Barış Manço…
Ne güzel giriş yapmıştır vakti zamanında ”Dıral Dede” şarkısında,
Daha çok bugünkü insanlık makamında haksız yerde oturanlara, ”Hele destur.”! diyerek.
”Hele destur!”
İlâhi adaleti yok sayıp kendi adaletlerini, adaletsizce kuranlar,
Kendi güçlerini, zayıfların helal kazançlarından alanlar,
Bir tek onların olan (!) evlatların kazançlarına kazanç eklerlerken,
Bir evin çatısı altında nasıl geçineceklerini düşünen insanları düşünmekten yoksun olanlar,
“Hele destur.”!
Yolsuzlukla yoksulları soyup, baklagillerle günah çıkartanlar,
Dillerinin altındaki baklaları yurtdışına taşıyanlar,
Bu dünyayı aldıklarından emin olup (!)öteki dünyayı unutanlar.
Ölümün sadece vatandaşa uğradığını düşünüp,
Kendisine hiç gelmeyecek gibi yaşayanlar,
“Hele destur!’
Geldikleri makama hakkıyla oturamayanlar
İbadetini saklayamayıp, kabahatini alkışlatanlar
Bunca insanın alnı terlerken hayat şartları altında,
Siz kul hakkıyla kendi inşaanızı kurdunuz bunca insanın sırtına.
”Hele destur.”!
Kendi ülkelerinin savaşını vererek ölen çocuklar,
O çocukların intikamı alınıyor rahat uyusun analar,
Bilinsin ki ilahi adalet var.
”Hele destur.”!
Yetim demediniz,
Düşeni tekmelediniz,
Doymayan nefsinizi kutu, kutu istiflediniz,
Şeytanın pabucuna bile göz dikip,
Allah’ın işine karışıp mühletine son verdiniz.
“Hele destur.”!
Ayıbı kızlı erkekli evlerde aradınız,
En büyük ayıbı (çalmayı) marifetmiş gibi anlattınız
KDV olarak da dini alet edip gerçek olan bir haberi iftira diye yalanladınız.
”Hele destur…”
Ülke üzerinden, karış karış toprakları düşman taraflara sattınız
Şehitlerin katilini kahramanmış gibi yaşattınız
Polisi, masum insanları tartaklarken değil de,
Kendi tarafınızdakileri sorgularken yasakladınız.
”Hele destur.”
Koltuk sevdasına tutuldunuz,
Kendi hastalığınızın çaresini buldunuz
Onca insan kanserle savaşırken,
Siz paranızın gücüyle kanserin bile çözümü oldunuz.
”Hele destur.”!
Bir Allahtan korkulur bir de Allahtan korkmayandan,
Siz önce paraya kul olup, sonra secdeye durdunuz,
Kendi günahlarınızı sevapla karıştırıp, adına da Müslümanlık (!)koydunuz
”Hele destur.”
Evlatlarımızı ölüme gönderdiniz; evlatlarınızı yurt dışına.
Çoğu şehit olarak döndü baba ocağına.
Sizinkiler ya deniz yoluyla ya da kara yoluyla girdiler baba kapısına,
Bizimkiler, bayrağa sarılı getirildiler bir tabutun içinde vatan topraklarına
”Hele destur…”
”Nasıl bilirdiniz” denecek o gün geldiğinde.
Ardınızdan dua değil yaka silkinilecek siz ise bir kutunun içinde.
O kutu ki içini para değil bedeniniz dolduracak,
Bir tabuttan sonra sizi ancak toprak doyuracak!
”Hele destur.”!
Saygılarımla