere bağlılıkla çözemezsek; insanı özgürleştirmeyi, insana hizmeti ilke edinen siyasetçiler yönetime getiremezsek/gel(e)mezse; en demokratik yönetim şekli Cumhuriyet yıkılabilir; sadece sızlanan-sadece şikayet eden-sadece söylem üretenler, cesaretle hak-adalet mücadelesi vermeyenler yüzünden.

    Başka bir açıdan; evet, özgürce seçilen, tercih edilen bireysel-ferdi inanç, seçen için çok önemli, çünkü,
    İNANÇ; insana güç/destek, müthiş cesaret veren-yükleyen, korkuları, tedbirini almaya yani faydaya çevirebilecek,
    insanlığa yararlı işler yapabilme gücü, mücadele azim-kararlılığı veren, zalime cesaretle direnmenin, zorluğa dayanmanın, sorunları, zorlukları akılla-bilimle çözebilmenin yollarını gösteren Kaynak!

    Kaynağın sahibi; TANRI!

    Tanrı’ya saygısı olanın da, inancını; empoze ed(il)enlerden arındıran, tertemiz/en doğru bilgiler ile buluşturan ve kişisel tercihiyle, rehberliğini yapan Kitabı KUR’AN!

    (Neml,77):”Hiç şüphesiz KUR’AN, kesinlikle inananlar/güvenenler için bir rehber/yol gösterici ve (sevgi)rahmettir.”

    (Hakka,51):”Kuşkusuz KUR’AN, kesin bilginin tam gerçeğidir/mutlak Gerçektir.”

  61. KUR’AN; kaynak TANRI!
    Pekiî, BİLİM, SANAT; kaynak?!

    Oluşumu milyarlarca yıl sürmüş olağanüstü, muhteşem, mükemmel, muazzam, kelimelerin kifayetsiz kaldığı bir sanatsal tasarım ve
    emek, sabır eseri evren!
    Bu evren içinde küçücük bir dünya ve dünyadaki her şey de
    insan için!
    İnsanın yaşam mücadelesi de;
    bir çeşit sanat;
    hayatta, ayakta kalma sanatı!

    Bir tür yaratıcılık olan ve insanın duygusal, düşünsel ihtiyaçlarını karşılayan sanat!
    İnsanı eğiten, bilgilendiren, eğlendiren, bilincini, zihnini açıp ufkunu genişleten, ‘ruh’a canlılık veren, canlandıran
    sonuçta insana çok iyi gelen sanat;
    TANRI lütfu yetenekler ile
    yepyeni bir kurma, inşa etme ve estetik değer üretme alanı!

    KUR’AN’ın TANRI Sözü olduğuna, resul Muhammed zihnine indirildiğine inanmayanlara soru?
    ‘Sanatsal tüm üretimler de Kaynak; ortaya çıkan tüm eserlerin gerçek sahibi, üreticisi KAYNAK?
    Ne? Kim?’

    Asırlardır sanat eserleri;
    mimarlıkta, edebiyatta, sinemada, tiyatroda, müzikte; çizimler, roman, şiir, senaryo, hikaye, şarkılar, vb. eserler hangi KAYNAK’tan
    zihinlere iniyor?!

    Bilim dünyasında insanlığa fayda sağlayan tüm keşfedilenleri
    Kim yarattı?!
    Bulunmasını, keşfedilmesini sağlayan bilimsel araştırma yollarını Kim oluşturdu, Kim gösterdi?

    (En’am,143)”Eğer -samimî-doğru sözlü iseniz Bana bilgi-bilimle-ilimle haber verin-bilgiye dayalı bir şekilde-bilimsel olarak cevap verin.”

    (Mü’min,7)”Rabbimiz! Sen herşeyi rahmet-sevgi ve bilgi-ilim halinde kuşattın.”

    Bir taraf bilim, sanat yok diyor insanlığı kapkaranlık
    dipsiz kuyulara sürüklüyor.
    Ve olan;
    güzellikler yaratacak
    ‘Tanrısal Yeteneklere ve
    sanat’a, bilim’e oluyor.
    Diğer taraf kapkaranlık tarafa bakıp, ‘din bu’ zannederek
    ya ‘din’i tümden reddediyor
    ya da uzaktan, geleneksel(!) yaşıyor!
    Bu sefer de olan,
    din’e-din’in tek kaynağı olan
    içeriği bilinmeyen KUR’AN’a oluyor!

    (Zâriyat,56)”Ben, görünmeyen-cin-bilmediğiniz ve görünen-insan-bildiğiniz tüm varlıkları yalnızca Bana ibadet etsinler; çalışsınlar, üretsinler, meydana getirsinler diye yarattım-iş yapıp değer üretmeleri dışında bir şey için yaratmadım.”

    (Fatiha,5)”Yalnız Senin için (çalışır) ibadet ederiz.”

    (Ankebut,6)”Kim, Allah yolunda çalışıp didinir-gayret-çaba gösterirse bunu ancak kendisi için yapmış olur.”

    VE;

    (Mülk,2)”Allah, en güzel eseri kimin-hanginizin daha güzel-iyi işler yapacağını sınamak için ölümü ve hayatı yarattı.”

    İnsanımsı varlıklar olarak geldiğimiz dünya yaşamında gerçek işimiz zorlayan koşullar altında ibadetle insan olmaya ve kalmaya çalışmak!
    Yani;
    (Fatiha,5);”Yalnız TANRI’ya ibadet!”

    KUR’AN’ın, TANRI’ya ibadet,
    TANRI için çalışma dediği;
    insanlığa hizmet;
    özgürlük, eşitlik, adalet
    mücadelesi vermek,
    sanatsal değerler üretmek,
    evrenin sırlarını bilimle çözmek,
    iyi, güzel, doğru işler yapmak!

    KUR’AN’ın bu din, ibadet dediği;
    hayata, insan özgürlüklerine hizmete örnek Atatürk!

    Atatürk’ün örnekliği ise,
    sömürü, çıkar için kullanımı ve tapınmak yerine;
    insanlığın özgürlüğü için,
    -olabildiğince- Atatürk GİBİ
    olabilme mücadelesi!

    Aydın, okumuş, her şeyi bilen ama
    din ve dinin tek bilgi kaynağı ne?, içerdiği kavramlar neler?
    bilmeyen, bildirmeyenler yüzünden;
    meydan din sömürücü, satıcı, kara, kapkara yobazlara kalıyor,
    sapkın satıcıların saltanatlarına, kamu hakkı-malı soygunlarına malzeme oluyor!

    Bunu da ya ceza, tehdit amaçlı;
    yasak, haram, ateş, cehennem diyerek ya da ‘ödül’?! amaçlı;
    cennet diyerek yapıyorlar!

    İnsanoğlu küçücük aklıyla
    evrenin Sahibi TANRI’yı;
    kendi gibi düşünüyor zannediyor! Kainatın Kitabında yer alan
    cennet-cehennem, durum bilgisi! Ödül-ceza-tehdit’ dedikleri, zan’nettikleri ise;
    kendi tercih, kendi seçimleri eseri sonuç bilgisi!

    TANRI, kâinatın kitabı KURAN’da; sevgi ve ilgi ile yaşam hakkı
    tanıdığı insana;
    özgür iradesi ile seçim yapma, tercih hakkı veriyor!

    (En’am,12,54)”Allah, Kendisine merhametli olmayı zorunlu-gerekli kıldı-sevgiyi-şefkati ilke edinmiştir.
    Rabbiniz rahmet-sevgiyi Kendisine ilke edinmiştir-merhametli davranmayı prensip edindi.”

    KUR’AN; TANRI’nın ÖĞÜT’leridir!

    (Müddessir,54,55)”Muhakkak-kesinlikle Kur’an insanlar için sadece bir öğüttür- düşündürücüdür-hatırlatmadır.
    Dileyen herkes-kim dilerse onun üzerinde düşünüp öğüt alır.”

    (Nisa,58)”Allah size ne güzel öğüt veriyor.”

    KUR’AN Meali Kaynaklar:
    Cemal Külünkoğlu
    Edip Yüksel
    Hakkı Yılmaz
    Hüseyin Atay
    İhsan Eliaçık
    Mehmet Çakır
    Mehmet Çoban
    Mustafa Çavdar
    Mustafa Sağ
    Salih Akdemir
    Yaşar Nuri Öztürk

  62. KUR’AN!
    ?Komünist manifesto?

    İnsanlararası sınıf mücadelesi!
    Ezenler, ezilenler!
    Varlıklılar, yok sayılanlar!
    Hak yiyenler, hakları yenenler!…..
    Hep aşağıdakiler, yukarıdakiler durumu; say say bitmez!

    KUR’AN yaklaşık
    binbeşyüz öncesinden;
    eşitliğin, adaletin, özgürlüğün ilkelerini verirken, bugün geldiğimiz noktada sayfalar dolusu yazılmış komünist manifesto satır satır biliniyor, konuşuluyor, kabul, saygınlık görüp takdir ediliyor(edilmeli de; eksik, yanlış yerler tartışılır, sorun yok)!

    AMA; kısa, öz, net, sadece
    bir AYET’le insanlarası
    sınıfsal ayrım, eşitsizlik yaratan
    rızkı paylaşmama durumunu;
    soru sorarak, düşünmeye sevk ederek yapan KUR’AN uyarısı
    ne biliniyor ne de uygulanıyor!
    ACI olan bu!

    Daha pek çok ayette de;
    bu konuya ait öğütleri ile
    insanları uyarmaya,
    uyandırmaya çalışan TANRI,
    KUR’AN Tekasür suresinde
    ‘hak yeme, yığma, biriktirme, paylaşmama, tekelleşme
    sonucunda insanlığı bekleyen tehlikeleri de bildirmiş!!!

    KUR’AN’ın ‘başörtüsü?! ve namaz?!’ dan ibaret olduğunu zannedenler ve KUR’AN söz konusu olunca tek bildikleri ‘başörtüsü+namaz’ olanlar,
    başka hiçbir şey dillendirmeyenler, önemsemeyenler, yazmayanlar, konuşmayanlar ve de
    bu yem ile oyalananlar?!?!?!??
    Bu muhteşem ilahî kitap
    KUR’AN BİLGİsine,
    insanlığın kaybı açısından
    çok yazık ediyorsunuz!!!

    (Nahl,71)”Allah, rızık konusunda kiminizi kiminizden farklı-fazlalıklı kılmıştır. Varlıklı hale gelenler-kendisine zenginlik verilenler, sahip olduğu malları-rızıklarını; yiyip içeceklerini, servetlerini, ‘arada fark kalmaz, eşit hale geliriz’ diye yanındakilerle paylaşmıyorlar-emirleri altında çalışanlarına-ellerinin altında bulunan-sözleşmeler gereği himayelerinde bulundurdukları kimselere; (işçilerine, memurlarına-bir efendinin, bir patronun, bir aile reisinin vb. sorumluluğunda olan)lara aktarıp da hepsi onda eşit hale gelmiyor- (kendileriyle eşit seviyeye gelecek derecede) vermezler-hak ettikleri paylaşımı yapmazlar. Hâlbuki herkesin rızkını Allah verir-rızıkta onların hepsi eşittir. Hal böyleyken, Allah’ın nimetini mi esirgiyorlar-Allah’ın nimetine nankörlük mü ediyorlar-paylaşmaya ve böylece onlarla eşit seviyeye gelmeye yanaşmıyorlar da Allah’ın nimetini bilerek mi inkâr-örtbas ediyorlar?”

    KUR’AN Türkçe çeviri Kaynaklar:
    Yaşar Nuri Öztürk
    Hüseyin Atay
    Hakkı Yılmaz
    İhsan Eliaçık
    Mustafa Sağ
    Cemal Külünkoğlu
    Mustafa Çavdar

  63. ‘KUR’AN’da, hiçbir şeyi eksik bırakmadık, her şeyi ayrıntılı açıkladık.’ Ayetleri!

    Muhteşem ilâhî Kitap KUR’AN;
    Yüceler Yücesi Yaradan’ın,
    en çok şikayetçi olduğu şirk’e, TANRI’ya ortak oluculara-ortak koşucu-satıcı-sömürücülere karşı uyardığı, uyandırdığı Sözleriyle-Ayetleriyle dolu!

    Hep, sürekli, acımasızca;
    ‘KUR’AN’da her şeyi bulamazsınız,
    siz anlayamazsınız,
    bir öğreticiniz olacak’ dediler.

    Ama artık;
    Yüceler Yücesi TANRI’nın, KUR’AN’da söylediği gibi:
    ‘tüm önyargı ve korkulardan sıyrılarak, sadece TANRI’ya sığınarak(Nahl,98)’,
    ne söylediyse sadece onu anlamaya çalışarak,
    kimsenin tahakkümü altına girmeden,
    özgürlükler içinde, özgürce;
    aklı kullanarak, sadece TANRI’yı anlamaya çalışarak ‘oku’malı!
    Ve sonuçta anladıklarının hesabı da
    Sözün Sahibi TANRI’ya verilmeli!

    (A’raf,32)”Biz aklını kullanan bir topluluk [kavm]-bilinçli-bilinçlenmek isteyen bir toplum-halk için ayetlerimizi-buyruklarımızı-ilkeleri en ince-ayrıntısına kadar-ayrıntılı bir biçimde açıklıyoruz-uzun uzun anlatıyoruz.”

    (A’raf,52)”Andolsun ki Biz inanmaya gönüllü bir toplum için, gerçekleri bilimsel olarak ve en ince ayrıntısına kadar açıkladığımız-bilgiyle detaylandırdığımız-ilme uygun biçimde, ayrıntılı kıldığımız rahmet-sevgi ve merhamet kaynağı bir Kitap gönderdik.”

    (A’raf,58)”Nimetlerin değerini bilen-şükredecek bir toplum için ilkelerimizi-ayetlerimizi örneklerle-ayrıntılı-detaylı bir şekilde açıklıyoruz.”

    (A’raf,174)”Belki öğüt alıp doğruya-hakka dönersiniz diye ayetleri-ilkeleri etraflıca açıklıyoruz-uzun uzun anlatıyoruz-ayetlerimizi ayrıntılı kılıyoruz ki, aklınızı başınıza toplayıp, Allah’a ortak koşmadan dönebilesiniz.”

    (Taha,113)”İşte biz bu vahyi (insanlar anlasın diye) Arapça bir Kur’an olarak indirdik ve belki korunurlar ve kendilerine bir ibret, uyanış-öğüt olur-Kur’an onlara bir hatırlatma yapar diye uyarı ve tehditlerimizi farklı üsluplarla ayrıntılı bir biçimde açıklamış bulunuyoruz.”

    (İsra,12)” Biz her şeyi ayrıntılarıyla açık açık anlattık-en detaylı bir şekilde-uzun uzadıya açıklıyoruz.”

    (İsra,41)”Biz, ortak koşuculara gerçeği, Kur’an’da türlü biçimlerde ifade ettik ki, düşünüp anlayabilsinler-öğüt alsınlar-akıllarını başlarına toplamaları için ayetlerimizle gerekli uyarıları ayrıntılı yaptık.”

    (İsra,89)”Muhakkak ki Biz Kur’an’da insanlara her çeşit örneği türlü biçimlerde-tekrar tekrar anlattık-Kur’an’da her konuyu insanların anlamaları için, değişik açılardan açıklamış bulunuyoruz!”

    (Yunus,5)”Allah, bilmek-bilinçlenmek isteyen bir topluluk için ayetleri-ilkeleri ayrıntılı olarak açıklamaktadır.”

    (Yunus,24)”Derin derin düşünen bir topluluk için ayetleri-ilkeleri örneklerle açıklıyoruz.”

    (Yunus,37)”Bu Kur’an, Allah’tan indirilmiş olup kendisinin-yasaların-hükümlerin-kesin gerçek-Vahyin ayrıntılı-detaylı bir açıklamasıdır.”

    (Hud,1)”Bu Kur’an öyle bir kitaptır ki, Allah’tan başkasına kulluk etmeyesiniz diye (aklını işleterek anlamaya çalışanlar için), her şeyden haberdar olan ve bilgelik kaynağı Allah tarafından kendi içlerinde açık ve anlaşılır kılınmış, birbirleriyle açıklanmış ve ayrıca birbirleriyle bağlantılı olarak etraflı bir biçimde dile getirilmiştir.”

    (Yusuf,111)”Kur’an, kendisinden önceki vahiylerden doğru ve gerçek adına ne kalmışsa onaylayan-sağlamasını yapan ve inanmak isteyen insanlara her şeyi açık seçik bir biçimde dile getiren ve yol gösteren sevgi ve merhamet-güç kaynağı ilahî bir metindir.”

    (En’am,38)”Biz Kuran’da-Kitapta hiçbir şeyi eksik bırakmadık-hiçbir eksik bırakmadık.”

    (En’am,55)”Nelerin suç, kimin suçlu olduğu-suçlular iyice belli olsun-açığa çıksın diye ayetlerimizi-ilkelerimizi genişçe açıklıyoruz-anlaşılır kılıyoruz.”

    (En’am,65)”İyice anlasınlar-kavrasınlar diye ayetleri-hükümleri her yönüyle-inceden inceye-ayrıntılı açıklıyoruz!”

    (En’am,97-98)”Gerçekten bilmek ve anlamak-bilinçlenmek-maksadı araştırıp kavramak isteyen-hakikati anlayabilen bir toplum için ayetlerimizle, gerçekleri tam bir biçimde ayrıntılı açıkladık-en ince ayrıntısına kadar-uzun uzun anlatıyoruz.”

    (En’am,105)”Hakikati bilmek-bilinçlenmek isteyen bir halk için Kur’an’ın ayetlerini değişik biçimlerde-ayrıntılı açıklıyoruz.”

    (En’am,114)”Allah size Kuran’ı, içinde her şey ayrıntılı bir şekilde açıklanmış olarak indirmişken, Allah’tan başkasının hakemliğine-sözlerine mi uyayım?”

    (En’am,126)”İslâm dini, Rabbinin dosdoğru yoludur. Düşünen bir topluluk-titreyip özünü hatırlamaya niyeti olan bir halk için ayetleri-ilkeleri uzun uzun anlatmaktayız-en ince ayrıntısına kadar açıkladık.”

    (Zümer,27)”Andolsun ki, düşünüp akıllarını başlarına alsınlar diye Biz, bu Kur’an’da insanlar için temsil ve kıssalar yoluyla her türlü dolaylı anlatım tarzını kullanarak deliller sunduk-yemin olsun, biz bu Kur’an’da insanlara her türden örnekler verdik ki düşünüp öğüt alabilsinler.”

    (Fussilet,3)”Kuran-(Bu öyle bir) Kitaptır ki, (taşıdığı) mesajlar, (aklını işleterek) anlama ve kavrama yeteneğini kullanan (her) bir topluluk için ayetleri belli bir sistem dahilinde dizilmiş Arapça bir hitap olarak apaçık beyan edilmiştir.”

    (Ahkaf,27)”Yemin olsun, (halkı kötülük üreten) kentleri yok ettik. Ama (onları yok etmeden önce) belki dönerler diye (gerçeği apaçık gösteren) ayetlerimizi farklı üsluplarla, farklı şekillerde çok boyutlu olarak (onlara) açıkladık.”

    (Kehf,54)”Ant olsun ki Biz Kur’an’da insanlar için, ibret olacak her türlü örneği tekrar tekrar-farklı farklı açıklamalarla ayrıntılı verdik-değişik ifadelerle gözler önüne koyduk.”

    (Nahl,89)”Biz sana bu Kuran’ı, her şey için ayrıntılı bir açıklayıcı bir doğru yol rehberi, bir sevgi, merhamet kaynağı ve Allah’a yürekten teslim olanlara bir müjde olarak indirdik.”

    (Enbiya,10)”Andolsun ki, Biz, size içinde (gereksinme duyacağınız her türlü) uyarının bulunduğu zikriniz bir kitap/Kuran indirdik. Hâlâ aklınızı kullan(arak ondan yararlan)mayacak mısınız?”

    (Mü’minun,71)”Biz onlara akılda tutmaları gereken-ders olacak unutulmaz hatırlatmalar olan bir kitap-zikirlerini/ Kur’an’ı getirdik. Fakat onlar kendilerine bahşedilen bu hatırlatıcı mesajdan-zikirlerinden/Kur’an’dan yüz çeviriyorlar!”

    (Rum,58)”Velhâsıl bu Kur’an’da vermediğimiz örnek neredeyse kalmadı-ant olsun ki, insanlar için bu Kur’an’da her türlü örneği vererek gerçekleri anlattık-uyardık.”

    (Bakara,99)”Biz öylesine açık ayetler, ilkeler indirdik ki-anlamı gayet açıktır, onları yoldan çıkmış olanlardan başkası inkâr etmez.”

    (Bakara,118)”Gerçekte biz, bütün delilleri-ayetleri, yürekten inanıp tasdik etmeye niyetli olanlar-gerçeği apaçık bilmek isteyenler için açık ve anlaşılır kıldık-iyice-iyiden iyiye açıkladık.”

    (Âli İmran,103)”Topluca Allah’ın ipi Kuran’a sımsıkı bağlanın ve fırkalara bölünüp parçalanmayın! Allah Kitabı Kur’an ile doğruyu göstermiştir. Allah size ayetlerini böyle apaçık bildiriyor ki doğruyu bulasınız.”

    (Nur,34)”Andolsun ki, Biz size hakikati açık ve net olarak dile getiren mesajlar-gerçeği açık-seçik anlatan ayetler-ilkeler-söze dayalı apaçık deliller, sizden önce gelip geçenlerden örnekler (kıssalar) ve Allah’a karşı sorumluluk bilinciyle yaşamak isteyenler için öğüt(ler) indirdik.”

    (Nur,46)”Yemin olsun, biz açık-seçik bilgiler veren-gerçeği bütün açıklığıyla ortaya koyan mesajlar-anlamı açık, etkili ayetler-ilkeler-apaçık sözlü deliller indirdik.”

