Sağ partilerde siyaset yapanlar değil oy verenler güçlüdür. Sol partilerde ise siyasetçiler güçlü, oy vereni güçsüzdür. Örneğin: Demokrat Parti seçmenine gidin, sorun, kime oy vereceksiniz diye size, ben Demokrat Partiliyim, Demokrat Partide kimin aday olduğu değil yapacağı siyaset önemlidir (parti programı). Bu ülkede, seçmeni ikna etmek zaman zaman kolay gibi gözükse de “deveye hendek atlatmak” tabirinin daniskasıdır. Bu süreci izlemek isterseniz Kocaeli gibi sanayi bölgelerinde aday adayı olanların etnik ve sosyal profillerini incelemenizi öneririm. Lider sultası adı altında siyaset yapanlar, maddi güce dayalı siyaset yapanlar, hemşeri dernekleri gücü ile siyaset yapanlar, binde 1 kendi geçmiş bürokratik başarısı ve reklam yüzü ile siyaset yapanlar. Hepsi de halktan uzak yaşayan insanlar. Halk için siyaset yaptıklarını söyleseler bile bu durum hem kendileri hem de halk tarafından gerçek anlamda bilinir. Her iki taraf sürecin olumlu şekilde sonlanması için rolünü çok iyi oynar. Lider sultası adı altında siyaset yapanları hiç kimse hatırlamaz, maddi gücü üzerinden siyaset yapanları halk, artan mal varlığı ile bir süre hatırlar ve unutur. Dernek üzerinden siyaset yapanlar dernek üyelerine sağladığı iş imkanları kadar saygı görür ve unutulur. Bürokratik kariyeri üzerinden siyaset yapanlar ise emekli maaşlarını arttırmıştır. Kısaca veya uzunca ülke siyasetine hiç kimse katkı koyamaz. Aksini iddia eden cumhuriyet dönemine bakabilir. Bizimle birlikte savaşlardan çıkan ülkeler bizden 50 yıl ilerideler. Bize teknoloji ve silah satıyorlar. Bizim yeraltı ve yer üstü doğal, kültürel zenginliklerimizi daha iyi biliyorlar. En acısıdır, bizim nasıl bir hayat yaşayacağımıza onlar karar veriyor.
Lütfen çocuklarınızı diploma için okutmayın. Onlara bol bol kitap okumasını ve imkanınız ölçüsünde ülkenin her yerine seyahatler yapmasını sağlayın. Dünyanın gözü bu topraklarda iken biz kendi gücümüzü göremiyor, pejmürde bir hayat yaşıyor ve halkımıza da aynısını yaşatıyoruz. Bu süreç kaderimiz değil, değiştirebiliriz…
