Susarım
Ağlarım, ağlatamam; hissederim, söyleyemem;
Dili yok kalbimin, ondan ne kadar bîzârım!
Oku, şâyed sana bir hisli yürek lâzımsa;
Oku, zîrâ onu yazdım, iki söz yazdımsa.
O bir şair, bir fikir adamı. Bütün ülkücüler gibi o da bir dönemin üvey evladı. O Mehmet Akif Ersoy. 27 Aralık onun ölüm yıldönümü. Kendisi hakkında yazabileceğim bir şey yok. Çünkü o Safahat’ın önsözünde, bir sayfada kendini anlatmış. Ben susarım, edepten susarım.
Cebinde borç aldığı 2 lira, İstiklal şiirinin ödülü olan bir serveti, 500 TL’yi geri çevirişi… Bugün elde ettiği mevki, makamdan olayı zenginleşen yöneticileri gördükçe susarım, öfkeden susarım.
Onun hayatına bakıp bugüne söyleyecek çok sözüm var ama… Bakıp görmeyenlerin, duyup işitmeyenlerin arasında kalmışız. Susarım, utançtan susarım.
Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın?
“Gömelim gel seni târîhe” desem, sığmazsın.
Ruhun şad olsun Mehmet Akif Ersoy!