    (Hac,16)”Biz Kur’an’ı açık ifadelerle, söze dayalı apaçık ayetler-ilkeler olarak indirdik.”

    (Mücadele,5)”Biz, gerçekleri apaçık gösteren-kanıt içeren açıklayıcı ayetler indirmişizdir.”

    (Tevbe,11)”Bakın, işte böyle açık açık ve ayrıntılı olarak dile getiriyoruz, bilmek öğrenmek-bilinçlenmek isteyen bir topluluk için, ayetlerimizi!”

    (Ra’d,37)”Biz Kur’an’ı, geldiği ve ilk muhatap olduğu toplum Arapça konuştuğu için Arapça açık ve anlaşılır bir hüküm-bilgelik kaynağı olarak indirdik. Eğer sen, sana Vahiyle gelen bu bilgiden sonra onların uyduruk inançlarına uyacak olursan, Allah’a karşı ne bir koruyucu ne de bir yardımcı bulabilirsin!”

    Karşılaştırmalı Ayet alıntıları yaptığım;
    KUR’AN Türkçe Çeviri-Mealler:
    Mustafa Sağ
    istekuran.net/Hakkı Yılmaz
    İhsan Eliaçık
    Yaşar Nuri Öztürk
    Salih Akdemir
    Hüseyin Atay
    Edip Yüksel
    temizfikir.com
    kuranmeali.com sitesinden:
    Cemal Külünkoğlu
    Erhan Aktaş
    İsmail Yakıt
    Mehmet Çakır
    Mehmet Çoban
    Muhammed Esed
    Mustafa Çavdar

  64. KUR’AN’da;
    ‘topluca kurban kesmek’
    diye bir ibadet(!) ve bayramı(?) YOK!

    Evrenin muhteşemliğine,
    akış sistemindeki mükemmelliğe,
    doğanın güzelliklerine,
    uzayın derinliklerine, estetiğine
    tüm bunları ve
    dünyayı, dünya içindekileri muazzam bir koordinasyon ile
    çekip çeviren,
    tüm nimetlerin kaynağı
    Yaratıcısı TANRI’ya,
    Kitabı KUR’AN’a
    insanoğlunun hiç saygısı yok!

    (Hac,74)”ALLAH’ı kadrine-şanına yaraşır şekilde tanıyamadılar,
    takdir edemediler!”

    KUR’AN’ın DİN’i zannedilen,
    din bu diyerek kabul ettirilmiş
    tüm geleneksel uygulamalar
    bütünüyle açıklanmalı,
    ortaya konmalı ki;
    KUR’AN’da yer alan
    TANRI’nın
    evrensel ahlâkî ilkeler DİN’i;
    tüm insanlığı
    İLKELLİĞİN, cehaletin, ahlâksızlığın taassubundan,
    karanlıklarından kurtarıp
    medeniyete,
    HAK, hukuk, ilim, bilim, sanatla uygarlığa;
    iyiye, güzele, doğruya taşısın!

    (İbrahim,1)”Kur’an;
    Rabbinin bilgisiyle, insanları
    cehalet ve bağnazlığın taassubundan-karanlığından, gerçeklerin-bilimin aydınlığına çıkaran, dosdoğru yola ileten, yüceler yücesi-güçlü ve bütün övgülere layık Allah tarafından indirilmiştir. İnsanların yalanlarını ortaya çıkarır, gerçeğe davet eder.”

    Topluma faydası olan
    kültürel değerler de korunsun
    ama
    TANRI’nın ahlakî değerler içeren sadece
    KUR’AN’da yer alan
    tertemiz DİN’i ile karıştırılmasın!
    KUR’AN Ayetleri
    geleneklere alet edilmesin,
    gelenek ile
    KUR’AN’ın DİN’i ayrımı yapılsın;
    KUR’AN Ayetleri-
    TANRI’nın Sözleri
    bilimsel yöntemlerle
    didik didik incelensin;
    TANRI gerçekte ne söylüyor?! diye
    etimolojik, epistemolojik, dilbilim , çeviribilim araştırmaları için
    enstitü, üniversite kurulsun!

    (Nisa,82)”Kur’an’ı incelemiyorlar mı- derinlemesine düşünüp anlamaya çalışmıyorlar mı-
    Kur’an üzerinde gereği gibi düşünmeyecekler mi-
    Kur’an’ı iyice okuyup
    düşünmüyorlar mı-
    akıl süzgecinden geçirmiyorlar mı?”

    Namaz, oruç, peygamber, günah gibi Farsça karşılıklara hapsedilmiş,
    ibadet, kulluk gibi
    yanlış anlamlara gömülmüş, saptırılmış kelime ve kavramlar;
    kök anlam çalışmaları ile
    tevil edilerek gerçek anlamına,
    anlam derinliklerine kavuşturulsun!

    Bunlardan
    KUR’AN’ın savm dediği oruç;
    insanın kendini tutması eğitimi,
    ahlâken olgunlaşmasını sağlayacak
    KUR’AN’ın önerdiği, istediği amacından, şartlarından saptırılmış;
    yemeli, içmeli, teravih-namazlı(?)
    sonu bayramlı bir hale getirilmiş!
    Daha vahim olanlarından biri ise
    KUR’AN’da yer almayan
    diğer bir bayram, kurban bayramı?!

    Tüm kâinatın Yaratıcısı, sahibi TANRI’nın yüceliğini, azametini, güzelliklerini
    tasavvur edemeyen insanoğlu;
    topluca hayvan katletme eylemine
    hem bayram(!) demiş
    hem de toplu kan, et ayinini
    dinin şartıymış gibi ve
    sevap(!) diyerek
    ibadet adı altında
    hiç utanmadan, hiç korkmadan
    TANRI’ya izafe etmiş!!!

    (Kehf,15)”Kendi uydurduğu yalanı Allah’a isnat ederek iftira edenden daha zalim kim olabilir?”

    Küçücük çocukların gözleri önünde vahşice, hayvanlar katledilecek ve bunun adı ‘ibadet’ olacak!
    Besin kaynağı hayvanları,
    toplu zulümle kesmeyi
    bayram(!) diyerek ,
    ‘ibadet’ adı altında
    din adına ALLAH’a
    fatura ettiğimizi düşünelim de
    uyanalım, utanalım!

    Kredi çektirip, borçlandırarak neredeyse tüm ev halkına
    kurban kestirecek kadar
    kurban kesmeyi,
    kan dökmeyi kutsallaştıran
    dinci dernek, vakıf, tarikatlar;
    ‘Allah için kurban kes, sevap kazan’ diyerek kestirdikleri
    kurbanların etlerini
    kendilerince belirledikleri oranlarda
    derin dondurucularda saklıyor ve
    derisi ile de ticaretini yapıyorlar.

    Mitolojik hikayelere, rivayetlere dayanan, et ve kan bayramına(!) dönen bu vahşet için,
    Yüce Yaratıcı KUR’AN’da
    bakın ne söylüyor!

    (Hac,37)”Kestiğiniz kurbanların ne etleri ne de kanları Allah’a ulaşmaz.”

    (En’am,144)”Hiçbir ilahi bilgiye dayanmaksızın, sırf insanları doğru yoldan saptırmak için
    kendi yalanını Allah’a iftira edenden daha zalim kim vardır?”

    (Hud,109)”Atalarının
    tapındıkları gibi tapınıp duranların
    yanlış yolda olduklarından
    en küçük bir şüphen olmasın.”

    (Zümer,32)”Allah adına yalan uyduran-Allah hakkında yalan söyleyenden daha zâlim
    kim olabilir?”

    TANRI’nın,
    adına İslam(Mâide,3) dediği,
    yarattığı kullarını uyardığı,
    evrensel ahlâkî ilkelerle
    öğütler verdiği(Müddessir,54,55)
    tertemiz DİN’ine
    bu zulümleri yapmaya,
    ilkel, insanlıktan çıkmış görüntülere
    ‘din bu’ demeye
    hiç ama hiç kimsenin,
    hiçbir kurumun HAK’kı YOK.

    **Hakkı Yılmaz -istekuran.net alıntı; ‘Kurban’ sözcüğü, Arapça bir sözlük olup ‘yaklaşmak’ anlamındadır.
    Dini terim olarak ise,
    Allah’ı razı etmek, ona yaklaşmak için yapılan her türlü ameli kapsamasına rağmen,
    maalesef yanlış olarak,
    ‘Allah’a yakınlık sağlamak amacıyla belli bir vakitte belirli cins ve nitelikteki hayvanı kesme’ olarak tanımlanmış ve
    ‘bu amaçla kesilen hayvana verilen ad’ olarak kullanılır olmuştur.**

    Hac Suresi, 34 ve 36. ayetlerde
    yer alan kurban kesme;
    bir besin kaynağı olarak
    kesilen hayvanların etleri
    diğer insanlar ile paylaşılabilecek Allah’ın bir nimeti.
    Bayram ile ilgisi yok!

    (A’raf,58)”Nimetlerin değerini bilen bir toplum için ayetlerimizi detaylı, ayrıntılı örneklerle açıklıyoruz.”

    (Yunus,5)”Allah, bilgi sahibi olmak isteyen bir topluma, ayetleri-ilkeleri ayrıntılı olarak açıklamaktadır.”

    Kevser Suresi ise;
    ‘kurban kes’ değil!

    (Kevser,1,2)”Şüphesiz Biz sana her türlü iyiliğin, güzelliğin ve bereketin; nimetlerinin kaynağı olan bu Kur’an’ı vahyetmekle, insanoğlunun sahip olabileceği en büyük nimeti,
    Kevser’i-iyilik, bereket, mutluluk, güzellik, aydınlığın tükenmezini
    Kur’an’ı verdik.
    Öyleyse Rabbin için salât et
    (şirkten arınmış bir bilinçle Rabbine ibadet et)-
    [mâlî yönden ve zihinsel açıdan destek ol; toplumu aydınlatmaya çalış]-mücadelene devam et ve kendini kurban edercesine karşılaşacağın
    zorlukları göğüsle!”

    İbrahim peygamber oğlunu,
    ‘kurban etmesin’ diye
    astrofizik yasalarına aykırı
    gökten koç indiği uydurması, yalanı?
    Aslında ne? İşte Ayeti!

    (Saffat,102,103)”Çocuk babası ile birlikte iş tutacak-gezip dolaşma çağına gelince, İbrahim, ‘Oğlum! Bu, uyunan; sakin, ilgisiz, duyarsız; yerde, seni yapayalnız bırakmam, senden ayrılmam gerektiğini görüyorum. Sen bu duruma ne dersin, ne düşünürsün?’ dedi. Oğlu, ‘Babacığım! Sen emrolunacağın şeyi yap! İnşallah beni, sen yokken başıma gelecek tüm sıkıntılara, mağduriyetlere-güçlüklere karşı dirençli-sabredenlerden bulacaksın’ dedi. Sonunda o ikisi (ilâhi buyruğa) teslim oldu-ikisi de anlaştılar ve İbrahim, oğlununu alnı üzere yatırdı-yüzüstü bıraktı, mağdur etti, YAPAYALNIZ BIRAKIP GİTTİ.”

    Uzun mitolojik hikayelerle,
    yalan ve iftiralarla süsleyerek; müteşabih ayetleri kullanıyorlar
    (Âli İmran,7);
    müteşabih ayet içinde yer alan KUR’AN’ın vermek istediği esas ‘TANRI’nın
    evrensel UYARI’sını gizliyorlar!
    Olayları, insan peygamberleri kerametlerle(?!) ilahlaştırıp
    TANRI’ya ortak ediyorlar!
    Amaç yedek ilahların
    kapısını açmak!

    İlahiliği TEK TANRI’dan alıp,
    TANRI’nın yanına, yerine
    kula, elçiye, peygambere paylaştıran, eşitleyen
    peygamber ortaklı şirk dinini yaşatan gelenekçi dinciler;
    peygamber YAŞARKEN
    ona itaati isteyen TANRI’ya karşı,
    ‘peygamberin hadisi’ diyerek
    gelenek haline getirdiklerine,
    artık ölmüş,
    artık yaşamda olmayan
    ‘peygambere itaat’
    ayetlerini kullanarak
    kendi sistemlerine,
    kendilerine itaat, biat istiyorlar!
    KUR’AN’ın sahibi TANRI’ya kulluk
    yerine kendilerine kulluk ettiriyorlar!

    (Câsiye,6-Mürselat,50-A’raf,185)” Ortak koşucular, artık Kur’an’dan başka hangi hadise inanıyorlar?”

    (Yâsin,69)”Muhammed’e Vahyedilen sadece-ancak öğüt, gerçekleri açıklayan apaçık KUR’AN’dır.”

    (Hac,67)”Sen sadece Rabbine çağır! Hiç kuşkusuz sen dosdoğru bir yola çağıransın-elbette ki şaşırtmadan yol aldıran bir kılavuz üzeresin.”

    (Lokman,21)” ‘ALLAH’ın indirdiği KUR’AN’a uyun’ denildiği zaman, ‘Hayır, biz, atalarımızın geleneğinde ne varsa ona uyarız’ derler.
    Saptırıcı onları alevli ateşin azabına çağırıyor olsa da mı?”

    (Yusuf,40)” Hüküm, ancak Allah’ındır.”

    (Kehf,26)”O, hükmüne hiç kimseyi ortak etmez-hükmünde kimseyi ortak yapmaz.”

    (Zümer, 67)”Allah hakkında doğru bir anlayışa sahip değiller-
    Allah’ı, yüceliğine-kadrine-şanına yaraşır şekilde bilemediler.”

    (Zümer,10)”Ey inanan kullar! Rabbinize ortak koşmak-şirkten sakının-sorumluluğunuzun bilincinde olun!
    Bu dünya hayatında güzel düşünüp güzel davrananlara güzellik vardır.”

    (Bakara,45)”Sabır ve salât ile- güçlüklere karşı direnerek- mücadeleye devam ederek
    ve Vahiy’e-okuduğunuz
    Kitaba içtenlikle bağlı kalarak Allah’tan yardım isteyin.
    Elbette böyle yapmak insanlara
    çok ağır gelir. Ancak
    Allah’a içtenlikle bağlı olan-
    saygı duyanlara zor gelmez.”

    Kaynaklar;
    Evrensel Çağrı KUR’AN-Mustafa Sağ
    istekuran.net-Hakkı Yılmaz
    Son Çağrı KUR’AN-Salih Akdemir
    Yaşayan KUR’AN-İhsan Eliaçık
    Mesaj-Türkçe çeviri-Edip Yüksel
    Kur’an’ı Kerim-Yaşar Nuri Öztürk
    KUR’AN Türkçe çeviri-Hüseyin Atay
    kuranmeali.com
    acikkuran.com
    *etimolojiturkce.com

  65. KUR’AN’da namaz yok,
    toplu namaz(!) da YOK!

    DİN’de TEK Söz sahibi ALLAH.

    DİN’in TEK kaynağı KUR’AN.

    KUR’AN’ın sahibi de ALLAH-TANRI.
    KUR’AN AYETLERİ de;
    TANRI’nın Vahyini,
    elçisi Muhammed’in
    zihnine indirerek
    denetimi, kontrolü altında;
    yazıyla kayıt altına aldırdığı
    ALLAH-TANRI’nın Kendi Sözleri.

    (En’am,114)”Allah Kitabı-Kur’an’ı
    en ayrıntılı göndermişken,
    Allah’tan başkasının
    sözlerine mi uyayım?”

    (En’am,164)”Allah, her şeyin Rabbi-Eğiteni iken,
    Allah’tan başka bir Rab-Eğiten-
    kural koyucu mu arayayım?”

    ‘KUR’AN’da namaz nasıl kılınır, yok;
    (kendileri söylüyor)
    bu yüzden peygamber sünnetine bakılır, uyulur, uygulanır’ diyerek
    KUR’AN dışına çıkarıyorlar.
    KUR’AN’a, TANRI Sözlerine;
    kul sözlerini ekleyerek
    şirke götürüyor;
    KUR’AN’a ilave edilmiş, eklenmiş uygulamalara namaz diyorlar!!!

    (Kehf,26)”Allah, hükmüne
    hiç kimseyi ortak etmez.”

    Toplu namaz;
    ‘cemaat-cuma namazı’na
    dayanak gösterilen
    (Cuma,9).ayetinde;
    alışverişi bırakıp koşulması istenen
    ALLAH’ın Zikri; KUR’AN…!
    Vahyin inmeye devam ettiği Peygamberimiz döneminde Peygamberimizin aldığı Vahiyleri toplanan kalabalığa anlatma-ezberletme-yazdırma uygulaması; KUR’AN DERSİ.

    (Ahkaf,9)” De ki,
    ‘Ben elçilerin-resullerin ilki değilim, benden önce de birçok elçiler geldi. Bana ve size ne yapılacağını bilmem-bilmiyorum.
    Ben yalnızca bana Vahyedilene-
    Kur’an’a uyuyorum-
    Allah’ın bana bildirdiklerini uyguluyorum.
    Ben apaçık bir uyarıcıdan
    başka bir şey değilim.’ ”

    VE ne yazık ki
    KUR’AN’da olmayan ‘namaz’
    altıbin küsur ayetlik,
    TANRI’nın YAŞAM REHBERİ ve
    İNANÇ KILAVUZU olan
    KUR’AN’ın önüne, yerine geçmiş!

    Sürekli anlatıyor, yazıyorum.
    Çünkü namaz üzerinden
    ülke kaynaklarını sömüren
    çok yönlü, büyük bir HAK gasbı var.

    İsteyen bireysel namazını kılsın,
    toplu-cemaat namazını da
    imamın direktifleriyle
    camisinde topluca kılsın ama
    camisinin, imamının
    tüm finansmanını, giderlerini cebinden, kendisi karşılasın!
    Ülke kaynaklarını kendi inanç sistemi için kullanmasın!

    Herkes istediği gibi inanabilir
    kimse karış(a)maz ama
    ‘Sünnilik’ mezhebi-kendi inanç sisteminin faturasını
    tüm halka kesmesin,
    inanç sisteminin giderlerini;
    içinde yetimlerin, inanmayanların, başka inanç sahiplerinin de
    HAK’kı olan
    kamunun kaynaklarına ödetmesin;
    eğer gerçekten
    TANRI-ALLAH inancı varsa,
    eğer gerçekten TANRI-ALLAH’a,
    TANRI’nın HAK kavramına,
    ALLAH’ın HAK sistemine inanıyorsa!

    (İbrahim,19)”Allah’ın, gökleri ve yeri, mükemmel bir sistem hâlinde,
    HAK ile yarattığını
    görmüyor musunuz?”

    TANRI’ya iftira etmesin,
    TANRI’nın KUR’AN’da eksiksiz bildirdiği hükümlerine,
    eklemeler, ilave uygulamalarla
    TANRI ortaklığı kurmasın!

    (Hud,18)”Yalan düzerek Allah’a iftira edenden-kendi uydurduğu yalanları Allah’a isnat edenden daha zalim kim vardır?”

    TANRI’nın hükümlerine ek,
    KUR’AN’a aykırı ortaklıkla;
    insanlara kulluk ettiren,
    kölelik sistemi şirke çağırmasın!

    (Zümer,65)”Eğer Allah’a ortak edinip şirk koşacak olursan, yaptığın bütün ameller boşa gider ve kesinlikle kaybedenlerden olursun.”

    (En’am,38)”Biz, Kitapta-Kur’an’da hiçbir şeyi eksik-noksan-yetersiz bırakmadık.”

    (İsra,89)”Yemin olsun! Biz bu Kur’an’da, insanların anlamaları için her türlü örneği verdik.”

    Eksiksiz ve örnekli, ayrıntılı olduğu TANRI tarafından yeminle söylenen KUR’AN’da namaz yok,
    ne var; DUA var;
    namazın nasıl kılınacağını gösteren Ayet yok ama
    DUA’nın nasıl olması gerektiğini
    bildiren TANRI Sözleri,
    açık ve net Ayetler var.

    (A’raf,55-56)”Rabbinize içtenlikle ve gösterişsiz-gizlilik içinde dua edin. Allah’a ürpererek, umutla dua edin.”

    (A’raf,205)”Rabbini, öz benliğinin içinde-yalvarıp ürpererek ve korkarak-sessizce sabah-akşam an;
    sakın duyarsızlardan-umursamaz kimselerden-gafillerden olma.”

    KUR’AN’da namaz yok; ne var;
    Salât var! Salâtın ikâmesi var
    ve Salât, namaz değil;
    namazın nasıl kılınacağını gösteren Ayet yok ama
    SALÂT’ın ve Salâtın ikâmesinin
    nasıl olması gerektiğini
    bildiren sayısız AYETLER var!

    (Bakara,43)”Salâtı ikâme edin-
    Vahyi hayatlarınıza hâkim kılın ve arınmışlığa ulaşın-onunla arının.”

    (Lokman,4)”O erdemliler ki
    salâtı ikâme ederler-hikmet dolu Kitab’a bağlanırlar ve onunla arınırlar-Vahyi hayatlarına hâkim kılar ve arınmışlığa ulaşırlar.”

    (Bakara,3)”Arınmak isteyenler, gaybe inanırlar, salâtı ikâme ederler-
    kuşku olmayan Kur’an’a içtenlikle bağlanırlar, verdiğimiz rızıktan yoksullara pay ayırırlar.”

    (Ankebut,45)”Kitap’tan sana Vahyedileni oku, salâtı ikâme et. Salâtı ikâme etmek-Vahyi-Kur’an’ı anlayarak sürekli okumak insanı kötülük yapmaktan alıkoyar.
    Allah’ın Vahyi-Allah’ın Zikri-
    KUR’AN en yücedir-en büyüktür.””

    (Müddessir, 54,55)”Gerçek şu ki, KUR’AN bir öğüt ve uyarıdır.
    Dileyen gerçekleri düşünür öğüt alır, dileyen almaz.”

    (Hakka,51)”Kur’an kesin bilginin tam gerçeği-şüphe götürmez gerçektir.”

    (Ankebut,51)”Kur’an
    onlara yetmiyor mu?”

    *KUR’AN’da; kök anlamlarıyla
    SALÂT Ayetleri!?
    başlıklı başka bir yazıda;
    kök anlam çalışması yapılmış
    ‘Salât’ Ayetlerinin tamamı var.

    Kaynaklar;
    temizfikir.com
    Mustafa Sağ-Evrensel Çağrı KUR’AN
    Hakkı Yılmaz- istekuran.net
    kuranmeali.com
    acikkuran.com
    etimolojiturkce.com

  66. KUR’AN’da ‘baş’ örtüsü yok;
    kadınlar başlarını değil de
    aslında neyi örtecek?!.

    TANRI-ALLAH ve Kitabı KUR’AN
    inananı, hayranı ve sonsuz, sınırsız saygı duyanı olarak soruyorum?!

    Uzayı, astrofizik yasalarını
    yeni yeni keşfetmeye başlamış insanı, dünyayı,
    içindeki her şeyi yaratan,
    koskocaman kâinatın
    Yaratıcı, Yönetici ve sahibi,
    muhteşem, müthiş bir
    koordinasyon ile çekip çevireni
    ALLAH-TANRI,
    evrensel AHLÂKÎ ilkelerinin
    Kitabı KUR’AN’da; kadınlar
    saçını, başını örtsün demiş midir?!

    (En’am,91)”Allah’ı kadrine-şanına yakışır şekilde tanıyamadılar-
    gerçek gücüyle kavrayamadılar-
    Allah’ı(n azamet ve kudretini)
    gereği gibi bilip anlayamadılar-
    Allah’ı hakkıyla takdir edemediler…”

    Altıbin küsur Ayetlik
    bilgi deposu(Sad,67,69),
    TANRI’nın Kitabı KUR’AN
    [(Sad,87)”Kur’an bütün insanlık için öğüttür.”] derken;
    başörtüsü Allah’ın emri(!) midir?!

    (Zümer,67-Hac,74)”ALLAH’ı kadrine-şanına yaraşır şekilde tanıyamadılar, takdir edemediler!”

    Bilimsel çalışmalarla
    ancak % 5’ini bilebildiğimiz
    % 95’ini bilemediğimiz,
    kâinatın, evrenin sahibi
    yüceliğini, azametini, güzelliklerini tahayyül bile edemediğimiz TANRI;
    bırakın kadınları, kızları,
    küçücük kız çocuklarının
    saçlarını savura savura
    oynayacağı yaşlarda
    saçlarını, başlarını
    sımsıkı örtmelerini istemiş midir?!!!

    Ve nihayetinde;
    başörtüsü artık siyasallaşmış ve
    tapınç haline gelmiş, getirilmiş sömürülere açık kangren bir konu!

    Tapınan tapınsın, isteyen başını örtsün, kendi seçimi!

    KUR’AN’ın (Nur,31).Ayetini, dikkatlice okuyup,
    başörtüsü kullanma; başını, saçını örtme kararını kendi versin!
    Çünkü TANRI huzurunda
    kendi hesabını kendi görecek!

    (İsra,14)”Bugün hesap görücü olarak kendi hesabını,
    kendin gör’ diyeceğiz!”

    Geleneksel dayatmaları,
    geleneği, atalar dinini ve seçimleri bir tarafa bırakıp; gelelim
    TANRI Kitabı KUR’AN’ın
    Ayetler ile söylediklerine!

    KUR’AN(Nur,31).ayette başörtüsü diye dayatılanın gerçek anlamının ‘örtü’ olduğu ve
    ‘baş’ ya da’ saç’
    kelimelerinin ayette yer almadığı dilbilim çalışmalarıyla açıklanmıştır.

    *Mustafa Sağ, kısaltılmış alıntı; “KUR’AN ayetinde ‘başörtüsü’ diye bir kelime geçmemektedir. Buna rağmen tüm Kur’an çevirilerinde Kur’an ayeti ‘başörtüsü’ olarak çevrilmiştir. Ayette ‘HIMAR’ kelimesi ‘Baş örtmek’ anlamında değil, sadece ‘örtmek’ anlamındadır.
    Ayette ‘hımar’ (‘örtü’) kelimesinin yanında geçen ‘cuyub’ kelimesi de (‘göğüs’) anlamına gelir.” *

    Kadınların saçlarının bir telini göstermemesi, gösterirse kırk yıl yanacağı gibi ateş ile korkutan ve
    başörtüsü, türban,…. gibi ve
    kara çarşaf, burka,….. gibi örtünün şekline, biçimine dâir Ayet yoktur.
    [(Ahzab,59)tarihsel durum bilgisi]

    Aslında öncelikli, ilk uyarı
    (Nur,30).ayette erkeklere yapılmaktadır.
    KUR’AN (Nur,30).ayette
    TANRI, kadın-erkek ilişkilerinde;
    birinci sorumluluğu
    öncelikle erkeklere yüklemektedir!

    (Nur,30)”İnanan erkeklere söyle: ‘Gözleriyle kadınları rahatsız edecek şekilde davranmasınlar-
    bakmasınlar ve kişiliklerini-
    edep yerlerini [furûcehum]-
    Mahrem yerlerini-avret mahallerini-
    Cinsel organlarını-ırzlarını-iffetlerini korusunlar!’ ”

    KUR’AN (Nur,31) Ayetinde de
    kadınlara uyarısını yapmakta,
    TANRI öğüdü olarak sunmaktadır.

    (Nur,31)”Ey Muhammed!
    İnanan kadınlara da söyle,
    gözleriyle erkekleri rahatsız edecek şekilde davranmasın-bakmasınlar,
    iffetlerini-ırzlarını-
    cinsel organlarını korusunlar.
    Ziynetlerini; cinsel cazibelerini ortaya çıkaran yerlerini-
    edep yerlerini[furûcehunne]
    -açıkta olanlar hariç-
    cinsel tacize yol açacak ve tahrik edecek şekilde göstermesinler- sergilemesinler-teşhir etmesinler.
    Göğüslerinin üzerini
    örtüleriyle kapatsınlar-
    örtülerini göğüslerine örtsünler.
    Ve zînetlerini; erkekler için cinsel tahrik nedeni olan organlarını kocaları, babaları, kocalarının babaları, oğulları, kocalarının oğulları, erkek kardeşleri, erkek kardeşlerinin oğulları, kız kardeşlerinin oğulları, kadınlar
    ve
    cinsel iktidara sahip olmayan-
    kadına ihtiyaç duymaz olmuş erkeklerden kendilerinin
    hizmetinde bulunanlar ve
    kadınların savunmasız yerlerini [dübür ve cinsel organlarını]-
    cinsel yönlerini-avret yerlerini
    henüz anlayacak yaşa gelmemiş çocuklar
    dışındakiler için belli etmesinler.
    Zînetlerinden; erkekler için cinsel tahrik nedeni olan organlarından gizlemiş olduklarını sergilemek/bildirmek-bilinmesi için
    ayaklarını yere vurmasınlar.
    Ve ey inananlar, başarıya ermeniz için hepiniz topluca
    hatânızdan Allah’a dönüş yapın!”

    (Muhammed,24)”Onlar, Kur’an’ın anlamını, ne demek istediğini hiç inceden inceye düşünmüyorlar mı?”

    (Müminun,68)”Kur’an hakkında derinlemesine hiç düşünmediler mi-
    peki, onlar (Allah’ın) sözünü (Kur’an’ı) anlamaya
    hiç çalışmadılar mı?”

    Kaynaklar
    istekuran.net – Hakkı Yılmaz
    kuranmeali.com sitesinden
    Edip Yüksel
    Erhan Aktaş
    İsmail Yakıt
    Mahmut Özdemir
    Mehmet Çakır
    Yaşar Nuri Öztürk
    Evrensel Çağrı KUR’AN-Mustafa Sağ

    *İnanır, inanmaz
    hiç kimseyi ilgilendirmez;
    bir aydın sorumluluğu ile
    Özdemir İnce, 2007-2008 yıllarında
    Hürriyet gazetesinde başörtüsü konusunda makaleler yazmıştır.

    *Prof.Dr. Şahin Filiz’in
    ‘Başörtüsü Söyleminin Dinsel Temelsizliği’ adlı kitabı da
    başörtüsü konusunu ele alıyor.

    *turkishnews.com sitesinde yer alan
    Mezarda Ya Da Evde;
    Ölülere, Başörtülü Okunan KUR’AN?!
    başlıklı yazı da başörtüsü ile ilgili.

  67. Ülkenin başında bela;
    torpil, rüşvet ve yalancı tanıklığa karşı KUR’AN’dan Ayetler?!

    Atatürk’ün büyük dehası, mücadele kararlılığı, üstün cesareti ile
    ‘din’ saltanatı halifeliği yıkıp,
    stratejik aklı, bilgi birikimi ve çalışma azminin eseri
    devrimleri ile kurduğu
    Laik(!) Türkiye Cumhuriyeti’nin
    temeli sarsılıyor;
    siyaset sisteminin,
    bürokratik yapısının
    torpil, rüşvet, yalancı tanıklıklarıyla!

    TANRI’nın Kitabı KUR’AN’ın
    Evrensel Ahlâkî İlkeleri ile
    hiç ilgilenmeyen, bilgilenmeyen büyük çoğunluğu
    sözde Müslüman(?) siyasal sistem, memleketi
    rüşvet, torpil, yalancı tanıklıklarla
    HAK, ADALET yoksunu, yoksulu
    yolsuzluk cehennemine döndürdü.

    %99’u Müslüman(?) iddiasıyla övünenlerle dolu ülkemizde KUR’AN’da yer alan
    insanî değerler, ahlakî ilkeler,
    HAK temelli TANRI öğütleri neler, merak eden, itibar eden,
    saygı gösterip anlamaya çalışan, uygulayan var mı?!

    KUR’AN ile tek ilgileri;
    KUR’AN’ı; siyasi, ticarî ve kişisel çıkarı-menfaati için kullanmak,
    KUR’AN üzerinden
    dünya nimetleri, makam, mevki, güç, itibar, koltuk elde etmek ve
    elde ettiklerini yığmak, biriktirmek!

    Bir taraf KUR’AN diyerek ama
    içeriği bilinmesin diye Arapça okutarak, KUR’AN üzerinden
    para kazanma, güç, itibar devşirme, iktidar kurma derdinde,
    diğer bir taraf da,
    ya KUR’AN yokmuş gibi davranıyor ya da çelişkisini, tutarsızlığını
    ispat etme mücadelesi veriyor!

    KUR’AN’ın bırakın
    insanlığı refaha, felaha ulaştıracak
    TANRI’nın öğüt olarak sunduğu
    tüm evrensel ahlak ilkelerini,
    sadece rüşvet, torpil, yalancı tanıklık konularında asırlar öncesinden insanlığa söylediği
    4 muhteşem Ayeti var!
    (Nisa,58-Nisa,135-
    Mâide,8-Bakara,188)

    Tamamı Müslüman(?!) diyanetin,
    dinin sahibi(?!) gibi davranan
    dinden nemalanan,
    din satıp saltanat kuranların;
    hiç KUR’AN’ın bu 4 Ayetinden bahsettiğini,
    siyasetçileri, bürokratları, toplumu
    bilgilendirdiğini, uyardığını,
    camilerine(!) ezanlarıyla(?) topladıkları kalabalıkları;
    SÜREKLİ bu 4 Ayetle uyardığını,
    duydunuz, gördünüz mü?!

    Peygamber hadisi-sünneti ile
    peygamberi, TANRI ortağı yaparak ek hükümlerle şirke çağıran ve
    dinin sahibi gibi davrananların
    TEKELİNDEN;
    insanlığın, insan olmanın rehberi
    TANRI Kitabı KUR’AN’ı kurtarıp,
    TEK sahibi TANRI’ya ait kılan,
    sadece KUR’AN’a çağıran var mı?

    TANRI’nın Kitabı KUR’AN’ı
    peygamber anlatan
    diyanet, tarikat, prof.hoca, imam
    aracılığından kurtarıp,
    sadece KUR’AN diyen
    tek TANRI-tevhidi anlatan
    KUR’AN’ın HAK’kını veren, ödeyen
    KUR’AN’ın HAK’kını
    teslim eden var mı?!

    Müslüman(!?) olduğunu iddia eden ülke yöneticilerinin, siyasetçilerinin
    torpile karşı;
    KUR’AN’ın nokta atışı
    (Nisa,58)Ayetinden;
    YÖNETİM için LİYAKAT + ADALET
    şartını koymuş olduğundan
    haberleri var mı!?

    (Nisa,58)”Hiç kuşkusuz Allah, emaneti-yetki, görev ve sorumluluğu, her işin uzmanına-
    ehil ve emin kimselere verilmesini diler.
    Ve sorumluluklarınızı yürütürken, insanlara karşı adil-
    liyakat ve adalet(ve hakkaniyet)le davranmanızı öğütler.”

    Emanete ihaneti bekleyen sondan da haberleri yok belli ki!?

    (Âli İmran,161)”Kim emânete
    ihânet eder-hile yapar-
    hakkından fazlasını alır-
    kamu malından bir şey aşırırsa-
    çalarsa, kıyamet günü
    çaldığı şey boynunda asılı olarak-
    yolsuzluktan kazandığı şeylerle gelir-aşırdığını kıyamet günü yüklenip getirir.”

    Yalancı tanıklığa karşı da
    her hâl ve şartta tarafsız, objektif, tam adaletli olmayı şart koşan TANRI’nın muhteşem Ayetlerine ilgisi, bu konuda bilgisi olan var mı?!

    (Nisa,135)”Ey inananlar!
    Kendiniz, anneniz, babanız ve yakınlarınız aleyhinde bile olsa, Allah için tanıklık ederken-hakikate şahitlik yaparak adaleti gözetin.
    Şahitlik yaptığınız kimseler,
    ister varlıklı-zengin olsun,
    ister yoksul-fakir olsun,
    Allah her iki tarafa sizden daha yakındır.
    Öyleyse kişisel çıkar ve duygularınıza uyarak, taraflı davranmayın.
    Gerçeği çarpıtırsanız veya tanıklık etmekten çekinirseniz, bilesiniz ki
    Allah yaptıklarınızı haber alır.”

    (Mâide,8)”Ey inananlar! Allah için adaleti gözeterek tanıklık edin.
    Bir topluluğa olan kininiz sizi adaletli davranmaktan alıkoymasın.
    Adaletli davranmak daha erdemlidir. Allah’ı dinleyin. Allah yaptığınız her şeyden haberdardır.”

    Rüşvete karşı açık, net
    asırlar öncesinden seslenen
    TANRI Sözüne değer veriyor, titizlikle uyguluyorlar mı?!

    (Bakara,188)”Halkın parasını haksız yere yemek amacıyla bile-bile, memurlara-yöneticilere-yargıçlara-
    yetkililere-hâkimlere
    rüşvet vermeyin-
    hukuki hilelere başvurmayın!”

    (Âli İmran,3)”Allah, önceki çağların Vahiylerinden doğru namına ne kalmışsa sürdüren Kur’an’ı,
    önceki kitapları(n asıllarını) tasdik edici olarak sana indirdi.
    Bundan önce de insanlara
    doğru yolu göstermek için
    Tevrat’ı ve İncil’i indirmişti.”

    Tevrat, Zebur ve İncil’den;
    önceki ilahî kitaplardan
    doğru namına kalanlar;

    “Yargılarken haksızlık yapmayacaksın. Yoksula ayrıcalık göstermeyecek, güçlüyü kayırmayacaksın. Komşunu adaletle yargılayacaksın. Halkından birine kin beslemeyeceksin.”
    (Tevrat-Levililer-19:15,18)

    “Rüşvet almayacaksınız. Çünkü rüşvet göreni kör eder, haklıyı haksız çıkarır.”(Tevrat-Mısırdan çıkış-23:8)

    “Zayıfın, öksüzün davasını savunun, mazlumun, yoksulun hakkını arayın.
    Zayıfı, düşkünü kurtarın, onları kötülerin elinden özgür kılın.”
    (Zebur-82.Mezmur/3,4)
    “Mahkemede adaleti koruyun.”
    Amos-(5/15)

    KUR’AN’a devam ve
    son söz her dâim KUR’AN’ın;

    (Araf,32)”Biz bilinçlenmek isteyen bir halk için ayetlerimizi en ince ayrıntısına kadar-uzun uzun-
    ayrıntılı açıklıyoruz.”

    (Enbiya,10)”Andolsun ki, biz, içinde (gereksinme duyacağınız her türlü) uyarının bulunduğu bir Kitap indirdik. Hâlâ aklınızı kullan(arak ondan yararlan)mayacak mısınız?”

    (En’am,125,126)”Allah, isteyen kimseyi dosdoğru yola ulaştırmak için onun kalbini İslâm’a açar.
    İslâm, Rabbinin dosdoğru yoludur.
    Titreyip özünü hatırlamaya niyeti olan-düşünen-öğüt alan bir topluluk için ayetleri en ince ayrıntısına kadar ayrıntılı bir biçimde açıkladık.”

    (Şuara,132)”Sahip olduğunuz her şeyi size veren ALLAH’ı dinleyin.”

    Kaynaklar
    Evrensel Çağrı KUR’AN-Mustafa Sağ
    Yaşayan KUR’AN-İhsan Eliaçık
    kuranmeali.com
    acikkuran.com
    Kutsal Kitap; Tevrat,Zebur,İncil

  68. Özgür İrade,
    İnanç ve Davranış Özgürlüğü;
    TANRI, KUR’AN….

    HAK, Adalet, Liyakat, Eşitlik, Özgürlük, İyilik, Barış, Güven diyen
    KUR’AN’ın Müslümanlığını,
    ahlâkî ilkelerinden;
    TANRI öğüt, uyarılarından uzaklaştırıp, yok sayarak;
    başörtüsü, namaz,
    topluca kurban kesmek,
    Kâbe-kutsal taş(!)bina-cami, ezana evrilten-döndürenlerin
    TEKELinden,
    KUR’AN’ı kurtarmazsak
    kurtaramazsak
    insanlığın VAY HALİNE ?!!?

    (Tekvir,29)”Aklınızı başınıza toplayın, alemlerin Rabbi olan Allah
    size özgürlük vermeseydi,
    sizler hiçbir şey yapamazdınız-
    siz, alemlerin Rabbi olan Allah
    dilediği içindir ki,
    [dilediklerinizi] diliyorsunuz.”

    (Ra’d,31)”Tüm işler Allah’ın
    izin vermesiyle olur.
    İnananlar hâlâ anlamadılar mı ki,
    Allah (zoraki iman) isteseydi
    bütün insanları doğruya ulaştırırdı.”

    (Nahl,9)”Doğru yolu bildirmek Allah’a aittir.
    Eğer insanlar doğruyu isteselerdi, Allah hepsini doğruya ulaştırırdı.”

    (Şura,8)”Allah isteseydi insanlığı
    tek bir millet yapabilirdi.
    Ancak uyarıcı elçiler göndererek, tercihi-kendi yolunu seçmede insanı-herkesi serbest bırakmıştır.”

    (Kehf,29)”Dileyen-isteyen inansın, dileyen-isteyen inkâr etsin-reddetsin-.”

    (İsra,107)”İster inanın ona,
    ister inanmayın.”

    (Tegabün,2)”Sizi yaratan O’dur. İçinizden kimi hakikati-gerçeği
    inkar eder kimi de [ona] inanır.”

    (İnsan,3)”Biz ona doğru yolu-yöntemi gösterdik;
    şükredici, ya da nankör [olması artık kendisine kalmıştır].”

    (Beled,10-11)”Biz ona
    (hak ve batıl, eğri ve doğru) iki yol göstermedik mi?
    Fakat insan, zoru göze alamadı.”

    (Yunus,108)”Artık kim doğru yola girerse, ancak kendisi için girer.
    Kim de saparsa ancak
    kendi aleyhine-zararına sapar.”

    (İsra,15)”Rabbinizden size anlama ve kavrama(kabiliyeti) verilmiştir-
    apaçık belgeler-aydınlatıcı bilgiler-
    gerçeğin delilleri gelmiş bulunuyor. Kim görürse kendi yararına, kim körlük ederse kendi zararınadır.”

    (En’am,104)”Her kim iyiliği, güzelliği tercih ederek doğru yola yönelirse, ancak kendi iyiliği için yönelmiş olur ve her kim de kötülüğü, çirkinliği tercih ederek doğru yoldan saparsa, o da ancak kendi zararına sapmış olur.”

    (Fussilet,46)”Kim iyi-doğru ve yararlı bir iş-sâlihatı yaparsa,
    kendi iyiliği için yapmış olur ve
    kim de kötülük yaparsa
    kendi aleyhine-zararınadır.”

    (Mülk,2)”Allah, davranış ve eylem bakımından hanginizin en güzel eseri açığa çıkaracağını belirlemek-
    en güzel işi hanginiz yapacak diye hayatı ve ölümü yarattı.”

    (Meryem,96)”Evrene sevgi ile hâkim olan Rahman-çok Seven Allah,
    inanıp iyilik, güzellik, doğruluk için çalışanların-yararlı-düzeltmeye yönelik işler yapanların-
    kalplerinde sevgiyi
    egemen kılacaktır-
    tarifsiz bir sevgi ile yaklaşacaktır.”

    TANRI-ALLAH’ı sevmek demek;
    sevgide özgürleşmek demek!
    İnsan-madde sevgisinde
    sınırı aşıp, kula, kul olmaktan, maddeye kölelik etmekten kurtulmak demek!
    Bu yüzden de
    TANRI-ALLAH’a sonsuz sınırsız
    minnet, şükran, hayranlık ile
    saygıda kusursuz olmak gerek!!!!
    Allah’a teslimiyet,
    Allah’a tevekkül de bu olsa gerek!!!!

    (Tevbe,129)”Eğer yüz çevirirlerse
    de ki, ‘Allah bana yeter.
    O’ndan başka ilah yoktur.
    Ben O’na tevekkül ettim-
    ancak Allah’a güvenip dayanırım!
    O, Büyük Arş’ın Rabb’idir.'”

    (TaHa,5-8)”O Rahman-çok Seven ki, bütün kâinatı egemenliği altına almış-kanununu koymuştur.
    Göklerde, yerde, bu ikisi arasında ve toprağın altında olanların
    tümü O’nundur.
    Düşünceni açıkça söylesen de gizlesen de fark etmez.
    O, gizliyi ve en gizliyi bilendir.
    Allah O’dur ki,
    O’ndan başka ilah yoktur.
    En güzel isimler-sıfatlar O’nundur.”

    (Mü’minun,14)”Yüceler yücesi olan Allah ne mükemmel bir yaratıcıdır!”

    (Zümer,36)”Allah, kuluna yetmez mi-kâfi-yeterli değil midir-bir kul için teminat olarak Allah yetmez mi?”

    (A’la,1-3)”Yüce Rabbinin yasalarına uygun olarak hareket et!
    O ki tüm mahlûkatı yarattı ve
    ona yaratılış amacını gerçekleştirecek bir donanım verdi. O ki her şeye bir ölçü ve
    amaç takdir etti ve yolunu gösterdi.”

    (Mâide,6,7)”Allah, size zorluk çıkarmak istemez.
    Allah, sizi arındırmak ve
    üzerinizdeki nimetini
    tamamlamak ister.
    Umulur ki nimetlerin
    hakkını verirsiniz.
    Allah’ın üzerinizdeki nimetini ve ‘İşittik, itaat ettik’ dediğinizde
    Allah’a verdiğiniz misak ile
    kendinizi bağladığınız
    o sözleşmenizi hatırlayın.
    Allah’a karşı duyarlı ve bilinçli-sorumlu davranın,
    Allah, kalplerdeki (bütün gizli niyet ve düşünce)leri-
    aklınızdan geçenleri-
    en mahrem sırları hakkıyla bilendir.”

    (Mülk,14)”Yaratan
    yarattığını bilmez mi?”

    (Bakara,233)”Kimse kapasitesinin üzerinde sorumlu tutulmaz.”

    (Bakara,286)”Allah hiç kimseyi,
    kapasitesinin dışındakilerden sorumlu tutmaz.”

    (En’am,152)”Hiç kimseye taşıyabileceğinden daha ağır- altından kalkamayacağı sorumluluğu yüklemeyiz-
    gücü (kapasitesi) dışında
    yükümlü tutmayız-
    gücü oranında sorumlu tutarız.”

    (A’raf,42)”Biz hiç kimseye yapabileceğinin üstünde bir sorumluluk yüklemeyiz.”

    (Mü’minun,62)”Biz herkese,
    ancak gücünün kaldırabileceği kadar sorumluluk yükleriz.”

    (En’am,149)”En sağlam, en kesin,
    en mükemmel-en güçlü delil Allah’ındır-Allah’a aittir.”

    (İhlas,1-4)”O Allah’tır ve tektir.
    Allah Samed’dir
    (Herşey O’na muhtaçtır,
    O hiçbir şeye muhtaç değildir.
    Öncesizdir ve Sonrasızdır,
    bütün evrenin asıl Sebebidir).
    O’ndan çocuk olmamıştır
    (kimsenin babası değildir),
    Kendisi de doğmamıştır
    (kimsenin çocuğu da değildir).
    Hiçbir şey, hiçbir konuda,
    O’na denk ve benzer değildir.”

    (Mülk,15)”Yeryüzünü tam size göre ayarlayan-sizin için yaşamaya elverişli hale getiren Allah’tır.”

    (Hac,63,64)”Her şeyin ihtiyacını eksiksiz bilen, sadece Allah’tır,
    saygı duyulası zenginliğe sahip olan tek varlık Allah’tır…”

    (Hucurat,8)” Allah her şeye bilgi gücüyle hakimdir….”

    (A’raf,89)”Rabbimiz her şeyi ilmiyle-bilgisiyle kuşatmıştır.”

    (Hucurat,13)”Ey insanlar!
    Allah, engin bilgi ağı ile
    her şeyden haberlidir.”

    (Kehf,109)”Rabbimin ilmi için okyanus mürekkep olsa ve
    hatta bir o kadar da ilave etsek (denizlere denizler katsak); Rabbimin ilmi tükenmeden okyanuslar tükenir.”

    (Lokman,27)”Eğer yeryüzündeki ağaçlar kalem, okyanus-denizler de mürekkep olsa, ardından
    yedi deniz-okyanus daha
    buna katılsa, Allah’ın sözleri
    yine de tükenmez-bitmez.”

    (Şura,51)”Allah, her şeye bilgi gücüyle egemendir.”

    (Âli İmran,73)”Lütuf ve iyilik
    Allah’ın elindedir,
    onu hak edene verir.
    Her şey, Allah’ın, engin bilgi kapsamındadır.”

    (Rum,54)”O her türlü yaratmayı bilendir-engin bilgi gücüne sahiptir.”

    (Ta-Ha,98)”Kuşkusuz O’nun ilmi-sınırsız bilgisi her şeyi çepeçevre kuşatmıştır.”

    (İsra,85)”Size verilen bilgi ancak algılayabileceğiniz kadardır-
    size ilimden sadece
    az bir şey verilmiştir.”

    (Talak,12)”Allah’ın her şeye gücü yettiğini-kadir olduğunu ve
    Allah’ın her şeyi bilgiyle-
    ilmiyle-yasalarıyla
    kuşatmış olduğunu bilesiniz.”

    (Câsiye,22)”Allah gökleri ve yeri belli bir sebep, hikmet ve
    gerçek bir maksatla yaratmıştır.

    (Duhan,38,39)”(Ey insanlar bilin ki) Biz, gökleri, yeri ve bunlar arasında bulunanları oyun eğlence olsun diye yaratmadık.
    Biz onları ancak yüce bir amacı gerçekleştirmek-
    gerçeği göstermek için yarattık.”

    (Ahkaf,3)”Biz gökleri, yeri ve
    bu ikisi arasında bulunan her şeyi ancak hak-gerçek bir amaç ve
    belirli bir süreliğine yarattık.”

    (Tegabün,3,4)”Allah, gökleri ve yeri gerçek bir amaç uğruna-
    dengede yarattı, sizi tasarladı,
    çok da özendi,
    dönüşünüz de O’na olacak.
    Allah, göklerde ve yerde olup bitenleri bilir.
    Gizlediklerinizi de bilir açığa vurduklarınızı da, aklınızdan geçenleri de bilir….”

    (Enbiya,16-18)”Göğü, yeri ve
    ikisi arasındaki varlıkları oyun ve eğlence olsun diye-
    boşuna yaratmadık.
    Eğer oyun ve eğlence-
    oyalanmak isteseydik,
    yapabilirdik ama yapmadık.
    Tam aksine biz hak yoluyla
    sahte olanı darmadağın ederiz-
    Gerçek bâtılın işini bitirir-
    gerçekleri yalanlarının üstüne atarız.
    Allah’a yakıştırdığınız yalanlardan- niteliklerden dolayı
    size yazıklar olsun!”

    (Nahl,116)”Yalan yanlış konuşarak,
    ‘şu helâl, bu haram’ diyerek
    Allah adına yalan uydurmayın.
    Uydurduğunuz yalanla
    Allah’a iftira etmiş olursunuz.”

    (‘Allah adına yalan söyleyen-iftira eden ve ayetlerine yalan diyenden daha zalim kimdir?-Allah adına yalan uyduran-iftira eden en zalim.’;
    Hud,18-A’raf,37-Yunus,17-
    Zümer,32-Kehf,15-En’am,21-
    Ankebut,68-En’am,144)

    (Âli İmran,94)”Kim Allah’a karşı
    (haram ve helal konusunda)
    yalan uydurur, Allah’a iftira ederse, işte zalimler onlardır.”

    (Nur,4,5)”İftira edenlerin hiçbir durumda tanıklıklarını-şahitliklerini
    asla kabul etmeyin-bundan böyle onların sözlerine güvenmeyin.
    İftiracılar yoldan çıkmış kimselerdir.”

    (Hac,30)”Yalan sözden-
    yalan söz söylemekten sakının-
    asılsız her türlü sözden kaçının.”

    (Fâtır,5-Lokman,33)”Sakın aldatıcılar sizi Allah ile ilgili aldatmasın!”

    (İnfitar,6-9)”Ey insan!
    Seni özene bezene yaratan,
    ihsanı bol-cömert olan
    Rabbine karşı seni aldatıp
    yanıltan kim ve nedir?
    O ki seni yarattı, seni yaratılış amacına uygun olarak tasarlayıp
    en güzel ölçülerle
    dengeli bir donanım verdi.
    Fakat bütün bunlara rağmen, siz
    Din’i-O’nun dinini yalanlıyorsunuz..”

    (TaHa,4,5)”(Gerçek şudur ki), Kur’an,
    yeri ve yüce-yüksek gökleri yaratan ve arşa kurulmuş olan (Allah)-
    Çok Seven tarafından indirilmiştir.”

    (Müddessir, 54,55)”Gerçek şu ki, KUR’AN bir öğüt ve uyarıdır.
    Dileyen gerçekleri düşünür öğüt alır, dileyen almaz.”

    (Zariyat,23)”Göğün ve yerin
    Rabbine andolsun ki bu Kur’an-
    Kur’an’da size bildirilenlerin hepsi, tıpkı sizin konuşmanız gibi gerçektir.”

    (Âli İmran,101,102)”Kim Allah’ın Kitabına sımsıkı bağlanırsa, dosdoğru yola iletilmiştir.
    Allah’a saygılı olun ve
    O’nun gönderdiği gerçeğe
    gereğince uyun.”

    (Nisa,175)”Allah Kendisine
    inanıp güvenen ve
    Kur’an’a sımsıkı sarılanları, rahmetine ve lütfuna kabul edecek, onları, dosdoğru yoluna yöneltecek-iletecektir.”

    (İnsan,29,30)”Ayetler size bir öğüt ve uyarıdır-küçük hatırlatmalardır. Artık isteyen Tanrı’nın yolunu tutar-
    dileyen Rabbine doğru, bir yol edinir. Bir kimse dilemedikçe,
    Allah hiç kimseyi
    Kendi yoluna iletmez.
    Allah, her şeye bilgi ile hakimdir.
    Allah bu Kur’an’ı indirerek
    öğüt almanızı dilemiş.
    Kur’an’a yönelirseniz
    Allah’ın dileğini
    yerine getirmiş olursunuz.”

    (Enfal,29)“Ey inananlar!
    Eğer Allah’a karşı yürekten
    bir saygı ile bağlanarak-
    sorumluluk bilincinde olursanız-
    Allah’ı dinlerseniz; Allah, size iyiyi kötüden ayırt edecek bir kavrayış-
    zihin açıklığı, sağlıklı düşünme yeteneği verir-ufkunuzu açar, cehaletin karanlığından
    bilginin aydınlığına ulaştırır.”

    (Zümer,23)”Allah, tutarlı, çelişkisiz ve evrensel olan anlamını,
    her toplumun uygulayabileceği Sözün-öğretilerin en güzelini,
    bir taraftan ana temayı
    sürekli vurgulayarak,
    diğer taraftan onu benzetmelerle destekleyerek, çok anlamlı-
    gerçeği tüm yönleriyle ele alan Kitap-Kur’an olarak indirmiştir.
    İşte bu, Allah’ın rehberidir.
    Dileyeni, onunla doğru yola iletir-isteyeni, ona ulaştırır.”

    (Tevbe,40)”Yüce olan,
    yalnızca ALLAH’ın sözüdür.”

    (Zümer,18)“Allah’ın kelamını dinleyip en güzel şekilde uygulayan- uyanları, doğru yola iletmiştir.
    Onlar sağduyu sahibi-
    öz bilgiye ermiş kişilerdir.”

    (Bakara,2)“Kur’an’da hiçbir kuşku, çelişki-tutarsızlık yoktur,
    yol gösterici-rehberdir,
    Allah’a karşı sorumluluk bilincinde olan-arınmak isteyen inanana…”

    (En’am,90)”Kur’an, tüm insanlığa sunulmuş öğüt-uyarı-hatırlatmadır.”

    (Âli İmran,138)”Kur’an, insanlığa açık bir ders-açıklama-apaçık çağrı-hakikati ifade eden bildiridir.”

    (En’am,114)”Allah size
    Kur’an’ı ayrıntılı kılınmış bir halde indirmişken,
    Allah’tan başkasının
    sözlerine mi uyayım?”

    (Bakara,282)”Sizi eğiten Allah’tır. Allah’a karşı sorumluluğunuzun bilincinde olun-ALLAH’ı dinleyin. Allah gerekli olanı öğretmektedir.”

    (En’am,164)”Allah her şeyin Rabbi-Eğiteni iken
    Allah’tan başka
    Rab-Eğiten mi arayayım?”

    (Nahl,72-74)”Allah, kendi cinsinizden eşler yarattı.
    Eşlerden de çocuklar ve
    torunlar var etti; size temiz ve hoş yiyecekler-rızıklar verdi.
    Böyleyken o ortak koşucular,
    hâlâ safsata-anlamsız, boş hurafelere inanıp,
    Allah’ın bunca nimetlerine
    nankörlük mü ediyorlar?
    Onlar, Allah’ı bırakıp,
    kendilerine göklerden ve yerden
    rızık sağlayamayan
    aciz varlıklara kulluk ediyorlar.
    Allah’ı ortak koştuğunuz varlıklara benzetmeyin-(birtakım varlıkları yüceltip O’na denk hale getirmeyin)-Allah’a benzerler bulmaya çalışmayın.”

    İnsanlık,
    tüm inanç sistemlerini özgürleştirici
    KUR’AN BİLGİsi ile buluş(a)mazsa;
    ALLAH-TANRI inancını
    Hıristiyanlığa, Yahudiliğe,
    TANRI oğlu, papa, haham kutsalına
    bağlayanlardan kurtarıp;
    TANRI’nın ibretlik tarihsel bilgileri ile
    son Kitabı KUR’AN’dan
    dersini almazsa;
    tarihin saltanat düşkünü
    firavun, haman, karunları ve
    din adamları,
    bugün de aynı sistemle
    dünyayı cehenneme döndürür!!!

    (Bakara,135)”Dediler ki,
    ‘Yahudi veya Hıristiyan olun ki,
    doğru yolu bulasınız.’
    De ki,
    ‘Hayır; biz, hiçbir zaman
    müşrik olmayan-
    şirk ve yozlaşmadan uzak-
    hanif-tektanrıcı
    İbrahim’in milletindeniz.
    O, şirke bulaşanlardan-
    ortak koşanlardan olmadı.”

    (Furkan,2)”Göklerin ve yerin yönetimi-egemenliği Allah’a aittir. Allah ne bir çocuk edinmiştir,
    ne de egemenliğinde
    herhangi bir ortağı vardır.”

    (Yâsin,83)”Allah, çok yüce ve
    çok üstündür-benzersizdir-
    Kâinattaki her şeyin kaynağı-mülkü-egemenliği
    elinde olan o yaratıcının şanı
    çok yücedir!
    Sonunda O’na döndürüleceksiniz.”

    (Nisa,147)”Eğer kendinize verilen nimetlerin karşılığını ödediyseniz ve içtenlikle inanırsanız-güvenirseniz,
    Allah sizi neden cezalandırsın ki? Allah, yapılanların karşılığını-
    teşekküre karşılık verendir ve
    en iyi bilendir.”

    (A’raf,128)”Allah’ın yardımını isteyin ve güçlüklere göğüs gerin-
    azimle kararlılıkla mücadele edin!
    Yeryüzü Allah’ındır ve
    onu kullarından hak edene verir.
    En sonunda Allah’ saygılı olanlar kazanacaktır-sonuç, sorumluluk bilincine sahip olanlara aittir-
    takvaya sarılanlarındır.”

    (Bakara,112)“İş onların sandığı gibi değil! Kim güzel davranışlar sergileyerek yüzünü
    Allah’a teslim ederse,
    Rabbi katında ödülü vardır onun. Korku yoktur böyleleri için; tasalanmayacaklardır onlar-
    iyilik yapan ve Allah’a teslim olanlara korku da yoktur
    hüzün de-korkularını yener,
    dertlerinin esiri olmazlar onlar….”

    (Zariyat,5,6)”Size ne vaat edilmişse kesin doğrudur.
    Kıyamet-yargılama
    mutlaka gerçekleşecektir.”

    (Fâtır,34,35)”Tüm endişelerimizi gideren Allah’a övgüler olsun.
    Rabbimiz gerçekten bağışlayandır, karşılığını mutlak verendir.
    O Rab ki lütfuyla bizi
    sonsuzluk yurduna yerleştirdi.
    Orada bize hiçbir yorgunluk dokunmaz. Orada bize
    hiçbir usanç da dokunmaz.”

    (Kaf,28,29)”Allah der ki,
    ‘Benim huzurumda tartışıp durmayın, Ben size uyarıcı elçiler göndermiş-bu azabı çok önceden bildirmiştim. Benim tarafımdan verilen söz asla değiştirilmez.
    Ben kullara asla zulmedip
    haksızlık etmem.’ ”

    (Nuh,13,14)”Size ne oluyor ki,
    Allah umurunuzda bile değil-
    Allah’a büyüklüğü yakıştıramıyor-
    gereken saygıyı göstermiyor-
    Allah’ın büyüklüğünü
    takdir edemiyorsunuz?
    Oysa sizi evreler halinde-
    çeşitli evrelerden geçirerek
    yaratan Allah’tır.”

    (A’raf,180)”En güzel isimler-
    (en iyi) sıfatlar Allah’a aittir.
    Öyleyse, o iyi sıfatlarla
    yalnız O’nu çağırın.
    Allah’ın isimlerinin yanına
    başka isimleri de ilave edenleri bırakın-O’nun isimleri konusunda sapık görüşler ortaya koyanları
    terk edin-(onlardan uzak durun)-
    O’nun isimleri hakkında gerçeği çarpıtanları-sapanları bırakın.”

    (En’am,94)”Şu gerçeği kafanıza iyice yerleştiriniz.
    İlk defa dünyaya gelirken sizi,
    nasıl çırılçıplak yarattıysak, yine Bize öyle geleceksiniz.
    Size dünyada verdiğimiz
    tüm varlıkları-mallarınızı
    arkanızda bırakacaksınız.
    Allah’a ulaşmak için aracı kıldığınız-
    şefaatlerini beklediğiniz ya da
    size şefaat edeceklerini söylenenleri de
    yanınızda göremeyeceksiniz.
    Aranızdaki bağlar kesilecektir.
    Ve şefaatlerini umduklarınızın hepsi sizi terk edecektir.”

    (Zümer,44)”Şefaat
    tümden ve sadece ALLAH’a aittir.”

    (Zâriyat,55)”Sen yalnızca Kur’an ile hatırlat-yalnız Kur’an’dan bilgi ver!”

    (A’raf,3)”Rabbinizden size indirilen bu KUR’AN’ın bildirdiklerine uyun. O’nu bırakıp da evliyanın-
    kutsallık payesi verdiğiniz
    kişilerin peşinden gitmeyin-
    O’nun yanı sıra başka velîlere uymayın-kendinize Allah’tan başka dost aramayın.
    Öyle az düşünüyorsunuz ki-
    ne kadar da az öğüt alıyorsunuz!”

    TEK TANRI, tevhidi yıkan,
    insanlığın başının belası
    sinsi tehlike, kula kulluk
    şirk-TANRI-ALLAH ortaklığına karşı
    uyarı, bilgi Ayetlerini içeren yazılar;
    *-KUR’AN’a göre Şirk?!
    *-KUR’AN’da; ‘ALLAH’a Şirk koşmayın!’ Ayetleri!
    *-KUR’AN’da ki ‘Peygambere itaat’ ayetlerini kullanarak;
    ‘kendilerine itaat’ kapısı açıyorlar!
    turkishnews.com –
    Turkish Forum sitesinde
    yer alan yazılar

    Kaynaklar;
    Evrensel Çağrı KUR’AN-Mustafa Sağ
    istekuran.net-Hakkı Yılmaz
    Son Çağrı KUR’AN-Salih Akdemir
    Yaşayan KUR’AN-İhsan Eliaçık
    Mesaj-Türkçe çeviri-Edip Yüksel
    Kur’an’ı Kerim-Yaşar Nuri Öztürk
    KUR’AN Türkçe çeviri-Hüseyin Atay
    kuranmeali.com
    acikkuran.com
    *etimolojiturkce.com

  69. İnsanî gelişmişlik yerine,
    teknolojik gelişmişlikle
    ahlâkî çürümüşlüğe doğru…..!?
    KUR’AN bu duruma ne der…?!

    Bilimsel bilginin uygulama yöntemlerinden biri olan teknoloji, ‘doğru-faydalı’ kullanıldığı zaman insan hayatını
    kolaylaştırma amacı taşısa da
    onu üreten ve tüketen
    insanlar tarafından
    kötü amaçlara hizmet ettiğinde;
    insanlığın,
    ahlâkî değerlerini kaybetmesine,
    insanlığını yitirmesine sebep oluyor.

    Görünen o ki;
    sadece teknolojiye yatırım yapan
    dünya devleri,
    kazandıklarını
    yine para kazandıracak
    projelere yatırarak;
    insana, insanın gelişimine, eğitimine, sağlığına, psikolojisine, sanatına katkı sağlayacak
    yatırımlara değer, önem vermiyorlar.
    Yan kuruluşları vakıf, derneklerle sağlığa, eğitime, sanata,
    yatırım yaparmış gibi görünseler de bu çabalar, teknolojik gelişmişliğin getirdiği ahlâkî çürümüşlüğe,
    çöküşe engel olamıyor, yetmiyor!

    Evet, tamam;
    teknoloji olsun, sürekli gelişsin ama hayatı kolaylaştıracak derken, İNSANI yok etmesin;
    akıllı telefonlardaki
    sanal dünya ve yapay zeka,
    gerçek yaşamın,
    insan aklının yerine,
    oturmasın, oturtulmasın
    robotlar da,
    insanın iş gücüne, emeğine alternatif olmasın, olamasın;
    İNSAN,
    insanî değerler yok olmasın
    teknoloji uğruna
    insanlık kaybedilmesin.

    Dünyanın teknoloji üreten adamları;
    paralarını, servetlerini, zenginliklerini
    yığıp, biriktirerek,
    büyük bir mali güç olarak
    tüm dünyaya, tüm insanlığa hükümdar oluyorlar!
    Sonra da had, sınır,
    HAK bilmezlikleri, şımarıklıkları ile
    insanlığın da sonunu
    getirebilecek savaşlara,
    insanlık dışı zulümlere imza atıyor,
    hiçbir güç onlara hesap soramaz, ceza veremez, ZANNEDİYORLAR!?

    İnsanlığın Yaratıcısı
    ve tüm insanlığın Sahibi TANRI,
    son Kitabı KUR’AN’da
    yığmanın, biriktirmenin,
    insanlığın sonunu getireceğini asırlar öncesinden bilgi olarak insanlara sunmuştur.

    (Tekasür,1,2,5-8)”Ey insanlar!
    Çoklukla övünme-zenginlik,
    gösteriş hırsı sizleri
    öyle aldatıp oyalıyor ki
    bu tutumunuzu ölünceye dek sürdürmektesiniz. Kesinlikle sizin
    düşündüğünüz gibi değil!
    Eğer siz bu övünmenin neye
    mal olduğunu kesin bilgi ile bilseydiniz[ilme’l-yakîn],
    dünyayı cehenneme çevirdiğinizi görecektiniz!
    Sonra onu gözle kesin olarak (zaten) göreceksiniz[ayne’l-yakîn].
    Nihayet o gün
    size verilmiş olan her nimetten
    sorguya çekileceksiniz!”

    Maddeyi, parayı kutsayan,
    paradan para kazandıran,
    paraya taptıran sistemler;
    insanları kolay yoldan,
    ya da yasal, ahlâkî olmayan yollarla;
    para, güç kazanmaya
    teşvik ediyor, özendiriyor.

    Emek vererek, alın teri dökerek, çalışıp üreterek elde ettiklerinin özgürlüğünü, bereketini, huzurunu,
    vicdanî rahatlığını bilmeyen toplum;
    ‘bedava’larla, bedavacı zihniyetlerle,
    yattığı yerden önce kolay yoldan kazanmaya, hazıra,
    emeksiz yaşama alıştırılıyor,
    sonra bu ‘bedavalar'(!) karşılığı sömürülme ve çöküş başlıyor.

    Acımasızca,
    paradan para kazanan-kazandıran
    zulüm kurum, kuruluş, yolları;
    yaşamın ‘araç’larından olması gereken ‘para’yı;
    yaşamın ‘amacı’ yaptıkları gibi,
    ‘para’ya tap(tır)ıyor!

    Önceki ilahî kitaplardan(Âli İmran,3) doğru namına kalan İncil ayeti;

    (İncil – Matta – 6/24)
    “Hiç kimse iki efendiye
    kulluk edemez.
    Ya birinden nefret edip
    öbürünü sever,
    ya da birine bağlanıp
    öbürünü hor görür.
    Siz hem TANRI’ya
    hem de paraya-mamona
    kulluk edemezsiniz.”

    (Sebe,37)”Ey İnsanlar!
    Sizi Bana yaklaştıracak olan
    ne paralarınız-mallarınız-
    zenginliğiniz-servetinizdir
    ne de evlatlarınız-soyunuzdur.
    Bize sadece ve sadece inanıp
    iyi ve yararlı-güzel işler üretenler-
    hayra ve barışa yönelik iş yapanlar-
    samimiyetle yasalarımıza uyanlar yakın olabilirler.”

    (Fussilet,46)”Kim iyi-doğru ve
    yararlı bir iş-sâlihatı yaparsa,
    kendi iyiliği için yapmış olur ve
    kim de kötülük yaparsa
    kendi aleyhine-zararınadır.”

    (Münafikun,9)”Ey inananlar!
    Mallarınız-paralarınız ve çocuklarınız sizi
    Allah’ın öğütleri-
    Allah’ın Zikri olan Kur’an’dan alıkoymasın.”

    KUR’AN yığma, biriktirme sonucu yaşanacak cehennem! bilgisini
    Tekasür Suresinde verirken;
    servet, para, mal, zenginlik,
    şımarıklığın sonucunu da
    asırlar öncesinden
    ibretlik ders olarak
    Karun kıssasında,
    insanlığın gözleri önüne sermiş!

    (Kasas,76,77)”Karun, Musa’nın halkından-İsrailoğullarından olmasına rağmen, ihanet edip
    kendi halkına zumetti.
    Biz Karun’a öyle hazineler vermiştik ki, anahtarlarını güçlü bir grup bile zor taşırdı. Halkı ona demişti ki, ‘Şımarma! Allah şımaranları sevmez. Allah’ın sana verdiği nimetlerden, Allah için harcayarak öbür dünyanı da gözet.
    Ama yine de dünyadaki payını unutma! Allah’ın sana bol nimet vererek nasıl iyilikte bulunmuşsa, sen de insanlara iyilikte bulun.
    Ülkene ve halkına ihanet etme- yeryüzünde bozgunculuk yapmayı arama. Allah, bozguncuları sevmez.”

    (Kasas,78)”Karun,
    ‘Ben bu serveti, kendi bilgi ve becerimle kazandım. Hiç kimse bir şey yapamaz.’ demişti.
    Peki, Allah’ın kendinden önceki nesillerden, ondan daha kuvvetli ve daha çok mal-servet biriktirmiş nicelerini [kendilerini büyüklük duygusuna kaptırmaları yüzünden] yok ettiğini bilmiyor muydu?
    Günahkârlardan suçları sorulmaz. Çünkü suçları apaçık ortadadır.

    (Kasas,81)”Sonunda Biz,
    Karun’u görkemli sarayıyla birlikte yerin dibine batırdık. Allah’a karşı
    kendisine yardım edecek yandaşları-güçlü kuvvetli orduları da yoktu. Kendi kendisine yardım edebilecek gücü de kalmamıştı.”

    (Câsiye,23)”Kendisinin ilahı olarak kendi duygu ve arzusunu almış kişiyi gördün mü?”

    (Kasas,83)”İşte ahiret yurdu!
    Onu, yeryüzünde büyüklük taslamayan ve bozgunculuk yapmayan kimseler için ayırdık.
    Gelecek takva sahiplerinindir-
    Allah’a karşı sorumluluk bilincinde olanlar-Allah’a saygılı olanlarındır.”

    (Kasas,84)”Kim iyilikle gelirse,
    daha iyisini,
    daha üstününü bulacaktır.
    Kim kötülük ile gelirse,
    kötülük yapanlara ancak yaptıkları kadar bir karşılık verilecektir.”

    (Kasas,85)”Bu Kur’an’ı sana farz kılan, elbette ki seni vaat edilen yere-belirlenen sona götürecektir. De ki, ‘Hidayeti getireni de açık bir sapıklık içinde olanı da
    en iyi Rabbin bilir.’ ”

    Tekrar, tekrar ediyorum ki;
    insanlar alemi, dünya insanları;
    tüm inanç sistemlerini özgürleştirici
    KUR’AN BİLGİsi ile buluş(a)mazsa;
    ALLAH-TANRI inancını
    Hıristiyanlığa, Yahudiliğe,
    TANRI oğlu, papa, haham kutsalına
    bağlayanlardan kurtarıp;
    TANRI’nın ibretlik tarihsel bilgileri ile
    son Kitabı KUR’AN’dan
    dersini almazsa;
    tarihin şımarık yöneticileri
    Karunları, Firavunları
    bugün de aynı sistemle
    dünyayı cehenneme döndürür!!!

    Kaynaklar;
    istekuran.net – Hakkı Yılmaz
    Evrensel Çağrı KUR’AN-Mustafa Sağ
    kuranmeali.com
    acikkuran.com

  70. Özgür İrade,
    İnanç ve Davranış Özgürlüğü;
    TANRI, KUR’AN….

    HAK, Adalet, Liyakat, Eşitlik, Özgürlük, İyilik, Barış, Güven diyen
    KUR’AN’ın Müslümanlığını,
    ahlâkî ilkelerinden;
    TANRI öğüt, uyarılarından uzaklaştırıp, yok sayarak;
    başörtüsü, namaz,
    topluca kurban kesmek,
    Kâbe-kutsal taş(!)bina-cami, ezana evrilten-döndürenlerin
    TEKELinden,
    KUR’AN’ı kurtarmazsak
    kurtaramazsak
    insanlığın VAY HALİNE ?!!?

    (Tekvir,29)”Aklınızı başınıza toplayın, alemlerin Rabbi olan Allah
    size özgürlük vermeseydi,
    sizler hiçbir şey yapamazdınız-
    siz, alemlerin Rabbi olan Allah
    dilediği içindir ki,
    [dilediklerinizi] diliyorsunuz.”

    (Ra’d,31)”Tüm işler Allah’ın
    izin vermesiyle olur.
    İnananlar hâlâ anlamadılar mı ki,
    Allah (zoraki iman) isteseydi
    bütün insanları doğruya ulaştırırdı.”

    (Nahl,9)”Doğru yolu bildirmek Allah’a aittir.
    Eğer insanlar doğruyu isteselerdi, Allah hepsini doğruya ulaştırırdı.”

    (Şura,8)”Allah isteseydi insanlığı
    tek bir millet yapabilirdi.
    Ancak uyarıcı elçiler göndererek, tercihi-kendi yolunu seçmede insanı-herkesi serbest bırakmıştır.”

    (Kehf,29)”Dileyen-isteyen inansın, dileyen-isteyen inkâr etsin-reddetsin-.”

    (İsra,107)”İster inanın ona,
    ister inanmayın.”

    (Tegabün,2)”Sizi yaratan O’dur. İçinizden kimi hakikati-gerçeği
    inkar eder kimi de [ona] inanır.”

    (İnsan,3)”Biz ona doğru yolu-yöntemi gösterdik;
    şükredici, ya da nankör [olması artık kendisine kalmıştır].”

    (Beled,10-11)”Biz ona
    (hak ve batıl, eğri ve doğru) iki yol göstermedik mi?
    Fakat insan, zoru göze alamadı.”

    (Yunus,108)”Artık kim doğru yola girerse, ancak kendisi için girer.
    Kim de saparsa ancak
    kendi aleyhine-zararına sapar.”

    (İsra,15)”Rabbinizden size anlama ve kavrama(kabiliyeti) verilmiştir-
    apaçık belgeler-aydınlatıcı bilgiler-
    gerçeğin delilleri gelmiş bulunuyor. Kim görürse kendi yararına, kim körlük ederse kendi zararınadır.”

    (En’am,104)”Her kim iyiliği, güzelliği tercih ederek doğru yola yönelirse, ancak kendi iyiliği için yönelmiş olur ve her kim de kötülüğü, çirkinliği tercih ederek doğru yoldan saparsa, o da ancak kendi zararına sapmış olur.”

    (Fussilet,46)”Kim iyi-doğru ve yararlı bir iş-sâlihatı yaparsa,
    kendi iyiliği için yapmış olur ve
    kim de kötülük yaparsa
    kendi aleyhine-zararınadır.”

    (Mülk,2)”Allah, davranış ve eylem bakımından hanginizin en güzel eseri açığa çıkaracağını belirlemek-
    en güzel işi hanginiz yapacak diye hayatı ve ölümü yarattı.”

    (Meryem,96)”Evrene sevgi ile hâkim olan Rahman-çok Seven Allah,
    inanıp iyilik, güzellik, doğruluk için çalışanların-yararlı-düzeltmeye yönelik işler yapanların-
    kalplerinde sevgiyi
    egemen kılacaktır-
    tarifsiz bir sevgi ile yaklaşacaktır.”

    TANRI-ALLAH’ı sevmek demek;
    sevgide özgürleşmek demek!
    İnsan-madde sevgisinde
    sınırı aşıp, kula, kul olmaktan, maddeye kölelik etmekten kurtulmak demek!
    Bu yüzden de
    TANRI-ALLAH’a sonsuz sınırsız
    minnet, şükran, hayranlık ile
    saygıda kusursuz olmak gerek!!!!
    Allah’a teslimiyet,
    Allah’a tevekkül de bu olsa gerek!!!!

    (Tevbe,129)”Eğer yüz çevirirlerse
    de ki, ‘Allah bana yeter.
    O’ndan başka ilah yoktur.
    Ben O’na tevekkül ettim-
    ancak Allah’a güvenip dayanırım!
    O, Büyük Arş’ın Rabb’idir.'”

    (TaHa,5-8)”O Rahman-çok Seven ki, bütün kâinatı egemenliği altına almış-kanununu koymuştur.
    Göklerde, yerde, bu ikisi arasında ve toprağın altında olanların
    tümü O’nundur.
    Düşünceni açıkça söylesen de gizlesen de fark etmez.
    O, gizliyi ve en gizliyi bilendir.
    Allah O’dur ki,
    O’ndan başka ilah yoktur.
    En güzel isimler-sıfatlar O’nundur.”

    (Mü’minun,14)”Yüceler yücesi olan Allah ne mükemmel bir yaratıcıdır!”

    (Zümer,36)”Allah, kuluna yetmez mi-kâfi-yeterli değil midir-bir kul için teminat olarak Allah yetmez mi?”

    (A’la,1-3)”Yüce Rabbinin yasalarına uygun olarak hareket et!
    O ki tüm mahlûkatı yarattı ve
    ona yaratılış amacını gerçekleştirecek bir donanım verdi. O ki her şeye bir ölçü ve
    amaç takdir etti ve yolunu gösterdi.”

    (Mâide,6,7)”Allah, size zorluk çıkarmak istemez.
    Allah, sizi arındırmak ve
    üzerinizdeki nimetini
    tamamlamak ister.
    Umulur ki nimetlerin
    hakkını verirsiniz.
    Allah’ın üzerinizdeki nimetini ve ‘İşittik, itaat ettik’ dediğinizde
    Allah’a verdiğiniz misak ile
    kendinizi bağladığınız
    o sözleşmenizi hatırlayın.
    Allah’a karşı duyarlı ve bilinçli-sorumlu davranın,
    Allah, kalplerdeki (bütün gizli niyet ve düşünce)leri-
    aklınızdan geçenleri-
    en mahrem sırları hakkıyla bilendir.”

    (Mülk,14)”Yaratan
    yarattığını bilmez mi?”

    (Bakara,233)”Kimse kapasitesinin üzerinde sorumlu tutulmaz.”

    (Bakara,286)”Allah hiç kimseyi,
    kapasitesinin dışındakilerden sorumlu tutmaz.”

    (En’am,152)”Hiç kimseye taşıyabileceğinden daha ağır- altından kalkamayacağı sorumluluğu yüklemeyiz-
    gücü (kapasitesi) dışında
    yükümlü tutmayız-
    gücü oranında sorumlu tutarız.”

    (A’raf,42)”Biz hiç kimseye yapabileceğinin üstünde bir sorumluluk yüklemeyiz.”

    (Mü’minun,62)”Biz herkese,
    ancak gücünün kaldırabileceği kadar sorumluluk yükleriz.”

    (En’am,149)”En sağlam, en kesin,
    en mükemmel-en güçlü delil Allah’ındır-Allah’a aittir.”

    (İhlas,1-4)”O Allah’tır ve tektir.
    Allah Samed’dir
    (Herşey O’na muhtaçtır,
    O hiçbir şeye muhtaç değildir.
    Öncesizdir ve Sonrasızdır,
    bütün evrenin asıl Sebebidir).
    O’ndan çocuk olmamıştır
    (kimsenin babası değildir),
    Kendisi de doğmamıştır
    (kimsenin çocuğu da değildir).
    Hiçbir şey, hiçbir konuda,
    O’na denk ve benzer değildir.”

    (Mülk,15)”Yeryüzünü tam size göre ayarlayan-sizin için yaşamaya elverişli hale getiren Allah’tır.”

    (Hac,63,64)”Her şeyin ihtiyacını eksiksiz bilen, sadece Allah’tır,
    saygı duyulası zenginliğe sahip olan tek varlık Allah’tır…”

    (Hucurat,8)” Allah her şeye bilgi gücüyle hakimdir….”

    (A’raf,89)”Rabbimiz her şeyi ilmiyle-bilgisiyle kuşatmıştır.”

    (Hucurat,13)”Ey insanlar!
    Allah, engin bilgi ağı ile
    her şeyden haberlidir.”

    (Kehf,109)”Rabbimin ilmi için okyanus mürekkep olsa ve
    hatta bir o kadar da ilave etsek (denizlere denizler katsak); Rabbimin ilmi tükenmeden okyanuslar tükenir.”

    (Lokman,27)”Eğer yeryüzündeki ağaçlar kalem, okyanus-denizler de mürekkep olsa, ardından
    yedi deniz-okyanus daha
    buna katılsa, Allah’ın sözleri
    yine de tükenmez-bitmez.”

    (Şura,51)”Allah, her şeye bilgi gücüyle egemendir.”

    (Âli İmran,73)”Lütuf ve iyilik
    Allah’ın elindedir,
    onu hak edene verir.
    Her şey, Allah’ın, engin bilgi kapsamındadır.”

    (Rum,54)”O her türlü yaratmayı bilendir-engin bilgi gücüne sahiptir.”

    (Ta-Ha,98)”Kuşkusuz O’nun ilmi-sınırsız bilgisi her şeyi çepeçevre kuşatmıştır.”

    (İsra,85)”Size verilen bilgi ancak algılayabileceğiniz kadardır-
    size ilimden sadece
    az bir şey verilmiştir.”

    (Talak,12)”Allah’ın her şeye gücü yettiğini-kadir olduğunu ve
    Allah’ın her şeyi bilgiyle-
    ilmiyle-yasalarıyla
    kuşatmış olduğunu bilesiniz.”

    (Câsiye,22)”Allah gökleri ve yeri belli bir sebep, hikmet ve
    gerçek bir maksatla yaratmıştır.

    (Duhan,38,39)”(Ey insanlar bilin ki) Biz, gökleri, yeri ve bunlar arasında bulunanları oyun eğlence olsun diye yaratmadık.
    Biz onları ancak yüce bir amacı gerçekleştirmek-
    gerçeği göstermek için yarattık.”

    (Ahkaf,3)”Biz gökleri, yeri ve
    bu ikisi arasında bulunan her şeyi ancak hak-gerçek bir amaç ve
    belirli bir süreliğine yarattık.”

    (Tegabün,3,4)”Allah, gökleri ve yeri gerçek bir amaç uğruna-
    dengede yarattı, sizi tasarladı,
    çok da özendi,
    dönüşünüz de O’na olacak.
    Allah, göklerde ve yerde olup bitenleri bilir.
    Gizlediklerinizi de bilir açığa vurduklarınızı da, aklınızdan geçenleri de bilir….”

    (Enbiya,16-18)”Göğü, yeri ve
    ikisi arasındaki varlıkları oyun ve eğlence olsun diye-
    boşuna yaratmadık.
    Eğer oyun ve eğlence-
    oyalanmak isteseydik,
    yapabilirdik ama yapmadık.
    Tam aksine biz hak yoluyla
    sahte olanı darmadağın ederiz-
    Gerçek bâtılın işini bitirir-
    gerçekleri yalanlarının üstüne atarız.
    Allah’a yakıştırdığınız yalanlardan- niteliklerden dolayı
    size yazıklar olsun!”

    (Nahl,116)”Yalan yanlış konuşarak,
    ‘şu helâl, bu haram’ diyerek
    Allah adına yalan uydurmayın.
    Uydurduğunuz yalanla
    Allah’a iftira etmiş olursunuz.”

    (‘Allah adına yalan söyleyen-iftira eden ve ayetlerine yalan diyenden daha zalim kimdir?-Allah adına yalan uyduran-iftira eden en zalim.’;
    Hud,18-A’raf,37-Yunus,17-
    Zümer,32-Kehf,15-En’am,21-
    Ankebut,68-En’am,144)

    (Âli İmran,94)”Kim Allah’a karşı
    (haram ve helal konusunda)
    yalan uydurur, Allah’a iftira ederse, işte zalimler onlardır.”

    (Nur,4,5)”İftira edenlerin hiçbir durumda tanıklıklarını-şahitliklerini
    asla kabul etmeyin-bundan böyle onların sözlerine güvenmeyin.
    İftiracılar yoldan çıkmış kimselerdir.”

    (Hac,30)”Yalan sözden-
    yalan söz söylemekten sakının-
    asılsız her türlü sözden kaçının.”

    (Fâtır,5-Lokman,33)”Sakın aldatıcılar sizi Allah ile ilgili aldatmasın!”

    (İnfitar,6-9)”Ey insan!
    Seni özene bezene yaratan,
    ihsanı bol-cömert olan
    Rabbine karşı seni aldatıp
    yanıltan kim ve nedir?
    O ki seni yarattı, seni yaratılış amacına uygun olarak tasarlayıp
    en güzel ölçülerle
    dengeli bir donanım verdi.
    Fakat bütün bunlara rağmen, siz
    Din’i-O’nun dinini yalanlıyorsunuz..”

    (TaHa,4,5)”(Gerçek şudur ki), Kur’an,
    yeri ve yüce-yüksek gökleri yaratan ve arşa kurulmuş olan (Allah)-
    Çok Seven tarafından indirilmiştir.”

    (Müddessir, 54,55)”Gerçek şu ki, KUR’AN bir öğüt ve uyarıdır.
    Dileyen gerçekleri düşünür öğüt alır, dileyen almaz.”

    (Zariyat,23)”Göğün ve yerin
    Rabbine andolsun ki bu Kur’an-
    Kur’an’da size bildirilenlerin hepsi, tıpkı sizin konuşmanız gibi gerçektir.”

    (Âli İmran,101,102)”Kim Allah’ın Kitabına sımsıkı bağlanırsa, dosdoğru yola iletilmiştir.
    Allah’a saygılı olun ve
    O’nun gönderdiği gerçeğe
    gereğince uyun.”

    (Nisa,175)”Allah Kendisine
    inanıp güvenen ve
    Kur’an’a sımsıkı sarılanları, rahmetine ve lütfuna kabul edecek, onları, dosdoğru yoluna yöneltecek-iletecektir.”

    (İnsan,29,30)”Ayetler size bir öğüt ve uyarıdır-küçük hatırlatmalardır. Artık isteyen Tanrı’nın yolunu tutar-
    dileyen Rabbine doğru, bir yol edinir. Bir kimse dilemedikçe,
    Allah hiç kimseyi
    Kendi yoluna iletmez.
    Allah, her şeye bilgi ile hakimdir.
    Allah bu Kur’an’ı indirerek
    öğüt almanızı dilemiş.
    Kur’an’a yönelirseniz
    Allah’ın dileğini
    yerine getirmiş olursunuz.”

    (Enfal,29)“Ey inananlar!
    Eğer Allah’a karşı yürekten
    bir saygı ile bağlanarak-
    sorumluluk bilincinde olursanız-
    Allah’ı dinlerseniz; Allah, size iyiyi kötüden ayırt edecek bir kavrayış-
    zihin açıklığı, sağlıklı düşünme yeteneği verir-ufkunuzu açar, cehaletin karanlığından
    bilginin aydınlığına ulaştırır.”

    (Zümer,23)”Allah, tutarlı, çelişkisiz ve evrensel olan anlamını,
    her toplumun uygulayabileceği Sözün-öğretilerin en güzelini,
    bir taraftan ana temayı
    sürekli vurgulayarak,
    diğer taraftan onu benzetmelerle destekleyerek, çok anlamlı-
    gerçeği tüm yönleriyle ele alan Kitap-Kur’an olarak indirmiştir.
    İşte bu, Allah’ın rehberidir.
    Dileyeni, onunla doğru yola iletir-isteyeni, ona ulaştırır.”

    (Tevbe,40)”Yüce olan,
    yalnızca ALLAH’ın sözüdür.”

    (Zümer,18)“Allah’ın kelamını dinleyip en güzel şekilde uygulayan- uyanları, doğru yola iletmiştir.
    Onlar sağduyu sahibi-
    öz bilgiye ermiş kişilerdir.”

    (Bakara,2)“Kur’an’da hiçbir kuşku, çelişki-tutarsızlık yoktur,
    yol gösterici-rehberdir,
    Allah’a karşı sorumluluk bilincinde olan-arınmak isteyen inanana…”

    (En’am,90)”Kur’an, tüm insanlığa sunulmuş öğüt-uyarı-hatırlatmadır.”

    (Âli İmran,138)”Kur’an, insanlığa açık bir ders-açıklama-apaçık çağrı-hakikati ifade eden bildiridir.”

    (En’am,114)”Allah size
    Kur’an’ı ayrıntılı kılınmış bir halde indirmişken,
    Allah’tan başkasının
    sözlerine mi uyayım?”

    (Bakara,282)”Sizi eğiten Allah’tır. Allah’a karşı sorumluluğunuzun bilincinde olun-ALLAH’ı dinleyin. Allah gerekli olanı öğretmektedir.”

    (En’am,164)”Allah her şeyin Rabbi-Eğiteni iken
    Allah’tan başka
    Rab-Eğiten mi arayayım?”

    (Nahl,72-74)”Allah, kendi cinsinizden eşler yarattı.
    Eşlerden de çocuklar ve
    torunlar var etti; size temiz ve hoş yiyecekler-rızıklar verdi.
    Böyleyken o ortak koşucular,
    hâlâ safsata-anlamsız, boş hurafelere inanıp,
    Allah’ın bunca nimetlerine
    nankörlük mü ediyorlar?
    Onlar, Allah’ı bırakıp,
    kendilerine göklerden ve yerden
    rızık sağlayamayan
    aciz varlıklara kulluk ediyorlar.
    Allah’ı ortak koştuğunuz varlıklara benzetmeyin-(birtakım varlıkları yüceltip O’na denk hale getirmeyin)-Allah’a benzerler bulmaya çalışmayın.”

    İnsanlık,
    tüm inanç sistemlerini özgürleştirici
    KUR’AN BİLGİsi ile buluş(a)mazsa;
    ALLAH-TANRI inancını
    Hıristiyanlığa, Yahudiliğe,
    TANRI oğlu, papa, haham kutsalına
    bağlayanlardan kurtarıp;
    TANRI’nın ibretlik tarihsel bilgileri ile
    son Kitabı KUR’AN’dan
    dersini almazsa;
    tarihin saltanat düşkünü
    firavun, haman, karunları ve
    din adamları,
    bugün de aynı sistemle
    dünyayı cehenneme döndürür!!!

    (Bakara,135)”Dediler ki,
    ‘Yahudi veya Hıristiyan olun ki,
    doğru yolu bulasınız.’
    De ki,
    ‘Hayır; biz, hiçbir zaman
    müşrik olmayan-
    şirk ve yozlaşmadan uzak-
    hanif-tektanrıcı
    İbrahim’in milletindeniz.
    O, şirke bulaşanlardan-
    ortak koşanlardan olmadı.”

    (Furkan,2)”Göklerin ve yerin yönetimi-egemenliği Allah’a aittir. Allah ne bir çocuk edinmiştir,
    ne de egemenliğinde
    herhangi bir ortağı vardır.”

    (Yâsin,83)”Allah, çok yüce ve
    çok üstündür-benzersizdir-
    Kâinattaki her şeyin kaynağı-mülkü-egemenliği
    elinde olan o yaratıcının şanı
    çok yücedir!
    Sonunda O’na döndürüleceksiniz.”

    (Nisa,147)”Eğer kendinize verilen nimetlerin karşılığını ödediyseniz ve içtenlikle inanırsanız-güvenirseniz,
    Allah sizi neden cezalandırsın ki? Allah, yapılanların karşılığını-
    teşekküre karşılık verendir ve
    en iyi bilendir.”

    (A’raf,128)”Allah’ın yardımını isteyin ve güçlüklere göğüs gerin-
    azimle kararlılıkla mücadele edin!
    Yeryüzü Allah’ındır ve
    onu kullarından hak edene verir.
    En sonunda Allah’ saygılı olanlar kazanacaktır-sonuç, sorumluluk bilincine sahip olanlara aittir-
    takvaya sarılanlarındır.”

    (Bakara,112)“İş onların sandığı gibi değil! Kim güzel davranışlar sergileyerek yüzünü
    Allah’a teslim ederse,
    Rabbi katında ödülü vardır onun. Korku yoktur böyleleri için; tasalanmayacaklardır onlar-
    iyilik yapan ve Allah’a teslim olanlara korku da yoktur
    hüzün de-korkularını yener,
    dertlerinin esiri olmazlar onlar….”

    (Zariyat,5,6)”Size ne vaat edilmişse kesin doğrudur.
    Kıyamet-yargılama
    mutlaka gerçekleşecektir.”

    (Fâtır,34,35)”Tüm endişelerimizi gideren Allah’a övgüler olsun.
    Rabbimiz gerçekten bağışlayandır, karşılığını mutlak verendir.
    O Rab ki lütfuyla bizi
    sonsuzluk yurduna yerleştirdi.
    Orada bize hiçbir yorgunluk dokunmaz. Orada bize
    hiçbir usanç da dokunmaz.”

    (Kaf,28,29)”Allah der ki,
    ‘Benim huzurumda tartışıp durmayın, Ben size uyarıcı elçiler göndermiş-bu azabı çok önceden bildirmiştim. Benim tarafımdan verilen söz asla değiştirilmez.
    Ben kullara asla zulmedip
    haksızlık etmem.’ ”

    (Nuh,13,14)”Size ne oluyor ki,
    Allah umurunuzda bile değil-
    Allah’a büyüklüğü yakıştıramıyor-
    gereken saygıyı göstermiyor-
    Allah’ın büyüklüğünü
    takdir edemiyorsunuz?
    Oysa sizi evreler halinde-
    çeşitli evrelerden geçirerek
    yaratan Allah’tır.”

    (A’raf,180)”En güzel isimler-
    (en iyi) sıfatlar Allah’a aittir.
    Öyleyse, o iyi sıfatlarla
    yalnız O’nu çağırın.
    Allah’ın isimlerinin yanına
    başka isimleri de ilave edenleri bırakın-O’nun isimleri konusunda sapık görüşler ortaya koyanları
    terk edin-(onlardan uzak durun)-
    O’nun isimleri hakkında gerçeği çarpıtanları-sapanları bırakın.”

    (En’am,94)”Şu gerçeği kafanıza iyice yerleştiriniz.
    İlk defa dünyaya gelirken sizi,
    nasıl çırılçıplak yarattıysak, yine Bize öyle geleceksiniz.
    Size dünyada verdiğimiz
    tüm varlıkları-mallarınızı
    arkanızda bırakacaksınız.
    Allah’a ulaşmak için aracı kıldığınız-
    şefaatlerini beklediğiniz ya da
    size şefaat edeceklerini söylenenleri de
    yanınızda göremeyeceksiniz.
    Aranızdaki bağlar kesilecektir.
    Ve şefaatlerini umduklarınızın hepsi sizi terk edecektir.”

    (Zümer,44)”Şefaat
    tümden ve sadece ALLAH’a aittir.”

    (Zâriyat,55)”Sen yalnızca Kur’an ile hatırlat-yalnız Kur’an’dan bilgi ver!”

    (A’raf,3)”Rabbinizden size indirilen bu KUR’AN’ın bildirdiklerine uyun. O’nu bırakıp da evliyanın-
    kutsallık payesi verdiğiniz
    kişilerin peşinden gitmeyin-
    O’nun yanı sıra başka velîlere uymayın.
    Öyle az düşünüyorsunuz ki-
    ne kadar da az öğüt alıyorsunuz!”

    TEK TANRI, tevhidi yıkan,
    insanlığın başının belası
    sinsi tehlike, kula kulluk
    şirk-TANRI-ALLAH ortaklığına karşı
    uyarı, bilgi Ayetlerini içeren yazılar;
    turkishnews.com sitesinde;
    *-KUR’AN’a göre Şirk?!
    *-KUR’AN’da; ‘ALLAH’a Şirk koşmayın!’ Ayetleri!
    *-KUR’AN’da ki ‘Peygambere itaat’ ayetlerini kullanarak;
    ‘kendilerine itaat’ kapısı açıyorlar!

    Kaynaklar;
    Evrensel Çağrı KUR’AN-Mustafa Sağ
    istekuran.net-Hakkı Yılmaz
    Son Çağrı KUR’AN-Salih Akdemir
    Yaşayan KUR’AN-İhsan Eliaçık
    Mesaj-Türkçe çeviri-Edip Yüksel
    Kur’an’ı Kerim-Yaşar Nuri Öztürk
    KUR’AN Türkçe çeviri-Hüseyin Atay
    kuranmeali.com
    acikkuran.com
    *etimolojiturkce.com

  71. KUR’AN’a göre, inanmak tercih; görünce inanmak da
    İNANMAK değil!?

    KUR’AN’a göre
    inanmayı özgürce seçmek gibi
    yaşamın tüm alanları da
    özgür tercihlere dayanır.

    (Bakara,256)”Dinde zorlama, baskı, dayatma yoktur.”

    Ayeti de buna destektir.
    İnsanlar TANRI’nın DİN dediği
    tüm yaşam alanında, seçimlerini özgürce yapmalıdır, yapabilmelidir.

    (Yunus,108)”Artık kim doğru yola girerse, ancak kendisi için girer.
    Kim de saparsa ancak
    kendi aleyhine-zararına sapar.”

    (Tegabün,2)”Sizi yaratan Allah’tır. Kimi Allah’ın ilahlığını ve rabliğini bilerek reddeder, kimi de inanır.”

    (Âli İmran,7)”Allah, Kur’an’ı indirdi.”

    (A’raf,203)”Kur’an-Kur’an ayetleri,
    inanmak isteyen bir toplum için
    Rabbinizden gelen,
    gönülleri ve hayatı aydınlatan deliller, gerçekler-kavrama yöntemi-
    bilinç kaynağı-basiret-beyanlardır;
    inanan bir toplum için yol gösterici-
    hidayet-doğruya kılavuzudur ve
    rahmet-sevgi ve şefkat kaynağıdır.”

    (İsra,107)”Dileyen inanır, isteyen inkâr eder-reddeder.”

    Evet, KUR’AN’da inanmak
    bilinçli bir tercih,
    özgür bir seçim olarak bildiriliyor ama
    inanmak için
    illaki görmem gerekir,
    şartı ileri sürenlere de
    KUR’AN, TANRI Sözü Ayetleriyle
    gereken bilgiyi veriyor,
    uyarısını yapıyor!?

    (A’raf,143)”Musa ‘Rabbim!
    Bana kendini göster, seni göreyim’ dedi. Allah da,
    ‘Beni (dünya gözüyle) asla göremezsin-
    sen Beni görmeye dayanamazsın. Ama şu dağa bak;
    eğer o yerinde durursa o zaman
    sen de Beni görebilirsin,’ dedi.
    Ve, Rabbi dağa tecelli edince, dağ gözleri kamaştıran ışık oluverdi.”

    Hakkı Yılmaz’ın çevirisi;

    (A’raf,143)”Mûsâ, ‘Ey Rabbim! Göster bana Kendini de nazar edeyim Sana; Seni inceleyeyim, Senin ile ilgili geniş ve
    derin bilgiye sahip olayım!’ dedi.
    Rabbi o’na dedi ki:
    ‘Beni sen asla göremezsin,
    velâkin şu dağa nazar et;
    dağı incele, teori geliştir.
    Eğer nazariyen (teorin/geniş ve derin bilgin), incelemen
    dağın mekanına tam oturursa;
    dağın bulunduğu yerin önünü arkasını, altını üstünü, sağını solunu, içini dışını tam ifade ederse işte o zaman sen Beni görürsün.’ ”

    Başkalarına sormadan herkes
    TANRI Ayetlerine
    kendi yorumunu kendi yapmalı!!!
    TANRI ile,
    Kitabı KUR’AN ile
    arasına kimseyi,
    başkalarının yorumlarını, düşüncelerini sokmamalı!!! Ayetlerden istediğini özgürce anlamalı;
    anladığının hesabını da sadece SÖZ’ün sahibi
    TANRI’ya vermeli.
    TANRI’ya inanmayı
    seçen-tercih eden
    inancını özgürce;
    sadece bir Kitap,
    muhteşem ilahi Kitap
    TANRI Kitabı KUR’AN ile yaşamalı;
    TANRI Sözleri ile arınıp,
    aydınlanmalı.
    İnancını özgürce
    TANRI’sı ile başbaşa yaşamalı!

    (Yunus,90,91)”Firavun
    boğulacağını anladığında-
    boğulmak üzere iken,
    ‘İsrailoğullarının inandığından başka ilah-tanrı olmadığına inandım.
    Artık ben de Müslümanım’ dedi.
    ‘Şimdi mi?-Çok geç!’ ”

    (İncil-Yuhanna-20/29)”Görmeden iman edenlere ne mutlu!”

    (Fâtır,18)”Sen ancak gözleriyle görmedikleri halde,
    Rabblerine yürekten saygı duyan-
    kavrayışlarının ötesinde-
    (gözleriyle) görmediği halde Rablerine karşı
    sorumluluk bilinciyle yaşayanları-
    algılayamadığı-
    idrak ötesindeki[ğayb] Rabbine saygıdan ürperti-içtenlikle saygı duyan ve salatı ikame edenleri-
    O’nun buyruklarına içtenlikle bağlananları uyarabilirsin.
    Kim kendisini
    Allah’ın buyrukları ile arındırırsa, ancak kendisi için arınmış olur.
    Dönüş de yalnızca Allah’adır.”

    (Yunus,57)”Ey insanlar!
    İşte size Rabbinizden bir uyarı-öğüt, kalplerdeki-gönüllerdeki hastalıklara ve dertlere kesin bir şifa,
    inananlara yol gösterici-rehber ve rahmet-sevgi kaynağı olan
    Kur’an gelmiş bulunuyor!”

    (İnsan,29)”İşte bu Kur’an-ayetler size bir zikir-öğüt ve uyarıdır.
    Artık dileyen-isteyen öğüt alır da
    Rabbine giden-varan yolu tutar!”

    (Kehf,29)”Hak-Kur’an Rabbinizden gelen Gerçektir. Artık dileyen inansın, dileyen inanmasın.”

    (Yasin,11)”Sen ancak Zikir’e-Kur’an’a uyan ve Rahman’a-çok Seven’e
    içten derin bir saygı duyan-
    saygıyla, sevgiyle, bilgiyle ürperen ve algılayamadığı[ğayb]
    insan kavrayışının ötesinde bulunmasına rağmen-
    görmediği halde
    Rahman’a-çok Seven’e
    haşyet duyan kimseyi uyarabilirsin.”

    (Enbiya,22)”Arşı âlâyı çekip çeviren Allah, onların havsalasına sığmayacak kadar erişilmezdir-
    O, müşriklerin iddialarından tamamen uzaktır-
    ortak koşucuların
    nitelemelerinden çok yücedir-
    O mutlak hükümranlık tahtının Efendisi, O sınırsız kudret ve yücelik sahibi Allah, insanların tanımlama ve tasvir yoluyla kendisine yakıştırdığı her şeyin ötesinde,
    her şeyin üstündedir!”

    (Alâk,6,7)”Gerçek şu ki, insan ne zaman kendisini yeterli görse(bilgi, güç ve servetle şımararak-
    kimseye muhtaç olmadığına kanaat getirse) Rabbine karşı azar
    (kendini tanrılaştırır)!”

    (Alâk,8)”Oysa ki en sonunda insan, tekrar Rabbine dönecektir!”

    (Bakara,28)”Allah’a, nasıl gerçeği yalanlayarak nankörlük edersiniz-
    Allah’ı nasıl inkâr edebilirsiniz ki? Hâlbuki sizler cansızdınız [emvâten], O size hayat verdi-
    siz ölü iken, sizi var etti.
    Sonra sizi öldürecek ve
    sonra tekrar diriltecek.
    Sonunda da O’na döndürüleceksiniz.”

    (Nur,42)”Göklerin ve yerin mülkiyeti-
    hükümranlığı-yönetimi-
    mutlak egemenliği Allah’ındır.
    Herkes Allah’a dönecektir-
    nihayetinde dönüş de
    yalnızca Allah’adır.”

    (Yunus,4)”Sonunda hepiniz
    O’na döneceksiniz-
    hepinizin dönüşü yalnızca O’nadır. Bu Allah’ın mutlaka gerçekleşecek vaadidir-verdiği sözüdür-
    Allah’ın sözü haktır-gerçektir….”

    (Enbiya,49)”O sakınanlar-
    [bilinçli, duyarlı] kimseler ki,
    göremedikleri-algılayamadıkları halde-tasavvurlarının ötesinde olsa da Rabblerine içten derin bir saygı duyarlar ve kıyamet gününün dehşetinden ürperirler.”

    (Bakara,156)“Biz, elbette Allah’a aidiz ve yine Ona döneceğiz.”

    (Bakara,118)”İnanmak niyetli olanlara-gerçekler konusunda kesin bilgiye ulaşmak isteyenlere
    bütün ayetleri açık ve anlaşılır bir şekilde apaçık ortaya koyduk.”

    (A’raf,172)”Uyarıyoruz ki
    hesap günü biz
    bunlardan bilgisizdik demeyesiniz.”

    (Fussilet,52)”Ya o Kur’an
    Allah’tan idiyse ve
    siz de onu yalanlamış iseniz? ”

    (Ahkaf,10)”Hiç düşündünüz mü,
    ya Kur’an Allah katından ise ve
    siz de ona karşı çıkmışsanız, tanımamışsanız-yalanladıysanız?”

    ***
    -KUR’AN’da; ALLAH tanıtan Ayetler!
    (3 bölüm halinde)
    -ALLAH-TANRI Gerçek!
    KUR’AN; ALLAH-TANRI Gerçeği!
    -KUR’AN; ALLAH-TANRI Söz’ü!
    -KUR’AN; Özgürlük Kitabıdır.
    -KUR’AN; muhteşem bir ilahî Kitap.
    -KUR’AN’ı Kur’an’dan Tanımak!
    KUR’AN! Nasıl Bir Kitap?
    -KUR’AN ALLAH-TANRI öğütleri
    -KUR’AN; hidayet-doğru yol kılavuzu!
    -KUR’AN; ALLAH-TANRI ışığı, nûru!
    -KUR’AN; ‘İNANAN’a; rehber!
    ***yazılar;
    TANRI’yı tanıtan,
    KUR’AN’ı anlatan Ayetler.

    Kaynaklar;
    Evrensel Çağrı KUR’AN-Mustafa Sağ
    istekuran.net-Hakkı Yılmaz
    Son Çağrı KUR’AN-Salih Akdemir
    Yaşayan KUR’AN-İhsan Eliaçık
    Mesaj-Türkçe çeviri-Edip Yüksel
    Kur’an’ı Kerim-Yaşar Nuri Öztürk
    KUR’AN Türkçe çeviri-Hüseyin Atay
    kuranmeali.com
    acikkuran.com
    *etimolojiturkce.com

  72. KUR’AN’ın DİN’i
    ısrarla HAK derken;
    dillerinden din, iman düşmeyenler,
    HAK yiyorlar!?

    (Hac,62)”Allah, Hakk’ın Kendisi’dir.”

    (Hac,6)”Allah haktır.”

    (Tegabün,3)”Allah gökleri ve yeri hak ile oluşturdu.”

    (Bakara,147)”Hak,
    Rabbinden gelen Kur’an’dır.”

    (Bakara,176)”Allah, Kitap’ı-
    Kur’an’ı hak olarak indirmiştir.”

    (İsra,105)”Kur’an’ı, hakça bir düzeni gerçekleştirmek-
    hak olarak indirdik;
    hakkın tâ kendisidir inen.”

    ALLAH-TANRI’nın Kendisinin de üzerinde olduğu bu dosdoğru
    HAK yolunda;
    HAK çizgisinin mutlak korunması; HAK yemeden,
    HAK’kını da yedirmeden,
    yaşam mücadelesinin
    bu HAK temeli üzerine
    inşa edilmesi gerektiği bilgisi KUR’AN’dadır.

    (Bakara,279)”Ne haksızlık yapın,
    ne de haksızlığa göz yumun-
    haksızlık etmezseniz,
    haksızlığa da uğramazsınız.”

    Ama maalesef ki,
    ülkemizde artık
    haklara tecavüzler,
    haksız, hukuksuz,
    yasa-kanun tanımazlıkla başkalarının hakkına sorumsuz, bilinçsiz, zorbalıkla el koymalarla; siyasilerin, bürokratların, sermayedarların, tarikatların, diyanetin, mafyanın
    ülkenin, kamunun kaynaklarını,
    kendi sistemlerine aktarması sonucu sistem yerinden oynamıştır.

    TANRI DİN’inin temeli HAK diyen
    insanlığın Kitabı KUR’AN’ın
    TANRI-ALLAH Sözleri yerine;
    Müslümanlık ile övünenlerin;
    peygambere iftira hadisleri,
    islam âlimleri(?), hoca, imam, dede, şeyh, şıh, evliya, veli, mevlana,…..
    yaratılmış kul-insan sözleri ile,
    KUR’AN’ın,
    ALLAH-TANRI’nın
    HAK çizgisinden çıkıldı.

    (Nahl,81)”Umulur ki
    ALLAH’ın hakkını teslim edersiniz!”

    Ne acı, ne yaman çelişki ki;
    Hak sistemini bozanlar genelde de
    din, iman gösterisi yapanlar,
    ALLAH-TANRI adına iş yaptıklarını iddia edenler,
    inanç sömürüsü ile
    din-kutsal(?!) arkasına sığınıp kendilerini eleştiril(e)mez, ayrıcalıklı-dokunul(a)maz kılanlar.
    KUR’AN’ın HAK ayetleri ile
    müthiş uyarılarına rağmen!? !

    (Nisa,10)”Yetimlerin mallarını haksız yere yiyenler,
    karınlarına sadece ateş doldururlar
    ve alevli bir ateşe atılırlar.”

    (A’raf,85)”Ölçüyü, tartıyı tam yapın,
    insanlar arasındaki ilişkilerde hakkı hukuku koruyun-insanların haklarını eksik vermeyin-mallarından (çalıp- çırparak) haklarını yemeyin.”

    (Şuara,183)”Halkın eşyasını, değerlerini düşürerek almayın- hakkını çalmayın-insanların mallarını eksik vermeyin-
    haklarını kısmayın-
    malına mülküne göz dikmeyin.”

    (Hud,85)”Ölçerken ve tartarken dürüst olun-gerek hukuk, gerek siyaset ve gerekse ticâret alanında ölçüyü ve tartıyı adaletle, eksiksiz olarak yerine getirin.
    Sakın halkın hakkını eksik vermeyin-insanların hakkına hukukuna riayet edin-insanları kendi hakları olan şeylerden mahrum-
    haklarından yoksun bırakmayın!”

    (İbrahim,19)”Allah’ın, gökleri ve yeri, mükemmel bir sistem hâlinde,
    hak ile yarattığını
    görmüyor musunuz?”

    (Mü’min,20)”Allah hak ile hükmeder-
    Allah, hakkı gerçekleştirir-
    Allah, hakça yargılar.”

    Sonuçta; KUR’AN’ın
    HAK, Barış, Güven, Adalet,
    Özgürlük, Eşitlik ilkeleri,
    TANRI’nın öğüt ve uyarıları bilinmediğinden,
    bildirilmediğinden;
    Laiklik, Liyakat, Hak;
    özellikle kadın, çocuk, yetim hakları
    temelli kurulmuş
    Atamız Atatürk’ün emaneti Cumhuriyet rejimi,
    haksızlıklar düzenine dönüştü.

    İnsana hizmet amaçlı
    kamu kurum, kuruluşlarına bir bakın!
    Nasıl da kamu HAKları yeniyor!

    Ülkenin sorunlarına çözüm üretmek için yemin eden, and içen
    milletin vekilleri,
    partilerine ödenen
    hazine yardımlarını,
    kamunun kaynaklarını,
    halkın HAK’larını;
    yine halk için kullanıyorlar mı?!

    İnsanların paralarının, vergilerinin
    EMANET edildiği, devlet idaresi, bürokrasisi, meclisi, belediyeleri, sendikaları, vakıfları, dernekleri,…..
    hemen hepsinde
    bir saltanat yok mu?!

    Yönetim kadrolarının;
    son model özel araçları,
    emrinde! çalışanlar,
    ultra lüks döşenmiş makam odaları,
    ödenekler, harçlar,
    sınırsız, kontrolsüz, denetimsiz harcanan,
    yönetenlere EMANET edilmiş paralar, kaynaklar, ….!
    İçlerinden birilerinin,
    bir tanesinin,
    devletin ayrıcalıklı imkanlarını reddedip
    örneklik teşkil etmek, uyarmak, uyandırmak, hak adına
    ‘bunlar halkın hakkı’ diyerek
    bunlardan feragat ettiğine
    tanık oldunuz mu?!

    (Nisa,29)”Birbirinizin mallarını haksız yollarla-haksızca yemeyin!”

    (Zuhruf,78)”Yemin olsun,
    size hakkı getirdik.
    Fakat çoğunuz haktan-
    Kur’an’dan hoşlanmıyorsunuz.”

    (Kehf,29)”Hak, Rabbinizdendir.”

    (Nisa,105)”Biz sana, hakkı içeren
    bu Kur’an’ı, insanlar arasında Allah’ın istediği doğrultusunda
    karar veresin diye
    hak olarak indirdik.
    Hak’kı gözet ve sakın hainlerin savunucusu-destekleyicisi-tarafı-
    hainlerden yana olma!”

    Kaynaklar
    Yaşayan KUR’AN-İhsan Eliaçık
    Evrensel Çağrı KUR’AN-Mustafa Sağ
    İstekuran.net-Hakkı Yılmaz
    kuranmeali.com

  73. DİN = KUR’AN ol(a)mayınca;
    insan yapımı dinler
    Gazze’de insanlık dramı yaşatıyor!

    DİN sadece KUR’AN’da.
    TANRI’nın DİN’i de, sadece
    Kitabı KUR’AN’da.

    TANRI Dini=KUR’AN=Evrensel insani ahlak ilkeleri
    eşitliği sağlanmayınca,
    DİN, tek sahibi TANRI’ya ait
    (Zümer,3-Nahl,52)
    olmayınca, olamayınca;
    insan yapımı dinlerle,
    dünyanın tüm geleneksel kabulleri, inançları ayrı ayrı birer din olunca,
    ve her birini de farklı
    yedek ilahlar-insanlar temsil edince;
    dinler birbirleriyle
    üstünlük amacıyla savaşıyorlar!

    (Enbiya,22)”Eğer yerin ve göklerin, Allah’tan başka ayrı ayrı
    ilahları olsaydı,
    ikisi arasındaki en ufak bir anlaşamama olasılığı,
    yerin ve göklerin dengesini bozar ve
    karma karışık bir hal alırdı-
    birbirine düşerdi.”

    Gazze’de yaşanan dram,
    insan dinleri savaşı,
    kul-peygamber-şirk dinleri savaşı.
    TEVHİD; DİN’in tek sahibi ALLAH-TANRI inancı
    yerine oturmuş, oturtulmuş
    farklı inançlar savaşı!

    ALLAH-TANRI inancını
    Hıristiyanlığa, Yahudiliğe,
    KUR’AN’ın değil,
    kendi uydurdukları müslümanlığa(?),
    Allah’ın oğlu, papa, haham, kutsal topraklar, imam, cami, ezan kutsalına bağlayanlar
    toprak parçası Kudüs için;
    mescidi aksa-ağlama duvarı için;
    bölgeyi cehenneme döndürüyor!!!

    Dinler arası diyalog yalanlarıyla başlattıkları süreçte, gelinen nokta;
    sünnilik mezhebi savunucu
    radikal dinci terör örgütünün başlattığı savaş ve
    karşı tarafta teknoloji egemeni
    hıristiyan, yahudi tarikatları ittifakı.

    Sünnilik mezhebi savunucu
    radikal dinci terör örgütünün
    yönetimi, denetimi altında
    Gazze halkı yokluk, yoksulluk içinde,
    din konusunda yıllardır sömürülüyor.
    Bu sömürü düzenine de
    radikal dinciler;
    hiç zerre utanmadan,
    TANRI’ya iftira ede ede,
    halka Allah korkusu aşılayıp,
    kendileri ALLAH-TANRI’dan zerre korkmadan ‘müslümanlık’ diyorlar!

    İSLAM’ın, KUR’AN’ın
    TANRI’nın DİN’i,
    müslümanlığı bu değil;
    tüm dinci yönetimlerin,
    radikal dinci teröristlerin
    dayattığı, yaşattığı,
    ‘müslümanlık’ DEĞİL.

    TANRI’ya iftira ede ede,
    TANRI’ya ait, KUR’AN’ın DİN’i yerine;
    kendi şirk dinlerine
    kulluk ettiriyor dinci zalimler.

    (Âli İmran,79)”Allah’ın kendisine Kitap, bilgelik ve nebîlik verdiği hiçbir insan kalkıp,
    ‘Allah’ın yanı sıra bana da
    kulluk edin’ diye,
    insanları kendisine bağlamaya çağırmaz. Tam tersine, ‘Derinlemesine inceleyerek öğrendiğiniz Kitap hakkında
    sağlam bilgiler edinin ve
    bilgisini yaydığınız Kitab’ın gerektirdiği bilinçli inananlar olarak
    Allah’tan başkasını,
    rabler edinmeyin.
    Yalnızca Allah’ın kulları olun!’ der.”

    KUR’AN’daki gerçek Müslümanlık’tan;
    evrensel ahlak ilkelerinden,
    TANRI’ya ortaklıklarından-şirkten
    hiç kimsenin haberi olmasın diye
    anlamadan Arapça okuttukları KUR’AN’ı ölü, ölülere üfürük kitabı yapıyorlar. Arapça okuyanlara da Allah’ın, o aziz elçisine iftiralarla; ‘peygamber sünneti-hadisi’ yalanını,
    kendi uydurdukları
    peygamber dini-şirk dinini
    empoze ediyorlar.
    Peygamber dahi olsa
    TANRI’nın ortağı olmayacağından kula, insana kulluk-şirkten,
    KUR’AN’ın şirk bilgisinden
    hiç bahsetmiyorlar.

    KUR’AN’ın uyaran, uyandıran
    TANRI bilgisinden uzak kalmış, bırakılmış insanlara;
    hiçbir nüfus planlamasının olmadığı, üremenin teşvik edildiği,
    eğitimsiz, niteliksiz
    çoklukla övünerek
    CEHALETİN dibini yaşatıyorlar!

    (A’raf,199)”Bilgisiz kalmayı seçenlerden-câhillerden yüz çevir-uzak dur!”

    Üremeyi, nüfus artışını teşvik ediyorlar ama halklarının refahını, eğitimini yükseltmek için,
    İNSANCA yaşamlar için
    kıllarını kıpırdatmıyorlar.

    Zulümlerine, baskılarına,
    siyasal sistemlerine kılıf,
    din, kur’an, allah, peygamber diyerek kendi kutsalları adına;
    eğitimsiz, niteliksiz kalabalıkları
    şiirlerle, duygusal hitabetlerle kandırarak manipüle ediyor
    dinci iktidarlarını kuruyor ve
    iktidarda kalıyorlar!!!

    KUR’AN nicelik, çokluk değil,
    NİTELİKLİ İNSAN ister.

    (Enfâl,19)”Topluluğunuz sayıca
    çok da olsa kesinlikle
    size bir yarar sağlamaz.”

    (Tevbe,25)”Sayısal çokluğunuz sizi böbürlendirmişti-gururlandırmıştı.
    Fakat sayısal çokluğunuzun
    size bir faydası-yararı olmadı.”

    Farklı din(?) anlayışlarıyla savaşırmış gibi yapıp,
    sahipsiz mazlumlara ait
    Gazze’yi birlikte yıkıyorlar;
    sonra kapalı kapılar ardında
    gizli pazarlıklar ile
    birlikte inşa edecekler.
    Kan üzerine binalar dikecekler;
    arada, altta kalan ise insanlık,
    zulme uğrayan çocuklar, kadınlar!

    Atatürk gibi insanlık için çabalamış;
    halkının, kadınların, çocukların HAK’larını teslim eden,
    özgürlükleri, eğitimleri, gelişimleri için, İNSANCA yaşam standardına kavuşmaları mücadelesi veren, bunun için tüm ömrünü,
    İNSANLIĞA adamış bir lider var mı?!

    KUR’AN’ın evrensel ahlâkî ilkeleri,
    TANRI’nın KUR’AN’da yer alan
    İNSANLIĞI ayağa kaldıracak
    öğüt ve uyarıları
    dikkate alınmayınca,
    gereken değer, önem verilmeyince;
    insanî, ahlâkî değerlerden çok uzak cehaletin dibi insan, şirk dinleri
    TANRI’nın büyük lütfu yaşamları
    yaşanmaz hale getirir…

    *KUR’AN’ın
    TEK kutsalı ALLAH-TANRI;
    Kudüs değil.
    *KUR’AN’a göre Müslüman?!
    başlıklı yazılar,
    Müslümanlık, kutsallık hakkında
    KUR’AN Ayetlerini içerir.

    Kaynaklar;
    Evrensel Çağrı KUR’AN-Mustafa Sağ
    istekuran.net-Hakkı Yılmaz
    kuranmeali.com
    acikkuran.com

  74. KUR’AN, tek BİLGİ kaynağı;
    inanç konusunda ve
    ‘Allah’ diyerek aldatanlara karşı!

    (İsra,110)”İster Allah,
    ister Rahman deyin,
    hangi isimle çağırırsanız çağırın, bütün güzel isimler, Allah’ındır…”

    Allah, Tanrı, God, Yehova, Waheguru, Elohim, Dieu, Theos, vb.
    hepsi evrenin tek ve biricik Yaratıcısının unvanları …
    isimler-ünvanlar değişse de
    tüm dünya insanları
    inanç konularında ve
    ALLAH-TANRI hakkında,
    KUR’AN bilgisinden uzak;
    inanç – ‘Allah’ ile aldatılmışlığın
    zirvesini yaşıyor!

    (Lokman,33-Fatır,5)”Dikkat edin!
    Sizi Allah ile aldatmasınlar.”

    Paramparça ‘din-mezhep-tarikat’;
    hıristiyan-yahudi-budist-
    alevi-sünni-evanjelik-nurcu-bektaşi,..
    anlayışlarıyla-savaşlarıyla
    insanlık inançlarını,
    peygamberlerini yarıştırmakta.

    (İsra,42)”Allah’la beraber başka ilahlar olsaydı, ilahların her biri, yönetimin kendilerine geçmesi için sürekli birbirleriyle yarışırlardı.”

    İşte KUR’AN;
    tüm bu parçalama, yarıştırma
    ALLAH-TANRI yanında ya da
    yerinde yer aldırılan;
    peygamber-insan yedek ilahlar
    sapma, iftira, azma noktalarını
    temizleyen tek,
    sağlam, doğru bilgi kaynağı,
    TANRI kaynağıdır,
    TANRI-ALLAH Sözleridir!!!

    (Bakara,79)”Kendi ürettikleri rivayetleri, görüşleri
    parayla satmak için
    kitaplara yazarak,
    ‘Bunlar Allah’tan-
    Allah’ın ayetlerini açıklıyor,’ diye
    insanlara sunan ve bundan
    çıkar, makam, maddesel kazanç elde edenlere yazıklar olsun!
    Vay kendi elleriyle yazdıklarına!
    Vay bu yolla, kazandıklarına!…”

    (Âli İmran,78)”Belli bir grup, Kitap’ta olmadığı hâlde Kitap’tan sanasınız diye, uydurdukları sözleri
    ayetler arasına karıştırır-
    coşkulu bir dille anlatarak çarpıtırlar ve ‘Bu, Allah katındandır’ derler. Oysa o Kitap’tan değildir.
    Allah adına bile bile yalan söylerler.”

    (Enbiya,18)”Allah’a yakıştırdığınız yalanlardan dolayı yazıklar olsun size-vay halinize!

    (Lokman,33)”Sakın aldatıcı din adamı kisvesiyle karşınıza çıkıp Allah’ın ayetlerini çarpıtarak-
    dinin veya Allah’ın adını kullanarak sizi Allah’la aldatmasın.”

    (Fâtır,5)”Ey insanlar!
    Sakın aldatanlar-
    şeytanlaşan kişiler,
    Allah hakkında (yanlış bilgi, yanlış inanç ve yanlış yaklaşımlarla) sizi Allah ile kandırmasın-
    Allah adını kullanarak
    sizi yanıltmasın.”

    (Furkan,55)”Allah’ın yanı sıra kendilerine bir yararı da zararı da olmayan birtakım varlıkları,
    mutlak itaat makamına yücelterek, ilah edinerek tapıyor ve
    kulluk ediyorlar!”

    (Fâtır,3)”Nasıl oluyor da Allah adına aracılık yapanlara aldanıyorsunuz!”

    (Yusuf,40)”Allah’ın yanında nelere kulluk ediyorsunuz?
    Allah ile aranıza koyup
    kulluk ettikleriniz,
    sizin ve atalarınızın uydurduğu isimlerden-
    bir takım hurafelerden ibarettir. Allah, onlar hakkında yetkili olduklarına dair hiçbir kanıt-
    belge indirmemiş-
    güç-yetki vermemiştir.”

    (Âli İmran,154)”Bütün yetki ve karar yalnızca Allah’a aittir.”

    (Lokman,6)”Bilgisiz insanları,
    Allah yolundan saptırmak-
    ayetleri geçersiz kılmak için,
    çelişkili hadisleri, hikmet dolu Kur’an’ın ayetleriyle bir tutarlar-
    Kur’an’dan uzaklaştırmak için
    hiçbir bilimsel dayanağı olmayan hadisleri öne sürerler.”

    (Nahl,116)”Uydurulmuş yalanlarla, ‘şu helâl şu haram’ demeyin.
    Böyle yaparak Allah’ı,
    yalanınıza ortak ediyorsunuz.
    Allah’ı yalanlarına ortak edenler iflah olamaz.”

    (Hud,18)”Uydurduğu yalanı
    Allah’a dayandıran-
    uydurmaları Allah’a yakıştırandan-
    bir yalanı Allah’a iftira edenden
    daha zalim kim olabilir?”

    (Bakara,174)”Allah’ın indirdiği vahiyden-Kur’an’dan bazı kısımları gizleyenler ve az bir kazanç-servet, makam, şan, şöhret gibi dünyalık menfaat, çıkarlar karşılığında satanlar karınlarına ateşten başka bir şey doldurmazlar.”

    Cahil cesaretli din satıcıları,
    ‘Allah yakar, taş eder’ diyerek
    şirk dinlerine uygun tanımladıkları
    Allah ile;
    KORKU temelli ‘din’ satıyorlar;
    ama kendileri,
    Allah-TANRI’dan zerre korkmuyorlar
    beraberlerinde de
    ahlâkî çürümüşlüğü getiriyor,
    toplumu içten çürütüyorlar.

    KUR’AN’ın DİN’i bilinmezse,
    TANRI öğüt ve uyarıları
    bildirilmezse;
    şirk dininin yakıp, yıkıp, yok eden,
    yıkıcı gücü;
    İNSANLIĞIN sonunu getiren
    cehalet, ilkellik, vahşet devreye girer.

    Din’in TEK kaynağı olan KUR’AN;
    TANRI SÖZLERİ AYETLERİN Kitabı KUR’AN’ın ahlâkî ilkelerle dolu yapıcı, onarıcı, bilgilendirici, UYARICI gücü
    devrede olmazsa;
    din satıcılarının,
    inanç pazarlayanların,
    din, inanç üzerinden
    para, güç kazananların; şirk-
    TANRI-ALLAH ortaklığı olan
    insan yapımı din, mezhep, tarikat, radikal dinci örgütler,… bataklığında
    insanlık kaybolur, boğulur gider.

    (Rahman,1-3)”Her şeye sevgi ile hakim olan Rahman Allah,
    yol gösterici Kur’an’ı öğretti,
    insanı oluşturdu-yarattı.”

    (Hud,1)”Kur’an, Yasa Sahibi,
    her şeye muhteşem bilgi ağı ile hâkim Allah tarafından;
    Sözleri kendi içinde anlaşılır kılınmış, ayrıntılı açıklanmış,
    eksiksiz bir Kitap’tır.”

    (En’am,38)”Biz (evren kanunlarının yazılı olduğu) Kur’an’da hiçbir şeyi eksik bırakmadık.”

    (Yunus,37)”Kur’an; Kitap’ın-(yasalar) ayrıntılı açıklamasıdır.”

    (Yusuf,2)”Kur’an’ın ilk muhatabı Araplar. Arapça bir metin olarak indirdik. Aklınızı işleterek kavrayasınız diye gönderdik.”

    (Yâsin,69,70)”Vahyedilen Kur’an’dır. Dirileri-hayatta olanları uyarır ve inkarcıları açığa çıkarır.”

    (Âli İmran,138)”Kur’an, bütün insanlara (yönelik) bir açıklama-
    bir bildiri-tüm insanlığa apaçık çağrıdır.”

    (Kamer,17,22,32,44)”Yemin olsun!Kur’an’ı öğüt, ibret alınması için kolaylaştırdık-
    Kur’an’ı, aklını işleterek anlamaya çalışanlara öğüt-hatırlatma olsun diye akılda kolay tutulur kıldık-
    Kur’an’ı anlaşılsın diye sadeleştirdik.
    Var mı öğüt alan-
    yok mu öğüt, ibret alıp düşünen?…”

  75. KUR’AN’da; HAK’ka riayet ve
    HAK’ların teslimi!?

    (Nahl,81)”Umulur ki Allah’ın hakkını teslim edersiniz!”

    (Bakara,147)”Hak, Rabbinden gelen Kur’an’dır-Hak, hakikat, gerçekler ancak Rabbin tarafından bildirilen ayetlerdedir!”

    (Hadid,16)”İnananların; Allah’ın öğütlerini dinleyip Hakk’tan gelen-
    Kur’an ayetleri karşısında kalblerinin derin saygıyla ürpermesinin-inen gerçeğe içtenlikle bağlamanın vakti-zamanı gelmedi mi?”

    (Yunus,108)”Ey insanlar! Andolsun size Rabbinizden hakikatin kaynağı olan Kur’an-hak-gerçek gelmiştir.”

    (Ra’d,1)”Rabbinden sana indirilen bu Kur’an, hakkın tâ kendisidir-
    (Kur’an) gerçektir.”

    (Nisa,170)”Ey insanlar! Şüphesiz Resûl size Rabbinizden hakikati-
    hak Kur’an-gerçeği getirdi.
    Kendi iyiliğiniz-yararınız için inanın!”

    (Şûra,17)”Allah gerçeği ortaya koymak için Kur’an’ı indirmiş böylece adaletin değer ölçülerini göstermiştir.”

    (Mü’min,61)”Allah, insanlara karşı büyük iyilik-engin cömertlik sahibidir, fakat insanların çoğu teşekkür etmez.”

    (Fâtiha,3)”Allah, çok Seven, çok Müşfik olan-sevgi ve Rahmeti sonsuz, merhameti sınırsız-
    esirgeyen, bağışlayandır.”

    (Fussilet,2)”Kur’an, esirgeyen ve bağışlayan-sevgi ve merhameti sonsuz-çok Seven, çok Müşfik olan Allah tarafından indirilmiştir.”

    (Târık,1-3)”Düşün, ey insan;
    şu uçsuz bucaksız gökyüzüne ve Târık’a andolsun!
    Bilir misin, nedir bu Târık?
    O Kur’an, parça parça gelen bir vahiydir-karanlıkları aydınlatan-
    bilimin ışığı ile cehaletin karanlığını yok eden parlak bir yıldızdır.”

    (A’raf,203)”Kur’an-ayetler, Rabbinizden aydınlatmalardır-
    bir bilinç kaynağı, inanmak isteyen bir toplum için bir yol gösterici-
    doğru yol kılavuzu ve iyiliktir-rahmettir.”

    (Nahl,64)”Biz sana bu kitabı-
    Kur’an’ı, indirdik ki ortak koşucuların anlaşmazlığa düştükleri konuları kendilerine bildiresin ve inanıp güvenen toplumlara da yol gösterici-rehber ve rahmet olsun.”

    (Müzzemmil,20)”Vaktiniz elverdikçe, Kur’an’ı anlayarak okuyun. Vaktiniz elverdikçe,
    Kur’an’ı düşünerek okuyun.
    Salâtı ikâme edin-
    Vahiy çalışmalarına katılın. Kazandıklarınızdan yoksullar için pay ayırın. Böylece iyi ve güzel davranışlar yoluyla-Allah’a gönül hoşluğu ile güzel bir borç verin.”

    (Hadid,10)”Göklerin ve yerin tüm mal varlığı, sonunda
    Allah’a kalacağı halde,
    onu neden
    Allah için harcamazsınız ki!”

    (Mülk,2)”Allah, en güzel eseri kimin-hanginizin daha güzel-iyi işler yapacağını sınamak için ölümü ve hayatı yarattı.”

    (Zâriyat,56)”Ben, görünmeyen-cin-bilmediğiniz ve görünen-insan-bildiğiniz tüm varlıkları yalnızca Bana ibadet etsinler; çalışsınlar, üretsinler, meydana getirsinler diye yarattım-iş yapıp değer üretmeleri dışında bir şey için yaratmadım.”

    (İsra,26,28,29)”Ve (ey insanoğlu!)
    Yakınlık sahiplerine (yakınlarına, himaye ettiklerine, yanında yer alanlara) hak(lar)ını (tastamam) ver;
    yoksula (işsiz kalana, çalışamayana, kimsesi olmayana), yolcuya (yiyecek, içecek, barınma ve yol masrafları bulunmayana) da (HAKLARINI ver)-yardım edin!
    Hiç değilse onlara gönül alıcı ve yumuşak bir söz söyle.
    Elini boynuna bağlayıp cimri kesilme! Sonuna kadar açıp büsbütün varını yoğunu da ortaya koyma-savurgan olma! (Elindeki imkânları) gereksiz yere saçıp savurma! Sonra kınanır ve çaresiz kalırsın-pişman olur, üzülürsün-
    ne cimri ol ne de israf et.
    Cimrilik pişmanlığa,
    israf yoksulluğa yol açar.”

    (En’am,141)”Hasat-gelir günü ürününüz-kazancınız-
    gelirinizin HAKKINI verin.”

    (Hadid,7)”Allah’ın size verdiği mallardan-servetinizden
    ihtiyaç sahiplerine verin.
    İhtiyaç sahiplerinin varlıklarınız üzerinde hakları vardır.”

    (Bakara,195)”Sahip olduklarınızda yoksulların, ihtiyaç sahiplerinin hakları vardır-harcamalarınızı hakça yapın. Hak sahiplerinin haklarını vermeyerek kendinizi tehlikeye atmayın. Dürüst davranın!”

    (Yunus,89)”Doğruluktan ayrılmayın, bilgiden yoksun kimselerin yolunu izlemeyin.”

    İnsanlığın kurtuluş reçetesi,
    ilacı, çözüm yollarının TEK kaynağı, doğruluk rehberi KUR’AN’dır!!!

    KUR’AN’da yer alan evrenin Yaratıcı, yöneticisi TANRI’nın tüm yaşama dair öğüt, tavsiye, öneri ve uyarıları bilinmeli, bildirilmeli,
    insanlığa sunulmalıdır.

    (Enbiya,10)”(Ey insanlar!) Muhakkak ki; size (insan benliğini eğitip mükemmel bir toplum oluşturabilmek için gereksinme duyacağınız her türlü hikmet, öğüt, uyarı ve ibret derslerini ve sizi insanlığın önderi makâmına getirecek muhteşem bir Kitap-Kur’an indirdik ki, zikriniz (onurunuz, hak ve sorumluluklarınız, dünya ve ahiret mutluluğunuz, dini, ahlâkî, iktisadi, sosyal, siyasi, hukuki ve bütün insanı değer ve prensipleriniz hep) ondadır. Buna rağmen (bu kitabın mahiyetini, önemini) kavramayacak mısınız?!”

    (Yunus,57)Ey insanlar! İşte size Rabbinizden bir öğüt, kalplerdeki-gönüllerdeki tüm hastalık ve dertlere-ruhsal sıkıntılara kesin bir şifâ, inanan herkes için hidayet-kılavuz-yol gösterici-sevgi dolu-rahmet kaynağı olan
    Kur’an gelmiş bulunuyor!”

    (İbrahim,52)”Kur’an, kendisiyle uyarılsınlar, Allah’ın ancak bir tek ilah olduğunu bilsinler ve Allah’ın yönetme, yasama, yargılama, cezalandırma konusunda tek yetkili, tek otorite olduğu bilinsin, akıl edenler-temiz akıl sahipleri; kavrama yeteneği olanlar iyice düşünüp öğüt alsınlar diye insanlara bir duyurudur-tüm insanlığa yöneltilen bir çağrıdır-bütün insanlara gönderilmiş tebligat-tebliğdir-insanlara bir mesajdır-Allah tarafından yapılan bir bildiridir-bildirgedir.
    Dileyen dinler gereğini yapar. Dileyen inkâr eder bildiği yoldan gider. Kimse inanması veya
    inkâr etmesi için zorlanmaz.”

    ‘İnanç’ özgür iradeli, bilinçli tercih.
    Herkes inanıp inanmamakta
    özgür olduğu gibi,
    inancını da istediği gibi
    yaşamakta özgür.
    Kim neye istiyorsa ona inansın, neye-nasıl inanmak istiyorsa öyle inansın, isterse inanmasın, yeter ki zorlama, tercihlere baskı olmasın.

    (Yunus,99)”İnanmaları için sen mi zorlayacaksın?”

    (Hud,28)”İstemediğiniz halde sizi zorla mı inandıracağız?”

    (Kehf,29)”Dileyen inanır, dileyen reddeder.”

    Laikliği bir ilke olarak teminat ve
    nokta atışı Ayetler ile
    kayıt altına alan KUR’AN;
    insanlığa sunduğu
    inançta ve yaşamda özgürlük bilgilerinden uzak;
    dini, inancı kullanan
    dinci zorbaların, KUR’AN üzerinden para, güç, iktidar kazanan zalimlerin tekeline terkedilecek,
    bırakılacak bir Kitap mıydı?!

    (En’am,163)”O’na şerik (ortak)-
    Allah’ın yasa koymada ortağı yoktur-O’nun birtakım tanrısal güçler bahşederek seçkin kıldığı, yetki ve otoritesinde pay sahibi yaptığı yardımcısı, ortağı yoktur!”

    (En’am,1)”Hamd-her türlü övgü, gökleri ve yeri yaratan, karanlıkları ve aydınlığı-ışığı var eden Allah’a aittir. Yine de insan bu gücü farkedemeyip Tanrıya denkler arayışında-Rabbine yarattıklarını ortak koşuyorlar-Allah’tan gelen gerçekleri örtbas eden-gerçeği yalanlayan nankörler ilahlarını-
    sahte ilâhları, efendileri, önderleri Rabbleriyle denk-eş tutuyorlar-
    rablerine eşit tutuyorlar!”

    (Nahl,37)”Sen onların iyiye ve doğruya ulaşmalarını tutkuyla istesen de, Allah sapıklığı tercih edeni-Allah’ın dünyadaki seçimine karışmadığı kimseyi,
    doğru yola iletemezsin-sapkınlıkta kararlı olanlara Allah hidayet etmez.
    Onların yardımcıları da yoktur.”

    KUR’AN, inancın arınması, özgürleşmesi için var!

    TANRI bile, ‘inanç-din’ konusunda özgür bıraktığını ama insanların ‘inancı-dini’ birbirini aldatmak, zorlamak için kullanabileceğinin uyarısını yaparken;

    (Bakara,256)”Dinde zorlama yoktur.”

    (Fâtır,5)”Aldatıcılar sizi Allah ile ilgili aldatmasın! ”

    ve de TANRI, üstelik
    ‘inandığını’ iddia edenin de samimiyet testi için sınava
    tâbi tutulacağını söylerken;
    kimin gerçekten ‘inanan’ olduğuna insanlar karar verebilir mi?!

    (Ankebut,2)”İnsanlar sadece ‘İnandık’ demeleriyle ve sınava çekilmeden bırakılacaklarını mı sanıyorlar?”

    Yüce Bilgin TANRI
    KUR’AN’da;
    münafıkları-iki(çok)yüzlüleri anlatan ayetleriyle uyarmaya,
    uyandırmaya çalışırken!!

    KUR’AN(Nisa,58),
    seçimlerde ‘liyakat+adalet’ derken!

    Ülkemizde inanca göre
    ‘zan’ ile seçim yapanlar;
    ‘inanıyor diye’ seçtiklerinin, yaşattıkları acı azapları-cehennem ateşlerini(!) aslında seçimleriyle kendileri mi yaratmış oluyorlar?

    (En’am,32)”Hâlâ aklınızı başınıza almayacak mısınız?”

    (Yunus,100)”Akıllarını iyi kullanmayanları Allah rezillik içinde-rics-ahlâkî kirlilik ile karşı karşıya bırakır-sürekli sıkıntı ve felâketlerden kurtulamazlar.”

    (Enfal,22)”Kuşkusuz Allah’a göre canlıların en kötüsü (tehlikelisi), akıllarını kullanmayan, gerçekleri duymak istemediği için ön yargılarıyla sağırlaşan, gerçekleri konuşmak istemedikleri için dilsizleşen-düşünmeyen kimselerdir.”

    İNANCI sömürenler,
    İNANÇ pazarlayanlar, satanlar;
    paramparça ettikleri
    çeşitli dinler, inançlar
    anlayışı ile tüm dünyada
    kaos, karmaşa, kargaşa yarattılar.

    Ortak doğruda, iyide, iyilikte buluşamayan, hep çıkarı peşinde koşanların hegemonyasından insanlık
    BİLGİ, BİLİNÇ, FARKINDALIK ile kurtulur.
    İşte bu bilgiyi, bilinci, farkındalığı sunan da KUR’AN’dır;
    KUR’AN bir BİLGİ Kitabıdır!

    (Hucurat,13)”Ey insanlar! Muhakkak ki Biz sizi bir erkekle[zeker]
    bir dişiden[unsâ] yarattık ve
    iyilikte, güzellikte yarışasınız-
    insanlığın ortak ilkeleri yoluyla tanışıp kaynaşasınız-
    ortak iyide buluşasınız diye-
    değerlerinizi paylaşmanız-
    (dayanışma ve yardımlaşma içinde bulunmanız)için sizi çeşitli
    milletlere-uluslara-halklara ve
    ırklara-kabilelere ayırdık.
    Sizin en yüceniz Allah katında
    en fazla sorumluluk bilincine
    sahip olanınızdır.”

    (Enfal,46)”Birbirinizle çekişmeyin-didişmeyin, birbirinize düşmeyin, yoksa-aksi halde direncinizi yitirir, güç kaybedip dağılırsınız ve başarısızlığa uğrarsanız-ruhsal dengeniz bozulur, gevşersiniz-zayıflayıp gücünüzü yitirirsiniz-yılgınlığa düşersiniz-cesaretiniz söner-korkuya kapılırsınız, rüzgârınız kesilir-gücünüz, kuvvetiniz, devletiniz elden gider!
    Güçlüklere karşı direnin-
    kararlı, azimli, mücadeleci olun.”

    (Hud,117)”Halkı, kötülükleri önleyip güzellikler üretselerdi, Rabbin o kentleri felaketle yok edecek değildi ya-Rabbin, halkı birbirine iyilik, güzellik ve doğrulukla muamele ettikçe, bir beldeyi haksız yere helâk etmez; olacak şey değil! ”

    (İbrahim,42)”Sakın Allah’ı, ortak koşucu nankörlerin-haksızlık edenlerin yaptıklarından habersiz sanma! O sadece, onlarla hesaplaşmayı, korkudan gözlerin dışarı fırlayacağı bir güne erteliyor-zaman-süre tanıyor.”

    KUR’AN’ın önemle, özenle üzerinde durduğu HAK’ların tesliminde;
    sahipsiz yetimlerin
    haklarını teslim çok önemli!!!

    ‘Cumhuriyet kimsesizlerin kimsesi’ diyen HAK’kı ödenmez
    atamız Atatürk’ün
    önceliği de yetimler olmuş;
    yetimlerin ve kimsesiz çocukların korunmasına büyük önem vermiş. Çocukların hakları için, eğitimlerinde, topluma kazandırılmasında devrim niteliğinde adımlar atmış.
    Ama maalesef ki artık kendi partisi, de dahil, memleketin yöneticileri, bürokrasisi, meclisi, diyaneti
    kamu kaynaklarını;
    kendilerine, çevrelerine, çıkarlarına,
    lükslerine kullandığından
    yetimlerin, çocukların, gençlerin HAK’ları yenmekte,
    HAK’ları teslim edilmemektedir.
    Atatürk’ün kurduğu sisteme, ilkelerine, partisi de dahil ihanet edilmiş, başta laiklik olmak üzere ilkeleri de tümden çiğnenmiştir.

    (Bakara,220)”Yetimlerin (mallarını muhafaza ederek, haklarını koruyarak ve onlara yardımda bulunarak) hayatlarını düzene sokmak-erdemli kişiler olarak yetiştirmeniz en büyük iyiliktir-sahipsiz bırakmaktan daha hayırlıdır-en doğru olandır.”

    (Nisa,2)”Yetimlere mallarını verin; onların iyi mallarını kötü mallarınızla değiştirmeyin. Yetimlerin mallarını kendi mallarınıza karıştırarak, kendi malınızmış gibi yemeyin. Kuşkusuz bu büyük bir vebaldir-büyük suçtur.”

    (Nisa,6)”Yetimler, olgunluk çağına geldiklerinde durumlarına bakın. Eğer kendi kendilerini idare edebilecek bir olgunluğa eriştikleri kanaatine varırsanız, kendilerine mallarını tam olarak geri verin. Sakın onlar büyüyünce mallarını geri alacaklar diye, savurganlık yapıp mallarını tüketmeyin. Zengin olan, malı ve yetimi koruduğu için bir ücret talep etmesin. Fakir olan ise, uygun bir miktar talep edebilir. Yetimlere mallarını noter huzurunda teslim edin-mallarını iade ettiğiniz zaman, tanıklarla belgeleyin-
    şahitlerin huzurunda geri verin.”

    (Nisa,127)”Ey Peygamber! Sana kimsesiz kadınlar hakkında soruyorlar. De ki,
    ‘Allah bu Kitap-Kur’an yoluyla, yetimler-kimsesiz kadınlarla ilgili olarak sizi aydınlatıyor. Yasal hakları olan mallarına el koyup, kendilerini korumanız altına almak istediğiniz, kimsesiz kadınlar ve zavallı çocukları hakkında, Kitapta-Kur’an’da size açıklanan ayetler; yetimlere adaletli davranmanızı buyurmaktadır.”

    (Nisa,9)”Kendi çocukları yetim ve kimsesiz kaldıkları takdirde, durumlarının ne olacağı hakkında endişe duyanlar, yetimlerin hakkını çiğnemekten-yetimlere haksızlık etmekten korkup titresinler- düşünsünler, ürpersinler!
    Buna göre davranıp adaletten dışarıya çıkmasınlar!”

    (En’am,152)”Yetim mallarına karşı çok dikkatli olun. Yetim ergenlik çağına gelene kadar onun çıkarlarını-malını en iyi şekilde koruyun, yemeyin. Ölçüyü ve tartıyı hakkaniyetle-doğru dürüst tartın. Hakkı hukuku koruyun!
    Hiç kimseye yaratılış kapasitesinin üstünde-taşıyabileceğinden daha ağır bir sorumluluk teklif etmeyiz-kişiyi gücü oranında sorumlu tutarız-kişiye gücünün yetmediğini yüklemeyin. Konuştuğunuz zaman, akrabanız aleyhinde bile olsa adil-doğru olun. Allah adını kullanarak verdiğiniz sözlerin gereğini yapın-Allah’a verdiğiniz sözü tutun-Ve Allah’la olan sözleşmenize sadık olun.”

    (Ahzab,15)”Allah’a verilen söz sorumluluktur-Allah adına verilmiş her söz sorumluk gerektirir.”

    (İsra,34)”Erginlik çağına erişinceye kadar yetimin-öksüzün malını ancak (o malı koruyup çoğaltmak için) kendi yararlarına olarak çok dikkatli bir şekilde koruyup geliştirin.
    Ahde vefa gösterin-sözünüzü tutun ve yapılan sözleşmelere uyun-
    verilmiş sözünüzün gereğini yapın-söze sadık kalın.
    Verilen söz sorumluluk gerektirir.”

    (Nisa,10)”Yetim mallarını haksız- insafsızca-zulme başvurarak yiyenler, ateş yemiş olurlar….”

    (Bakara,174)”Allah’ın indirdiği Vahiyden-Kitaptan bazı kısımları gizleyenler-kazanç-para-dünyalık menfaat karşılığında az bir değere satanlar-ondan çıkar sağlayanlar; işte onlar karınlarına ateşten başka bir şey doldurmazlar.”

    (Hud,85)”Gerek hukuk, gerek siyaset ve gerekse ticâret alanında ölçüyü ve tartıyı adaletle, eksiksiz olarak yerine getirin ve sakın insanları haklarından mahrum bırakmayın! Bütün bunların, toplumun dengesini bozup yozlaşmalara yol açacağını bile bile, fesadı yaygınlaştırıp yeryüzünde bozgunculuk çıkarmayın-dünyadaki malî dengeleri bozmayın-
    Hakka hukuka uyun!-
    insanları kendi hakları olan şeylerden yoksun bırakmayın-
    mallarını çalıp çırpmayın; kötülüğü yaygınlaştırarak yeryüzünde ahlâkî çürümeye meydan vermeyin!”

    Kaynaklar:
    KUR’AN Türkçe çevirileri;
    Mustafa Sağ-Evrensel Çağrı KUR’AN
    İhsan Eliaçık – Yaşayan KUR’AN
    Salih Akdemir – Son Çağrı KUR’AN
    Yaşar Nuri Öztürk – KUR’AN Meali
    Hüseyin Atay – KUR’AN Türkçe çeviri
    Edip Yüksel – Mesaj KUR’AN çevirisi
    Hakkı Yılmaz – istekuran.net
    kuranmeali.com
    acikkuran.com
    temizfikir.com
    etimolojiturkce.com

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir